Amasya Beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa bin Hacı Şâdgeldi Paşa bin Hacı Kutluşâh kerîmesidir. Zevci anlaşılamadı. Meydan Köprüsü başında ceddi Hacı Kutluşâh Mescid-i Şerîfi’nin taraf-ı garbîsinde kâin yolun garbında güzel bir zâviye, imârethâne ve kendisine bir türbe binâ ederek 874’de emlâkini bu hayrâtının mesâlihine vakfetdi.
Dervîş Mehmed nâmında bir zâtın elinde bu hâtunun vakfiyesi [372] görüldü. İstinsâhına bir türlü muvâfakat etmediğinden yalnız tevliyet şartını not edebildim.¹⁷⁷ Tevliyeti Burak Bey’in oğulları Ahmed, Mehmed Çelebiler’e ve evlâdına meşrûttur. Devâtdâr Ahmed Paşazâde Burak Bey bin Emîr Mehmed Bey bin Emîr-i Kebîr Devâtdâr Ahmed Paşa Bey oğulları olan bu Çelebiler Ehlî Hâtun’un kardeşinin oğlunun oğulları olur. Bunlar Beyzâde, Devâtdâr Paşazâde demekle ma’rûflardır. Burak Oğulları da bunlardır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya Beylerbeyi Devâtdâr Ahmed Paşa'nın kızıdır; Ahmed Paşa, Hacı Şâdgeldi Paşa'nın, o da Hacı Kutluşâh'ın oğludur. Kocası belirlenemedi. Meydan Köprüsü başında, atası Hacı Kutluşâh Mescidi'nin batı tarafındaki yolun batısında güzel bir zâviye, imarethane ve kendisine bir türbe yaptırarak 874'te [1469-70] mülklerini bu hayır eserlerinin giderlerine vakfetti.
Dervîş Mehmed adında bir kişinin elinde bu hatunun vakfiyesi görüldü. Kopyasını çıkarmaya bir türlü razı olmadığından yalnız mütevelli (vakfı yönetecek kişi) şartını not edebildim. Mütevellilik, Burak Bey'in oğulları Ahmed ve Mehmed Çelebiler'e ve çocuklarına şart koşulmuştur. Bu Çelebiler, Devâtdâr Ahmed Paşazâde Burak Bey'in oğullarıdır; Burak Bey, Emîr Mehmed Bey'in, o da Emîr-i Kebîr Devâtdâr Ahmed Paşa Bey'in oğludur. Dolayısıyla bunlar Ehlî Hâtun'un kardeşinin oğlunun oğulları olur. Bunlar Beyzâde ve Devâtdâr Paşazâde adlarıyla tanınırlar. Burak Oğulları da bunlardır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- beylerbeyi: bir bölgenin en yüksek yöneticisi, vali
- devâtdâr: divit (hokka ve kalem takımı) taşıyan; yüksek bir saray ve devlet görevlisi unvanı
- kerîme: kız
- zevc: koca
- zâviye: dervişlerin toplandığı küçük tekke
- imârethâne: yoksullara ve yolculara yemek verilen yer
- emlâk: mülkler
- mesâlih: işler, giderler
- vakfiye: bir vakfın kuruluş belgesi
- istinsâh: kopyasını çıkarma
- tevliyet: vakfı yönetme görevi, mütevellilik
- meşrût: şart koşulmuş
- ma'rûf: tanınmış
Soy Zinciri
Hüsameddin, Ehlî Hâtun'u Hacı Kutluşâh soyuna bağlar. Bu soyun ortada olan halkası Hacı Şâdgeldi Paşa'dır. Kaynaklarda Şadgeldi, Hacı Kutluşâh'ın ikinci büyük oğlu olarak geçer; 1359'da Amasya emirliğine getirildi, Mevlânâ Fahreddin İlyas'ın öğrencisiydi ve ünlü âlim Aksarayî ile sınıf arkadaşıydı. Önce Eretna'ya bağlı kaldı, onun ölümünden sonra özerk davrandı. 1361'de Amasya'dan çıkarıldı, birkaç ay sonra yönetimi geri aldı ve 1381'deki ölümüne kadar emir olarak kaldı. Bu bilgilerin dayanağı olarak anılan kaynaklar arasında Hüsameddin'in kendi eseri de bulunur. Ahmed Paşa'nın Şadgeldi'nin oğlu olduğu bilgisi ise okunan başka kaynakta bulunamadı; bu halka yalnız Hüsameddin'e dayanır.
Ahmed Paşa'nın "devâtdâr" unvanı ve Amasya beylerbeyliği hakkında okunan kaynaklarda ayrıca bilgi bulunamadı. Tarihlerin birlikte değerlendirilmesinden bir çıkarım yapılabilir: Ehlî Hâtun'un babasının babası 1381'de ölmüştür, hatunun vakfı ise 1469-70'te yapılmıştır. Bu iki tarih arasında seksen sekiz yıl vardır; Ehlî Hâtun vakıf yaptırdığında oldukça ileri yaşta olmalıydı ya da Hüsameddin'in soy zincirinde bir kuşak atlanmış olabilir. Bu yalnızca bir çıkarımdır, kesin bir belge buna işaret etmez.
Vakfiye ve Mütevelli Şartı
Hüsameddin'in dipnotta aktardığı Arapça vakfiye ibaresi, metnin anlattığını doğrular. Buna göre mütevellilik hayatta olduğu sürece Ehlî Hâtun'a, ölümünden sonra ise merhum Burak Bey'in genç ve itibarlı iki oğlu Ahmed Çelebi ile Mehmed Çelebi'ye, onlardan sonra da çocuklarına aittir. Metinde "Burak Bey bin Emîr Mehmed Bey ibni'l-Emîr Devâtdâr Paşa" zinciri aynen geçer. Arapça ibarenin kendisi ("ibney ibni ehîhâ") "kardeşinin oğlunun iki oğlu" anlamındadır ve bu, Hüsameddin'in gövde metnindeki açıklamayla uyuşur. Hazırlayanların köşeli parantez içindeki Türkçe açıklaması ise "erkek kardeşinin oğulları" der; bu ifade Arapça ibareden bir kuşak daha yakın bir akrabalığı akla getirir, ancak Hüsameddin'in kendi satırlarıyla bağdaşmadığı için ibare esas alınmıştır.
Hüsameddin vakfiyeyi bizzat görmüş, ancak sahibi onu kopyalatmadığı için yalnızca bu şartı not alabilmiştir. Vakfiyenin 874 [1469-70] tarihini taşıdığı ve zâviye, imarethane ile türbenin gelirlerine dair olduğu da bu kayda dayanır. Yapıların bugün ayakta olup olmadığı, okunan kaynaklarda belirtilmemiştir. Meydan Köprüsü ile Hacı Kutluşâh Mescidi'ne dair yapılan aramalarda da bu yapıların bugünkü durumunu bildiren bir kayıt bulunamadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 376. amasya.bel.tr
- "Shadgeldi" maddesi (Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Târîhi, 1927, s. 35-40 ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Sivas - Kayseri ve Dolaylarında Eretna Devleti", Belleten 32/126, 1968, s. 161-190 kaynak gösterilerek). https://en.wikipedia.org/wiki/Shadgeldi