Kedağralıdır. Köprü Meşâhir-i ümerâdan Ahmed Bey bin eş-Şeyh Halîl Bey bin Gâzi Mehmed Bey bin eş-Şeyh Alâeddîn Ali bin İbrâhim eş-Şirvânî mahdûmu ve Köprü’de câmii ve hamâmı olan Tâceddîn Paşa’nın ammizâdesi oğludur.
Tâceddîn Paşa’nın maiyyetinde, sonra Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed dîvânında müstahdem olarak ümerâdan oldu. 9l8’de menkûb olduysa da akrabâsından nişâncı ve Anadolu kazaskeri Ca’fer Çelebi’nin şefâatiyle Mîrlivâ oldu. Hayli zaman Kedağra Emîri olup 933’de vefât etdi. Mahdûmu Câfer Bey’dir. 931’de tanzîm edilen Sivas Beylerbeyi Sinan Paşa’nın vakfiyesi zeylinde “fahrü’l-ümerâ Ekmel Bey bin Ahmed Bey” görüldü.
Günümüz Türkçesiyle
Kedağralıdır. Köprü'nün ünlü emirlerinden Ahmed Bey'in oğludur. Ahmed Bey, Şeyh Halîl Bey'in oğlu, o da Gâzi Mehmed Bey'in oğlu, o da Şeyh Alâeddin Ali'nin oğlu, o da Şirvanlı İbrâhim'in oğludur. Köprü'de camii ve hamamı bulunan Tâceddin Paşa'nın amcazadesinin oğludur.
Tâceddin Paşa'nın yanında, sonra Amasya valisi Şehzade Sultan Ahmed'in divanında görevli olarak emirlerden oldu. 918'de [1512-13] mevkiinden düşürüldüyse de akrabası olan nişancı ve Anadolu kazaskeri Ca'fer Çelebi'nin şefaatiyle mîrlivâ [sancak beyi] oldu. Uzun süre Kedağra Emiri olup 933'te [1526-27] öldü. Oğlu Câfer Bey'dir. 931'de [1524-25] düzenlenen Sivas Beylerbeyi Sinan Paşa'nın vakfiyesinin zeylinde "emirlerin övüncü Ekmel Bey bin Ahmed Bey" diye geçtiği görüldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- Kedağra: yer adı; metinde Köprü ile birlikte anılır
- meşâhîr-i ümerâ: ünlü emirler
- ammizâde: amca oğlu
- maiyet: yanında bulunanlar, ast olarak çalışma
- müstahdem: görevli, çalıştırılan
- menkûb: başına felâket gelmiş, mevkiinden düşmüş
- nişâncı: padişah fermanlarına tuğra çeken divan görevlisi
- kazasker: ordu kadısı, başkadı
- şefâat: aracılık, kayırma
- mîrlivâ: sancak beyi
- zeyl: bir belgeye sonradan eklenen bölüm
- fahrü'l-ümerâ: emirlerin övüncü
Aynı Soy, Aynı Kalem
Hüsameddin'in verdiği soy zinciri, Tâcîzâde Câfer Çelebi'nin biyografisinde de görülür: Câfer Çelebi, "Tâcî Beğ" diye bilinen Kefe Beylerbeyi Hacı Beğzâde Tâceddin İbrâhim Paşa'nın oğludur ve bu zincirde Tâceddin İbrâhim Paşa, Safiyyüddin Mustafa Çelebi'nin, o da Gâzi Mehmed Bey'in, o da Şeyh Alâeddin Ali'nin, o da İbrâhim'in oğlu olarak geçer. Ekmel Bey'in zinciri ile Câfer Çelebi'nin zinciri aynı Gâzi Mehmed Bey'de birleşir: Ahmed Bey, Gâzi Mehmed Bey'in oğlu Halîl'in oğludur; Tâceddin Paşa ise Gâzi Mehmed Bey'in oğlu Safiyyüddin Mustafa'nın oğludur. Bu durumda Ahmed Bey ile Tâceddin Paşa amca çocuklarıdır, Ekmel Bey de Tâceddin Paşa'nın amcazadesinin oğludur; Hüsameddin'in "ammizâdesi oğlu" demesiyle uyuşur. Ca'fer Çelebi de Tâceddin Paşa'nın oğlu olduğundan, iki kişi birbirinin akrabasıdır; Hüsameddin'in söylediği ilişki soy zincirleriyle tutarlıdır. Ancak Câfer Çelebi'nin biyografisini yazan ansiklopedi yazarı, bu soy zincirindeki kişilere dair Hüsameddin'in Nişancılar Durağı adlı eserinden başka bir kaynakta bilgi bulunmadığını belirtir. Yani iki kayıt birbirini doğrulamıyor; ikisi de aynı yazardan geliyor.
Ca'fer Çelebi ve 918
Câfer Çelebi 856'da [1452] Amasya'da doğmuş, Tâcî Bey'in oğludur. Babası şair, münşî ve hattat olup Şehzade Bayezid'in Amasya'daki defterdarı olarak görev yapmıştır. Câfer Çelebi 903'te [1497] nişancı olmuş, II. Bayezid'in son yıllarındaki taht mücadelesinde Şehzade Ahmed'i desteklemiştir. Eylül 1511'de Şehzade Selim taraftarı yeniçeriler Şehzade Ahmed'i tutan yüksek görevlilerin evlerini yağmalayınca Câfer Çelebi canını güçlükle kurtarmış, görevinden alınmıştır. II. Bayezid Nisan 1512'de [Safer 918] oğlu Selim lehine tahttan çekilmiştir. Câfer Çelebi Eylül 1511 ile Aralık 1513 arasında resmî bir görevde bulunmamış, Aralık 1513'te yeniden nişancı, 1514'te Çaldıran Seferi dönüşü Anadolu kazaskeri olmuştur.
Hüsameddin, Ekmel Bey'in 918'de [1512-13] mevkiinden düşürüldüğünü, sonra Câfer Çelebi'nin şefaatiyle mîrlivâ olduğunu yazar. Bu yıl, II. Bayezid'in Şehzade Selim lehine tahttan çekildiği yıldır ve Ekmel Bey Amasya valisi Şehzade Ahmed'in divanında çalışmıştı. Ekmel Bey'in düşüşünün bununla ilgili olabileceği düşünülebilir; kaynak bunu söylemez, bu bir çıkarımdır. Câfer Çelebi'nin şefaati için ise en erken Aralık 1513'ten sonrası, Anadolu kazaskerliği için 1514 sonrası söz konusu olabilir; Hüsameddin'in "nişancı ve Anadolu kazaskeri" diye iki unvanı birlikte yazması, Câfer Çelebi'nin bu iki makamı ayrı zamanlarda taşıdığını özetleyen bir anlatım olabilir; bu da bir çıkarımdır.
Köprü ve Kedağra
Köprü'deki Tâceddin Paşa Camii ve hamamı, Kedağra adının bugünkü karşılığı, Ahmed Bey ve Ekmel Bey'in emirliği ve Sinan Paşa vakfiyesinin zeyli hakkında okunan kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Kaynakça