İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

Ebûbekir Ağa-Hacıköylüzâde el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 95 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Gümüşlüdür. Oranın a’yânı el-Hâc Mehmed Ağa’nın oğludur. Pederinin vefâtında yerine kâ’im olup hayli teneffüz etdi. Gümüş a’yânı olup Canikli Hacı Ali Paşa’dan ve evlâdından müteneffir olduğu münâsebetle 1193’de Cabbârzâde Mustafa Bey’e yardım ederek Caniklilerin hezîmet ve firârına bâ’is oldu.

1195’de Gümüş voyvodası ve ma’deni emîni olan Hâseki Mehmed Ağa’ya ser-keşâne hareketi bahânesiyle Amasya mutasarrıfı olan Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa’nın verdiği [287] emr-i hafî üzerine 1196 zilka’desinde Haseki Mehmed Ağa tarafından i’dâm edildi. Oğulları Hüseyin, Mehmed, Ali, Mustafa Ağalardır.

Hacı Ebûbekir Ağa’nın veresesi Amasya Mahkemesine kısâs da’vâsı ikâme edib İnde’l-muhâkeme Mikdâd Ahmed Paşa verdiği emri inkâr, Hâseki Mehmed Ağa da verdiği emîr üzerine katl etdiğini ikrâr edib katle dâ’ir fermân-ı âlî de olmadığından kısâsa mahkûm oldu. Bâ-fermân-ı âlî kısâsen i’dâm edildi. Birâderi el-Hâc Osmân Ağa’dır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Gümüşlüdür. Oranın ileri gelenlerinden el-Hâc Mehmed Ağa'nın oğludur. Babası ölünce yerine geçti ve epeyce nüfuz kazandı. Gümüş âyanı iken Canikli Hacı Ali Paşa'dan ve onun oğullarından nefret ettiği için 1193'te [1779] Cabbarzâde Mustafa Bey'e yardım etti ve Caniklilerin bozguna uğrayıp kaçmasına sebep oldu.

1195'te [1780-81] Gümüş voyvodası ve maden emini olan Haseki Mehmed Ağa'ya, Amasya mutasarrıfı Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa, Ebûbekir Ağa'nın dikbaşlı davranışlarını bahane ederek gizli bir emir verdi. Bu emir üzerine Ebûbekir Ağa 1196 Zilkadesinde [Ekim-Kasım 1782] Haseki Mehmed Ağa tarafından idam edildi. Oğulları Hüseyin, Mehmed, Ali ve Mustafa Ağalardır.

Hacı Ebûbekir Ağa'nın mirasçıları Amasya Mahkemesi'nde kısas davası açtılar. Yargılama sırasında Mikdâd Ahmed Paşa emri verdiğini inkâr etti; Haseki Mehmed Ağa ise aldığı emir üzerine öldürdüğünü ikrar etti. Öldürmeye dair bir padişah fermanı da bulunmadığından Haseki Mehmed Ağa kısasa mahkûm oldu ve padişah fermanıyla kısas yoluyla idam edildi. Ebûbekir Ağa'nın kardeşi el-Hâc Osman Ağa'dır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • a'yân: bir kasaba ya da şehrin nüfuzlu ileri geleni; XVIII. yüzyılda yarı resmî yerel yönetici
  • kâ'im olmak: birinin yerine geçmek
  • teneffüz etmek: nüfuz kazanmak, sözü geçer olmak
  • müteneffir: nefret eden, uzak duran
  • hezîmet: bozgun, yenilgi
  • bâ'is olmak: sebep olmak
  • voyvoda: bir bölgenin vergi gelirlerini toplayan ve orayı yöneten görevli
  • ma'den emîni: devlete ait bir madeni işleten, gelirinden sorumlu görevli
  • ser-keşâne: dikbaşlıca, başkaldırırcasına
  • mutasarrıf: sancak yöneticisi
  • emr-i hafî: gizli emir
  • vereset: mirasçılar
  • kısâs: öldürme suçunda failin aynı şekilde cezalandırılması
  • ikâme etmek: (dava) açmak
  • inde'l-muhâkeme: yargılama sırasında
  • ikrâr: kabul, itiraf
  • fermân-ı âlî: padişah fermanı
  • bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla

Gümüş Kasabası ve Gümüş Madeni

Hacıköylüzâde lakabı ve "Gümüşlü" nisbesi, Ebûbekir Ağa'yı bugünkü Gümüşhacıköy yöresine bağlar. Osmanlı döneminde Gümüş, Amasya sancağının kazalarından biriydi ve adını bölgedeki gümüşlü kurşun madenlerinden alıyordu. Bu madenler Roma ve Bizans dönemlerinde de işletilmiş, Osmanlı'da "Maden-i Hümâyun" sayılmıştı; kaza 1875'e kadar maden müdürleri ve maden eminleri tarafından yönetilmiş, salnamelerde bir süre "Maden-i Sîm Kazası" diye de geçmiştir. Gümüş kasabası bugün Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir yerleşim olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yapı, metindeki "Gümüş voyvodası ve maden emini" unvanını açıklar. Gümüşhacıköy, devletin emanet usulüyle işlettiği büyük madenlerdendi; maden eminlerini doğrudan Darphane atıyordu ve 19 Mart 1775'te kurulan Maâdin-i Hümâyun Emaneti ile maden bölgeleri kimi kayıtlarda "Maâdin-i Hümâyun Eyaleti" diye anılan, eminlerin yönettiği ayrı bir idari yapı kazanmıştı. Haseki Mehmed Ağa'nın voyvodalığı ve maden eminliğini birlikte tutması, kasabanın idaresinin onun elinde toplandığını gösterir. Ebûbekir Ağa ile Haseki Mehmed Ağa arasındaki çekişmenin arka planında, kasabanın âyanı ile madenin devletten atanmış emini arasındaki bu nüfuz paylaşımının bulunması kuvvetle muhtemeldir.

Canikliler ile Cabbarzâdeler Arasında

Ebûbekir Ağa'nın hikâyesi, XVIII. yüzyılın son çeyreğinde Orta ve Kuzey Anadolu'yu sarsan iki büyük âyan ailesinin, Canikli Hacı Ali Paşa ailesi ile Yozgat'taki Cabbarzâdeler (Çapanoğulları) arasındaki çekişmenin içinde geçer. Yücel Özkaya'nın arşiv belgelerine dayanan araştırmasına göre Canikli Ali Bey 1772'de Amasya sancağını mâlikâne olarak almış, 1768'de başlayan Rus savaşındaki hizmetleri karşılığında vezir olmuş ve Kırım seraskerliğine getirilmişti. Devlet onun giderek büyüyen gücünden ve emirleri dinlememesinden rahatsızdı. 1779 başlarında yazılan hükümlerde Canikli Ali Paşa'nın, on sekiz yaşındaki oğlu Mikdâd'a vezirlik ve eyalet verildiği hâlde devlete karşı geldiği anlatılır; Bozok mutasarrıfı Cabbarzâde Mustafa Bey onu ortadan kaldırmakla görevlendirilmiş, Canikli Ali Paşa'nın oğlu Mikdâd Paşa'nın yakalanıp hapsedilmesi de emredilmiştir. Bu takip sonunda Ali Paşa "firari" olarak anılır hâle gelmiştir.

Hüsameddin'in 1193 [1779] yılında Ebûbekir Ağa'nın Cabbarzâde'ye yardım ederek Caniklilerin bozguna uğrayıp kaçmasına sebep olduğunu söylemesi, bu belgelerle tam olarak örtüşür. Özkaya'nın gösterdiğine göre iş bununla bitmemiştir. Kırım Hanı Şahin Giray'ın aracılığı ve İstanbul'daki ileri gelenlerin telkiniyle Ali Paşa affedilmiş, vezirliği iade edilerek 1781 Eylülünde Trabzon valiliğine getirilmiştir. Elinden vezirlik rütbesi alınan oğlu Mikdâd Paşa'ya da vezirliği geri verilmiş, kendisine Erzurum eyaleti ve arpalık olarak Amasya mutasarrıflığı tevcih edilmiştir. Hüsameddin'in "Amasya mutasarrıfı Caniklizâde Mikdâd Ahmed Paşa" dediği kişi işte bu Mikdâd Paşa'dır. Böylece iki yıl önce Caniklilerin düşmanına yardım eden Gümüş âyanı, bir anda bu ailenin yönettiği sancağın içinde kalmıştı. Ebûbekir Ağa'nın 1196 [1782] sonbaharında öldürülmesi, kaynakların dilinde söylenmese de, bu dönüşün doğrudan bir sonucu gibi görünmektedir. Canikli ailesinin iadeden sonra da Cabbarzâdelerle hesaplaşmayı sürdürdüğü, kimi kaynaklarda Cabbarzâde Mustafa Bey'in 1782 baharında Canikli Ali Paşa'nın ele geçirdiği kölelerince öldürüldüğünün kaydedilmesinden de anlaşılmaktadır.

Mahkemede Bir Paşa

Metnin son paragrafı, devrin hukuk düzeni hakkında dikkat çekici bir tablo sunar. Ebûbekir Ağa'nın mirasçıları, öldürmenin bir vezirin gizli emriyle yapıldığını bildikleri hâlde davayı Amasya Mahkemesi'nde kısas talebiyle açmışlardır. Mahkemede emri veren paşa emrini inkâr etmiş, emri uygulayan Haseki Mehmed Ağa ise suçunu kabul etmiş, fakat elinde bir padişah fermanı bulunmadığı için kendini savunacak bir dayanak gösterememiştir. Sonuçta kısasa uğrayan, emri veren paşa olmamış, onu yerine getiren ağa olmuştur. Hüsameddin bu olayı yorum katmadan, kuru bir mahkeme kaydı gibi aktarır; davanın sicil kaydına başka bir kaynakta rastlanmadı. Haseki Mehmed Ağa ile Ebûbekir Ağa'nın kardeşi el-Hâc Osman Ağa hakkında da başka kaynaklarda bilgi bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 95–95. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.