Horasan eyâletinin merkezi olan Merv şehri havâlisinde kâin Mâhân karyesi ahâlîsinden Alî bin Ahmed mahdûmudur. İbtidâ Harezm ilinde eş-Şeyh Ebû Alî el-Bâğdâdî hulefâsından [416] ve Burhân Kâsânî telâmizesinden Tâceddîn Ebu’l-Vefa Mahmûd Harezmî¹⁸⁵ hizmetinde ulûm-i şer’iyye ve sûfiyyeyi ahz ü tefeyyüz edib hâdim ve tilmîz-i hâssı oldu.
Cengiz Hân’ın Horasan’a doğru ordusuyla yürüdüğünü gördüğünde şeyhinin ma’iyyetinde Bağdâd’a gelip orada bir müddet oturdu. Ba’dehû şeyhiyle beraber kalkıp Anadolu’ya geldi. Amasya’yı vatan ittihâz ederek şeyhi Mes’udiye Tekkesi şeyhi oldu.
625’de Taceddîn Ebu’l-Vefâ Sivaslıların da’veti üzerine Sivas’a gidip yerine Mes’ûdiye Hânkâhı Şeyhi olarak teayyün etdi. Gerek ilm ü fazîleti ve gerek zühd ü takvâsı ulemânın ve âmmenin muhabbetini ve hüsn-i i’tikadını kendisine celb etdiğinden fevkalâde iştihâr etdi.
Mes’ûdiye Tekkesi fevkalâde i’mâr edilerek evkâfı teksîr ve câmii tecdît edildi. Ta’âmiyesi mebzûl olduğundan gerek gurabâ ve gerek fukarâ bu imârethâne-i âlîden nevâle-çîn olup ümerâ, ulemâ, halk babanın mürîdânı oldu. Nüfûzu fevkalâde arttı. [417]
Baba İlyâs’ın bu kadar nüfûz-ı ikbâlini gören Baba İshâk Kefersûdî, bundan fevkalâde istifâde te’mîn edeceğini kestirip Mes’ûdiye Tekkesi’ne yerleşti. Baba’nın mürîd-i hâssı olup yedi yıl kadar hizmetinde cân ve bâş ile çalışdı.
Öteden beri meşâyih-i kirâm, muhibb-i âl-i âbâ tanıtmış olduğu cihetle Baba İshâk, işte bu muhabbet-i aleviyyeden istifâde ederek Baba İlyâs’ın fevkalâde i’timâdını kazanmışdı. Zaten köylülere kendisini evliyâ tanıtmış olması hasebiyle Baba İlyâs’ın bu i’timâdından istifâde etdi.
Baba İlyâs mezheben hanefi, i’tikâden Mâtürîdî meşreben ve tarîkaten Cüneydî idi. Baba İshâk’ın zâhiren tuttuğu meslek bu olmakla beraber bâtınen hulûl-i ittihâda mu’tekîd ibâha mesleğin mürevvic bir mülhid idi. Her halinde takiyye izhâr ederek mezhebini neşretmekteydi.
Nihâyet 636’da alem-i ifrâz-ı bâğî ve isyân olarak âlemi ıslâh etmeye me’mûr olduğunu der-meyân edib 637’de Amasya’yı istîlâ ve Resûlullâh olduğunu i’lân [418] etdiğinde Baba İlyâs Amasya civârında Çat mevki’inde kâin çiftliğine çekildi.
İki yıl zarfında Baba İshâk’ın avenesi perîşân olup kendisi de köpekler gibi asıldıktan sonra Mes’ûdiye Tekkesi tahrîb edilmişti. 644’de Tatar Beyleri’nin yardımıyla Tekke i’mâr edilip sâniyen şeyh olarak geldi. Çünkü mahdûmu Şemseddîn Mahmûd Çelebi Tatar Beyleri’ni elde etmişdi.
On üç yıl kadar da bu sefer icrâ-i meşîhat ve sa’âdet ve ikbâlini te’mîn etdikten sonra 657’de dâr-ı bekâya rihlet etdi. Medfeni Amasya civârında el-yevm İlyâs köyü demekle meşhûr çiftliğindedir. Sarılık Evliyâsı demekle meşhûr olan zâttır. Her yıl burası Hızır-İlyâs günü halk tarafından ziyâret olunur.
Mahdûmları Şemseddîn Mahmûd, Fahreddîn Ali, Ziyâeddîn Mes’ûd, Muhliseddîn Mûsâ Çelebiler’dir. Bunlar saltanât-ı İlhâniyye sâyesinde vüzerâ ve ümerâdan olmuşlardı. Hulefâsı da şunlardı: Behlûl Baba, İbik Baba, Lokman Baba, Tursan Baba, Dündar Baba, Osmân Baba’dır. [419]
Tarîkat-i Babâiyye’nin reîsi Baba İlyâs olduğu gibi nâşiri de hulefâsıdır. Lokman Baba’nın halîfesi Hacı Bektâş Baba’dır. Hacı Bektâşî Veli demekle iştihâr etdi. Osmân Baba’nın halîfesi de Süleyman Baba’dır. Evlâd-ı kirâmı şu’belere ayrılmışdır. Her biri bu tarihte yazılmışdır.
Günümüz Türkçesiyle
Horasan eyaletinin merkezi olan Merv şehri çevresindeki Mâhân köyü halkından, Alî oğlu Ahmed'in oğludur. Önce Harezm ilinde, Şeyh Ebû Alî el-Bâğdâdî'nin halifelerinden ve Burhân Kâsânî'nin öğrencilerinden Tâceddîn Ebu'l-Vefâ Mahmûd Harezmî'nin hizmetinde dinî ilimleri ve tasavvufu öğrenip ondan feyiz aldı; onun hizmetkârı ve özel öğrencisi oldu.
Cengiz Han'ın ordusuyla Horasan'a doğru yürüdüğünü görünce şeyhinin yanında Bağdat'a geldi ve orada bir süre oturdu. Sonra şeyhiyle birlikte kalkıp Anadolu'ya geldi. Amasya'yı yurt edinerek şeyhi Mes'ûdiye Tekkesi'nin şeyhi oldu.
625'te [1227-28] Tâceddîn Ebu'l-Vefâ, Sivaslıların daveti üzerine Sivas'a gidince, yerine Baba İlyâs Mes'ûdiye Hankâhı şeyhi olarak atandı. Hem ilmi ve fazileti, hem de zühd ve takvâsı âlimlerin ve halkın sevgisini ve iyi inancını kendisine çektiğinden olağanüstü ün yaptı.
Mes'ûdiye Tekkesi çok bakımlı hâle getirildi, vakıfları çoğaltıldı, cami yenilendi. Yemek ikramı bol olduğundan hem garipler hem fakirler bu yüce imarethaneden nasiplendi. Emirler, âlimler ve halk Baba'nın müridi oldu. Nüfuzu olağanüstü arttı.
Baba İlyâs'ın bu kadar nüfuz ve talih kazandığını gören Baba İshâk Kefersûdî, bundan büyük yarar sağlayacağını anlayıp Mes'ûdiye Tekkesi'ne yerleşti. Baba'nın özel müridi olup yedi yıl kadar canla başla hizmetinde çalıştı.
Büyük şeyhler öteden beri kendilerini Âl-i Abâ'nın (Peygamber'in ehl-i beytinin) dostu olarak tanıttıkları için Baba İshâk, bu Ali sevgisinden yararlanarak Baba İlyâs'ın büyük güvenini kazanmıştı. Zaten köylülere kendisini evliya olarak tanıtmış olması sebebiyle Baba İlyâs'ın bu güveninden de yararlandı.
Baba İlyâs mezhepçe Hanefî, inançta Mâtürîdî, meşrepçe ve tarikatça Cüneydî idi. Baba İshâk'ın görünüşte tuttuğu yol da buydu; ama içten içe Tanrı'nın insana girmesine ve onunla birleşmesine (hulûl ve ittihad) inanan, dinî yasakları tanımama (ibâha) yolunu yayan, dinden sapmış (mülhid) biriydi. Her hâlinde inancını gizleyerek (takiyye) kendi mezhebini yayıyordu.
Sonunda 636'da [1238-39] isyan bayrağını açıp dünyayı ıslah etmekle görevlendirildiğini söyleyerek 637'de [1239-40] Amasya'yı ele geçirdi ve peygamber olduğunu ilân etti. Bunun üzerine Baba İlyâs, Amasya yakınında Çat mevkiindeki çiftliğine çekildi.
İki yıl içinde Baba İshâk'ın çevresi dağıldı, kendisi de köpekler gibi asıldıktan sonra Mes'ûdiye Tekkesi yıkılmıştı. 644'te [1246-47] Tatar Beyleri'nin yardımıyla tekke onarılınca Baba İlyâs ikinci kez şeyh olarak geldi; çünkü oğlu Şemseddîn Mahmûd Çelebi Tatar Beyleri'ni kendi yanına çekmişti.
Bu defa on üç yıl kadar şeyhlik yapıp mutluluğunu ve talihini sağladıktan sonra 657'de [1258-59] ahirete göçtü. Mezarı, Amasya yakınında bugün İlyâs Köyü diye ünlü çiftliğindedir. Sarılık Evliyası diye ünlü olan zat odur. Her yıl bu yer Hızır-İlyas günü halk tarafından ziyaret edilir.
Oğulları Şemseddîn Mahmûd, Fahreddîn Alî, Ziyâeddîn Mes'ûd ve Muhliseddîn Mûsâ Çelebiler'dir. Bunlar İlhanlı saltanatı sayesinde vezir ve emirlerden olmuşlardı. Halifeleri de şunlardı: Behlûl Baba, İbik Baba, Lokman Baba, Tursan Baba, Dündar Baba, Osmân Baba.
Babâiyye Tarikatı'nın başı Baba İlyâs olduğu gibi yayıcısı da halifeleridir. Lokman Baba'nın halifesi Hacı Bektâş Baba'dır; Hacı Bektâşî Veli diye ün yaptı. Osmân Baba'nın halifesi de Süleyman Baba'dır. Soyundan gelenler kollara ayrılmıştır. Bunların her biri bu tarihte yazılmıştır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- ahz ü tefeyyüz: öğrenip feyiz alma
- hâdim ve tilmîz-i hâss: hizmetkâr ve özel öğrenci
- vatan ittihâz etmek: bir yeri yurt edinmek
- hânkâh: tarikat mensuplarının toplandığı, barındığı büyük tekke
- zühd ü takvâ: dünyadan el çekme ve Allah'tan sakınma
- evkâf: vakıflar
- imârethâne: yoksullara yemek verilen hayır kurumu
- nevâle-çîn: sofradan, ikramdan nasip alan
- mürîd-i hâss: şeyhin özel öğrencisi
- muhibb-i âl-i abâ: Peygamber'in ehl-i beytini sevenler
- hulûl, ittihâd: Tanrı'nın insana girmesi, Tanrı ile insanın birleşmesi inancı
- ibâha: dinî yasak ve sınırları tanımama anlayışı
- mülhid: dinden sapmış kimse
- takiyye: gerçek inancı gizleme
- avene: yardımcılar, adamlar
- perîşân: dağınık, perişan
- tahrîb: yıkma
- hulefâ: halifeler
- evlâd-ı kirâm: soydan gelenler, torunlar
Baba İlyâs Kimdir
Ahmet Yaşar Ocak'a göre Baba İlyâs-ı Horasânî büyük olasılıkla Moğol istilâsı sırasında yıkılan Harezmşahlar sahasından Türkmenlerle birlikte Anadolu'ya göç etmiştir. Anadolu'ya gelmeden önceki yaşamı hakkında hiçbir şey bilinmez; Hüsameddin'in Merv yakınındaki Mâhân köyünü ve Harezm'deki eğitimini veren anlatısı bu yüzden başka kaynaklarda doğrulanamadı. Baba İlyâs'ın torunu Elvan Çelebi'nin 1358-59'da yazdığı Menâkıbü'l-kudsiyye'ye göre o, Anadolu'ya geldikten sonra Amasya yakınında bugün İlyas köyü olarak bilinen Çat köyüne yerleşmiş, orada bir zaviye açıp Vefâiyye tarikatını yaymaya başlamış ve çevresine çok sayıda mürid toplamıştır. Bu kaynak onu Dede Garkın adlı Türkmen şeyhinin halifesi olarak gösterir. Âşıkpaşazâde ise Baba İlyâs'ın Seyyid Ebü'l-Vefâ Bağdâdî'nin kurduğu Vefâiyye'den olduğunu belirtir. Hüsameddin onu Hanefî, Mâtürîdî ve Cüneydî olarak tanıtır; bu nitelemeler okuduğumuz kaynaklarda geçmez.
Mes'ûdiye Hankâhı
Mes'ûdiye Hankâhı'nın varlığı ve Tâceddîn Ebu'l-Vefâ el-Harezmî'nin buradaki yeri başka bir çalışmada da geçer: Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud'un Amasya'da yaptırdığı hankâha önce Sirâceddîn Mahmûd b. Ali el-Hocendî'nin, ardından I. Alâeddin Keykubad tarafından Tâceddîn Ebu'l-Vefâ el-Harezmî'nin şeyh atandığı yazılıdır. Baba İlyâs'ın bu hankâhın şeyhi olduğuna dair Hüsameddin'in verdiği bilgi ise okuduğumuz kaynaklarda doğrulanamadı; Ocak, Baba İlyâs'ı Çat köyündeki kendi zaviyesinde faaliyet gösteren bir Vefâî şeyhi olarak anlatır.
Hüsameddin'in dipnotunda, Ebu'l-Vefâ Harezmî'nin eğitim silsilesi de verilir: Ahmed oğlu Tâceddîn Ebu'l-Vefâ Mahmûd Harezmî, Arap ve şer'î ilimleri Burhâneddîn Mehmed bin Hasan ed-Dihkân el-Kâsânî'den okumuştur; bu zat Necmeddîn Ömer bin Mehmed en-Nesefî'den, o da Sadrü'l-İslâm Ebu'l-Yüsr Mehmed bin Mehmed el-Bezdevî'den, o da Ebû Yûsuf Ya'kûb es-Seyyârî'den ilim almıştır.
İsyan: Hüsameddin ile Bugünkü Araştırmalar Arasındaki Ayrılık
Babaî İsyanı II. Gıyâseddin Keyhusrev döneminde, 1240'ta (637) patlamıştır. Ocak'ın aktardığına göre isyanı fiilen Baba İshâk başlatmış, Kefersud'da ayaklanan Türkmenler önce Hısnımansûr, Gerger ve Kâhta'yı almıştır. Baba İlyâs ise Amasya Kalesi'ne sığınmışken Mübârizüddin Armağanşah'ın kuvvetlerince kıstırılıp yakalanmış ve idam edilmiştir. Amasya'ya gelen ama şeyhini kurtaramayan Baba İshâk, Konya'ya yürürken Kırşehir yakınındaki Malya ovasında Selçuklu ordusunca yenilmiş ve ölmüştür.
Hüsameddin'in anlatısı bundan belirgin biçimde ayrılır. Ona göre Baba İshâk isyanı çıkarmış, Baba İlyâs Çat'taki çiftliğine çekilmiş, İshâk idam edilmiş, Mes'ûdiye Tekkesi yıkılmış, Baba İlyâs 644'te [1246-47] tekkeye dönmüş ve 657'de [1258-59] kendi eceliyle ölmüştür. Oysa Ocak, Baba İlyâs'ın 1240'ta öldüğünü yazar. Aradaki fark yaklaşık yirmi yıldır; Hüsameddin'in bu yıllara ait anlatısı için başka bir dayanak bulunamadı.
Bir başka ayrılık da isyanın sorumlusundadır. Hüsameddin, saf bir şeyh olan Baba İlyâs'ın Baba İshâk'a aldandığını ima eder. Son araştırmalar ise İbn Bîbî'deki çelişkili ifadelerden hareketle ve Elvan Çelebi'nin eserini de kullanarak, isyanı planlayanın Baba İlyâs olduğunu, Baba İshâk'ın ise onun adına hareket eden halifesi olduğunu ortaya koymuştur. Ocak'a göre Baba İlyâs, kendisini Türkmenleri Selçuklu yönetiminin baskısından kurtaracak bir mehdî (belki peygamber) olarak tanıtmıştır; kaynaklar bu yüzden ona Baba Resûl de der. Hüsameddin'in aktardığı peygamberlik iddiası da bu çevredeki anlatılarla örtüşür; fakat iddiayı Baba İshâk'a bağlaması bu yeni değerlendirmeden ayrılır. Ömer Çaycı'nın Amasya'daki faaliyetleri incelediği tez çalışması, Baba İlyâs'ın Selçuklu iktidarını değiştirme girişiminin amacına ulaşmak üzereyken başarısızlığa uğradığını, ama devlet ve toplum hayatında yüzyıllarca süren maddî ve manevî bir tahribata yol açtığını vurgular.
Hüsameddin'in kitabının başka bir yerinde, kaynak göstermeden, Baba İshâk'ın Trabzon'daki Komnenos hânedanından bir Rum mühtedi olduğunu ve Amasya'da bir Rum imparatorluğu kurmayı amaçladığını yazdığı da bilinir. Ocak bu iddianın hiçbir delil ve kaynakla desteklenemediğini, ancak bir ihtimal olarak değerlendirilebileceğini belirtir. Bu maddedeki "mülhid" ve "takiyye" niteleyişleri de aynı olumsuz bakışı yansıtır.
Babâilik Bir Tarikat mıydı
Hüsameddin metinde "Tarîkat-i Babâiyye"den söz eder ve Baba İlyâs'ı bu tarikatın başı sayar. Ocak, Hüsameddin'i Babaîliği bir tarikat adı olarak kabul eden araştırmacılar arasında anar. "Babaî" sözü ilk olarak olaya çağdaş kaynak İbn Bîbî'de, yalnızca isyana katılanlar için kullanılmış, bir tarikat adı olarak ise XVI. yüzyılda Taşköprizâde'de belirmiştir. Claude Cahen, Baba İlyâs'ın böyle bir tarikatı belki hiç kurmamış olduğunu söyler; Ocak da bunun kendi adına tarikat kurmadığı, bağlı bulunduğu Vefâiyye'nin şeyhi olarak çalıştığı görüşündedir. Babaîlik adı verilen akım, isyanın bastırılmasından sonra kurtulan müridlerin başarısız hareketinin düşünce alanına geçmesiyle ortaya çıkmıştır.
Soyu ve Halifeleri
Elvan Çelebi, Baba İlyâs'ın torunlarındandır: Baba İlyâs, Muhlis Paşa, Âşık Paşa, Elvan Çelebi sıralaması. Elvan Çelebi hayatının büyük bölümünü bugün Çorum-Mecitözü arasında kendi adıyla anılan köydeki zaviyesinde geçirmiştir. Ocak, Baba İlyâs'ın ölümünden sonra hareketin oğlu Muhlis Paşa ve öteki halifeleri aracılığıyla özellikle Orta ve Batı Anadolu'da yayıldığını yazar. Hüsameddin'in sıraladığı Şemseddîn Mahmûd, Fahreddîn Alî, Ziyâeddîn Mes'ûd ve Muhliseddîn Mûsâ adlı oğullardan Muhliseddîn Mûsâ'nın Muhlis Paşa ile aynı kişi olabileceği düşünülebilir, fakat bu bir çıkarımdır ve okuduğumuz kaynaklarda doğrulanmadı.
Hacı Bektâş'ın Lokman Baba'nın halifesi olduğu bilgisi de okuduğumuz kaynaklarda doğrulanamadı. Ocak, Bektaşîlik ile bazı Kızılbaş zümrelerin, sonraki Şiî ve Hurûfî etkileri bir yana bırakılırsa, Babaîliğin değişmiş bir şekli olduğunu söyler; yani iki akım arasındaki bağ bilinmektedir, ama bu bağın silsile düzeyinde nasıl kurulduğu Hüsameddin'in verdiği biçimde teyit edilememiştir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 389–390. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Ahmet Yaşar Ocak, "Baba İlyas", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 368. https://islamansiklopedisi.org.tr/baba-ilyas
- Ahmet Yaşar Ocak, "Baba İshak", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 368-369. https://islamansiklopedisi.org.tr/baba-ishak
- Ahmet Yaşar Ocak, "Babaîlik", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 4, İstanbul 1991, s. 373-374. https://islamansiklopedisi.org.tr/babailik
- Ahmet Yaşar Ocak, "Elvan Çelebi", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 11, İstanbul 1995, s. 63-64. https://islamansiklopedisi.org.tr/elvan-celebi
- Ömer Çaycı, Babaî İsyanı'nda Baba İlyâs-ı Horasânî'nin Amasya'da Yürüttüğü Faaliyetler, yüksek lisans tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2018. https://acikerisim.omu.edu.tr/entities/publication/cfb55c2a-dc29-4e96-b1e5-7d1c6373bf8f
Kitaplar
- Kadir Özköse, "Amasya'da Bulunan Halvetiyye Tekkeleri", Akademiar, sy. 5, Ankara 2018, s. 91-118.