İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İbrâhim Paşa-Bayburdluzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 6. Cilt, s. 43–45 • Hazırlayan: Doç. Dr. Recep Orhan ÖZEL - Doç. Dr. Metin HAKVERDİOĞLU

Özgün Metin

Amasyalıdır. Amasyalı Hoca Ahmed Paşa’nın kethüdâsı olup Bayburd’un Hınzeverek karyesinden olduğu münâsebetle Bayburdlu demekle meşhûr olan Ahmed Ağa bin Mehmed’in mahdûmudur. Amasya’nın Bâyezîd Paşa Mahallesi’nde 1034’de doğdu. Vâlidesi Selîme Hâtun binti İbrâhim olup Amasya’da büyüdü.

İbtidâ-yı hâlinde Hoca Ahmed Paşa ve ba’dehû Firârî Mustafa Paşa dâ’irelerine girip iç-oğlanı oldu. Mustafa Paşa’nın Mısır vâliliğinde öteden beri hasmı bulunan Köprülü Mehmed Paşa sadârete geldiğinden azlini müte’âkip tegayyüp ederek paşasıyla beraber İrân’a kaçdı. Ba’dehû Paşa’dan ayrılıp Köprülü Paşa’nın ehibbâsından olan pederinin yanına geldi.

Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın sadâretinde Merzifonî Kara Mustafa Paşa’ya intisâb ederek ağalarından oldu. 1075 senesinde Girid’e sevk edilecek mühimmât ve zehâ’ir-i harbiye ve nezl tedârik ve cem’ine me’mûren Amasya’ya gelip [111] mukdimâne vazifesini gördü. Bâyezîd Paşa Mahallesi’ndeki hânesini satıp Gürcüzâde İbrâhim Ağayı vekîl-i umûru nasb etdi.

Avdette cesûr, çâlâk, işgüzâr olduğu anlaşılmakla Kara Mustafa Paşa’nın kethüdâsı, 1082 senesi rebiülâhirinde mîrâhûr-i sânî ve müte’âkiben mîrâhûr oldu. 1085 senesinde Amasya’da Yenice ve Atabeg çiftliklerini alıp nâzır-ı umûru Gürcüzâde İbrâhim Ağa idâresine verdi. Gürcü mütedeyyîn Pîrî-ağazâde İbrâhim Ağa’yı da kendisine kethüdâ yapdı.

1087 şa’bânında efendisi olan Kara Mustafa Paşa sadr-ı a’zam oldukta ramazânında vezâretle kapudân-ı deryâ ve 1089 muharreminde ilâveten rikâb-ı hümâyun kâ’im-makâmı olarak fevkalâde nüfûz ve ikbâle erdi.

Fakat efendisinin şüphesini da’vet edecek ba’zı harekât-ı desâyis-kârâneye cür’et eylediğinden 1090 senesi rebiülevvelinde kaîm-makâmlıkdan ve bir mâh sonra kapudanlıkdan azledilip taşraya i’zâm edileceği esnâda tatlı dili ve desâyisiyle Sultân Mehmed Hân-ı Ra’biye ilticâ ederek kubbe-nişîn oldu. [112]

1094 senesi muharreminde Sadr-ı a’zam Kara Mustafa Paşa serdâr-ı ekrem olarak Viyana fethine gideceği esnâda a’mâl-i nüfûz-ı desâyis ederek bâ-fermân-i âlî kâ’im-makâm-ı sadâret oldu. Kara Mustafa Paşa’yı te’mînât-ı kaviyye ile sadâkatine iknâ’ eyledi.

Hayfâ ki Kara Mustafa Paşa Viyana önünde beklenmeyen acı bir inhizâma dûçâr olduğundan Belgrad’a avdet etmişdi. Kendisinden münfasıl olan dârüs’-sa’âde ağası Abbas Ağa, Çavuşbaşı Sarı Süleyman Ağa ile birlikde Dördüncü Sultân Mehmed Hân’ı serdâr-ı müşârün-ileyhin i’dâmına iknâ’ eylediklerinden 1094 zilhiccesinde Kara Mustafa Paşa’nın i’dâmını müte’âkib 1095 senesi gurre-i muharreminde sadr-ı a’zam oldu.

Tam iki yıl devâm eden zamân-ı sadâreti tezebzüb içinde geçdi. Rumeli ve Anadolu’da zuhûr eden vukû’ât-ı cesîmenin indifâ’ında aczini ve harbe gitmemek için temâruzu görüldüğünden 1097 senesi muharreminde azledilerek Üsküdâr’daki konağında ikâmet etmesine müsa’ade buyruldu.

Ancak yerine gelen Hersekli Sarı Süleyman Paşa sadr-ı müşârün-ileyhin yeğeni olan Osmân Paşa’nın ve tarafdârlarının harekâtından [113] şüphelendi. Kendisini azletdirip sadârete sâhib-i tercemenin i’âde edilmesinden korktu. 1097 cumâdelûlâsında Paşa’nın emvâl ü emlâkini müsâdere etdirip Rodos’a i’zâm ve 1098 senesi şa’bânında i’dâm etdirdi.

Amasya’da kâin çiftlikleri Amasya alaybeyi Boyacızâde Veli Bey’in gayretiyle satılıp esmânı İstanbul’a gönderildi. Paşa’nın emvâl-i kesîresini saklamak töhmetiyle kapıcılar kethüdâsı Amasyalı Ömer ve ağalardan Gürcüzâde Mehmed Beyler oldukça tazyîkâta uğradı.

İbrâhim Paşa’nın iki kıt’a vakfiyesinde hayrâtı Hınzeverek karyesinde vâlidesi nâmına bir câmi-i şerîf ve Amasya’da Bâyezîd Paşa Mahallesi’nde mektep olup ba’zı emlâkini bunların mesâlihine vakfetdi. Sarı Süleyman Paşa’nın kendi hakkındaki su’i-kasdını teferrüs eylediğinden Sultân Mehmed-i Râbi’den Hicâz’a gitmeğe izin almıştı. Fakat Süleyman Paşa buna meydân vermedi. Efendisi olan Kara Mustafa Paşa’ya yapdığı gadrin mücâzâtını gördü. Süleyman Paşa da buna yaptığı ihânet yüzünden maktûl oldu.

İbrâhim Paşa’nın mahdûmları Ahmed Paşa, Süleyman Bey [114] ve kerîmesi Zeynep Hanım’dır. Birâderi Veli Ağazâdeleri Yeğen Osmân Paşa ile Yeğen Mehmed Ağa ve Hemşîrezâdeleri de Amasyalı Sefer Ağazâde Elçi Mehmed Paşa ile Mustafa Efendidir. Bunlara Yeğen Mehmed, Yeğen Mustafa Beyler dendi. Radâ’an birâderi de Amasyalı Memi Beyzâde İsmâil Paşa’dır.

Şâyân-ı dikkatdir ki vakfiyesinde ve Amasya sicillâtında mezkûr olduğu üzere kethüdâ-yı sadâreti Amasyalı Gürcü Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa, mektupçusu Amasyalı Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey, tezkirecisi Amasyalı Rahmî Efendizâde el-Hâc Lütfullah Efendi, kapıcılar kethüdâsı Amasyalı Bekir Beyzâde Ömer Bey, hazîne kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi, telhisi-i sadâreti de Amasyalı Bayram Ağazâde Osmân Ağa idi.

Resmî Ahmed Efendi Sefînetü’r-Rü’esa’sında kendi efendisi olan Elçi Mehmed Paşa’nın terceme-i hâlinde “Amasyalı olup sadr-ı esbak Kara İbrâhim Paşa’nın hemşîrezâdesi” olduğunu tasrîh ediyor. Sadr-ı müşârün-ileyh pederi Ahmed Ağa, mükerreren Amasya mütesellimi de sicillât-ı şeriyye de mestûrdur. Bunlar, [115] delâlet ediyor ki Bayburdluzâde İbrâhim Paşa Amasya’da tevellüd ve neş’et etmişdir. Hınzeverek köyünde doğup Amasya’da büyümesi de muhtemeldir.

Sadr-ı müşârün-ileyh, âlî-himmet, kerîm, müdebbir olmakla beraber târîhlerin tavsif etdiği gibi hod-bîn, gaddâr, hasûd, dessâs, hilekâr idi. Vechen melih, karayağız olduğundan Kara İbrâhim Paşa demekle meşhûr olmuşdu. Pek çok Amasya ricâli sâye-i ikbâlinde tefeyyüz etmişdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Amasyalı Hoca Ahmed Paşa'nın kethüdâsı olan, Bayburt'un Hınzeverek köyünden olduğu için "Bayburdlu" diye tanınan Ahmed Ağa bin Mehmed'in oğludur. Amasya'nın Bâyezîd Paşa Mahallesi'nde 1034'te [1624-25] doğdu. Annesi İbrâhim kızı Selîme Hatun'dur; Amasya'da büyüdü.

Hayatının başında Hoca Ahmed Paşa'nın, ardından Firârî Mustafa Paşa'nın konağına girip iç oğlanı oldu. Mustafa Paşa'nın Mısır valiliğinde eskiden beri hasmı olan Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığa gelince Mustafa Paşa azledildi; İbrâhim de ortadan kaybolarak paşasıyla birlikte İran'a kaçtı. Sonra paşadan ayrılıp, Köprülü Paşa'nın dostlarından olan babasının yanına geldi.

Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığı sırasında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya bağlanıp onun ağalarından oldu. 1075'te [1664-65] Girit'e gönderilecek mühimmat, savaş zahiresi ve erzakı hazırlayıp toplamakla görevli olarak Amasya'ya gelip öncü hizmetini yerine getirdi. Bâyezîd Paşa Mahallesi'ndeki evini satıp Gürcüzâde İbrâhim Ağa'yı işlerine vekil tayin etti.

Dönüşünde cesur, çevik ve işgüzar olduğu anlaşıldığından Kara Mustafa Paşa'nın kethüdâsı oldu; 1082 rebiülâhirinde [1671] ikinci mîrâhûr, ardından birinci mîrâhûr (seyisbaşı) oldu. 1085'te [1674-75] Amasya'da Yenice ve Atabeg çiftliklerini satın alıp yönetimini vekili Gürcüzâde İbrâhim Ağa'ya verdi. Dindar Gürcü Pîrî-ağazâde İbrâhim Ağa'yı da kendine kethüdâ yaptı.

1087 şabanında [1676] efendisi Kara Mustafa Paşa sadrazam olunca, ramazanda vezirlik rütbesiyle kaptan-ı deryâ, 1089 muharreminde de ek olarak padişah ordusunun vekili (rikâb-ı hümâyun kâ'im-makâmı) olup olağanüstü nüfuz ve ikbal sahibi oldu.

Fakat efendisinin şüphesini çekecek bazı hileli davranışlara cesaret ettiği için 1090 rebiülevveli içinde [1679] kaymakamlıktan, bir ay sonra kaptanlıktan azledildi ve taşraya gönderileceği sırada tatlı diliyle ve hileleriyle Sultan IV. Mehmed'e sığınıp kubbealtı vezirliğine geçti.

1094 muharreminde [1682-83] sadrazam Kara Mustafa Paşa başkomutan olarak Viyana'yı almaya giderken, hileli yollarla nüfuz kullanarak yüce bir fermanla sadaret kaymakamı oldu. Kara Mustafa Paşa'yı güçlü güvencelerle sadakatine inandırdı.

Ne yazık ki Kara Mustafa Paşa Viyana önünde beklenmedik acı bir bozguna uğrayıp Belgrad'a dönmüştü. Ondan ayrılmış olan Darüssaâde ağası Abbas Ağa ile Çavuşbaşı Sarı Süleyman Ağa, IV. Mehmed'i sözü geçen başkomutanın idamına ikna ettiler. 1094 zilhiccesinde [1683] Kara Mustafa Paşa idam edilince, 1095 muharreminin başında [Aralık 1683] İbrâhim Paşa sadrazam oldu.

Tam iki yıl süren sadrazamlığı bocalamalarla geçti. Rumeli ve Anadolu'da ortaya çıkan büyük olayları bastırmakta güçsüz kaldığı ve savaşa gitmemek için ileri geri bahaneler ürettiği görüldüğünden 1097 muharreminde [1685-86] azledilip Üsküdar'daki konağında oturmasına izin verildi.

Ancak yerine gelen Hersekli Sarı Süleyman Paşa, sözü geçen sadrazamın yeğeni Osman Paşa'nın ve taraftarlarının hareketlerinden şüphelendi. Kendisinin azledilmesinden ve sadarete İbrâhim Paşa'nın geri getirilmesinden korktu. 1097 cemâziyelevvelinde [1686] Paşa'nın mallarını ve mülklerini müsadere ettirip Rodos'a sürdü, 1098 şabanında [1687] öldürttü.

Amasya'daki çiftlikleri, Amasya alaybeyi Boyacızâde Veli Bey'in gayretiyle satılıp bedelleri İstanbul'a gönderildi. Paşa'nın çok büyük servetini sakladığı şüphesiyle kapıcılar kethüdâsı Amasyalı Ömer ile ağalardan Gürcüzâde Mehmed Beyler epeyce sıkıştırıldı.

İbrâhim Paşa'nın iki parça vakfiyesine göre hayırları şunlardır: Hınzeverek köyünde annesi adına bir cami ve Amasya'da Bâyezîd Paşa Mahallesi'nde bir mektep; bazı mülklerini bunların giderlerine vakfetmiştir. Sarı Süleyman Paşa'nın kendisine karşı kötü niyetini sezince, Sultan IV. Mehmed'den Hicaz'a gitmek için izin almıştı. Fakat Süleyman Paşa buna fırsat vermedi. Efendisi Kara Mustafa Paşa'ya yaptığı haksızlığın karşılığını gördü. Süleyman Paşa da ona yaptığı kötülük yüzünden öldürüldü.

İbrâhim Paşa'nın oğulları Ahmed Paşa ve Süleyman Bey, kızı Zeynep Hanım'dır. Kardeşi Veli Ağa'nın oğulları Yeğen Osman Paşa ile Yeğen Mehmed Ağa, kız kardeşinin oğulları da Amasyalı Sefer Ağazâde Elçi Mehmed Paşa ile Mustafa Efendi'dir. Bunlara Yeğen Mehmed, Yeğen Mustafa Beyler denildi. Süt kardeşi de Amasyalı Memi Beyzâde İsmâil Paşa'dır.

Dikkat çekicidir ki vakfiyesinde ve Amasya şeriye sicillerinde yazıldığı üzere, sadaret kethüdâsı Amasyalı Gürcü Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa, mektupçusu Amasyalı Sefer Ağazâde Yeğen Mehmed Bey, tezkirecisi Amasyalı Rahmî Efendizâde el-Hâc Lütfullah Efendi, kapıcılar kethüdâsı Amasyalı Bekir Beyzâde Ömer Bey, hazine kâtibi Amasyalı Yûsuf Efendi, sadaret telhisçisi de Amasyalı Bayram Ağazâde Osman Ağa idi.

Resmî Ahmed Efendi Sefînetü'r-Rü'esâ'sında, kendi efendisi olan Elçi Mehmed Paşa'nın hâl tercümesinde "Amasyalı olup eski sadrazam Kara İbrâhim Paşa'nın kız kardeşinin oğlu" olduğunu açıkça yazıyor. Adı geçen sadrazamın babası Ahmed Ağa'nın da defalarca Amasya mütesellimi olduğu şeriye sicillerinde yazılıdır. Bunlar, Bayburdluzâde İbrâhim Paşa'nın Amasya'da doğup yetiştiğini gösteriyor. Hınzeverek köyünde doğup Amasya'da büyümesi de olasıdır.

Adı geçen sadrazam, yüce gönüllü, cömert ve tedbirli olmakla birlikte tarihlerin anlattığı gibi kendini beğenmiş, zalim, çekemeyen, hileci ve düzenbaz biriydi. Yüzü güzel, esmer olduğundan Kara İbrâhim Paşa diye ünlenmişti. Amasya'nın pek çok ileri geleni onun himayesinde yükselmişti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • kethüdâ: kâhya, bir ileri gelenin başlıca yardımcısı
  • iç oğlanı: saray ya da paşa konağında yetişen genç
  • mîrâhûr: seyisbaşı, atlar ve ahırlar sorumlusu
  • kapudân-ı deryâ: donanma komutanı
  • rikâb-ı hümâyûn kâ'im-makâmı: padişah ordusunda sadrazamın vekili
  • kubbe-nişîn: kubbealtı toplantılarında yer alan vezir
  • serdâr-ı ekrem: başkomutan
  • i'dâm: idam
  • müsâdere: mallara devletçe el koyma
  • mütesellim: bir yeri vekil olarak yöneten görevli
  • telhîsî: sadrazamın padişaha sunduğu özetleri hazırlayan görevli
  • radâ'an birâder: süt kardeşi
  • desâyis: hileler, entrikalar

Sadrazam Kara İbrâhim Paşa

Bayburdluzâde İbrâhim Paşa, kaynaklarda Kara İbrâhim Paşa adıyla geçen sadrazamdır; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın 25 Aralık 1683'te idamından sonra sadrazam olmuş, yaklaşık iki yıl bu görevde kalmıştır. Hüsameddin'in verdiği yol büyük çizgileriyle ansiklopedi maddesiyle örtüşür: Firârî Mustafa Paşa'nın yanında yetişmesi, Kara Mustafa Paşa'nın kethüdâsı olması, ikinci ve birinci mîrâhûrluğa getirilmesi (2 Rebîülâhir 1082, 8 Ağustos 1671), kaptan-ı deryâlık ve sadaret kaymakamlığı. "Kara Kethüdâ" diye anılması da bu kethüdâlıktan gelir. Kara Mustafa Paşa, padişah üzerindeki nüfuzundan çekindiği için onu 17 Ramazan 1088'de [13 Kasım 1677] kaptan-ı deryâlığa getirerek IV. Mehmed'in yanından uzaklaştırmak istemiştir. Hüsameddin'in anlatımında bu atama bir yıl öne çekilmiş gibi görünür.

Doğum Yeri Meselesi

Hüsameddin'in yazısında dikkat çeken yer, İbrâhim Paşa'nın Amasya'da, Bâyezîd Paşa Mahallesi'nde doğup büyüdüğünü ispatlamaya çalışmasıdır. Dayandığı belgeler vakfiyeler, Amasya şeriye sicilleri ve Resmî Ahmed Efendi'nin kayıtlarıdır. Oysa ansiklopedi maddesi paşanın 1030'da [1620-21] Bayburt'a bağlı Kelkit'in Hınzeverek (Handevrek) köyünde, Katırcı Ahmed adlı bir köylünün oğlu olarak doğduğunu yazar. Hüsameddin de hükmünü sonunda yumuşatır: Hınzeverek'te doğup Amasya'da büyümesi de olasıdır. Doğum yılı için Hüsameddin 1034, ansiklopedi 1030 verir. Bayburt'taki Hınzeverek bugün Demirözü ilçesine bağlı Çatalçeşme köyüdür; köydeki cami, yeni bir araştırmaya göre on yedinci yüzyılın son çeyreğinde paşa tarafından doğduğu yerin anısına ve hayır olarak yaptırılmıştır. Hüsameddin'in vakfiyeye dayanarak anlattığı "annesi adına cami" büyük olasılıkla bu yapıdır; ancak bu eşleştirme metinde açıkça yazılı değildir.

Düşüşü ve Ölümü

Ansiklopediye göre sadrazam, çok cepheli Avusturya savaşında kendisi sefere çıkmayıp Edirne'den asker ve mühimmat göndermekle yetinmiş, Muharrem 1097'de görevden alınmıştır. Hac için hazırlık yaptığı sırada çok parası olduğu söylentisi çıkmış, padişah sefer yardımı olarak 500 kese akçe isteyince hac için biriktirdiği 70 bin altından başka parası olmadığını söylemiş; bunun üzerine Kapıarası'nda tutuklanıp mallarına el konulmuş, Mart 1686'da Rodos'a sürülmüş ve Haziran-Temmuz 1687'de (Şaban 1098) Başkapıcıbaşı Kör Mustafa Bey tarafından öldürülmüştür. Hüsameddin ölümü Sarı Süleyman Paşa'nın eline verir; ansiklopedi ise rakiplerinden Receb Paşa'nın sadrazamın adına sahte mektuplar yazıp padişahtan ferman aldığını anlatır. Şaban 1098 tarihi her iki anlatımda da aynıdır.

Çağdaşı tarihçi Silâhdar Mehmed Ağa onu sert biçimde eleştirir, Vak'anüvis Râşid daha ölçülü yazar. Ansiklopedi onun yetenekli bir komutan olmadığını, ancak ordunun donatımı ve çok cepheli savaşta devletin itibarını korumak için çaba gösterdiğini belirtir; sefere gitmemesi ordunun düzensizliğinden duyduğu kaygıyla da açıklanmıştır. Hüsameddin'in çizdiği karakter tablosu (kendini beğenmiş, çekemeyen, hileci) çağdaş tarihçilerin sert görüşüne yakındır.

Amasyalı Çevresi

Maddenin son bölümü, bir sadrazamın memleketinden nasıl bir kadro çıkardığını gösterir. Sadaret kethüdâsı, mektupçu, tezkireci, kapıcılar kethüdâsı, hazine kâtibi ve telhisçi gibi önemli görevlilerin hepsinin Amasyalı olduğu yazılır. Bunlardan Pîrî Ağazâde İbrâhim Ağa için kitapta ayrı bir madde vardır (6-134). Yeğen Osman Paşa ise başka kaynaklarda Anadolu sekbanlarının başı, 1687'de kısa süre Rumeli beylerbeyi olarak anılır. Vezirlerin kendi çevrelerinden adamlarını yükseltmesi Osmanlı'da sık görülen bir uygulamaydı; Hüsameddin bu durumu Amasya'nın övüncü olarak sunar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 43–45. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

6. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.