Amasyalıdır. Esbak Anadolu vâlisi vezîr Ömer Paşazâde mîr-livâ el-Hâc Osmân Bey’in mahdûmudur. Amasya a’yânından ve dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Sa’dullah Beyzâde Mehmed Bey’in kerîmesini alıp emvâl ü emlâkine vâris oldu. Sonra vüzerâdan Mustafa Paşa’nın dâmâdı ve kethüdâsı olup kapıcıbaşı, 1159’da bâ-rütbe-i mîr-i mîrânî Kara Hisâr-ı Şarkî sancağı mutasarrıfı oldu.
Bundan sonra mükerreren Amasya, Çankırı, Çorum sancaklarına mutasarrıf, 1167 şa’bânında Rumeli beylerbeyiliği pâyesiyle Ankara vâlisi, 1174’de Çankırı sancağı ile Bender ser-’askeri ma’iyyetine me’mûr oldu. Burada hüsn-i hizmetine binâen 1175 senesi şevvalinin beşinde Köstendil sancağıyla Hotin [284] muhâfızı oldu.
1178’de Rusların ağır kuvvetle muhacemât-ı şedîdesine karşı gayr-ı müsâ’id bir kuvvetle kaleyi müdâfa’aya mecbûr olduğundan esâretini intâc ederek kale sukût etdi. 1179’da fidye ile esâretden tahlis edilerek Amasya’da me’mûr-ı ikâmet olduğu hâlde 1181’de vefât etdi. Aşağı Pîrler mezarlığında medfûndur.
Kaleyi müdâfa’a edebilseydi vezâreti muhakkakdı. Mağlûben esâreti mahdûmu teşrifâtî-i divân-ı hümâyûn Âkif Mehmed Bey’i de fevkalâde müte’essir ederek sene-i mezbûrenin zilhiccesi gurresinde vefât etdi. Mehmed Âkif Bey’in evlâdı İstanbul’daki vakfına mütevellî olarak devâm etmektedir.
Ebûbekir Paşa, Amasya’da pederi el-Hâc Osmân Bey’in binâ eylediği dâru’l-hadîs ve mescid ve çeşmesi vakfının mütevellîsi olduğu münâsebetle dâru’l-hadîs Ebûbekir Paşa Medresesi unvânıyla iştihâr etdi. Birâderi Abdî Bey’in mahdûmu es-Seyyid el-Hâc Abdullah Bey vakf-ı mezkûre Ebûbekir Paşa’dan sonra mütevellî olmuşdu. Diğer mahdûmu Kâşif Ömer Bey olup [285] bunun mahdûmu Mehmed Sâlih Bey ve bunun mahdûmu Mustafa Rif’at Bey 1248’de İstanbul ricâlinden idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Eski Anadolu valisi Vezir Ömer Paşa'nın oğlu Mirliva el-Hâc Osman Bey'in oğludur. Amasya âyanından ve Dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından Sa'dullah Beyzâde Mehmed Bey'in kızıyla evlenip onun mal ve mülküne varis oldu. Sonra vezirlerden Mustafa Paşa'nın damadı ve kethüdası olup kapıcıbaşı, 1159 [1746-47] yılında mîrimîranlık rütbesiyle Karahisâr-ı Şarkî sancağı mutasarrıfı oldu.
Bundan sonra defalarca Amasya, Çankırı ve Çorum sancaklarına mutasarrıf, 1167 Şabanında [Mayıs-Haziran 1754] Rumeli beylerbeyliği payesiyle Ankara valisi oldu; 1174 [1760-61] yılında Çankırı sancağı ile Bender seraskerinin maiyetinde görevlendirildi. Oradaki iyi hizmetine karşılık 1175 yılı Şevvalinin beşinde [28 Nisan 1762] Köstendil sancağıyla birlikte Hotin muhafızı oldu.
1178 [1764-65] yılında Rusların ağır kuvvetlerle yaptığı şiddetli saldırılara karşı kaleyi yetersiz bir kuvvetle savunmak zorunda kaldığından, bu durum onun esir düşmesiyle sonuçlandı ve kale düştü. 1179 [1765-66] yılında fidye verilerek esaretten kurtarıldı; Amasya'da ikamete memur edildiği hâlde 1181 [1767-68] yılında vefat etti. Aşağı Pirler mezarlığında gömülüdür.
Kaleyi savunabilseydi vezirliği kesindi. Yenilip esir düşmesi, oğlu Divân-ı Hümâyun teşrifatçısı Âkif Mehmed Bey'i de son derece üzmüştü; o da adı geçen yılın Zilhicce ayının ilk günü vefat etti. Mehmed Âkif Bey'in çocukları İstanbul'daki vakfının mütevelliliğini sürdürmektedir.
Ebûbekir Paşa, Amasya'da babası el-Hâc Osman Bey'in yaptırdığı darülhadis, mescit ve çeşme vakfının mütevellisi olduğu için darülhadis "Ebûbekir Paşa Medresesi" adıyla tanındı. Kardeşi Abdî Bey'in oğlu es-Seyyid el-Hâc Abdullah Bey, Ebûbekir Paşa'dan sonra bu vakfa mütevelli olmuştu. Ebûbekir Paşa'nın diğer oğlu Kâşif Ömer Bey olup onun oğlu Mehmed Sâlih Bey, onun oğlu da Mustafa Rif'at Bey 1248 [1832-33] yılında İstanbul'un devlet adamlarındandı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mîr-livâ: sancak beyi rütbesi
- kerîme: kız evlat
- emvâl ü emlâk: mallar ve mülkler
- bâ-rütbe-i mîr-i mîrânî: beylerbeyilik rütbesiyle
- mutasarrıf: sancak yöneticisi
- ser-'asker: bir cephedeki ordunun başkumandanı
- hüsn-i hizmet: iyi hizmet
- muhâfız: bir kaleyi ve çevresini korumakla görevli kumandan
- muhacemât-ı şedîde: şiddetli saldırılar
- gayr-ı müsâ'id: elverişsiz, yetersiz
- intâc etmek: sonuç vermek, doğurmak
- sukût: düşme
- tahlîs: kurtarma
- me'mûr-ı ikâmet: bir yerde oturmakla yükümlü kılınan
- medfûn: gömülü
- teşrifâtî-i divân-ı hümâyûn: Divân-ı Hümâyun'da tören ve protokol işlerine bakan görevli
- gurre: ayın ilk günü
- dâru'l-hadîs: hadis öğretimine ayrılmış medrese
- mütevellî: vakıf yöneticisi
- ricâl: devlet adamları
Amca ile Yeğen: İki Ebûbekir Paşa
Bu madde sahibi, birkaç madde önce anlatılan ve aynı adı taşıyan Bekir Beyzâde Ebûbekir Paşa'nın yeğenidir. İkisi de Hüsameddin'in Amasya hükümdarı Şâdgeldi soyuna bağladığı Bekir Beyzâde ailesindendir ve 1112 [1700-01] yılında eski Anadolu valisi iken ölen Vezir Ömer Paşa'nın soyundandır. Amca Ebûbekir Paşa Ömer Paşa'nın oğlu, bu madde sahibi ise torunudur.
Babası Osman Bey ve Mısır Yılları
Hüsameddin, babası Osman Bey'i eserinin on ikinci cildinde uzun bir maddeyle anlatır. Buna göre Osman Bey babasının servetine varis olmuş, 1121 [1709-10] yılından itibaren defalarca Amasya'nın baş âyanı olmuş, fakat âyan arasındaki çekişmelerden bezerek 1135 [1722-23] yılında Mısır'a gitmiştir. Orada Fikâriyye fırkasına katılmış, 1141 [1728-29] yılında bu fırkanın reisi ve Mısır mirlivası olmuş, rakip Kâsımiyye fırkasına karşı uzun bir mücadele yürütmüş, defalarca Mısır defterdarı ve hac emiri olmuştur. Kâsımiyye üstün gelince 1158 [1745] yılında ailesiyle İstanbul'a dönmüş, I. Mahmud'un huzurunda Mısır'ın durumunu anlatmış, oğulları Mehmed ve Ebûbekir Beylere mîrimîranlık verilmiştir. Bu madde sahibinin 1159 yılında mîrimîranlık rütbesiyle Karahisâr-ı Şarkî'ye atanması bu iltifatın devamıdır. Osman Bey 1159 [1746] yılında Amasya'ya yerleşmiş ve 1174 [1760-61] yılında ölmüştür. Kardeşi Abdî Bey de babasıyla Mısır'a gitmiş, dönüşte mirliva olmuş ve 1171 [1757-58] yılında ölmüştür.
Bekir Paşa Medresesi
Maddede adı geçen darülhadisin hikâyesi Hüsameddin'in iki ayrı yerinde anlatılır. Birinci ciltteki medreseler listesine göre "Bekir Paşa Medresesi" Köprübaşı Mahallesi'nde, Rum Kilisesi'nin doğusunda bir köşe başındadır; eski Mısır mirlivası Amasyalı Bekir Beyzâde el-Hâc Osman Bey tarafından 1164 [1750-51] yılında darülhadis olarak yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Dershanesi ve kütüphanesi mükemmel, kârgir, güzel bir medrese olan yapı 1300 [1882-83] yılına doğru harap olmuş, 1308 [1890-91] yılında ön cephesi yıkılıp altına dükkânlar, üstüne odalar yapılarak onarılmıştır. Alaca Hamam ile iki kapılı büyük bir han bu medresenin vakfıdır. Kurucunun ölümünden sonra oğlu Ebûbekir Paşa mütevelli olduğu için "Bekir Paşa Medresesi" denmiştir. On ikinci ciltte ise Osman Bey'in, Alçak Köprü başında Alaca Hamam'ın yanındaki konağının karşısına bir darülhadis ve kütüphane yaptırdığı, bunu 1165 Ramazanında [Temmuz-Ağustos 1752] tamamlayarak büyük bir ziyafetle açtığı yazılıdır. Aynı yerde Köprübaşı'ndaki harap Hasan Ağa mescidini onardığı, bir çeşme ve iki kapılı Taş Han yaptırdığı da kaydedilir. İki kayıt arasındaki bir yıllık fark, yapımın 1164'te başlayıp 1165'te tamamlandığı şeklinde anlaşılabilir.
Medresenin bugünkü durumu konusunda kaynaklar ayrılır. Hüsameddin on ikinci ciltte Osman Bey'in vakıflarını sayarken "ne yazık ki bugün medrese, han ve hamam tamamen yok edildi" der. Buna karşılık bir ansiklopedi maddesinde Bekir Beyzâde Hacı Osman'ın yaptırdığı Bekir Paşa Medresesi'nin günümüze ulaştığı yazılıdır. Amasya'da bugün ayakta olan medreseler arasında resmî tanıtımlarda bu yapının adı geçmemektedir. Yapının bugün mevcut olup olmadığı doğrulanamadı.
Hotin Muhafızlığı ve Kalenin Düşüşü Meselesi
Maddenin en dikkat çekici kısmı, Ebûbekir Paşa'nın Hotin kalesini savunurken Ruslara esir düştüğü anlatımıdır. Hotin, Dinyester kıyısında, bugün Ukrayna sınırları içinde kalan bir kale şehridir; 1713'ten sonra doğrudan Osmanlı idaresine alınarak sancak yapılmış ve XVIII. yüzyıl boyunca Osmanlı-Rus mücadelesinin ön cephesinde yer almıştır. Kale bu yüzyılda üç kez Rus işgaline uğramıştır: 1739'da Mareşal Münnich'in ordusu kaleyi almış, muhafız Kolçak İlyas Paşa çok sayıda askerle birlikte esir edilmiş, Belgrad Antlaşması ile kale geri verilmiştir. 1769'da Prens Golitsın kaleyi ele geçirmiş, Sadrazam Moldovancı Ali Paşa'nın yenilgisi üzerine Osmanlı kuvvetleri çekilince muhafızlar kaleyi terk etmiştir. Üçüncüsü 1788'deki Avusturya-Rus işgalidir.
Hüsameddin'in verdiği tarihler bu olayların hiçbirine uymaz. 1178 yılı miladî Haziran 1764 ile Haziran 1765 arasına düşer; bu yıllarda iki devlet arasında savaş yoktu ve Hotin'in kuşatılıp düştüğüne dair bir bilgiye rastlanmadı. Bu dönemde gerginlik vardı: 13 Safer 1178 [12 Ağustos 1764] tarihinde Osmanlı görevlileri Rusya'nın İstanbul'daki temsilcisiyle bir görüşme yapmış, Rusya'nın Hotin ve Bender'e karşı tehditlerinin sebebini sormuş ve bu konuda Hotin muhafızına bir Rus generalinden gelen mektubu gündeme getirmişlerdir. Savaş ise ancak 1768'de başlamıştır.
Atanma tarihinde de bir sorun vardır. Hüsameddin, Ebûbekir Paşa'nın 5 Şevval 1175 [28 Nisan 1762] tarihinde Hotin muhafızı olduğunu söyler. Oysa başka kaynaklara göre tam bu günlerde, Nisan 1762'nin sonlarında, Hotin kalesi muhafızlığı Hotin ve Çorum sancaklarıyla birlikte Silahdar Mahir Hamza Paşa'ya verilmiştir. Mahir Hamza Paşa 1763'te Vidin'e geçmiş, Ağustos 1764 ortalarında Köstendil sancağıyla birlikte yeniden Hotin muhafızlığına atanmış, bu atamayı bir rütbe düşürme sayarak kabul etmeyince Ocak 1765'te azledilmiştir. Hüsameddin'in andığı "Köstendil sancağıyla Hotin muhafızlığı" birleşiminin bu 1764 atamasında da görülmesi dikkat çekicidir. Mahir Hamza Paşa'nın kabul etmediği görevin kime verildiği okunan kaynaklarda yazmamaktadır.
Bu durumda Ebûbekir Paşa'nın Hotin muhafızlığı, esareti ve fidyeyle kurtuluşu hakkındaki anlatının hangi olaya dayandığı anlaşılamadı. Hüsameddin'in tarihlerinde bir kayma olması ya da Hotin'den başka bir sınır kalesindeki bir olayın Hotin'e mal edilmesi ihtimal dahilindedir; ancak bunu gösteren bir belgeye rastlanmadı. Bender seraskeri maiyetindeki görevi ile Çankırı, Çorum ve Ankara valilikleri hakkında da başka kaynaklarda bilgi bulunamadı.
Aşağı Pirler
Ebûbekir Paşa'nın gömüldüğü Aşağı Pirler mezarlığı, Amasya'nın Pîrler semtindeydi. Babası Osman Bey de Hüsameddin'e göre "Aşağı Pîrler civarında" gömülüdür. Bu semtte 815 [1412] yılında Pazarlıoğlu Yakub Paşa'nın yaptırdığı Halvetî tekkesi, halk arasındaki adıyla Çilehane bulunur. Çilehane Camii'nin güneyinde, bugün Pirler Parkı içinde kalan Yukarı Pirler Türbesi ise 1486 yılında Gümüşlüzâde Ahmed Bey tarafından Şeyh Sücâeddin Pîr İlyas için yaptırılmış, 1688'de Gümüşlüzâde İbrâhim Paşa tarafından yenilenmiş, 1895 depreminde yıkıldıktan sonra yeniden yapılmıştır. Aşağı Pirler mezarlığının bugün mevcut olup olmadığına ve Bekir Beyzâdelerin mezarlarına dair bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 94. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 1-4. Ciltler, Amasya Belediyesi e-kitap, 1. Cilt, s. 166 ("Bekir Paşa Medresesi").
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Ciltler, Amasya Belediyesi e-kitap, 12. Cilt, "Osmân Bey-Ebûbekir Beyzâde" ve "Abdî Bey-Bekir Beyzâde" maddeleri.
Akademik çalışmalar
- Ömer Bıyık, "Osmanlı-Rus Hududunda Bir Kale: XVIII. Yüzyılda Hotin", Tarih İncelemeleri Dergisi, XXIX/2 (2014), s. 489-513.
- Dariusz Kolodziejczyk, "Hotin", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr/hotin).
- M. Baha Tanman, "Yâkub Paşa Tekkesi", TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr/yakub-pasa-tekkesi).
Resmî kaynaklar
- T.C. Amasya Valiliği, "Medreseler" (amasya.gov.tr/medreseler).
- Kültür Portalı, "Pir Sücaeddin İlyas Türbesi" (kulturportali.gov.tr).
Kitaplar
- "Amasya", Türk Maarif Ansiklopedisi (turkmaarifansiklopedisi.org.tr/amasya).
Diğer kaynaklar
- "Hotin Kuşatması (1769)", tr.wikipedia.org.
- "Silahdar Mahir Hamza Paşa", tr.wikipedia.org.