İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Niyâzî Efendi-İmamzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 95 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Köprülüdür. Köprü’de Sultân Peykârî Câmii imâmı es-Seyyid Ebûbekir Efendizâde es-Seyyid Ahmed Efendi’nin mahdûmudur. Pederi İstanbul’da imâm-ı sadr-ı âlî olduğu münâsebetle “İmâmzâdelikle” iştihâr etdi. Ulemâdan tahsîl-i ulûm edib Ayasofya ders-i âmı oldu.

1168’de müderris olup 1195’de devriyeden Ma’raş, 1197 rebiülevvelinde mahrec pâyesiyle Diyârbekir mollası oldu. 1199’da vefât etdi. Telhisât-ı Şeyhü’l-İslâmî’de böyle görüldü. Ulemâdan idi. [288]

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Köprülüdür. Köprü'deki Sultan Peykârî Camii imamı es-Seyyid Ebûbekir Efendi'nin oğlu es-Seyyid Ahmed Efendi'nin oğludur. Babası İstanbul'da sadrazamın imamı olduğu için "İmamzâde" lakabıyla tanındı. Âlimlerden ilim tahsil ederek Ayasofya'da ders-i âm oldu.

1168'de [1754-55] müderris oldu. 1195'te [1780-81] devriye mevleviyetlerinden Maraş, 1197 Rebîülevvelinde [Şubat 1783] mahreç pâyesiyle Diyarbekir mollası oldu. 1199'da [1784-85] öldü. Şeyhülislamlık telhislerinde böyle görülmüştür. Âlimlerdendi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • imâm-ı sadr-ı âlî: sadrazamın imamı; sadrazamın konağında namaz kıldıran ve onun maiyetinde bulunan din görevlisi
  • iştihâr etmek: ün kazanmak, bir adla tanınmak
  • ders-i âm: büyük bir camide herkese açık ders okutmaya izinli müderris, dersiam
  • devriye: devriye mevleviyeti; en alt derecedeki büyük kadılıklar
  • mahrec pâyesi: mahreç mevleviyeti rütbesi; fiilen o görevde bulunmadan taşınan unvan
  • molla: burada büyük şehir kadısı
  • telhîsât-ı Şeyhü'l-İslâmî: şeyhülislamın atamalar için padişaha sunduğu özet yazılar ve bunların kayıtları

Köprü'den İstanbul'a

Ebûbekir Niyâzî Efendi'nin memleketi Köprü, bugünkü Samsun'un Vezirköprü ilçesidir. Selçuklu Sultanı Mesud'un 1160'ta Gedekara adıyla yeniden kurduğu kasaba, Celâlî isyanlarında yağmalanıp harap olmuş, Köprülü Mehmed Paşa'nın tamirleri ve yaptırdığı yeni eserlerle bugünkü dokusunu kazanmış ve Vezirköprü adını almıştır. Kasaba idari bakımdan Amasya'ya bağlıydı ve 1925'e kadar Amasya'nın bir ilçesi olarak kaldı. Hüsameddin'in bir Köprülü âlimi Amasya ricali arasında saymasının sebebi budur.

Ebûbekir Efendi'nin dedesinin imamlık ettiği Sultan Peykârî Camii hakkında incelenen kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Vezirköprü'nün tarihî camileri arasında sayılan yapıların hiçbirinde bu ada tesadüf edilmedi; caminin yıkılmış olması ya da bugün başka bir adla anılması mümkündür.

Bir İlmiye Kariyeri

Hüsameddin'in bilgiyi Şeyhülislamlık telhislerinden aldığını açıkça belirtmesi, bu maddeyi çoğu biyografiden ayırır; yazar burada doğrudan merkezdeki tayin kayıtlarına dayanmaktadır. Kayıtta sıralanan basamaklar, Osmanlı ilmiye teşkilâtında bir âlimin izlediği yolu adım adım gösterir. Fahri Unan'ın açıkladığına göre Osmanlı kadılıkları "mevleviyet kadılıkları" ile "kaza kadılıkları" olarak ikiye ayrılırdı. Büyük ve önemli şehirlerin kadılıkları mevleviyet sayılır, buralara tayin edilen kadılar da mevleviyet rütbesini kazanırdı. Mevleviyetler kendi içinde derecelenirdi: en altta devriye mevleviyetleri, onun üstünde mahreç mevleviyetleri, sonra bilâd-ı hamse (beş büyük şehir) ve en üstte Haremeyn mevleviyetleri gelirdi. Devriye mevleviyeti sayılan şehirler arasında Maraş ile Diyarbekir de bulunuyordu; bu şehirlerde bir süre görev yapıp mâzul olan kadılar mahreç mevleviyeti pâyesi alırdı.

Ebûbekir Efendi'nin kariyeri bu kurala uygundur. 1195'te [1780-81] devriye mevleviyetlerinden Maraş kadısı olmuş, iki yıl kadar sonra 1197'de [1783] Diyarbekir'e tayin edilirken bir üst derece olan mahreç pâyesini de almıştır. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren yaygınlaşan pâye usulünde bir makamın fiilen verilmesine "mansıp", yalnızca rütbe ve unvanının verilmesine "pâye" denirdi. Diyarbekir mollalığı fiilî görev, mahreç ise taşıdığı rütbeydi. Ebûbekir Efendi'nin 1168'de [1754-55] müderris olmasından Maraş kadılığına kadar geçen yirmi beş yılı aşkın süre, ilmiye mesleğinde basamakların ne kadar yavaş tırmanıldığını da gösterir.

Murat Çelik'in belirttiğine göre "molla" unvanı Osmanlı'da asıl olarak mevleviyet payesi taşıyan büyük kadılar için kullanılırdı; Çelik'in verdiği listede Diyarbekir, kadı tayinlerinde arz yetkisinin şeyhülislama bırakıldığı büyük mollalıklar arasında anılır. Ebûbekir Efendi'nin Diyarbekir mollalığı, bu sebeple taşradan yetişmiş bir âlim için hatırı sayılır bir mevkiydi. Kendisine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 95–95. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.