Köprülüdür. Amasya‘da meşâhir-i ulemâdan tahsîl-i ulûm edib mücâz ve ders-i âm oldu. Muallim-i Sultânî Amasyalı Hâce Ömer Efendi’nin ulüvv-i himmetinden istifâde emeliyle İstanbul’a gidip Sultân Bâyezîd Câmiinde tedrîs ve ifâdeye başladı.
Bu esnâda 1031 receb hâilesi zuhûr ve Hâce Ömer Efendi ihtifâ eylediğinden sene-i mezbûre şevvâlinde Köprü kasabasında Taşanzâde Ahmed Bey’in medresesi müderrisliğine ta’yin ve i’zâm edildi. Orada tedrîs-i ulûm ederek iştihâr edib 1045’de Köprü (Kedağra) Müftüsü görüldü. Ba’dehû vefât etdi. Meşâhir-i ulemâdan idi.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. Amasya'da tanınmış âlimlerden ilim öğrenip icazet aldı ve herkese açık ders veren müderris oldu. Padişah hocası Amasyalı Hâce Ömer Efendi'nin yüksek himmetinden yararlanma umuduyla İstanbul'a gidip Sultan Bayezid Camii'nde ders vermeye ve öğretmeye başladı.
Bu sırada 1031 receb ayının felaketi [1622] patlak verip Hâce Ömer Efendi gizlendiğinden, aynı yılın şevvalinde Köprü kasabasında Taşanzâde Ahmed Bey'in medresesine müderris atandı ve oraya gönderildi. Orada ilim okutup ün kazandı; 1045'te [1635-36] Köprü (Kedağra) müftüsü görüldü. Sonra öldü. Tanınmış âlimlerdendi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mücâz: icazet almış, ders vermeye yetkili kılınmış
- ders-i âm: herkese açık ders veren müderris
- muallim-i sultânî: padişahın hocası
- ulüvv-i himmet: yüksek gayret ve destek
- tedrîs ve ifâde: ders verme ve öğretme
- hâile: korkunç olay, felaket
- zuhûr: ortaya çıkma
- ihtifâ: gizlenme
- sene-i mezbûre: adı geçen yıl
- ta'yin ve i'zâm: görevlendirme ve gönderme
- müftü: bir kasabanın fetva veren din görevlisi
1031 Receb Olayı
Metindeki "1031 receb hâilesi", Osman II'nin (Genç Osman) tahttan indirilip öldürüldüğü ayaklanmadır. Kaynaklara göre isyan 8 Receb 1031'de [19 Mayıs 1622] başlamış, ertesi gün padişah yakalanıp Yedikule'ye götürülmüş ve orada boğularak öldürülmüştür. Ayaklanan yeniçeriler ve ulemâ, padişahı bütün bu işlere yönlendirdiği gerekçesiyle Darüssaade ağası Süleyman Ağa ile Hoca Ömer Efendi'nin idamını istemişti. Hoca Ömer Efendi, Osman ile kardeşi Mehmed'in şehzadelik yıllarındaki hocasıydı; Osman tahta çıktıktan sonra ulemanın atanması ve öteki işlerde ona yetki vermiş, bu yüzden ulemâ ve yeniçerilerin hedefi olmuştu. Hüsameddin'in "ihtifâ eylediğinden" demesi, Hâce Ömer Efendi'nin bu tehlike karşısında gizlendiğini bildirir. İdris Efendi'nin İstanbul'daki ümidi de bununla birlikte sona ermiştir.
Kaynaklarda Hoca Ömer Efendi'nin Amasyalı olduğuna dair bir kayıt bulamadık; Hüsameddin onu "Amasyalı" diye tanıtır. Ömer Efendi'nin sonraki akıbeti okunan sayfalarda yer almıyor. Bunu, bir sonraki maddede (25. madde) İdris Efendi-Cüzhân'ın hocasıyla birlikte Bursa'ya gönderildiğini anlatan metinle karşılaştırmak yararlı olur.
Köprü ve Kedağra
Köprü, bugünkü Samsun'un Vezirköprü ilçesidir. Yerleşim Osmanlı döneminde Gedikara ya da Gedegra gibi adlarla anılırdı; Hüsameddin'in "Kedağra"sı bu adın bir yazımıdır. Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazam olmasından ve ailesinin bölgeye yaptığı katkılardan sonra, XVII. yüzyılda "Vezirköprü" adı yerleşmiştir. Köprülüler'in ilçeye kazandırdığı yapılar arasında Taşhan, Taş Medrese ve Kale Camii sayılır. İdris Efendi'nin 1622'de gönderildiği "Taşanzâde Ahmed Bey'in medresesi" ise bu yapılardan biri olamaz; çünkü Köprülüler bölgeye ancak sonraki yıllarda katkıda bulunmuştur. Taşanzâde Ahmed Bey'in medresesi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Köprü'nün XV. yüzyıl sonundaki yükselişi Amasya sancağıyla bağlantılıdır. Şehzade Ahmed'in Amasya'daki divan kâtibi Tâcî Bey, 896'da [1491] atandıktan sonra Köprü köyünde bir cami, bir imarethane ve bir hamam yaptırmış, İstavlaz Çayı kıyısında Şehzade Ahmed adına bir saray kurmuştur. Şehzade bahar aylarında bu saraya geldikçe bazı emirler de köyde konaklamaya başlamış, köy kısa sürede kasaba olmuştur. Sultan Pınarı çeşmesi de bu dönemin eseri sayılır; Köprü'den çıkan devlet adamlarına "Köprülü" lakabı verilmiştir. Kedağra ile Köprü köyünü kapsayan bölgeye ise Köprülü Mehmed Paşa'nın vezirliği sırasında Vezirköprü denmiştir. Bu bilgiler, Hüsameddin'in Köprü'yü kasaba diye anmasıyla uyumludur: İdris Efendi'nin 1622'de gönderildiği Köprü, kasaba olarak yüz yılı aşkın bir geçmişe sahipti.
Metnin Yeri
Kısa metin, bir taşra âliminin yolunu gösterir. Amasya'da yetişen biri, İstanbul'da büyük bir hocaya yaklaşıp yükselmeyi umar; hamisinin düşmesi onu doğduğu kasabaya geri çevirir. Köprü'de müderris olur, sonra kasabanın müftüsü görülür. Müftülük ve müderrislik, küçük bir kasabada çoğu zaman aynı kişide toplanan görevlerdi; Hüsameddin'in "Kedağra Müftüsü" demesi bu yüzden dikkat çeker.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 274–274. amasya.bel.tr
- İnan Demirtaş, "Şehzade Ahmed'in Amasya Sancak Beyliği", Sosyal Bilimler Araştırmaları 13, ed. Hasan Yerkazan - Önder Eryılmaz, Amasya Üniversitesi Yayınları, 2024, s. 133–159.