İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İshak Paşa-İshak Beyzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 285 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Yukarıda tercemesi geçen Selânik vâlisi İshak Bey’in ahfâdından Mehmed Bey bin Durak Bey bin el-Hâc Ebûbekir Bey bin İshak Bey bin el-Hâc Emîr Alâeddîn Ali Bey’in mahdûmudur.

Züamâdan olup 923’de Üçler vak’asında hizmetleri sebk eylediği cihetle Bevvâbân-ı Sultânî silkine idhâl edildi. Ba’dehû terakkî ederek 927’de Kapıcılar Kethüdâsı, 942’de Niğbolu Beyi ve 951’de Beylerbeyi görüldü. Ba’dehû vefât etdi. Kibâr-ı ümerâdan idi. Mahdûmu Mehmed Bey 965’de [71] Halfet Gâzi evkâfına mütevellî idi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Yukarıda hâl tercümesi geçen Selânik valisi İshak Bey'in soyundan, Mehmed Bey'in oğludur; Mehmed Bey Durak Bey'in oğlu, Durak Bey Hacı Ebûbekir Bey'in oğlu, Ebûbekir Bey İshak Bey'in oğlu, İshak Bey de Hacı Emir Alâeddin Ali Bey'in oğludur.

Zeamet sahiplerindendi. 923'te [1517-18] Üçler Olayı'nda gösterdiği hizmetler öne geçtiği için padişah kapıcıları zümresine alındı. Daha sonra yükselerek 927'de [1520-21] Kapıcılar Kethüdası, 942'de [1535-36] Niğbolu Beyi ve 951'de [1544-45] Beylerbeyi olarak görüldü. Sonra öldü. Büyük emirlerdendi. Oğlu Mehmed Bey 965'te [1557-58] Halfet Gazi vakıflarına mütevelliydi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ahfâd: torunlar, soydan gelenler
  • züamâ: zeamet sahipleri; yıllık geliri yüksek askerî toprak tahsisi (zeamet) verilmiş atlı komutanlar
  • sebk eylemek: öne geçmek
  • Bevvâbân-ı Sultânî: padişah kapıcıları
  • silk: sıra, zümre
  • idhâl: içine alma, dahil etme
  • Kapıcılar Kethüdâsı: saray kapıcılarının en büyük amiri
  • Niğbolu Beyi: Niğbolu sancağının yöneticisi
  • kibâr-ı ümerâ: büyük emirler
  • evkâf: vakıflar
  • mütevellî: vakıf yöneticisi

Kapıcılar ve Kethüdaları

Kapıcılar, padişah sarayının kapılarında görev yapan hizmetlilerdi; Osmanlı belgelerinde bu zümre Arapça çoğul biçimiyle bevvâbân diye de geçer. Bunların en büyük amirine kapıcılar kethüdası denirdi. Kethüda, padişahla sadrazam arasındaki görüşmelerde bulunur, arada aracılık yapar, sunulan yazılı özetleri padişaha götürür, cevabı getirirdi. Fâtih Sultan Mehmed'in kanunnamesinde saray hizmetlisi olarak anılır ve rütbece çavuşbaşı ile cebecibaşı arasında yer alır. Divan toplantılarına gelen vezirleri karşılar, dava için gelenleri Bâb-ı Hümâyun'dan içeri alır, divan üyelerine ulaştırırdı. Genellikle Enderun görevlileri arasından terfi ettirilir, daha sonra mîrâhurluğa, silahdarlığa ya da sadaret kaymakamlığına atanabilirdi.

İshak Paşa'nın yolu bu düzene uygundur: önce zeamet sahibi, sonra kapıcılar arasına alınma, ardından kapıcılar kethüdalığı, en sonunda Niğbolu sancağı ve beylerbeyilik. Hüsameddin'in andığı "Üçler Olayı"nın ne olduğu araştırılan kaynaklarda bulunamadı. Kapıcılar kethüdasının genellikle Enderun görevlilerinden atandığı yazılıdır; İshak Paşa'nın ise zeamet sahibi iken kapıcılar zümresine alındığı belirtilir, yani yolu bu genel kuraldan ayrılmış görünür. Bunun nedeni kaynaklarda açıklanmaz.

Halfet Gazi Vakfı

Hüsameddin'in "Halfet Gazi" dediği yapı, bugün Hilfet Gazi ya da Halîfet Gazi Medresesi ve Türbesi diye anılır. Kitabesine göre medrese 606'da [1209-10] yapılmıştır; bânisinin 622 [1225] tarihli vakfiyesi günümüze ulaşmıştır. Halîfet Gazi bir Danişmendli emiriydi; Danişmendliler'in sonunda Selçuklu hizmetine girdi, 619'da [1222] Amasya valisi oldu, sonra Erzurum valiliğine getirildi ve 1232'de Gürcülere karşı bir seferde şehit düşerek Amasya'daki türbesine gömüldü. Yapının doğusundaki sekizgen türbe, kimi araştırmacılara göre medresenin yapıldığı döneme ya da daha eski bir döneme aittir. Medrese 1647 depreminden sonra Müderris Hasan Efendi tarafından yıkılan yerlerin ahşapla yenilenmesiyle onarıldı, 1888'de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi binayı köklü biçimde yeniden yaptırdı. Mehmed Bey'in 965'teki mütevelliliği, vakfın kuruluşundan üç yüzyıldan fazla sonra bile işlediğini gösterir.

Kapıcı Sayıları

Kapıcıların sayısı zamanla büyümüştür. 15. yüzyılın ikinci yarısında henüz ikiye ayrılmayan kapıcıların mevcudu 1478'e kadar elli civarındaydı; bu tarihte ikiye ayrıldıktan sonra kırk beş bölükten oluşan Dergâh-ı âlî kapıcılarının sayısı 17. yüzyıl başlarında 1925'e, Bâb-ı Hümâyun kapıcılarının sayısı ise beş bölükte 417'ye ulaşmıştır. Kapıcılar kethüdası bu geniş teşkilatın başındaki en büyük amirdi ve padişahın biniş ve rikâb hizmetinde de bulunurdu. Kethüdalığın yerini 19. yüzyılda Mâbeyin başkitâbeti almıştır.

Kaynakça

7. Cilt içindekiler