[222] Amasyalıdır. Eski Kethüdâ Mahallesi eşrâfından Kapancızâde el-Hâc Mehmed Efendi bin Abdullah Efendi’nin mahdûmudur. Trabzon vâlileri Hazînedârzâde Süleyman ve Abdullah Paşaların kapı kethüdâsı olan hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûndan Kapancızâde el-Hâc Hüseyin Zeki Efendi’nin himâyesiyle Abdullah Paşa’nın dâ’iresine girip tefeyyüz ederek kâtib-i dîvânî oldu.
1262’de Abdullah Paşa’nın vefâtıyla Trabzon vilâyeti kapı kethüdâsı ba’dehû meclis-i temyîz-i vilâyet a’zâsı, ba’dehû re’isi, buradan Giresun kâ’im-makâmı oldu. Şirvânîzâde Mehmed Rüştî Paşa’nın sâye-i ikbâlinde 1288’de İstanköy sancağı mutasarrıfı oldu. Ba’de’l-azl 1295 hudûdunda vefât etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Eski Kethüdâ Mahallesi'nin ileri gelenlerinden Kapancızâde Hacı Mehmed Efendi bin Abdullah Efendi'nin oğludur. Trabzon valileri Hazinedarzâde Süleyman Paşa ile Abdullah Paşa'nın kapı kethüdası olan ve divan-ı hümayun hâcegânından bulunan Kapancızâde Hacı Hüseyin Zeki Efendi'nin himayesiyle Abdullah Paşa'nın maiyetine girdi; orada yetişip kendini geliştirerek divan kâtibi oldu.
1262 [1846] yılında Abdullah Paşa'nın ölümü üzerine Trabzon vilayetinin kapı kethüdası, sonra vilayet temyiz meclisinin üyesi, ardından başkanı oldu; buradan Giresun kaymakamlığına geçti. Şirvânîzâde Mehmed Rüşdî Paşa'nın himayesi sayesinde 1288 [1871] yılında İstanköy sancağı mutasarrıfı oldu. Görevden alındıktan sonra 1295 [1878] yılları civarında öldü.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- eşrâf: bir mahallenin ya da şehrin ileri gelenleri
- kapı kethüdâsı: bir vali ya da eyaletin İstanbul'daki işlerini takip eden temsilcisi
- hâcegân-ı dîvân-ı hümâyûn: divan kalemlerinde kıdemli kâtiplere verilen rütbe sahipleri
- dâ'ire: bir devlet büyüğünün konağı ve maiyeti
- tefeyyüz etmek: feyiz almak, yetişip ilerlemek
- kâtib-i dîvânî: divan kâtibi, resmî yazışmaları kaleme alan kişi
- meclis-i temyîz: vilayetteki temyiz, yani üst denetim meclisi
- sâye-i ikbâl: birinin talihinin, nüfuzunun gölgesi; himaye
- hudûdunda: civarında, aşağı yukarı
Hazinedarzâdeler ve Trabzon
Kapancızâde İbrâhim Hilmi Bey'in yükselişi, Trabzon'da uzun süre valilik yapmış Hazinedarzâde ailesinin hizmetinde başlamıştır. Ailenin büyüğü Hazinedar Süleyman Paşa da Trabzon valisiydi; valiliği sırasında Ortahisar Camii'ni onartmış, 1809'da Büyük Çarşı Camii'ni yaptırmış ve 1818'de Trabzon'da ölmüştür. Oğlu Abdullah Paşa Enderun'da yetişmiş, kapıcıbaşılık ve Canik muhassıllığı yapmış, 1258 rebiülahirinde [Mayıs-Haziran 1842] vezirlikle Trabzon valisi olmuştur. Dört yıla yakın süren valiliğinde, 1260 [1844-45] yılında Trabzon'da bugün de anılan Abdullah Paşa Çeşmesi'ni yaptırmıştır.
Abdullah Paşa'nın ölüm tarihi Hüsameddin'in verdiği bilgiyle örtüşür. Paşa 1262 saferinde [Ocak-Şubat 1846] Trabzon valiliğinden azledilmiş, İstanbul'a gelmiş ve 17 cemaziyelahir 1262 [12 Haziran 1846] tarihinde ölmüştür. Mezarı Eyüp'te, Bostan İskelesi Sokağı üzerinde Mihrişah Valide Sultan İmareti karşısındaki mezarlıktadır; şahidesinde onu "sabıka Trabzon eyaleti müşiri" olarak anan bir kitabe bulunur. Hüsameddin, İbrâhim Hilmi Bey'in paşanın ölümünden sonra Trabzon vilayetinin kapı kethüdası olduğunu söyler; yani efendisinin ölümüyle işsiz kalmamış, aynı vilayetin hizmetinde yükselmeyi sürdürmüştür.
Şirvânîzâde Mehmed Rüşdî Paşa'nın Himayesi
Metinde İbrâhim Hilmi Bey'in İstanköy mutasarrıflığına Şirvânîzâde Mehmed Rüşdî Paşa'nın himayesiyle getirildiği söylenir. Amasya'da doğmuş olan ve Nakşibendî-Hâlidî şeyhi İsmâil Sirâceddin Şirvânî'nin oğlu bulunan Rüşdî Paşa, Amasyalılar için doğal bir hamiydi. 15 Aralık 1870'te ikinci defa Maliye nazırı olmuş, 23 Eylül 1871'de bu görevden azledilmiş ve 30 Ekim 1871'de Amasya'da oturmaya mecbur tutulmuştur. 1288 yılı Mart 1871'de başlayıp Mart 1872'de bittiğine göre, İbrâhim Hilmi Bey'in tayini büyük ihtimalle paşanın nazır olarak İstanbul'da nüfuzlu bulunduğu 1871 baharı ile yazı arasına düşer. Bu bir çıkarımdır; tayinin kesin tarihi bilinmiyor. Rüşdî Paşa sonradan 1873'te sadrazamlığa yükselmiş, 1874'te Halep valiliğine giderken Tâif'te ölmüştür.
İstanköy Sancağı
İstanköy (bugün Yunanistan'a ait Kos adası), Cezâyir-i Bahr-i Sefîd beylerbeyiliğinin Rodos sancağına bağlı bir kaza iken 1869 ocağında mutasarrıflık hâline getirilmişti. 1290 [1873] tarihli salnameye göre eyalete bağlı bir sancak olan İstanköy; İncirli, Astropalya, Kalimnos ve Leryoz nahiyelerinden oluşuyor, Patmos da kaza olarak buraya bağlanıyordu. Yani İbrâhim Hilmi Bey, sancak statüsü henüz iki yıllık olan yeni bir idari birimin başına gelmiştir. Ada 20 Mayıs 1912'de İtalyanlar tarafından işgal edilmiştir.
İbrâhim Hilmi Bey'in mutasarrıflığının ne kadar sürdüğünü metin söylemez; ölüm tarihini de "1295 civarında" diye yaklaşık verir. Başka kaynaklarda bu kişiye dair bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 76. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa" maddesi (islamansiklopedisi.org.tr/sirvanizade-mehmed-rusdu-pasa).
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İstanköy" maddesi (islamansiklopedisi.org.tr/istankoy).
Resmî kaynaklar
- Eyüpsultan Belediyesi, "Hazinedarzade Abdullah Paşa" (eyupsultan.bel.tr, Eyüpsultanlı Meşhurlar).