Amasyalıdır. Amasya‘nın meşâyîh-i ulemâsından eş-Şeyh Hamîdeddîn Mehmed Çelebi bin İbrâhim’in mahdûmu ve sâdât-ı Rifâîyye’den es-Seyyid eş-Şeyh Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebi bin es-Seyyid İzzeddîn Hasan Çelebi bin sâhibü’l-hâl es-Seyyid eş-Şeyh Ahmedü’l-Kebîrü’r-Rifâî kerîmezâdesidir.
Amasya ulemâsından Taceddîn İbrâhim et-Tokâdî, Sultâniye-i Merzifon müderrisi Ferîdeddîn Mehmed ed-Devvânî, Pîr Sunullah Amâsî’den tahsîl-i ulûm ederek ders-i âm oldu. Atabeg Gâzi müderrisi olup hayli müddet tedrîs-i ulûm etdi.
854’de kâdı-i Tokat, 857’de nâib-i Sivas ve 861’de Torumtay müderrisi, 865’de Amasya nâibi görüldü. [247] 874 senesi hilâlinde vefât etdi. Kibâr-ı ulemâ ve kudâtdan bir zât idi. Tokat kadısı iken bir vakfiye bâlâsında “Efdal bin Hamîd el-Hüseynî” diye imzâsı görüldü.
Amasya‘da yazdığı bir “Kudûrî” kitâbının sonunda “Efdalüddîn Hüseyin bin Hamîdeddîn el-Hüseynî el-Amâsî” imzâsı da görüldü. Mahdûmu Şeyhülislâm Hamîdeddîn Efendi’dir. Diğer mahdûmu Tâceddîn İbrâhim Çelebi’dir. Hamîdeddîn Efendi’nin mahdûmları Salâhaddîn Mûsâ, Şemseddîn Ahmed Efendilerdir. Bunlara “Efdalzâde” dendi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Amasya'nın şeyhlerinden ve âlimlerinden Şeyh Hamîdeddin Mehmed Çelebi bin İbrâhim'in oğludur. Rifâî seyyitlerinden Seyyid Şeyh Hüsâmeddin Hüseyin Çelebi'nin kızının oğludur; Hüsâmeddin Hüseyin Çelebi, Seyyid İzzeddin Hasan Çelebi'nin oğludur ve soyu sahibü'l-hâl Seyyid Şeyh Ahmedü'l-Kebîr er-Rifâî'ye dayanır.
Amasya âlimlerinden Tâceddin İbrâhim et-Tokâdî'den, Merzifon Sultâniye Medresesi müderrisi Ferîdeddin Mehmed ed-Devvânî'den ve Pîr Sunullah Amâsî'den ilim öğrenip genel ders verme yetkisini aldı. Atabeg Gazi Medresesi müderrisi olup uzun süre ders verdi.
854'te [1450-51] Tokat kadısı, 857'de [1453-54] Sivas naibi, 861'de [1456-57] Torumtay müderrisi, 865'te [1460-61] Amasya naibi olarak görüldü. 874 yılı başında [1469-70] öldü. Büyük âlimlerden ve kadılardan biriydi. Tokat kadısı iken bir vakfiyenin üst tarafında "Efdal bin Hamîd el-Hüseynî" diye imzası görüldü.
Amasya'da yazdığı bir Kudûrî kitabının sonunda "Efdalüddin Hüseyin bin Hamîdeddin el-Hüseynî el-Amâsî" imzası da görüldü. Oğlu Şeyhülislâm Hamîdeddin Efendi'dir. Öteki oğlu Tâceddin İbrâhim Çelebi'dir. Hamîdeddin Efendi'nin oğulları Salâhaddin Mûsâ ile Şemseddin Ahmed Efendilerdir. Bunlara "Efdalzâde" denildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- meşâyîh-i ulemâ: şeyh ve âlimler
- sâdât-ı Rifâîyye: Rifâî tarikatının seyyitleri (Hz. Peygamber soyundan gelenler)
- kerîmezâde: kızın oğlu, torun
- sâhibü'l-hâl: manevi hâl sahibi, velî
- tahsîl-i ulûm: ilim öğrenme
- ders-i âm: genel ders verme yetkisine sahip müderris
- müderris: medrese hocası
- nâib: kadının vekili, yardımcı kadı
- hilâl: ayın başı
- kibâr-ı ulemâ ve kudât: büyük âlimler ve kadılar
- vakfiye: vakıf senedi
- Kudûrî: Hanefî fıkhına dair, medreselerde okutulan kısa bir kitap
- Şeyhülislâm: devletin en yüksek dinî makamı
Rifâî Soyu
Metindeki zincirde Hüsâmeddin Hüseyin Çelebi, Ahmed er-Rifâî'nin iki kuşak sonrası gibi görünür. Oysa Ahmed er-Rifâî 578'de [1182] ölmüştür ve Efdalüddin 15. yüzyılda yaşamıştır. Bu yüzden zincirdeki "oğlu" sözleri soy anlamında okunmalı, aradaki kuşakların yazılmadığı düşünülmelidir; bu bir çıkarımdır. Rifâî tarikatı 13. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu'da bilinmektedir ve Amasya'daki Rifâî varlığı Hüsameddin'in 260 numaralı maddesinde de görülür.
Oğlu Hamîdüddin Efendi
Hamîdeddin Efendi, ansiklopedilerde Hamîdüddin Efendi ya da Efdalzâde adıyla anılır. Bir ansiklopedi maddesi onu II. Murad döneminin âlimlerinden Efdalüddin el-Hüseynî'nin oğlu olarak tanıtır; bu, Hüsameddin'in verdiği "Efdal bin Hamîd el-Hüseynî" imzasıyla örtüşür. Hamîdüddin Efendi ilk eğitimini babasından almış, Molla Yegân'dan mülâzım olmuş, müderrisliğe Bursa'da Kaplıca Medresesi'nde başlamıştır. 23 Mart 1473'te Sahn-ı Semân medreselerinden birine müderris olmuş, sonra Edirne kadısı ve İstanbul kadısı olmuştur. Edirne kadısı olarak Haziran 1478'de bir vakfiyeyi onayladığı belgelenmiştir. Mart 1496'da şeyhülislâmlığa getirilmiş, yedi yıl kadar bu görevde kalmış, Şubat 1503'te ölerek Eyüp Camii hazîresine gömülmüştür. Fatih'te bir medrese ile Edirnekapı'da bir mescit ve sebil yaptırmıştır. Hâşiyeleri uzun süre medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur.
Maddede bu zatın oğlu olarak anılan Salâhaddin Mûsâ, aynı kaynağa göre Sahn-ı Semân müderrisliğine kadar yükselmiş ve Eylül 1556'da ölmüştür; Hüsameddin'in verdiği ad bununla tutar. Ansiklopedi maddesi Amasya'dan söz etmez; Efdalüddin'in ve ailesinin Amasya bağı bu kaynakla doğrulanmıyor, yalnız Hüsameddin'in aktardığı imza kayıtlarına dayanıyor. Hamîdüddin adının, Efdalüddin'in babası Hamîdeddin Mehmed Çelebi'nin adını yaşatması düşünülebilir; bu bir çıkarımdır.
Torumtay ve Amasya Medreseleri
Efdalüddin'in görev yaptığı Torumtay Medresesi, Torumtay'ın vakfıdır. Torumtay vakfiyesi 1266 tarihlidir; Tuncer Baykara medresenin 1240'lı yıllarda yapıldığını düşünür. Vakfın gelirleri genellikle Amasya çevresindeki köylerden alınan buğdaydır. Efdalüddin'in Atabeg Gazi Medresesi'nde ders verdiğine, Pîr Sunullah Amâsî'ye, Tâceddin İbrâhim et-Tokâdî'ye ve Ferîdeddin Mehmed ed-Devvânî'ye dair okunan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 338–339. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Cahit Baltacı, "Hamîdüddin Efendi, Efdalzâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1997, https://islamansiklopedisi.org.tr/hamiduddin-efendi-efdalzade
- Tuncer Baykara, "Amasya Şehri'nin İlk Türk (XI-XIII) Yüzyılları", XVIII. Türk Tarih Kongresi Bildirileri II, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2022, s. 387–398, https://www.ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2022/03/12-TuncerBaykara.pdf