İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Efendi-Müftüzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 96 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Merzifonludur. Oranın müftüsü Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Amasya’da Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi’den tahsîl-i ulûm ederek Merzifon’da ders-i âm ve Dürrîzâde Medresesine müderris, sonra yıllarca kazâ ve niyâbetle devr-i bilâd etdi. 1200’de Ayntâb mollası olup 1203 senesi evâ’ilinde vefât etdi. Mevâli-i devriyyeden ve kudât-ı meşhûreden olup âlim, kâmil bir zât idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Oranın müftüsü Mehmed Efendi'nin oğludur. Amasya'da Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi'den ilim tahsil ederek Merzifon'da ders-i âm ve Dürrîzâde Medresesi'ne müderris oldu; sonra yıllarca kadılık ve kadı naipliğiyle memleket memleket dolaştı. 1200'de [1785-86] Ayntab mollası oldu ve 1203 yılının başlarında [1788 sonbaharı] öldü. Devriye mevleviyetine ulaşmış âlimlerden ve tanınmış kadılardandı; bilgili, olgun bir zattı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • kazâ: kadılık
  • niyâbet: naiplik; kadının yerine bakan vekil kadılık
  • devr-i bilâd etmek: memleket memleket dolaşmak; burada görevden göreve, şehirden şehre geçmek
  • molla: büyük şehir kadısı
  • evâ'il: (bir ayın ya da yılın) ilk günleri, başları
  • mevâlî-i devriyye: devriye mevleviyeti rütbesindeki büyük kadılar
  • kudât: kadılar
  • kâmil: olgun, erdemli

Hocası Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi

Ebûbekir Efendi'nin Amasya'da ders aldığı Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi, XVIII. yüzyıl Amasya'sının en tanınmış âlimlerindendir. İncinur Atik Gürbüz'ün verdiği bilgiye göre asıl adı Mustafa'dır; Iydî mahlasıyla şiir yazan ve II. Bayezid Medresesi'nde müderrislik yapan Bayram Efendi'nin küçük oğlu olduğu için Iydîzâde diye tanınmıştır. Amasya müftülüğünde bulunmuş, ömrünün sonlarına doğru müftülükten çekilerek II. Bayezid Medresesi'nde ders vermiş ve 1173 [1759-60] yılında Amasya'da ölmüştür. Âkif mahlasıyla şiirler yazan bir divan şairiydi; Harîrî'nin Makâmât'ını örnek alarak otuz iki makamelik Bedî'a adlı bir eser de kaleme almıştır. Tolga Öntürk, onun "Koca Müftü" diye de anıldığını, tıp, hadis, tefsir ve belagat alanlarında bilgi sahibi olduğunu ve divanının tek nüshasının Topkapı Sarayı'nda bulunduğunu belirtir. Hacıbayramoğulları diye de bilinen Iydîzâdeler ailesi, Sadi Bayram'ın çalışmasının adından da anlaşılacağı üzere Merzifon ve Amasya kültür tarihinin ortak ailelerindendir. Merzifonlu bir müftü oğlunun Amasya'da bu aileden ders alması bu yakınlığın tabii bir sonucudur. Hocanın ölüm tarihi, Ebûbekir Efendi'nin Amasya'daki öğreniminin 1759'dan önceye düştüğünü gösterir.

Merzifon'daki Dürrîzâde Medresesi

Ebûbekir Efendi'nin müderrislik yaptığı medrese, adını Merzifonlu şeyhülislam Dürrî Mehmed Efendi'den alır. Hüsameddin kitabının birinci cildinde Merzifon'un yapılarını sayarken 1145 [1732-33] yılında "şeyhülislâm-ı esbak Merzifonî Dürrî Mehmed Efendi"nin burada bir medrese yaptırdığını kaydeder. Mehmet İpşirli'ye göre Dürrî Mehmed Efendi, Osmanlı Devleti'ne pek çok âlim ve altı şeyhülislam yetiştiren Dürrîzâdeler ailesinin ilk ferdidir. İlyas Efendi'nin oğlu olan Dürrî Efendi, Süleymaniye müderrisliğinden sonra Mısır, Mekke ve İstanbul kadılıklarında, ardından Anadolu ve Rumeli kazaskerliklerinde bulunmuş, 3 Cemâziyelâhir 1147 [31 Ekim 1734] tarihinde şeyhülislam olmuş, felç geçirdiği için 1148 Zilhiccesinde [Nisan 1736] azledilmiştir. Bu tarihlere göre Dürrî Efendi medreseyi yaptırdığında henüz şeyhülislam olmamıştı; Hüsameddin'in "şeyhülislâm-ı esbak" (eski şeyhülislam) sıfatı, onun sonradan ulaştığı makamı anar. Medresenin bugün ayakta olup olmadığına dair incelenen kaynaklarda bilgi bulunamadı.

Ayntab Mollalığı

Ebûbekir Efendi'nin son görevi olan Ayntab (bugünkü Gaziantep) kadılığı, Osmanlı ilmiye sınıflandırmasında devriye mevleviyetleri arasında sayılırdı. Fahri Unan'ın verdiği listede Antep; Adana, Bağdat, Diyarbekir, Erzurum, Konya, Maraş, Sivas gibi şehirlerle birlikte, peyderpey devriye mevleviyeti statüsüne geçmiş kadılıklar arasında yer alır. Bunlar mevleviyetlerin en alt derecesiydi ve yevmiyeleri 300 akçe civarındaydı. Hüsameddin'in Ebûbekir Efendi'yi "mevâlî-i devriyyeden" diye nitelemesi tam olarak bu rütbeyi ifade eder. Yıllarca kadılık ve kadı naipliğiyle dolaştıktan sonra ömrünün son yıllarında bu rütbeye ulaşan Ebûbekir Efendi, Ayntab'a gidişinden üç yıl kadar sonra ölmüştür. Babası Merzifon müftüsü Mehmed Efendi ile kendisine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.