Amasyalıdır. Mustafa mahdûmudur. İstanbul’da Ayasofya medresesinde ikâmet ve Amasyalı Hâce Ömer Efendi’den tahsîl-i ulûma gayret ederek Ayasofya Câmiinde ibtidâ cüz-hân, ba’dehû ders-i âm oldu. Hâcesi Ayasofya vâizi oldukda tâbii ve muallim-i sultânî olunca mülâzımı olup 1027 senesi [36] şevvâlinde İstanbul müderrisi oldu.
1031 senesi recebinde zuhûr eden hâile-i Osmâniyyeden sonra hocasıyla beraber Bursa’ya gönderildi. 1036’da Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin ulüvv-i himmeti sâyesinde avdet edib 1037 senesi rebîülevvelinde Birgi, 1041 senesi recebinde Kütahya, 1046 senesi muharreminde Tire (İzmir) mollası oldu.
1053 senesi muharreminde sâniyen Kütahya mollası olup senesi hitâmında ma’zûlen İstanbul’a geldi. Sene-i mezbûre zilhiccesinde efendisi Yahya Efendi’nin vefâtı üzerine hâmîsiz kaldı. 1055 senesi evâilinde mukaddemen kendisiyle muârefesi olan Celâlî İbrâhim Ağa Dârüssaâde ağası oldukda sene-i mezbûre Rebîülevvel’inde terfîen Bursa mollası oldu.
1055 senesi şa’bânında Şeyhülislâm Hocazâde Ebu Saîd Efendi’nin taassubuyla azl ve tekâüde sevkedilip 1060 senesinde dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Âlim, sâlih, hamâme-i mesâcid bir molla idi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Mustafa'nın oğludur. İstanbul'da Ayasofya Medresesi'nde kalıp Amasyalı Hâce Ömer Efendi'den ilim öğrenmeye çaba göstererek Ayasofya Camii'nde önce cüzhan (Kur'an'ı cüz cüz okuyan görevli), sonra herkese açık ders veren müderris oldu. Hocası Ayasofya vaizi olunca ona bağlı kaldı; hocası padişahın hocası olunca da onun mülâzımı (müderrislik için sıra bekleyen aday) olup 1027 senesi Şevval'inde [1618] İstanbul müderrisi oldu.
1031 senesi Receb'inde [1622] ortaya çıkan Osmanlı felaketinden sonra hocasıyla birlikte Bursa'ya gönderildi. 1036'da [1626-27] Şeyhülislam Yahya Efendi'nin yüksek himmeti sayesinde geri dönüp 1037 senesi Rebîülevvel'inde Birgi, 1041 senesi Receb'inde Kütahya, 1046 senesi Muharrem'inde Tire (İzmir) kadısı (molla) oldu.
1053 senesi Muharrem'inde ikinci kez Kütahya mollası olup yılın sonunda görevden alınmış olarak İstanbul'a geldi. Aynı yılın Zilhicce'sinde efendisi Yahya Efendi'nin ölümü üzerine hamisiz kaldı. 1055 senesinin başlarında, daha önce tanışıklığı bulunan Celâlî İbrahim Ağa Darüssaade ağası olunca, aynı yılın Rebîülevvel'inde terfi ettirilerek Bursa mollası oldu.
1055 senesi Şaban'ında Şeyhülislam Hocazâde Ebu Saîd Efendi'nin katı tutumu yüzünden görevden alınıp emekliye sevk edildi ve 1060 senesinde [1650-51] öldü. Âlim, iyi huylu, mescitlerden ayrılmayan bir molla idi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- cüzhan: Kur'an'ı cüz cüz, belli bir düzenle okuyan görevli
- ders-i âm: herkese açık ders veren müderris
- muallim-i sultânî: padişahın hocası
- mülâzım: müderrislik için sırasını bekleyen, bir büyük âlime bağlı aday
- hâile: korkunç olay, felaket
- ulüvv-i himmet: yüksek gayret ve destek
- molla: yüksek dereceli kadı
- ma'zûlen: görevden alınmış olarak
- hâmî: koruyucu, arka çıkan kimse
- muârefe: tanışıklık
- taassub: katı tutum, ön yargı
- tekâüd: emeklilik
- dâr-ı bekâya irtihâl: ölme
- hamâme-i mesâcid: "mescitlerin güvercini"; mescitten ayrılmayan, ibadete düşkün kişi
Hocası Ömer Efendi ve 1031 Receb Olayı
Metinde "Hâce Ömer Efendi" diye anılan kişi, Genç Osman olarak da bilinen II. Osman'ın ve kardeşi Mehmed'in hocasıdır. Padişah tahta çıkınca Şeyhülislam Esad Efendi'nin yetkilerini kısıtlamış, ulemanın atanmasında ve başka işlerde hocası Ömer Efendi'ye söz hakkı tanımıştı. Bu yüzden ulemanın ve yeniçerilerin hedeflerinden biri oldu: ayaklanma 8 Receb 1031'de [19 Mayıs 1622] başladığında, isyancılar önce Darüssaade ağası Süleyman Ağa ile Hoca Ömer Efendi'nin idamını istediler. Hüsameddin'in İdris Efendi-Müderris maddesinde "ihtifâ eylediğinden", bu maddede ise "hâile-i Osmâniyye" diye andığı olay budur. Aynı olay sırasında Şeyhülislam Esad Efendi'nin yerine 10 Receb 1031'de [21 Mayıs 1622] Zekeriyyâzâde Yahya Efendi şeyhülislam oldu; yani İdris Efendi'nin sonraki hamisi Yahya Efendi, hocası Ömer Efendi'nin hedef alındığı günlerde makama gelmiştir.
Hocasıyla birlikte Bursa'ya gönderildiği bilgisini, okunan kaynaklarda doğrulayamadık. Hâce Ömer Efendi'nin isyan sonrası akıbeti hakkında da sayfalarda bir ayrıntı yer almıyor; Hüsameddin'in bu cümlesi tek dayanağımız olarak kalıyor.
Himaye Eden Şeyhülislam
İdris Efendi'nin 1036'daki dönüşünü sağlayan Yahya Efendi, Osmanlı şeyhülislamlarının en çok anılanlarındandır. Hem şair hem şeyhülislam olarak tanınmış, 1622'den 1644'e kadar üç ayrı dönemde bu makamda bulunmuştur. İlk görevi 1622-1623 arasında sürmüş, 4 Ekim 1623'te azledilmiştir. İkinci kez 22 Mayıs 1625'te şeyhülislam olmuş, 10 Şubat 1632'ye kadar makamda kalmıştır. Üçüncü görevi 7 Ocak 1634'te başlamış, ölümüne kadar sürmüştür. Yahya Efendi 18 Zilhicce 1053'te [27 Şubat 1644] öldü. Hüsameddin'in "1053 senesi Zilhiccesinde efendisi Yahya Efendi'nin vefatı üzerine hâmîsiz kaldı" cümlesi bu tarihle tam olarak örtüşür. İdris Efendi'nin 1036'da [1626-27] geri dönmesi de Yahya Efendi'nin ikinci şeyhülislamlığı sırasına denk gelir.
İdris Efendi'nin sonunu getiren isim ise Hocazâde Ebu Saîd Efendi'dir. Ebûsaid Efendi, Yahya Efendi'nin ölümünün ardından 1053 Zilhicce'sinde şeyhülislam olmuş, 29 Zilkade 1055'te [16 Ocak 1646] görevden alınmıştır. Hüsameddin'in verdiği "1055 senesi şaban" tarihi bu iki yıllık dönemin içinde kalır. Kaynaklarda Ebûsaid Efendi sert mizaçlı biri olarak tanıtılır; Hüsameddin'in "taassub" sözcüğünü neden kullandığı da bu karakterle birlikte düşünülebilir. İdris Efendi'nin azline yol açan olay ise okunan kaynaklarda belirlenemedi.
Darüssaade Ağası İbrahim Ağa
Metindeki "Celâlî İbrâhim Ağa", Topkapı Sarayı'nın harem bölümünün başındaki Darüssaade ağasıdır. Bu görevi yürüten hadım ağalar padişaha ve ailesine yakın oldukları için XVII. yüzyılda devlet yönetiminde de etkili oldular; sadrazamların atanmasında ve azlinde söz sahibi olanları vardı. Kaynaklarda Celâlî İbrahim Ağa, bu göreve ikinci kez getirilen ağalar arasında sayılır. Arşiv belgelerine dayanan bir çalışmaya göre, bir İbrahim Ağa 1639 dolaylarında bu görevdeydi ve kısa süre sonra yerini Sünbül Ağa'ya bıraktı; Sünbül Ağa ise 1054'te [1644] görevden alındı. Hüsameddin'in "1055 senesi evâilinde Darüssaade ağası oldu" demesi, bu sıralamaya uyar ve İbrahim Ağa'nın ikinci kez göreve gelişini anlatıyor gibi görünür. Bununla birlikte ikinci atamanın kesin tarihi okunan sayfalarda yer almadığından bu eşleştirme kesin sayılmamalıdır.
Molla Unvanı ve Atamalar
İdris Efendi'nin sırasıyla Birgi, Kütahya, Tire ve Bursa'da "molla" olması, ilmiye sınıfında yüksek dereceli kadılık görevlerini anlatır. Osmanlı ilmiye teşkilatında XVI. yüzyılın son çeyreğinden itibaren yüksek dereceli kadıların atanması şeyhülislamların yetki alanına girmişti; müderrisler gibi bu kadıların da terfi ve azilleri bu makamın tuttuğu defterlerde kayıtlıydı. Hüsameddin'in İdris Efendi'nin yükselişini ve düşüşünü bir şeyhülislamın ve bir Darüssaade ağasının adıyla anlatması bu yüzden yerindedir: bu çevrede bir müderris ya da molla, kendi başına bir kariyer kuramaz, bir hamiye bağlı olarak ilerlerdi.
Okunamayanlar
İdris Efendi'nin kendisi, babası Mustafa ve Hâce Ömer Efendi'nin Amasyalı olduğu bilgisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. İdris Efendi'nin Ayasofya Medresesi'ndeki cüzhanlığı ve müderrisliği de okunan çalışmalarda ad olarak geçmiyor.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 274–275. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar
- Ramazan Hüseyin Biçer, "Darüssaade Ağası Sünbül Ağa'nın Hayatı ve Vakıfları", İçtimaiyat, 10/2, 2026.