677'de Kırım'da vefât eden Sultân İzzeddîn Keykâvus bin Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev bin Sultân Alâ'eddîn Keykubâd Hân'ın büyük şehzâdesi olup vâlidesi Moğol hânlarından ilk müslim olan Berkay (Berke) Hân'ın kerîmesi Orbay Hâtun idi. 687 şevvâlinde [425] Simre (Amasya)'da câlis-i taht-ı Selçûkî olarak Amasya hükümdârı⁴⁰⁸ oldukda Amasya vâlîsi beylerbeyi Necmeddîn Ferruh Bey vezîr olmuşdur.
Amasya kadısı Gıyâseddîn Mahmûd el-Garmînî kâdı'l-kudât ve İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey kemâ-kân pervâne-i sultânî, Amasya muhassılı Hâce Muhibbeddîn Mevdûdü'z-Ziyârî müstevfi'l-memâlik ve Tatarlar'a intisâbı mükemmel olan Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî⁴⁰⁹ atabeg-i saltanat olup bunlar üzerine Erzincân'da ikâmet eden Anadolu nâzır-ı umûmîsi Geyhatu Hân tarafından bi'l-vekâle Tolatay Bozgucî (Tolatay Noyin) dahi nâzır-ı umûr-ı memleket nasb edilmişdir.
Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân-ı Sânî Amasya'da hall ü akd-ı umûra mübâşeret ederek meşâhîr-i ümerâdan Şemseddîn Tutaş Beyzâde Muzaffereddîn Arslan Bey'i Kastamonu vâlîliğine, Alâ'eddîn Savcı Bey'i Sivas vâlîliğine, Devletşâhzâde Gıyâseddîn İsmâ'il Bey'i Ankara vâlîliğine, Pervâne Beyzâde İzzeddîn Muhammed Bey'i sevâhil-i bahriyye emâretine ve "Tâcî Kızıl" demekle meşhûr Tâceddîn İbrâhim Bey'i Tokat emâretine nasb eyledi.
Hudûd-ı Rûmiyye üzerinde kâ'in Söğüt kasabasında ikâmet ederek [426] Rûmlar'a karşı mücâhedâtıyla iştihâr eden uç beyi Turahanlu⁴¹⁰ kabîlesi re'îsi Süleyman Şâh oğlu Gâzi Ertuğrul Bey, Aylemü'z-Zâhir'de mezkûr olduğu üzere bu sene⁴¹¹ vefât eylediğinden yerine mahdûm-ı âlîleri Muzaffereddîn Osmân Bey kâ'im olmuşdur.
Câmiu'd-Düvel'de mezkûr olduğu üzere Gâzi Ertuğrul Bey zamânında Rûmlar'a karşı gâlib olan ehl-i İslâmı ya'nî Söğüt kasabasında ve havâlîsinde meskûn olan Kayı Hân oymaklarını müşârün-ileyhin vefâtından bi'l-istifâde Rûmlar, külliyen istîsâle niyyet ve tedârikât-ı külliyeye kıyâm ediyorlardı. Bunu tahkîk eden Muzaffereddîn Osmân Bey, birâderzâdesi Aktimur Bey'i⁴¹² a'yân-ı etbâ'ından Gündüz ve Oykud Beyler'le Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd-ı [427] Sânî nezdine Amasya'ya irsâl ve pederinin vefâtıyla Rûmlar'ın harekâtını ve niyyâtını iş'âr ve istimdâd ediyor.
Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân, Gâzi Ertuğrul Beyzâde Muzaffereddîn Osmân Bey'e pederinin emâretini tevcîh ve mühimmât-ı harbiyye ve esliha-i kâfiye irsâliyle imdâd ederek o havâlîde bulunan beylere dahi Osmân Bey'e mu'âvenet etmelerini emr ve irâde etdikden sonra Osmân Bey'in gönderdiği zevâtı mutayyaben i'âde eyliyor.
Söğüt emîri Muzaffereddîn Osmân Bey, Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân'dan aldığı mühimmât ve esliha ile ordusunu techîz ederek 688'de harb ediyor, muhârebe-i vâkı'ada Rûmlar'ı bozup Karaca Hisâr'ı cebren feth etdikden sonra tarafından hâkim nasb ediyor, ibtidâ Tursun Fakîh, Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd nâmına, ba'dehû Muzaffereddîn Osmân ismine hutbe okuyor, işte bu hutbe-i belâgat Osmân Bey'in ibtidâ Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân himâyesinde olarak istiklâline berâ'at-i istihlâl oluyordu.⁴¹³
Emîr Muzaffereddîn Osmân Bey, muzafferiyyet-i vâkı'ayı Amasya hükümdârı olan Sultân Mes'ûd Hân'a, feth eylediği Karaca Hisâr'ın esîr edilen [428] tekûrunu (beyini) hayli üserâ ve ru'ûs-ı maktû'a ile takdîm ederek i'lâm etmekle Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd Hân fevkalâde mahzûz olup emîr-i müşârün-ileyhe kendi hâs atlarından birkaç donanmış at, debbûs, hıl'at-ı fâhire, tabl ve alem ve bir seyf-i mahsûs irsâl⁴¹⁴ ve feth etdiği memâliki, mülk-i mevrûsu olan Söğüt şehrine ilhâken uhdesine tevcîh eyledi.
Câmiu'd-Düvel'de Dervîş Ahmed Efendi'nin nakl ve tercîh ve Tâcü't-Tevârîh'de Hâce Sa'deddîn Efendi'nin tashîh eylediği şu rivâyet-i mevsûka, cereyân-ı vekâyi'-i târîhiyyeye mutâbık olduğu hâlde Alâ'addîn Keykubâd'ın 699'da tabl ve alem irsâli târîhe muvâfık değildir. Çünkü selâtîn-i Selçûkiyye'den Alâ'eddîn Keykubâd-ı Evvel 634'de merhûm ve Alâ'eddîn Keykubâd-ı Sânî dahi 696'da hükümdâr ve 699'da ma'zûl olduğu târîhen mazbûtdur.
Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân'ın Emîr Muzaffereddîn Osmân Bey'e gönderdiği seyf-i mahsusu îsâle me'mûr bulunduğu maznûn ve Amasyalı olduğu kayden muhakkak olan ulemâdan Mecdeddîn Îsâ bin Tagar es-Salgarî emîr-i müşârün-ileyhe taklîd ve kayınpederi olup "Ede Bâlî, Ata Bâlî" demekle meşhûr olan eş-Şeyh İmâdeddîn Mustafa bin İbrâhim bin İnâc el-Kırşehrî de du'â etdikleri zann olunmakdadır. [429]
Çünkü 727'de Bursa kadısı bulunan Şemseddîn Ahmed bin eş-Şeyh Mustafa bin İbrâhim el-Kırşehrî, şeyh-i müşârün-ileyhin mahdûmu ve 743'de vezîr bulunan Nizâmeddîn Ahmed Paşa bin Şemseddîn Mahmûd bin eş-Şeyh Mustafa Bâlî dahi müşârün-ileyhin hafîdi, kezâlik evâhir-i ahd-i Osmânî'de kâdı'l-kudâti'l-Osmâniyye olan Musliheddîn Mûsâ bin Mecdeddîn Îsâ es-Salgarî, âlim-i müşârün-ileyhin mahdûmu ve 761'de vezîr-i kebîr bulunup Sinan Paşa⁴¹⁵ demekle meşhûr olan Sinâneddîn Yûsuf Paşa bin es-Sadru'l-Kebîr Îsâ dahi müşârün-ileyhin hafîdi olduğu kuyûd-ı atîkadan anlaşılmakdadır.
Selâtîn-i Âl-i Osmân hazerâtının Amasya şehrine karşı ibrâz buyurdukları hissiyât-ı teveccüh-kârâne târîhen meşhûd ve Amasya ümerâsının ve a'yânının selâtîn-i Âl-i Osmân hazerâtına tav'an arz-ı mutâba'at ve her husûsda ibrâz-ı sadâkat etdikleri de târîhen müsellem olduğu tedkîk edilirse Amasya'nın ve Amasyalıların saltanat-ı celîle-i Osmâniyye'ye karşı mevki'leri tamâmiyle ta'ayyün eder ve tabl ve alem irsâli de Amasya hükûmetinden sebk eylediği anlaşılır.
Taklîd-i seyfin Mevlânâ Celâleddîn-i Muhammed Rûmî Hazretleri yâhud ahfâdı taraflarından îfâ edildiği, târîh ile gayr-i kâbil-i te'lîf olan hurâfât-ı Mevleviyye'den ma'dûddur. 1012'de câlis-i taht-ı Osmânî olan [430] Sultân Ahmed Hân-ı Evvel hazretlerine kadar ahfâd-ı Mevlânâ'dan ma'dûd olan zevâtdan⁴¹⁶ hiçbirinin selâtîn-i Âl-i Osmân hazerâtına taklîd-i seyf etdikleri târîhen ma'lûm değildir.
Moğol hükümdârı Argun Hân'ın ittihâz eylediği şu tedâbîr-i muvakkata Anadolu sükkânını te'mîn ve Türkmen beylerinin harekâtını ta'dîl edecek bir hâlde değil idi. Çünkü bu kadar zevâtı ta'yîn ve ikdâr etdiği hâlde bir müddet sonra Mücîreddîn Emîr Şâh yalnız tahsîl-i emvâle münhasır olarak nüfûz-ı saltanat, müstakillen nâzır-ı memleket olan Tulatay Noyin'in şahsında temerküz ediyor, Argun Hân'ın kendisi ve her beldede ikâme eylediği Tatar şıhneleri eski mezâlimi ma'a-ziyâdetin yapıyorlardı.
689'da Simre kâdı'l-kudâtı Gıyâseddîn Mahmûd bin Abdül'azîz el-Garmînî irtihâl-i dâr-ı bekâ ederek meşâhîr-i kudâtdan Nâsıreddîn Muhammed bin Ahmed el-Bôrî Simre kâdı'l-kudâtı olmuş, eş-Şeyh Sadreddîn Muhammed Çelebi Mevleviye şeyhi ve Şihâbeddîn Ahmed Baba Mes'ûdiyye şeyhi bulunup Şemseddîn Ahmed bin el-Verdî ve Mecdeddîn Ömer bin el-Hakkârî ve Mecdeddîn Îsâ es-Salgârî meşâhîr-i ulemâdan görülmüşdür.
Târîh-i İbni Bîbî'de mezkûr olduğu üzere mukaddemen Tebrîz'e giden Anadolu nâzırı Geyhatu Hân'ın bu esnâda Erzincân'a avdeti şâyi' oldukda Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân nâzır-ı mûmâ-ileyhi istikbâl etmek [431] üzere Mücîreddîn Emîr Şâh Bey'i alıp Erzincân'a gidiyor, Devletşâhzâde Gıyâseddîn İbrâhim Bey âbâ vü ecdâdının memleketi olan Kastamonu şehrine ansızın hücûm ederek vâlîsi bulunan "Alp Yörük" demekle meşhûr Muzaffereddîn Arslan Bey'i katl ve şehri zabt ediyordu.
Kastamonu hâkimi Gıyâseddîn İbrâhim Bey bu kadarla iktifâ etmiyor, Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd'un Amasya'da sâkin olan birâderi Rükneddîn Kılıç Arslan'ı hafiyyen Kastamonu'ya celb ederek pâdişâhlığını i'lân eyliyor, kendisi nâib-i saltanat olup Sultân Kılıç Arslan nâmına bütün memâlik-i Dânişmendiye'yi istîlâya kalkışıyordu.
Bu vekâyi'i müte'âkib Argun Hân, irtikâb etdiği mezâlimin mücâzâtı olarak genç iken 690 senesi evâ'ilinde helâk oldukda Erzincân'da bulunan birâderi Geyhatu Hân der-akab Tebrîz'e gidip câlis-i taht-ı İlhânî oldu. Kastamonu hâkimi İbrâhim Bey'in harekâtı Geyhatu Hân'ın hiddetini celb etmekle Sultân Mes'ûd'un ma'iyyetine bir kuvve-i kâfiye terfîk ederek Kastamonu'ya irsâl eyledi.
Amasya hükümdârı Sultân Mes'ûd Hân, asâkir-i Tatar'ı alıp nâib-i saltanatı Mücîreddîn Emîr Şâh, vezîri Necmeddîn Ferruh Beyler'le 690'da Kastamonu tarafına âzim olduysa da İbrâhim Bey'in harbinde münhezim ve her üçü de esîr oldu. Çünkü Sultân Mes'ûd'un yanında Tatar askerini gören Türkmenler, az oldukları hâlde Tatar mezâlimi altında cân vermemek için cândan harb etmişler idi. [432]
Müte'âkiben "Candâr" demekle meşhûr olan Şemseddîn Timur Paşa bin Arslan Bey⁴¹⁷ mensûb olduğu Alayuntlu kabîlesi Türkmenleri'ni yanına alıp Sultân Kılıç Arslan tarafdârânıyla harb ederek onları bozdu. Sultân Mes'ûd'u, Mücîreddîn ve Necmeddîn Beyler'le esâretden tahlîs ederek Osmâncık'a kadar getirdi. Buradan Sultân Mes'ûd Hân, erkân-ı devletiyle beraber Simre'ye avdet edib Şemseddîn Timur Bey'i Kastamonu vâlîliğine nasb eylemişdir.
Fakat sultân-ı müşârün-ileyhin vezîri Necmeddîn Ferruh Bey Amasya'ya geldiği esnâda vefât eylediğinden Amasya'da binâ etdiği Burma Minâre demekle meşhûr olan câmi-i şerîfi derûnunda defn edilmiş olduğu türbesinden ve evkâfını tanzîme vakti müsâ'id olmadığı cihetle halefi bulunan İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey tertîb eylediği de vakıf-nâmesinden nümâyândır. Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî vezîr olmuşdur.
691 evâ'ilinde Konya tarafı hükümdârı olan Sultân Gıyâseddîn Keyhusrev bin Keykubâd bin Keyhusrev dahi vefât etmekle Amasya hükümdârı Sultân Gıyâseddîn Mes'ûd Hân bütün Anadolu hükümdârı olduğunu müte'âkib Geyhatu Hân, Tolatay'ı azl edib Taştimur el-Hatâyî nâmında müslim bir emîri Anadolu nâzırı nasb ve irsâl eyledi. Sultân Mes'ûd Hân [433] ba'dehû Konya'ya gidip Amasya emâretini İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey'e mâlikâne olmak üzere tevcîh etmişdir.
Günümüz Türkçesiyle
677'de [1278-79] Kırım'da ölen Sultan İzzeddîn Keykâvus bin Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev bin Sultan Alâeddîn Keykubad Han'ın büyük oğludur. Annesi, Moğol hanlarından ilk Müslüman olan Berkay (Berke) Han'ın kızı Orbay Hatun'dur. 687 şevvalinde [1288] Simre'de (Amasya'da) Selçuklu tahtına oturup Amasya hükümdarı olunca Amasya valisi ve beylerbeyi Necmeddîn Ferruh Bey vezir oldu.
Amasya kadısı Gıyâseddîn Mahmûd el-Garmînî kâdılkudât, İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey eskisi gibi sultanî pervane, Amasya muhassılı (vergi toplayıcısı) Hâce Muhibbeddîn Mevdûdü'z-Ziyârî müstevfi'l-memâlik, Tatarlara bağlılığı tam olan Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî atabeg oldu. Bunların üzerine, Erzincan'da oturan Anadolu genel nâzırı Geyhatu Han adına vekil olarak Tolatay Bozgucî (Tolatay Noyin) de ülke işlerinin nâzırı atandı.
Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han (ikinci) Amasya'da işlerin bağlanıp çözülmesine başlayarak ünlü emirlerden Şemseddîn Tutaş Beyoğlu Muzaffereddîn Arslan Bey'i Kastamonu valiliğine, Alâeddîn Savcı Bey'i Sivas valiliğine, Devletşâhoğlu Gıyâseddîn İsmâ'il Bey'i Ankara valiliğine, Pervâne Beyoğlu İzzeddîn Muhammed Bey'i kıyı bölgeleri emirliğine ve "Tâcî Kızıl" diye ünlü Tâceddîn İbrâhim Bey'i Tokat emirliğine atadı.
Rum sınırında bulunan Söğüt kasabasında oturarak Rumlara karşı cihadlarıyla tanınan uç beyi, Turahanlu kabilesi başkanı Süleyman Şah oğlu Gâzi Ertuğrul Bey, Aylemü'z-Zâhir'de anıldığına göre bu yıl öldüğünden yerine oğlu Muzaffereddîn Osmân Bey geçti.
Câmiu'd-Düvel'de anıldığına göre Gâzi Ertuğrul Bey zamanında Rumlara karşı üstün gelen İslâm topluluğunu, yani Söğüt kasabasında ve çevresinde oturan Kayı Han oymaklarını, Ertuğrul'un ölümünden yararlanan Rumlar tamamen kökünden temizlemeyi düşünüp büyük hazırlıklara girişiyorlardı. Bunu öğrenen Muzaffereddîn Osmân Bey, yeğeni Aktimur Bey'i yakın adamlarından Gündüz ve Oykud Beyler'le birlikte Amasya'da Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd-ı Sânî'nin yanına gönderdi ve babasının ölümünü, Rumların hareketini ve niyetlerini bildirip yardım istedi.
Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han, Gâzi Ertuğrul oğlu Muzaffereddîn Osmân Bey'e babasının emirliğini verdi; savaş gereçleri ve yeterli silahlar göndererek yardım etti ve o çevredeki beylere de Osmân Bey'e yardım etmelerini emretti. Osmân Bey'in gönderdiği kişileri de iyi karşılayıp geri gönderdi.
Söğüt emiri Muzaffereddîn Osmân Bey, Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han'dan aldığı gereçler ve silahlarla ordusunu donatıp 688'de [1289] savaştı. Yapılan savaşta Rumları bozup Karacahisar'ı zorla fethettikten sonra oraya kendi adına hâkim atadı. Önce Tursun Fakîh Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd adına, sonra Muzaffereddîn Osmân adına hutbe okudu. İşte bu hutbe, Osmân Bey'in önce Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han'ın himayesinde olarak bağımsızlığa doğru attığı adımın belgesi oluyordu.
Emîr Muzaffereddîn Osmân Bey, kazandığı zaferi, fethettiği Karacahisar'ın esir alınan tekûrunu (beyini) çok sayıda esir ve kesik başla birlikte takdim ederek Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han'a bildirdi. Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd Han çok sevinip emire kendi has atlarından birkaç donanımlı at, topuzlu savaş gürzü, değerli bir hil'at (şeref elbisesi), tabl ve alem (davul ve sancak) ve özel bir kılıç gönderdi; fethettiği yerleri babadan kalan mülkü olan Söğüt şehrine ekleyerek ona verdi.
Câmiu'd-Düvel'de Dervîş Ahmed Efendi'nin aktardığı ve tercih ettiği, Tâcü't-Tevârîh'de Hâce Sa'deddîn Efendi'nin düzelttiği bu güvenilir rivayet, tarihî olayların akışına uygun olduğu hâlde, Alâeddîn Keykubad'ın 699'da [1299-1300] tabl ve alem göndermesi tarihe uygun değildir. Çünkü Selçuklu sultanlarından birinci Alâeddîn Keykubad'ın 634'te [1236-37] öldüğü, ikinci Alâeddîn Keykubad'ın ise 696'da [1296-97] hükümdar olup 699'da azledildiği tarihen kesindir.
Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han'ın Emîr Muzaffereddîn Osmân Bey'e gönderdiği özel kılıcı teslim etmekle görevli olduğu sanılan, Amasyalı olduğu kayıtlardan kesin olan âlimlerden Mecdeddîn Îsâ bin Tagar es-Salgarî, emire kılıcı kuşatmış; kayınpederi olup "Ede Bâlî, Ata Bâlî" diye ünlü Şeyh İmâdeddîn Mustafa bin İbrâhim bin İnâc el-Kırşehrî de dua etmiştir diye sanılmaktadır.
Çünkü 727'de [1326-27] Bursa kadısı olan Şemseddîn Ahmed bin Şeyh Mustafa bin İbrâhim el-Kırşehrî adı geçen şeyhin oğludur. 743'te [1342-43] vezir olan Nizâmeddîn Ahmed Paşa bin Şemseddîn Mahmûd bin Şeyh Mustafa Bâlî de onun torunudur. Aynı biçimde Osmanlı döneminin sonlarında Osmanlı kâdılkudâtı (kazaskeri) olan Musliheddîn Mûsâ bin Mecdeddîn Îsâ es-Salgarî, adı geçen âlimin oğludur. 761'de [1359-60] baş vezir olan, Sinan Paşa diye ünlü Sinâneddîn Yûsuf Paşa bin es-Sadru'l-Kebîr Îsâ da onun torunudur. Bu durum eski kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Osmanlı sultanlarının Amasya şehrine karşı gösterdikleri sevgi duyguları tarihen görülmüştür. Amasya emirlerinin ve ileri gelenlerinin Osmanlı sultanlarına isteyerek itaat edip her konuda sadakat gösterdikleri de tarihen kabul edilmiştir. Bu incelenirse Amasya'nın ve Amasyalıların Osmanlı saltanatına karşı konumu tamamen ortaya çıkar ve tabl ve alem gönderilmesinin de Amasya hükümetinden geldiği anlaşılır.
Kılıç kuşatma işinin Mevlânâ Celâleddîn-i Muhammed Rûmî Hazretleri ya da torunları tarafından yapıldığı, tarihle uzlaştırılamayan Mevlevî hurafelerinden sayılır. 1012'de [1603] Osmanlı tahtına oturan Sultan Birinci Ahmed Han'a kadar, Mevlânâ'nın torunlarından sayılan kişilerden hiçbirinin Osmanlı sultanlarına kılıç kuşattığı tarihen bilinmiyor.
Moğol hükümdarı Argun Han'ın aldığı bu geçici tedbirler, Anadolu halkını güvene kavuşturacak ve Türkmen beylerinin hareketlerini ölçüye sokacak durumda değildi. Çünkü bu kadar kişiyi atayıp görevlendirdiği hâlde bir süre sonra Mücîreddîn Emîr Şâh yalnızca mal toplamakla uğraşır oldu; saltanat nüfuzu, bağımsız ülke nâzırı olan Tulatay Noyin'in şahsında toplandı. Argun Han'ın kendisi ve her şehirde yerleştirdiği Tatar şıhneleri eski zulümleri fazlasıyla sürdürüyorlardı.
689'da [1290] Simre kâdılkudâtı Gıyâseddîn Mahmûd bin Abdülazîz el-Garmînî ahiret yurduna göçünce ünlü kadılardan Nâsıreddîn Muhammed bin Ahmed el-Bôrî Simre kâdılkudâtı oldu. Şeyh Sadreddîn Muhammed Çelebi Mevlevî şeyhi, Şihâbeddîn Ahmed Baba Mes'ûdiyye şeyhi idi. Şemseddîn Ahmed bin el-Verdî, Mecdeddîn Ömer bin el-Hakkârî ve Mecdeddîn Îsâ es-Salgârî ünlü âlimlerden görülmüştür.
İbn Bîbî tarihinde anıldığına göre, daha önce Tebriz'e gitmiş olan Anadolu nâzırı Geyhatu Han'ın bu sırada Erzincan'a döndüğü haberi yayılınca Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han, adı geçen nâzırı karşılamak üzere Mücîreddîn Emîr Şâh Bey'i alıp Erzincan'a gitti. Devletşâhoğlu Gıyâseddîn İbrâhim Bey, ata ve dedelerinin memleketi olan Kastamonu şehrine ansızın saldırıp valisi "Alp Yörük" diye ünlü Muzaffereddîn Arslan Bey'i öldürdü ve şehri ele geçirdi.
Kastamonu hâkimi Gıyâseddîn İbrâhim Bey bununla yetinmedi. Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd'un Amasya'da oturan kardeşi Rükneddîn Kılıç Arslan'ı gizlice Kastamonu'ya getirip padişahlığını ilân etti. Kendisi saltanat naibi olarak Sultan Kılıç Arslan adına bütün Dânişmendiye ülkesini ele geçirmeye girişti.
Bu olayların ardından Argun Han, işlediği zulümlerin cezası olarak 690 başlarında [1291] genç yaşta ölünce Erzincan'da bulunan kardeşi Geyhatu Han hemen Tebriz'e gidip İlhanlı tahtına oturdu. Kastamonu hâkimi İbrâhim Bey'in hareketi Geyhatu Han'ın öfkesini çekti; Sultan Mes'ûd'un yanına yeterli bir kuvvet katıp Kastamonu'ya gönderdi.
Amasya hükümdarı Sultan Mes'ûd Han, Tatar askerini alıp saltanat naibi Mücîreddîn Emîr Şâh ve veziri Necmeddîn Ferruh Beyler'le 690'da Kastamonu tarafına gittiyse de İbrâhim Bey'le yaptığı savaşta yenildi ve üçü de esir düştü. Çünkü Sultan Mes'ûd'un yanında Tatar askerini gören Türkmenler, sayıca az olmalarına rağmen Tatar zulmü altında can vermemek için canla başla savaşmışlardı.
Ardından "Candar" diye ünlü, mensup olduğu Alayuntlu kabilesi Türkmenleri'ni yanına alan Arslan Bey oğlu Şemseddîn Timur Paşa, Sultan Kılıç Arslan yanlılarıyla savaşıp onları bozdu. Sultan Mes'ûd'u, Mücîreddîn ve Necmeddîn Beyler'le birlikte esaretten kurtarıp Osmancık'a kadar getirdi. Buradan Sultan Mes'ûd Han, devlet erkânıyla birlikte Simre'ye dönüp Şemseddîn Timur Bey'i Kastamonu valiliğine atadı.
Fakat adı geçen sultanın veziri Necmeddîn Ferruh Bey, Amasya'ya geldiği sırada öldü. Amasya'da yaptırdığı, Burma Minare diye ünlü şerefli caminin içinde gömülü olduğu türbesinden ve vakıflarını düzenlemeye vakti elvermediği için halefi İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey'in düzenlediği vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Şemseddîn Ahmed el-Lâkûşî vezir oldu.
691 başlarında [1292] Konya tarafının hükümdarı olan Sultan Gıyâseddîn Keyhusrev bin Keykubad bin Keyhusrev de ölünce Amasya hükümdarı Sultan Gıyâseddîn Mes'ûd Han bütün Anadolu hükümdarı oldu. Bunun üzerine Geyhatu Han, Tolatay'ı azledip Taştimur el-Hatâyî adında Müslüman bir emiri Anadolu nâzırı atayıp gönderdi. Sultan Mes'ûd Han daha sonra Konya'ya gidip Amasya emirliğini İzzeddîn Muhammed Pervâne Bey'e mâlikâne olarak (ömür boyu geliriyle) verdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muhassıl: vergi toplayıcısı
- hall ü akd: işleri bağlayıp çözme, yönetme yetkisi
- uç beyi: sınır bölgesinin beyi
- tekûr: Bizans kale ve bölge beyi
- debbûs: topuzlu savaş gürzü
- hıl'at: padişahın verdiği şeref elbisesi
- tabl ve alem: beyliğin ve hükümdarlığın işareti olan davul ve sancak
- mâlikâne: ömür boyu gelir olarak verilen iktâ
- taklîd-i seyf: yeni hükümdara kılıç kuşatma töreni
- şıhne: Moğol bölge sorumlusu, vali
Osman Bey ve Karacahisar
Bu madde, Osmanlı kuruluş tarihine Amasya'dan bir bağ kuran en dikkat çekici bölümdür. Hüsameddin'e göre Ertuğrul Bey'in ölümünden sonra Osman Bey, Sultan Mes'ûd'dan yardım istemiş, 688'de Karacahisar'ı fethetmiş, önce Mes'ûd adına, sonra kendi adına hutbe okutmuş, Sultan Mes'ûd da ona tabl, alem ve kılıç göndermiştir. Hüsameddin bu rivayetin kaynağı olarak Câmiu'd-Düvel ve Tâcü't-Tevârîh'i gösterir; ancak 699'da Alâeddin Keykubad adına gönderilen tabl ve alem rivayetini tarihe uygun bulmaz.
Bugünkü araştırmalar bu anlatıyı daha temkinli karşılar. Osman I maddesine göre Karacahisar'ın alınışı 687'de (1288) gerçekleşmiş görünür ve Selçuklu sultanının haraçgüzârı olan Karacahisar tekfuruna karşı bir hareket olarak yorumlanır. Osman bu fetihle bölgeye hâkim olmuş, fiilen Selçuklu-İlhanlı naiplerinin yerini almıştır. Rivayete göre Osman Karacahisar'da kendi adına hutbe okutmuştur; ancak aynı madde, Âşıkpaşazâde'de bu bağımsızlık iddiasının dayanağı olarak sayılan olguların çok sonraları, hanedanın Osman'la başladığına inananlarca eklenmiş olabileceğini yazar. Hüsameddin'in tabl ve alem rivayetinde 699'u tarihe aykırı bulması da bu yüzden anlamlıdır: III. Alâeddin Keykubad 1298-1302 arasında hüküm sürmüş ve kaynaklarda Osman ile birlikte Karacahisar kuşatmasında anılır. Hüsameddin ise 696'da hükümdar olan ikinci Keykubad'ı anar; sultan sayısı ve tarihler iki anlatıda ayrılmaktadır.
Ertuğrul'un ölüm tarihi de tartışmalıdır. Hüsameddin dipnotunda bu tarihin kaynaklarda 687, 680 ve 689 olarak geçtiğini yazar ve olayların akışına göre 687'yi daha güçlü bulur. Osman I maddesinde ise boyun Kayı olup olmadığı ve ailenin şeceresi kaynaklarda farklı biçimlerde kayıtlı olduğundan tartışmalı sayılır.
Buna karşılık, Sultan II. Mesud'un Amasya'da oturduğu ve Osman Bey'e buradan yardım ettiği iddiası, incelediğimiz kaynaklarda doğrulanamadı. Mesud II maddesinde sultanın, Argun Han tarafından Tebriz'den Anadolu'ya gönderildiği ve önce Kayseri'de, ardından Konya'da tahta çıktığı (1284) yazılıdır. Merkezi Amasya olarak göstermesi Hüsameddin'e özgüdür; kendisi de dipnotta bunu belge ve kayıtlarla kanıtlandığını bildirir.
Kastamonu Seferi
Kaynaklar, Mesud'un kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan'ın Kastamonu'ya gidip oranın hâkimi Çobanoğlu Yavlak Arslan ve Türkmenlerle birleşerek saltanat iddiasında bulunduğunu yazar. Geyhatu Han bir ordu göndermiş; ordunun başında II. Mesud, Mücîrüddin Emîrşah ve vezir Necmeddin ile Moğol komutanlar bulunmuştur. Sonuçta Moğol-Selçuklu ordusu üstün gelmiş, Yavlak Arslan öldürülmüştür (1292). Hüsameddin'in anlatısında ise Mesud yenilip esir düşer, Candar adıyla ünlü Şemseddin Timur Paşa onu kurtarır. Bu anlatı kaynaklardaki sonuçla uyuşmaz. Hüsameddin'in "Muzaffereddin Arslan (Alp Yörük)" dediği kişi büyük olasılıkla kaynaklardaki Çobanoğlu Muzaffereddin Yavlak Arslan'dır; fakat bu eşleştirme tarafımızca yapılmış bir çıkarımdır.
Mesud II Dönemi Amasya
Kaynaklara göre Mesud'un döneminde Amasya ve Niksar'da bir sel felaketi yaşanmıştır. Mesud 1308'de Kayseri'de ölmüştür. Kastamonu seferine çıkan orduda "Vezir Necmeddin"in bulunduğu da kaynaklarda geçer; bu, Hüsameddin'in Necmeddin Ferruh'u vezir göstermesiyle uyumludur. Lâkûşî'nin Anadolu'ya vezir olarak gönderilmesi de aynı kaynakta yazılıdır; ayrıntılar bakımından Hüsameddin'in sıralaması başka kaynaklarda doğrulanamadı.
Osmanlı Âlimleri ve Salgarî Soyu
Hüsameddin'in sıraladığı Kırşehrî ve Salgarî soyundan Osmanlı âlimleri ve vezirlerine ilişkin ayrıntıları ayrıca doğrulayamadık; bu bilgiler kendi kaynak ve kayıtlarına dayanır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 365–368. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar