İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İlyâs Efendi-Müftizâde el-Hâc

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 347 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Merzifonludur. Oranın ulemâsından Nurullah Efendi bin Müftî Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Bade’t-tahsîl Merzifon mahkemesi kâtibi, Zeynel Bey Medresesi müderrisi, ba’dehû Merzifon kadısı oldu. lll6’da vefât etdi. Ulemâdan idi. Mahdûmu Şeyhülislâm Mehmed Dürrî Efendi’dir. [273] İstanbul’da Dürrîzâde hânedânı bu zâtın evlâdıdır.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Merzifonludur. Oranın âlimlerinden Nurullah Efendi'nin oğludur; Nurullah Efendi de Müftü Mehmed Efendi'nin oğludur. Öğrenimini tamamladıktan sonra Merzifon mahkemesi kâtibi, Zeynel Bey Medresesi müderrisi, ardından Merzifon kadısı oldu. 1116'da [1704-05] öldü. Âlimlerdendi. Oğlu Şeyhülislâm Mehmed Dürrî Efendi'dir. İstanbul'daki Dürrîzâde hânedânı bu zâtın soyundandır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ulemâ: âlimler, ilim ehli
  • mahdûm: oğul
  • bade't-tahsîl: öğrenimini tamamladıktan sonra
  • müderris: medresede ders veren öğretmen
  • ba'dehû: ondan sonra
  • hânedân: ünlü aile, sülale
  • evlâd: çocuklar ve torunlar, soy

Metnin Okunuşu Üzerine

Maddenin başlığı İlyâs Efendi adını verir; metnin içinde bu ad geçmez. Metin "Nurullah Efendi bin Müftî Mehmed Efendi'nin mahdûmudur" diye başlar. Bu cümleye göre başlıktaki İlyâs Efendi, Nurullah Efendi'nin oğludur; Nurullah Efendi de Müftü Mehmed Efendi'nin oğludur. "Müftîzâde" lakabının dedenin müftülüğünden geldiği düşünülebilir, ancak bu bir çıkarımdır; metin lakabı açıklamaz.

Dürrî Mehmed Efendi ve Dürrîzâdeler

TDV İslâm Ansiklopedisi, Dürrî Mehmed Efendi'yi Osmanlı Devleti'nde pek çok âlim ve altı şeyhülislâm yetiştiren Dürrîzâdeler ailesinin ilk ferdi olarak tanıtır ve onu İlyas Efendi'nin oğlu olarak kaydeder. Bu kayıt, Hüsameddin'in "İstanbul'daki Dürrîzâde hânedânı bu zâtın soyundandır" cümlesiyle aynı yönü gösterir. Ansiklopedi maddesi İlyas Efendi'nin Merzifonlu olduğunu söylemez; Merzifon bağı yalnızca Hüsameddin'de görülür.

Dürrî Efendi medrese öğrenimini tamamlayıp müderris oldu. 1116'da [1704-05] Süleymaniye müderrisi iken kadılık mesleğine geçti. 1707'de Mısır, 1716'da Mekke, 1720'de İstanbul kadılığına getirildi; 1721'de İstanbul fırıncı esnafının narha uymamasındaki ihmali ileri sürülerek bu görevden alındı. 1726'da Anadolu kazaskerliğine atandı, ancak kadıların şikâyeti üzerine görevden alındı ve arpalığı olan Tatarpazarcığı'na gitmesi emredildi. Ekim 1730'da Rumeli kazaskeri oldu, Ağustos 1734'te aynı göreve ikinci kez getirildi ve 31 Ekim 1734'te şeyhülislâmlığa tayin edildi. O sırada oldukça yaşlıydı. Şubat 1736'da felç geçirdi; I. Mahmud, rahatsızlığı geçinceye kadar fetva ve hüccet gibi evrakta imza yerine mühür kullanmasına izin verdi. 13 Nisan 1736'da görevden alındı, hayatının kalanını Üsküdar'daki evinde geçirdi ve Karacaahmet Miskinler Tekkesi yakınındaki Yeşilkapı Mezarlığı'na gömüldü. Oğlu Dürrîzâde Mustafa Efendi de şeyhülislâm oldu.

Hüsameddin Dürrî'nin ölüm yılını vermez; ansiklopedi 1149 [1736] gösterir. İlyâs Efendi'nin ölüm yılı olarak verilen 1116, ansiklopedide Dürrî'nin Süleymaniye müderrisliğinden kadılığa geçtiği yılla aynıdır. Kaynaklar bu iki olay arasında bir ilişki kurmaz.

Zeynel Bey Medresesi'ne ve İlyâs Efendi'nin Merzifon'daki görevlerine dair, bakılan kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; bu ayrıntılar doğrulanamadı.

Kaynakça

7. Cilt içindekiler