İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İshak Efendi-Kalelizâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 286 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Fuzalâdan (Kaleli) demekle meşhûr Harşeneli İbrâhim Efendi’nin mahdûmudur. Kadızâde Fâzıl Mehmed Ali Efendi’den ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm oldu. Ba’dehû İstanbul’a gidip sudûrdan Amasyalı Hâcezâde Abdullah Efendi’den mülâzım ve müderris oldu.

İstanbul’da medâris-i mu’tâdeyi devrederek Mihrimâh Sultân Medresesi müderrisi oldu. Müşârün-ileyhin câmiinde tedrîs-i ‘ulûm edib Gülfem Hâtun Mahallesi’nde mukîm iken [73] 1058 senesi saferinde vefât etdi. Kibâr-ı ulemâ ve müderrisînden idi. Mahdûmu Salih Efendi’dir.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Âlimlerden, "Kaleli" diye tanınan Harşeneli İbrahim Efendi'nin oğludur. Kadızâde Fâzıl Mehmed Ali Efendi'den öğrenimini tamamlayıp herkese açık ders veren müderris oldu. Sonra İstanbul'a gidip devlet ve ilim büyüklerinden Amasyalı Hâcezâde Abdullah Efendi'den mülâzım ve müderris oldu.

İstanbul'da olağan medreseleri sırayla dolaşarak Mihrimah Sultan Medresesi müderrisi oldu. Adı geçenin camisinde ilim öğretip Gülfem Hatun Mahallesi'nde oturmakta iken 1058 yılı Safer ayında [1648] öldü. Büyük âlimlerden ve müderrislerdendi. Oğlu Salih Efendi'dir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • fuzalâ: fazıllar, bilgili kişiler; âlimler
  • Harşeneli: Harşena Dağı'na (Amasya Kalesi) bağlı yerden olan
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • ders-i âm: herkese açık ders veren müderris
  • sudûr: ileri gelenler; ilim ve devlet büyükleri
  • mülâzım: müderrislik için adaylık kaydı yapılmış, sıra bekleyen kişi
  • müderris: medrese hocası
  • medâris-i mu'tâde: olağan, sırayla geçilen medreseler
  • tedrîs-i 'ulûm: ilimleri öğretme
  • mukîm: oturan, ikamet eden
  • kibâr-ı ulemâ: büyük âlimler

Mihrimah Sultan Medresesi Hangisi

Mihrimah Sultan, Kanûnî Sultan Süleyman'ın kızıdır ve İstanbul'da iki külliye yaptırmıştır. Üsküdar'daki, iskele karşısında iki minareli bir cami, çeşme, medrese, sıbyan mektebi ve kervansaray ile birlikte 954'te [1547] yapıldı. Edirnekapı'daki ise tek minareli bir cami, çeşme, medrese, sıbyan mektebi ve çifte hamamdan oluşur ve 973'te [1566] tamamlanmıştır. Edirnekapı külliyesinin 978 [1570-71] tarihli vakfiyesinde caminin önündeki on yedi hücreli medresesi anılır; medreseye daha 976 Zilkadesinde [1569] müderris atandığı için o tarihte faaliyete geçmiş olduğu anlaşılır. Hüsameddin hangi medrese olduğunu belirtmez. İshak Efendi'nin İstanbul'daki medrese basamaklarını geçerek Mihrimah Sultan Medresesi'ne ulaştığı, "olağan medreseleri devrederek" ifadesinden anlaşılır; fakat okunan kaynaklarda bu müderrisin adı geçmez.

Amasya'da Medrese Geleneği

Amasya, Selçuklu döneminden itibaren önemli bir eğitim merkeziydi. Halifet Gazi Medresesi, Gökmedrese, Alaca Yahya Medresesi ve Ata Bey Medresesi gibi medreselerin bu dönemde yapıldığı bilinir. Osmanlı döneminde "Şehzadeler şehri" diye anılan kent, medreseleriyle Anadolu'da önemli bir ilim ve kültür merkezi olarak kalmıştır. Amasya'da kırktan fazla medrese tespit edilmiştir. Müderrisleri üzerine bugüne kadar kapsamlı çalışma yapılmamış, 2024'te yayımlanan bir makale 19. yüzyılın sonlarındaki müderrisleri Meşihat Arşivi'ne göre incelemiştir; İshak Efendi'nin yaşadığı 17. yüzyılın ilk yarısı bu çalışmanın kapsamına girmez.

Aranıp Bulunamayanlar

Kadızâde Fâzıl Mehmed Ali Efendi, Hâcezâde Abdullah Efendi ve Harşeneli İbrahim Efendi hakkında yapılan aramalarda başka kaynaklarda kayıt bulunamadı. Gülfem Hatun Mahallesi'nin İstanbul'daki yeri de doğrulanamadı. İshak Efendi'nin ölüm tarihi olarak verilen 1058 yılı Safer ayı, aynı yılın Receb ayında gerçekleşen IV. Mehmed'in tahta çıkışından [8 Ağustos 1648] önceye düşer.

Edirnekapı Külliyesi

Edirnekapı Camii, Mimar Sinan'ın tek kubbeli camiler arasında yaptığı en büyük eserdir ve şehrin kara tarafından görünüşüne hâkim olan yüksek bir yere kurulmuştur. Evliya Çelebi 17. yüzyılda camiyi anlatırken dört tarafının medrese hücreleriyle çevrili olduğunu yazar. Külliye, Râşid Mehmed Efendi'ye göre 1131'de [1718-19] bir depremde zarar görmüştür. Medrese avlusu üç yandan revaklı hücrelerle çevrilidir. Hüsameddin'in sözünü ettiği medresenin Edirnekapı'dakiyle aynı olup olmadığı belli değildir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 286–286. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler