Amasyalıdır. Bekir Beyzâde Hacı Osman Bey'in oğludur. 1172 saferinin yirmi sekizinci günü Amasya mutasarrıfı olup vusûlüne kadar baş a'yân Hacı Alî Bey mütesellim oldu.
Rebî'ulevvelde mutasarrıf geldi. Hacı Kadiroğlu Hacı Hâfız Mehmed Ağa hacıbaşı ve Emîr Hacıoğlu Hacı Mustafâ Ağa da nakîb oldu. Bu ayda Hâtuniye hatîbi Çavuşoğlu Hacı Mehmed [98] Efendi bin Receb vefât edip mahdûmu Hâfız Ahmed Efendi hatîb oldu.
Rebî'ulâhirde sâbık Şâm vâlisi ve emîrü'l-hacc olan Mekkîzâde Hacı Hüseyin Paşa hac yolunda Urbân'a mağlûb olduğundan azl ve habs ve sonra Amasya'ya nefy edilmekle gelip İçeri Şehir'de ikâmet ettirildi.
Cemâziyelâhir ibtidâsında Şeyh Mehmed Efendi Amasya kadısı olup geldi. Recebde ulemânın başı Iydîzâde Hacı Âkif Mustafâ Efendi riyâsetinde toplanan âlimler Magosa kalesine sürülen âlimlerin günâhsız ve Fazlı Oğulları'nın suçlu olduklarına dâ'ir bir mahzar-ı umûmî yazıp dîvân-ı hümâyûna gönderdiler.
Şevvâlde Magosa'ya gönderilen âlimler İstanbul'a celb edilip zilhiccede afv ve tatyîb edilerek Amasya'ya gönderildiler. Vak'aların ikinci def'a tahkîkâtına lüzûm görüldü. Bu yıl Atabeg müderrisi Zanalızâde Hacı Abdullâh Efendi vefât edip oğulları Ahmed, Mahmûd Efendiler yerini tutdu.
1173 muharreminde Hacı Feyzullâhoğlu Hacı Hüseyin Ağa baş a'yân ve mütesellim olup mutasarrıf Ebûbekir Paşa levend eşkıyâsıyla meşgûl ve mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı İsmâ'il Efendi de Amasya nâ'ibi olup kadı İstanbul'a gitdi. [99]
Saferde Fazlı Oğulları'nın muhâsebe ve muhâkemesine ve teftîşi ahvâllerine mübâşir ta'yîn edilen silahşör Behzat Ağa adamlarıyla İstanbul'dan gelip bâ-fermân-ı âlî Müftüzâde Abdullâh Efendi husûsî hâkim ta'yîn edildi.
Rebî'ulevvelde müftü, nâ'ib ve kâtib, şehir kethüdâsı, nakîb azl edilip fuzalâdan Seküköylüoğlu Hacı Kâşif Mehmed Efendi müftü, Abdullâh Efendi nâ'ib, Taşâbâdîzâde Hacı Mehmed Emîn Efendi mahkeme kâtibi, Damgacı Hacı Ahmed Ağa şehir kethüdâsı ve Hacı Bâkî Ağa da nakîb oldu.
Recebin yirmi birinci pazar günü sabâhında fâzıl-ı meşhûr esbak müftü ve Sultâniyye müderrisi Iydîzâde Hacı Âkif Mustafâ Efendi vefât etdi. Amasya büyük bir mâtem günü yaşadı.
Ramazanda esbak bostancıbaşı Halîl Ağazâde Hacı Ömer Ağa vefât edip malının üçde biriyle bir medrese yapdırılmasını vasiyet ve müftü Kâşif Mehmed Efendi'yi vâsî nasb etmişdi. Yapdırılan medreseye Kâşifiyye dendi.
Şevvâl ibtidâlarında yapılan muhâsebe ve muhâkeme netîcesinde Fazlı Oğulları'nın zimmetleri ve tahsîl edilmiş vergileri ikinci def'a tahsîl edip zimmetlerine geçirdikleri sâbit olduğundan hukûk-ı hazîne ve halkı tazmîne mahkûm olup Amasya kalesine habs edildiler. [100]
Zilka'dede Magosa'ya gönderilen Torumtay müderrisi ve sâbık müftü Köprülü Hacı Mehmed Efendi, sonra Yörgüç Paşa müderrisi Kürd Hâfızoğlu fuzalâdan Hacı Abdurrahmân Efendi ve Torumtay vakfı mütevellîsi Gürcüzâde Hâfız Hıfzı Mehmed Efendi vefât etdi.
1174 muharreminde mevlevîhâne şeyhi Ahmed Efendi baş a'yân ve Moramulluoğlu Hacı Mehmed Ağa hacıbaşı ve iki gün sonra Çorumlu Hacı Alî Efendi Amasya müftüsü ve Gürcüzâde Halîl Bey bin Mustafâ Paşa Torumtay vakfı mütevellîsi oldu.
Rebî'ulâhir ibtidâsında Birgili Süleymân Efendi kadı ve yine Abdullâh Efendi Amasya nâ'ibi olup Fazlı Oğulları, hazîne ve halkın hukûkunu tamâmiyle ödediklerine binâ'en bâ-fermân-ı âlî Magosa kalesine i'zâm ve kale-bend edildikden sonra Behzat Ağa İstanbul'a gitdi.
Müftü Hacı Alî Efendi hastalandığından isti'fâ edip yerine Aybatsalı Hacı Abdullâh Efendi Amasya müftüsü oldu. Buna "Uzun Müftü" denirdi. Rebî'ulâhirde sâbık müftü Çorumlu Hacı Alî Efendi bin Abdulfettâh Efendi ve bir gün sonra ders-i âm Kürd Mustafâ Efendi vefât etdi.
Cemâziyelevvelde Bozok beyi meşhûr Abdulcebbârzâde Çapan Ahmed Bey mîr-i mîrânlıkla Sivâs vâlîsi oldu. [101]
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Bekir Beyzade Hacı Osman Bey'in oğludur. 1172 [1758] yılı safer ayının yirmi sekizinci günü Amasya mutasarrıfı oldu; o gelinceye kadar baş ayan Hacı Ali Bey mütesellim (vekil yönetici) olarak görev yaptı.
Mutasarrıf rebiülevvel ayında geldi. Hacı Kadiroğlu Hacı Hafız Mehmed Ağa hacıbaşı, Emir Hacıoğlu Hacı Mustafa Ağa da nakîb (seyyid ve şeriflerin temsilcisi) oldu. Aynı ay Hatuniye Camii hatibi Çavuşoğlu Hacı Mehmed Efendi bin Receb vefat etti ve oğlu Hafız Ahmed Efendi hatip oldu.
Rebiülahir ayında, daha önce Şam valisi ve hac emiri olan Mekkîzâde Hacı Hüseyin Paşa, hac yolunda Arap bedevi kabilelerine yenildiği için görevden alındı ve hapsedildi; ardından Amasya'ya sürgün edildi. Gelince İçeri Şehir'de oturtuldu.
Cemaziyelahir ayının başında Şeyh Mehmed Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Recep ayında, Amasya âlimlerinin başı Iydîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'nin başkanlığında toplanan âlimler, Magosa Kalesi'ne sürülen âlimlerin suçsuz, Fazlıoğullarının ise suçlu olduklarını bildiren ve bütün halk adına yazılmış bir şikâyet dilekçesi (mahzar) düzenleyip Divan-ı Hümayun'a gönderdiler.
Şevval ayında, Magosa'ya gönderilmiş olan âlimler İstanbul'a getirildi; zilhicce ayında affedilip gönülleri alınarak Amasya'ya geri gönderildiler. Olayların ikinci kez soruşturulmasına gerek görüldü. Bu yıl Atabey Medresesi müderrisi Zanalızade Hacı Abdullah Efendi vefat etti; yerine oğulları Ahmed ve Mahmud Efendiler geçti.
1173 [1759] yılı muharrem ayında Hacı Feyzullahoğlu Hacı Hüseyin Ağa baş ayan ve mütesellim oldu. Mutasarrıf Ebubekir Paşa levend (başıboş silahlı) eşkıyasıyla uğraşıyordu. Mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı İsmail Efendi Amasya naibi (kadı vekili) oldu, kadı da İstanbul'a gitti.
Safer ayında, Fazlıoğullarının hesaplarını incelemek, onları yargılamak ve durumlarını soruşturmak üzere görevlendirilen silahşor Behzat Ağa adamlarıyla birlikte İstanbul'dan geldi; padişah fermanıyla Müftüzade Abdullah Efendi bu dava için özel hâkim tayin edildi.
Rebiülevvel ayında müftü, naip, mahkeme kâtibi, şehir kethüdası ve nakîb görevden alındı. Bilginlerden Seküköylüoğlu Hacı Kâşif Mehmed Efendi müftü, Abdullah Efendi naip, Taşabadizade Hacı Mehmed Emin Efendi mahkeme kâtibi, Damgacı Hacı Ahmed Ağa şehir kethüdası, Hacı Baki Ağa da nakîb oldu.
Recep ayının yirmi birinci pazar günü sabahı, tanınmış bilgin, eski müftü ve Sultaniye (II. Bayezid) Medresesi müderrisi Iydîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi vefat etti. Amasya büyük bir yas günü yaşadı.
Ramazan ayında eski bostancıbaşı Halil Ağazade Hacı Ömer Ağa vefat etti. Malının üçte biriyle bir medrese yaptırılmasını vasiyet etmiş, müftü Kâşif Mehmed Efendi'yi de vasi (vasiyeti yerine getirecek kişi) tayin etmişti. Yaptırılan medreseye Kâşifiye adı verildi.
Şevval ayının başlarında yapılan hesap incelemesi ve yargılama sonunda, Fazlıoğullarının kendi borçlarını ve daha önce toplanmış vergileri ikinci kez toplayıp ceplerine indirdikleri sabit oldu. Bu yüzden hazinenin ve halkın zararını ödemeye mahkûm edildiler ve Amasya Kalesi'nde hapsedildiler.
Zilkade ayında, Magosa'ya sürülmüş olan Torumtay Medresesi müderrisi ve eski müftü Köprülü Hacı Mehmed Efendi vefat etti; ardından Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi, bilginlerden Kürd Hafızoğlu Hacı Abdurrahman Efendi ile Torumtay vakfının mütevellisi Gürcüzade Hafız Hıfzı Mehmed Efendi de vefat ettiler.
1174 [1760] yılı muharrem ayında Mevlevihane şeyhi Ahmed Efendi baş ayan, Moramulluoğlu Hacı Mehmed Ağa hacıbaşı oldu. İki gün sonra Çorumlu Hacı Ali Efendi Amasya müftüsü, Gürcüzade Halil Bey bin Mustafa Paşa da Torumtay vakfının mütevellisi oldu.
Rebiülahir ayının başında Birgili Süleyman Efendi kadı, yine Abdullah Efendi Amasya naibi oldu. Fazlıoğulları hazinenin ve halkın alacaklarını tamamen ödediklerinden, padişah fermanıyla Magosa Kalesi'ne gönderilip orada kalebent (kaleye kapatılma cezası) edildiler. Bundan sonra Behzat Ağa İstanbul'a döndü.
Müftü Hacı Ali Efendi hastalandığı için istifa etti; yerine Aybatsalı Hacı Abdullah Efendi Amasya müftüsü oldu. Buna "Uzun Müftü" denirdi. Rebiülahir ayında eski müftü Çorumlu Hacı Ali Efendi bin Abdülfettah Efendi, bir gün sonra da dersiam (cami derslerini veren müderris) Kürd Mustafa Efendi vefat etti.
Cemaziyelevvel ayında Bozok beyi, meşhur Abdülcebbarzade Çapan Ahmed Bey beylerbeyi rütbesiyle Sivas valisi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağı yöneten paşa
- mütesellim: mutasarrıf gelmediğinde ya da yokken sancağı onun adına yöneten vekil
- baş a'yân: şehrin ileri gelenlerinin başı
- hacıbaşı: hacıların ve ayanın temsilcisi sayılan yerel görevli
- nakîb: nakîbüleşrafın şehirdeki vekili, seyyid ve şeriflerin temsilcisi
- Urbân: bedevi Arap kabileleri
- nefy: sürgün
- mahzar-ı umûmî: halk adına toplu olarak verilen şikâyet ya da istek dilekçesi
- tatyîb: gönül alma
- nâ'ib: kadının yerine yargı işlerine bakan vekil
- mübâşir: bir işi yerinde yürütmek üzere merkezden gönderilen memur
- zimmet: üstte kalan borç; kamu parasını kendine mal etme
- tazmîn: zararı ödeme
- vâsî: vasiyeti yerine getirmekle görevli kişi
- i'zâm: gönderme
- kale-bend: kaleye kapatılarak cezalandırılan kişi
- ders-i âm: camide herkese açık ders veren, yüksek dereceli müderris
- mîr-i mîrân: beylerbeyi rütbesi
Fazlıoğulları Davasının Sonu
Bu madde, bir önceki mutasarrıflık döneminde patlak veren büyük bir yolsuzluk davasının nasıl çözüldüğünü anlatır. Hüsameddin'in önceki sayfalarda verdiği bilgiye göre Sivas valisi Zaralıoğlu Mehmed Paşa'nın himayesinde vergi toplayan Fazlıoğulları halkı ezmiş, halk konaklarını taşlamış, tahsildarlardan biri dayak altında can vermişti. 1171 [1757-58] yılında olayları soruşturmaya gelen müfettiş Hindî Ahmed Paşazade Mehmed Paşa ise Fazlıoğullarının yönlendirmesiyle suçu âlimlere yüklemiş; eski müftü Hacı Mehmed Efendi, imaret şeyhi Hacı Mehmed Efendi ve şeyhülkurra Hacı İbrahim Efendi gece evlerinden alınarak Kıbrıs'taki Magosa Kalesi'ne sürülmüştü. Bu maddede anlatılanlar, Iydîzâde Âkif Efendi'nin başkanlığında toplanan âlimlerin kamuoyu desteğiyle bu kararı nasıl tersine çevirdiklerini, sürgündeki âlimlerin affedilip döndüğünü, gerçek suçluların ise önce Amasya Kalesi'ne, borçlarını ödedikten sonra da Magosa'ya gönderildiğini gösterir. Sürgün edilen eski müftü, maddenin sonlarında "Magosa'ya gönderilen Torumtay müderrisi ve sâbık müftü Köprülü Hacı Mehmed Efendi" diye yeniden karşımıza çıkar; Amasya'ya dönüşünden yaklaşık bir yıl sonra vefat etmiştir.
Magosa, XVIII. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin sürgün ve kalebent cezalarını uyguladığı başlıca yerlerden biriydi. Yunus Kırayit'in arşiv belgelerine dayanan çalışması, Kıbrıs, Rodos, Sakız, Midilli ve Limni gibi adaların bu amaçla kullanıldığını, sürgün cezasında kişinin yaşadığı yerden uzağa gönderildiğini, kalebent cezasında ise bir kaleye kapatıldığını anlatır. Kırayit'in incelediği kalebent kayıtlarında halk arasında fitne çıkarma, halka zulüm, eşkıyalık ve mahkeme basma gibi suçlar öne çıkar. Hüsameddin'in anlattığı olayda ilk sürgün kararı âlimleri "fitnenin sebebi" sayarak verilmiş, ikinci yargılamada ise ceza halka zulmeden tahsildar aileye yöneltilmiştir. Âlimlere verilen sürgün, Fazlıoğullarına verilen ise kalebent cezasıdır.
Mekkîzâde Hüseyin Paşa ve 1757 Hac Felaketi
Amasya'ya sürgün olarak gönderilen Mekkîzâde Hüseyin Paşa, Osmanlı hac tarihinin en ağır felaketlerinden birinin baş aktörüdür. Gazze'li bir aileden gelen paşa, Kudüs mutasarrıfı iken 12 Ocak 1757'de Şam valiliğine ve hac emirliğine atanmış, kendisine Kudüs, Nablus ve Gazze sancakları da verilmişti. Mustafa Güler ile Fatih Özaslan, onun daha önce vezirlik ya da eyalet valiliği yapmamış olmasına rağmen bu göreve getirilmesini, Kudüs'te bulunması ve bedevi meselesini yakından bilmesiyle açıklarlar. Paşa hacıları Medine'ye kadar sağ salim götürdü; ancak dönüşte önce kafileyi karşılamaya çıkan cerde (koruma) birliği Beni Sahr ve öteki kabilelerin saldırısıyla dağıldı, ardından Tebük ile Maan arasındaki yolda büyük kafile basıldı. Saldırıda kervanı koruyan askerlerle birlikte çok sayıda hacı öldürüldü. Kimi kaynaklarda ölen, susuzluktan ve sıcaktan can veren hacıların sayısı yirmi bin olarak verilir ve kafilede bulunan III. Osman'ın kız kardeşinin de hayatını kaybettiği yazılır; Güler ile Özaslan ise sultanın kız kardeşinin kafilede bulunduğu haberinin bedevileri saldırıya kışkırtmak için yayılmış olabileceğini düşünürler.
Felaketin sorumlusu konusunda da kaynaklar ayrılır. Güler ile Özaslan, Osmanlı merkezine ulaşan yazışmalara dayanarak en büyük payı görevden alınan eski vali Azmzade Esad Paşa'ya verirler: kendisinden sonra gelen valiyi yıpratmak için bedevileri kışkırttığı ileri sürülmüştü. Kimi kaynaklar ise bedevilerin kuraklık ve Necid'den gelen Aneze kabilelerinin baskısıyla gelir kaybına uğradıklarını, Hüseyin Paşa'nın geleneksel koruma parasını Beni Sahr yerine Aneze'ye ödemesinin de saldırıya yol açtığını yazar. Paşa felaketten sonra Şam'a dönmedi ve yıl sonunda görevden alındı. Hüsameddin'in, onun hapsedildikten sonra Amasya'ya sürüldüğünü ve İçeri Şehir'de oturtulduğunu bildiren kaydı, başka kaynaklardaki bir boşluğu doldurur. İngilizce yayınlarda paşanın azilden sonra memleketi Gazze'ye sürüldüğü yazılır; Hüsameddin ise sürgün yerini açıkça Amasya olarak verir ve 1175'te [1761] Gazze sancağı ile Kudüs muhafızlığına gönderildiğini ekler. Kimi kaynaklara göre paşa 1762'de kısa bir süre Maraş valiliği yaptıktan sonra Gazze sancakbeyi olmuş, 1765'te Beni Sahr ve Vuheydat kabileleriyle girdiği bir çatışmada öldürülmüştür. Bu bilgilerin hiçbiri Amasya sürgününü yalanlamaz; görünen o ki Amasya, azille Gazze arasındaki üç yıllık suskun döneminin geçtiği yerdir.
Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi
Amasya âlimlerini Divan-ı Hümayun'a başvurmaya yönelten Iydîzâde Mustafa Âkif Efendi, aynı zamanda divan sahibi bir şairdir. Babası, "Iydî" mahlasıyla şiir yazan ve II. Bayezid Medresesi'nde müderrislik yapan Bayram Efendi'dir; Âkif onun küçük oğlu olduğu için Iydîzâde diye anılmıştır. Kardeşi Âtıf Ahmed Efendi de şair ve müderristi; aile Amasya'ya kuşaklar boyu âlim ve müderris yetiştirmiştir. Âkif Efendi Amasya müftülüğü yapmış, ömrünün sonlarında müftülükten çekilerek II. Bayezid Medresesi'nde ders vermiştir. Hüsameddin'in onu "eski müftü ve Sultaniye müderrisi" diye anması bu bilgiyle tam olarak örtüşür. Biyografi kaynaklarında ölüm tarihi 1173 [1759-60] olarak verilir ve "Geldi yetmiş üçünde emr-i irci'î" mısraı ölümüne düşürülmüş tarih olarak anılır; bu da Hüsameddin'in verdiği yılla uyuşur. Âkif Efendi'nin bir divanı ile Harîrî'nin Makâmât'ını örnek alarak yazdığı otuz iki makamelik Bedî'a adlı bir eseri vardır. Tezkireciler onun Arapça ve Türkçe şiirde olduğu kadar nesirde de usta olduğunu söylerler. Amasya'nın onun ölümünde "büyük bir matem günü" yaşaması, bir bilginin aynı zamanda şehrin sözcüsü olduğu bir dönemin hatırasıdır.
Kâşifiye Medresesi
Maddede kuruluşu anlatılan Kâşifiye Medresesi, bugünkü araştırmalarda 1762 yılına tarihlenir. Aysun ve Engin Kanbur'un Amasya medreseleri üzerine çalışmasına göre medrese Eski Kethüda Mahallesi'nde, Çukur Kilisesi'nin batı bitişiğinde, Abdüllatif Efendi Kütüphanesi'nin doğusundaki sokağın içindeydi. Amasya ayanından eski bostancıbaşı Kalaycı Halil Ağazade Hacı Ömer Ağa ölürken malının üçte biriyle bir medrese yapılmasını vasiyet etmiş, vasi olarak da Seküköylüzade Hacı Mehmed Kâşif Efendi'yi seçmişti. Kâşif Efendi malın üçte biriyle medreseyi yaptırmış, kalanıyla birkaç dükkân alıp vakfetmiş, bu yüzden yapı onun adıyla anılmıştır. Ahşap olan medrese 1828'de yıkılmaya yüz tutunca Akhasanzade Hacı Hasan Ağa tarafından, 1887'de ikinci kez Şefik Paşa'nın eşi Ayşe Hanım tarafından yeniden yaptırılmıştır. İlk müderrisi Seküköylüzade Hacı Hafız Osman Efendi'dir. Hüsameddin vefatı 1173 ramazanına [1760] koyar; Kanbur'lar ise Ömer Ağa'nın ölümünü 1761 olarak verir. Bir yıllık bu fark, hicrî tarihlerin miladiye çevrilmesinden ya da vefat ile inşaat arasındaki sürenin karıştırılmasından doğmuş olabilir. Medrese XIX. yüzyılda onarılarak yeniden hizmete giren medreseler arasında sayılır ve XX. yüzyılda hâlâ eğitim veren Amasya medreselerinin listesinde yer alır.
Ebubekir Paşa ve Çapanoğlu Ahmed Bey
Mutasarrıf Ebubekir Paşa'nın babası Bekir Beyzade Hacı Osman Bey, Amasya'da bugün de ayakta olan Bekir Paşa Medresesi'nin banisidir. Eski Mısır mirlivası olan Osman Bey medreseyi 1751'de darülhadis olarak yaptırmış, onun ölümünden sonra oğlu Ebubekir Paşa mütevelli olduğu için yapı "Bekir Paşa Medresesi" diye anılmıştır. Böylece bu maddenin mutasarrıfı, adı bir Amasya medresesinde yaşayan kişidir.
Maddenin son cümlesindeki Çapan Ahmed Bey, Yozgat'ı kuran ve sonraki yarım asırda Orta Anadolu'nun en güçlü ayan ailesine dönüşecek Çapanoğullarının ilk büyük temsilcisidir. Ahmed Bey Bozok mütesellimi ve Yeni İl voyvodası iken Rumeli beylerbeyiliği payesiyle Sivas'a atanmıştır. Ahmet Önal'ın tevcih defterlerine dayanan çalışmasına göre atama tarihi 27 Rebiülahir 1174 [6 Aralık 1760]'tır. Hüsameddin olayı cemaziyelevvel ayında kaydeder; aradaki birkaç haftalık fark, haberin Amasya'ya ulaşma süresiyle açıklanabilir. Ahmed Paşa'nın Sivas valiliği uzun sürmeyecek, birkaç yıl sonra idam edilecektir; bu olay 55. maddede anlatılır.
Maddede adı geçen öteki ayan, kadı ve müderrisler hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 656–657. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mustafa Güler - Fatih Özaslan, "1757 Yılında Şam Hac Kafilesi ve Hicaz: Tedbirler ve Olaylar", İçtimaiyat, 7/2, 2023, s. 381-393, https://doi.org/10.33709/ictimaiyat.1295562
- Yunus Kırayit, "Osmanlı Devleti'nde Sürgün ve Kalebend Cezaları: Magosa Kalesi Örneği (18. Yüzyıl)", Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 15/1, 2023, https://doi.org/10.26791/sarkiat.1247136
- Hasan Telli, "Meşîhat Arşivine Göre Amasya Müderrisleri", Kocatepe İslami İlimler Dergisi, 7/2, s. 732-758, https://dergipark.org.tr/en/pub/kiid/issue/88516/1512049
- Ahmet Önal, "Sivas Eyaleti Valileri ve Beylerbeyileri (1753-1792)", Tarihin Peşinde, 21, 2019, http://www.tarihinpesinde.com/dergimiz/sayi21/M21_02.pdf
Resmî kaynaklar
- Aysun Kanbur - Engin Kanbur, "Medreselerde Eğitim, Yönetim ve Organizasyon Faaliyetleri: Amasya Medreseleri Açısından Bir Değerlendirme", I. Amasya Araştırmaları (13-15 Haziran 2007), 2. Kitap, Amasya Valiliği, 2007.
Kitaplar
Diğer kaynaklar