Amasya havâlîsinde sâkin Rûmlardan birinin oğludur. Adı İsak olup ihtidâ etdikde İshâk denmişdir. Alâ-rivâyetin Bizans İmparatorluğu’na kadar yükselmiş olan Amasyalı (Komnen - Komnenos) hânedânından birinin İsak adlı oğludur.
İbn Şiâr el-Mevsılî “Tabakât”ında (İshak bin Abdullah er-Rumî) diye kaydedilen İshak Baba, Rûm muhtedîlerinden bir adam olup evâ’il-i hâlinde Rûm çetelerinden birinin reisi idi. Türklerin aleyhinde hayli mezâlim yapmış, bu yüzden Türklerin tenkilâtına ma’rûz kalmışdı.
Çünkü 600 hudûdunda Selçuk şehzâdelerinin ve dolayısıyla Türk beylerinin kavgalarından istifâde emeliyle Trabzon Kralı Aleksi Komnenos ve birâderi David Amasya vilâyetini zabt ve istilâya kıyâm ederek vilâyet dâhilindeki Rumları ayaklandırmışlar, kendisi Samsun ve birâderi de Sinop taraflarından Amasya üzerine yürümüşlerdi.
Bu esnâda Amasya Vâlisi Sencer Şâh idi. Sencer Şâh, [55] dahîlen Rum çeteleriyle ve hâricen Komnenoslarla muhârebeler ederek 605’de şehîden vefât etdi. Yerine oğlu Süleyman Şâh ikâme edildiyse de pek genç olduğundan kumandayı Beylerbeyi Emîr Bedreddîn Ebûbekir Bey deruhte ederek bunlarla harbe devam eyledi.
Konya hükümdârı Sultân İzzeddîn Keykâvus-ı Selçukî, büyük bir kuvvetle imdâda gelip Ebûbekir Bey’in kuvvetiyle birleşti. Müttehiden hareket ederek Rum çetelerini ve Trabzon Komnenoslarını perişân edib Samsun ve Sinop havâlîsini kâmilen fetheyledi. Buraların emr-i idâresini de Simre-i Amasya vâlisi emîr-i müşârün-ileyhe verdi.
610’da vakî olan bu muvaffakiyet üzerine Rum çeteleri dağılıp birer tarafa savuşdukları esnâda sâhib-i terceme İsak da kaçıp Urfa tarafında Kefersûd nâhiyesine ilticâ etdi. Orada kendisini Müslüman gösterip adını İshak yaptı. Bu sûretle yakasını ölümün pençesinden kurtardı. Kendisine İshak Kefersûdî dendi.
Buradan Şiraz’a gidip Şiâ ulemâsından Muhyiddîn [56] Muhammed bin Ali et-Temîmî’den Arapça’yı ve usûl-i Şiâyı ve ba’zı ğaşşâşlardan sihir ve nirencâtı öğrendi. Seyâhat tarîkiyle İran’ı gezip Bâtınîlerden de Fırka-i Bâtınîyye usûlünü aldı. Dönüp Sivas’a geldi. Üstâdını orada kadı buldu.
Buradan da Amasya köylerine gelip on yıl kadar halka meccânen çobanlık ederek riyâkârâne harekât ve ibâdâtıyla halka fevkalâde hulûl etdi. Kendisini evliyâ gibi tanıttı. İshak Baba demekle iştihâr edib şöhret-i şâyiası Amasya havâlîsini tutdu.
İshak Kefersûdî, Hıristiyanlıkla muvaffak olamadığı maksadına, Amasya‘da bir Rum krallığı teşkiline kisve ve efkâr-ı İslâmiyye ile muvaffak olmaya çalışıyor. Bu uğurda her türlü kizb ve riyâyı, sahtekârlığı ihtiyâr ediyor, bunlarla muvaffak olacağını umuyordu.
Bu esnâda Amasya‘da Baba İlyâs Horasânî demekle meşhûr ve Cüneydî tarîkat bir şeyh var idi. Amasya ulemâsının i’timâdını ve halkın i’tikâdını kazanmışdı. İshak Baba, gâyet zekî ve dessâs bir adamdı. Halkın ve ümerâ ile [57] ulemânın Baba İlyâs’a hürmetlerini gördükte bundan istifâde etmek için Amasya’ya geldi. Baba İlyâs’a intisâb ederek mürîd-i hâssı oldu.
Şirâz’da öğrendiği sihir ve nirencâtı sâyesinde gösterdiği ba’zı ahvâl ve ef’âl-i fevkalâdesi kerâmetine hamledilerek Baba İlyâs’ı bile teshîr etdi. Bir takım sun’î zühd ve riyâsı halkı, avâm-ı nâsı aldatdı. Nüfûz ve şöhreti pek ziyâde arttı. Ümerâ ve ulemâyı telâşa düşürdü.
Bu esnâda Amasya vâlisi Emîr Hüsâmeddîn Berke Hân; kâdı’l-kudâtı Bedreddîn Ebu’l-Mekârim İbrâhim el-Kımârî, nâibü’l-kadı Reşideddîn Ebu’l-Fezâ’il Mehmed bin Ahmed bin Ebi’r-Reşid el-Hemedanî, makâm-ı iftâda Fahreddîn Mehmed bin Mahmûd er-Râzî¹⁰² Hüsâmeddîn Yûsuf bin Abdurrahman et-Tebrizî, Takıyüddîn Osmân bin Ali el-Amasî idi.
İshak Baba, bunlardan pek ziyâde ürküyor, bunları kendi maksâdına mânî’ görüyordu. Çünkü Emîr Hüsâmeddîn Berke Hân Amasya ve havâlîsinde meskûn olan Kayıhânlu kabîlesinin ve Harezmîlerin reisi [58] idi. Bunlar hem çok hem de yavuz adamlardı.
634 senesi şevvâlinde Sultân Alâeddîn Keykubâd-ı Selçukî vefât edib şehzâdesi Gıyâseddîn Keyhüsrev Konya Sultânı ve lalası olan Emîr Sâdeddîn Köpek de vezîr-i a’zamı olmuşdu. Bunu fırsat bilen İshak Baba, kendinin meclûbu olan halkı vâlî Berke Hân ile Kayılu (Kazığlu) Türklerinden ağır şikâyetlere teşvîk etdi.
Gıyâseddîn Keyhüsrev, halkın acı şikâyetleri üzerine Emîr Berke Hân’ı azl ve bütün Kayıhanlu ve Harizmli Türkleri Amasya vilâyetinden ihrâc emrini verdi. 636’da Amasya vâlililiğine Zâhireddîn Hurşid Bey ta’yîn ve bir kuvve-i kâfiye ile gönderildi.
İshak Baba, tam hareket edecek zamanı bulmuşdu. Bir taraftan Trabzon Kralı Yani Komnenos ile muhâbere ederek ondan kuvve-i imdâdiye alacağını temin etmiş, diğer taraftan Rumlar güya ihtidâ ederek kendisine tebeiyyet eylemiş, ehl-i İslâm’ın avâmı ise kendisini evliyâ zannıyla adeta ma’bûd tanımışdı. [59]
637 senesi evâilinde Kayı Türkleriyle Amasya vâlisi Hurşid Bey’in kuvvetleri arasında çıkan muhârebe hengâmesinde İshak Baba kendisine beyât eden Babaîlerin, Rumların başına geçip tarihimizin ikinci cildinde tafsîl edildiği üzere isyân ve kıyâm ederek Sadreddîn İshak lâkabını aldı.
Bu sûretle hem Kayı Türklerini Amasya‘dan ihrâc hem de Amasya’da kendisine muhâlefet eden ulemâ ve ümerâyı perişân ederek kendisine Emîrü’l-mü’minîn dedirdi. Bu esnâda kâdı’l-kudât İbrâhim el-Kimârî ile birkaç beyler şehîd oldu. Ulemâdan Hüsâmeddîn Yûsuf et-Tebrizî Konya’ya ve Takiyüddîn Osmân el-Amasî Şam’a firâr etdi.
İshak Baba, Bâtıniyye fırkasının mu’tekadâtından olan hulûle kâil olduğundan Hazret-i Muhammed ve Ali’nin ruhları kendisine hulûl etdiğini iddiâ ederek peygamberliğini ilân edib avâmı kandırdı. Bütün Rumları kendisine uydurdu. Trabzon Kralı Yani Komnenos’dan büyük kuvvetler alacağını umuyordu.
Ancak yalancı peygamberlik ilânı, kendisine aldanan [60] Türklerden pek çoklarını kendisinden ayırdı. Çünkü Baba İlyâs Horasânî, İshak Baba’yı tekfîr ve tel’în ederek Amasya‘dan Çatbükü (Hacı İlyâs) demekle meşhûr çiftliğine çekilip gizlenmişti.
Bu hengâmeyi haber alan Gıyâseddîn Keyhüsrev, derhâl Hacı Mübârizeddîn Armağan Şâh Bey’i Amasya vâlisi nasb ederek bir kuvve-i kâfiye ile Amasya’ya gönderdi. Amasya ümerâsı ve ulemâsı da birleşip yalancı peygamberin aleyhine hareket etdi. Samsun ve Karadeniz sevâhili kumândânı Alâeddîn Ali Şîr Bey de Yani Komnenos’un kuvve-i imdâdiye göndermesine meydân vermedi.
İshak Baba, her tarafdan kendisini sıkışdıran kuvvetlere karşı koyacak bir halde olmadığını anladı. Bununla beraber son dereceye kadar çalışdı. 638 senesi evâsıtında Hacı Armağan Şâh gâlibâne Amasya‘ya girip kendisini tutarak astı. Babaîleri perişân edib Amasya’yı Rumların şerrinden kurtardı.
Şâyân-ı dikkattir ki Babaîler, parça parça edilen [61] İshak Baba’nın cesedini toplayıp kendisine yer altında bir türbe yapmışlar ve kemiklerini de bu türbede bir tahta üzerine sermişler, kendisini asıp parçalatan Hacı Armağan Şâh’ı da hânesinde bastırıp şehîd etmişlerdir. El-yevm Amasya‘da Anbarlı Evliyâ denilen türbe bunun olmalıdır.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya çevresinde yaşayan Rumlardan birinin oğludur. Adı İsak olup Müslüman olunca İshâk denmiştir. Bir rivayete göre Bizans İmparatorluğu'na kadar yükselmiş olan Amasyalı Komnen (Komnenos) hanedanından birinin İsak adlı oğludur.
İbn Şiâr el-Mevsılî'nin "Tabakât" adlı eserinde "İshak bin Abdullah er-Rûmî" diye kaydedilen İshak Baba, Müslüman olmuş Rumlardan bir adamdı. İlk zamanlarında Rum çetelerinden birinin reisiydi. Türklere karşı hayli zulüm yapmış, bu yüzden Türklerin saldırı ve cezalandırmasına uğramıştı.
Çünkü 600 dolaylarında [1203-04] Selçuklu şehzadelerinin ve dolayısıyla Türk beylerinin kavgalarından yararlanmak isteyen Trabzon Kralı Aleksi Komnenos ile kardeşi David, Amasya vilayetini ele geçirmeye ve istilaya kalkışmış, vilayetteki Rumları ayaklandırmıştı. Kendisi Samsun, kardeşi de Sinop tarafından Amasya üzerine yürümüştü.
Bu sırada Amasya Valisi Sencer Şah'tı. Sencer Şah içeriden Rum çeteleriyle, dışarıdan Komnenoslarla savaşarak 605'te [1208-09] şehit olarak öldü. Yerine oğlu Süleyman Şah geçirildiyse de çok genç olduğundan komutayı Beylerbeyi Emir Bedreddin Ebûbekir Bey üstlendi ve bunlarla savaşa devam etti.
Konya hükümdarı Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus büyük bir kuvvetle yardıma gelip Ebûbekir Bey'in kuvvetiyle birleşti. Birlikte hareket ederek Rum çetelerini ve Trabzon Komnenoslarını dağıttı, Samsun ve Sinop çevresinin tamamını fethetti. Buraların yönetimini de Amasya vilayeti valisi olan adı geçen emire verdi.
610'da [1213-14] elde edilen bu başarı üzerine Rum çeteleri dağılıp birer yana savuşurken, hakkında yazdığımız İsak da kaçıp Urfa tarafında Kefersud nahiyesine sığındı. Orada kendisini Müslüman gösterip adını İshak yaptı. Böylece ölümün pençesinden kurtuldu. Kendisine İshak Kefersûdî dendi.
Buradan Şiraz'a gidip Şiî âlimlerinden Muhyiddin Muhammed bin Ali et-Temîmî'den Arapça'yı ve Şiî usulünü, bazı hilekârlardan da büyü ve efsunculuğu öğrendi. Seyahat yoluyla İran'ı gezip Bâtınîlerden de Bâtınîyye fırkasının usulünü aldı. Dönüp Sivas'a geldi. Hocasını orada kadı buldu.
Buradan da Amasya köylerine gelip on yıl kadar halka karşılıksız çobanlık yaparak, ikiyüzlü davranış ve ibadetleriyle halka büyük ölçüde nüfuz etti. Kendisini veli gibi tanıttı. İshak Baba diye ün yaptı ve şöhreti Amasya çevresine yayıldı.
İshak Kefersûdî, Hıristiyanlıkla başaramadığı amacına, yani Amasya'da bir Rum krallığı kurmaya, bu kez İslâm kılığı ve düşünceleriyle ulaşmaya çalışıyordu. Bu uğurda her türlü yalanı, ikiyüzlülüğü ve sahtekârlığı seçiyor, bunlarla başarılı olacağını umuyordu.
Bu sırada Amasya'da Baba İlyâs-ı Horasânî diye ünlü, Cüneydî tarikatından bir şeyh vardı. Amasya âlimlerinin güvenini ve halkın inancını kazanmıştı. İshak Baba çok zeki ve hileci bir adamdı. Halkın, emirlerin ve âlimlerin Baba İlyas'a saygısını görünce bundan yararlanmak için Amasya'ya geldi. Baba İlyas'a bağlanıp onun özel müridi oldu.
Şiraz'da öğrendiği büyü ve efsun sayesinde gösterdiği bazı hâller ve olağanüstü işler kerâmet sayılarak Baba İlyas'ı bile etkisi altına aldı. Bir takım yapmacık züht ve ikiyüzlülük halkı, avâmı aldattı. Nüfuzu ve şöhreti çok arttı. Emirleri ve âlimleri telâşa düşürdü.
Bu sırada Amasya Valisi Emir Hüsameddin Berke Han'dı. Başkadı Bedreddin Ebu'l-Mekârim İbrahim el-Kımârî, kadı naibi Reşideddin Ebu'l-Fezâil Mehmed bin Ahmed bin Ebi'r-Reşid el-Hemedânî, fetva makamında Fahreddin Mehmed bin Mahmud er-Râzî, Hüsameddin Yusuf bin Abdurrahman et-Tebrîzî ve Takıyyüddin Osman bin Ali el-Amasî görevdeydi.
İshak Baba bunlardan çok çekiniyor, bunları amacına engel görüyordu. Çünkü Emir Hüsameddin Berke Han, Amasya ve çevresinde yaşayan Kayıhanlu kabilesinin ve Harezmlilerin reisiydi. Bunlar hem çok hem de güçlü adamlardı.
634 yılı Şevval ayında [1237] Sultan Alâeddin Keykubâd öldü. Oğlu Gıyâseddin Keyhüsrev Konya Sultanı, lalası Emir Sâdeddin Köpek de sadrazamı olmuştu. Bunu fırsat bilen İshak Baba, kendisine bağlanan halkı vali Berke Han'a ve Kayılu (Kazığlu) Türklerine karşı ağır şikâyetlere teşvik etti.
Gıyâseddin Keyhüsrev, halkın acı şikâyetleri üzerine Emir Berke Han'ı görevden aldı ve bütün Kayıhanlu ve Harezmli Türklerin Amasya vilayetinden çıkarılması emrini verdi. 636'da [1238-39] Amasya valiliğine Zâhireddin Hurşid Bey atandı ve yeterli bir kuvvetle gönderildi.
İshak Baba harekete geçeceği zamanı tam bulmuştu. Bir yandan Trabzon Kralı Yani Komnenos ile yazışarak ondan yardım kuvveti alacağını sağlamış, öte yandan Rumlar güya Müslüman olarak kendisine bağlanmış, Müslümanların avâmı ise onu veli sanarak âdeta ilah gibi görmüştü.
637 yılı başlarında [1239-40] Kayı Türkleriyle Amasya Valisi Hurşid Bey'in kuvvetleri arasında çıkan savaş sırasında İshak Baba, kendisine biat eden Babaîlerin ve Rumların başına geçti. Tarihimizin ikinci cildinde ayrıntılı anlatıldığı gibi isyan edip ayaklanarak Sadreddin İshak lakabını aldı.
Böylece hem Kayı Türklerini Amasya'dan çıkardı hem de Amasya'da kendisine karşı çıkan âlim ve emirleri dağıtarak kendisine "Emîrü'l-mü'minîn" (müminlerin emiri) dedirtti. Bu sırada başkadı İbrahim el-Kımârî ile birkaç bey şehit oldu. Âlimlerden Hüsameddin Yusuf et-Tebrîzî Konya'ya, Takıyyüddin Osman el-Amasî Şam'a kaçtı.
İshak Baba, Bâtınîyye fırkasının inançlarından olan hulûle, yani tanrısal ruhun insana girdiğine inandığından, Hz. Muhammed'in ve Ali'nin ruhlarının kendisine girdiğini iddia ederek peygamberliğini ilân etti ve halkı kandırdı. Bütün Rumları kendisine bağladı. Trabzon Kralı Yani Komnenos'tan büyük kuvvetler alacağını umuyordu.
Ancak yalancı peygamberlik ilânı, kendisine aldanan Türklerin pek çoğunu ondan ayırdı. Çünkü Baba İlyas-ı Horasânî, İshak Baba'yı tekfir ve lanetleyerek Amasya'dan Çatbükü (Hacı İlyas) diye ünlü çiftliğine çekilip gizlenmişti.
Bu karışıklığı haber alan Gıyâseddin Keyhüsrev hemen Hacı Mübârizeddin Armağan Şah Bey'i Amasya valisi atayıp yeterli bir kuvvetle Amasya'ya gönderdi. Amasya emirleri ve âlimleri de birleşip yalancı peygamberin aleyhine harekete geçti. Samsun ve Karadeniz kıyıları komutanı Alâeddin Ali Şîr Bey de Yani Komnenos'un yardım kuvveti göndermesine fırsat vermedi.
İshak Baba, her yandan kendisini sıkıştıran kuvvetlere karşı koyacak durumda olmadığını anladı. Bununla birlikte son dereceye kadar uğraştı. 638 yılı ortalarında [1240-41] Hacı Armağan Şah galip olarak Amasya'ya girip kendisini yakalayarak astı. Babaîleri dağıtıp Amasya'yı Rumların şerrinden kurtardı.
Dikkate değer ki Babaîler, parça parça edilen İshak Baba'nın cesedini toplayıp ona yer altında bir türbe yapmışlar ve kemiklerini bu türbede bir tahta üzerine sermişler, onu asıp parçalatan Hacı Armağan Şah'ı da evinde basıp şehit etmişlerdir. Bugün Amasya'da Anbarlı Evliya denilen türbe bunun olmalıdır.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muhtedî: sonradan Müslüman olan
- tenkilât: ağır cezalandırma, saldırı
- mezâlim: zulümler
- ğaşşâş: hilekâr, aldatıcı
- nirencât: büyü, efsun
- riyâkârâne: ikiyüzlüce
- meccânen: karşılıksız
- kerâmet: velilere atfedilen olağanüstü hâl
- teshîr: etkisi altına alma
- zühd: dünyadan el çekme, çilecilik
- kâdı'l-kudât: başkadı
- nâibü'l-kadı: kadı vekili
- makâm-ı iftâ: fetva makamı
- hulûl: tanrısal ruhun bir insana girmesi inancı
- tekfîr: birini inançsız ilân etme
- ma'bûd: tapılan, ilah
- kuvve-i imdâdiye: yardımcı kuvvet
Baba İshak Üzerine Bilinenler
Baba İshak, 1240'ta Anadolu Selçuklu Devleti'ne karşı patlak veren Babaî isyanında Baba İlyas adına harekâtı yöneten Türkmen şeyhidir. Ahmet Yaşar Ocak'a göre onun isyan sırasındaki rolü ve yaptıkları dışında hayatı hakkında hiçbir bilgi yoktur. Hüsameddin'in kaynak göstermeden verdiği bilgi, yani asıl adının İzak olduğu ve Trabzon Komnenos hanedanından bir Rum olduğu, bu hanedanın Amasya'da bir Rum krallığı kurmak istediği ve bunun için Müslümanlıkla Hıristiyanlığı karıştıran bir öğreti geliştirdiği anlatısı, hiçbir delil ve kaynakla desteklenemediği için ancak bir ihtimal olarak değerlendirilebilir. Aynı yazar, Baba İshak'ın Baba İlyas'ın en önde gelen halifesi olduğunu ve Elvan Çelebi'nin Menâkıbü'l-kudsiyye'si başta olmak üzere ilgili bütün kaynaklarca doğrulandığını belirtir.
İsyanın Akışı
Ocak'ın özetine göre Baba İshak, yaşadığı Adıyaman yakınlarındaki Kefersud'da Türkmenleri silahlandırıp çevreyi ele geçirdi, Selçuklu kuvvetlerini yenerek Adıyaman'ı, Gerger'i ve Kâhta'yı aldı, Malatya'da Selçuklu valisi Muzafferüddin Ali Şîr'i yendi ve Amasya'ya ulaştı. Amasya Kalesi'ne sığınmış olan Baba İlyas'ı kurtaramadı; şeyh Selçuklu kuvvetleri tarafından yakalanıp idam edildi. Baba İshak Mübârizüddin Armağanşah'ı burada yendikten sonra Konya'ya yürüdü. Kırşehir'in kuzeydoğusundaki Malya ovasında Emir Necmeddin'in zırhlı Frank askerlerine karşı yenilgiye uğradı ve savaşta öldü.
Hüsameddin'in anlatımı bu çizgiden birkaç noktada ayrılır. Ona göre Baba İlyas isyan sırasında Baba İshak'ı tekfir edip Çatbükü çiftliğine çekilmiştir, Baba İshak ise Amasya'da Hacı Armağan Şah tarafından yakalanıp asılmıştır. Ocak'a göre ise Baba İlyas Amasya Kalesi'nde idam edilmiş, Baba İshak Malya'da savaşta ölmüştür. Amasya ile ilgili genel bir ansiklopedi maddesi, Baba İshak'ın yakalanıp Amasya Kalesi burçlarında idam edildiğini yazar. Bu da kaynaklar arasında bile bu ayrıntı konusunda bir birlik bulunmadığını gösterir.
Baba İlyas ve Babaîlik
Baba İlyas, I. Alâeddin Keykubad zamanında Amasya yakınlarındaki Çat köyüne (bugünkü İlyas köyü) yerleşmiş, orada kurduğu zaviyede Vefâî şeyhi olarak Türkmenlere eski Türk inançlarının İslâm'la yorumlanmış bir biçimini öğretmiştir. Kendisini bir mehdî olarak tanıtması ve Türkmenlerin onu Baba Resûl diye anması kaynaklarda geçer. Hüsameddin onu Cüneydî tarikatından saymıştır; Ocak ise Vefâîliğe mensup olduğunu belirtir. Ocak'a göre "Babaî" kelimesi başlangıçta yalnızca isyana katılanları anlatır; sonraki yazarlar onu bir tarikat adı sanmış, Hüsameddin de bu yolu izlemiştir. İsyanın nedenleri arasında II. Gıyâseddin Keyhüsrev'in kötü idaresiyle bozulan Selçuklu toprak ve vergi düzeni ve bunun göçebe Türkmenleri güç duruma sokması sayılır. Hüsameddin'in "Rum krallığı kurma" tezi bu toplumsal arka planı dışarıda bırakır.
Anbarlı Evliya Türbesi
Hüsameddin, Babaîlerin İshak Baba'nın parçalanan cesedini toplayıp yer altında bir türbeye gömdüklerini ve bugünkü Anbarlı Evliya türbesinin buna ait "olması gerektiğini" yazar. Bu bir tahmindir. Aramalarımızda Anbarlı Evliya türbesinin bu kişiyle ilişkisini gösteren bir kaynağa rastlanmadı.
Dipnot
Metinde Fahreddin Mehmed bin Mahmud er-Râzî'ye düşülen dipnota göre bu zat sonradan Amasya başkadısı olmuş ve 641'de [1243-44] Konya'ya çağrılarak sadrazam olmuştur. Hüsameddin ikinci ciltte onu yanlışlıkla "Fahreddin Ali bin Mehmed" olarak yazdığını belirtir.
Kaynakça