İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İshak Paşa-Hacı Kutlu Şâhzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 284 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Ümerâdan İbrâhim Bey bin İsa Bey [66] bin Mustafa Bey bin Hacı Şadgeldi Paşa bin Hacı Kutlu Şâh mahdûmudur. Amasya‘da doğup İnegöl’de büyüdü. Ba’dehû Mirlivâ olarak şehzâdeliğinde Sultân Fatih Mehmed Hân’ın lalası oldu.¹⁰⁴

855’de müşârün-ileyhin cülûsunu müteâkib Kocaeli Beylerbeyi oldu. İstanbul’un fethinde tedbîr ve şecâati Fatih Sultân’ın takdîrâtını celb ederek 861’de Anadolu Beylerbeyi olup Ankara’da sekiz yıl kadar icrâ-yı vilâyet etdi.

868’de vezîr-i sânî olarak İstanbul’a gelip Dîvân-ı Hümâyûn’da kubbe-nişîn oldu. 870’de Baba Nakkaş Mehmed Çelebi’ye verilen Temlîk-nâme-i Hümâyûn’da vezîr-i sânî olarak “İshak bin İbrâhim el-Vezîr” diye imzâsı görüldü. Vezîr-i a’zam “Mahmûd Paşa bin Abdullah” tan sonra imzâ etmişdi.

875’de Mahmûd Paşa’nın sadâretden azlinde Sadr-ı a’zam olup iki yıl kadar makâm-ı sadârette kaldı. 877’de Rum Mehmed Paşa’nın si’âyesiyle azledilip Selânik vâliliğine gönderildi. 868 senesi muhareminde İstanbul muhâfızı [67] nasb edilerek İstanbul’a geldi.

Sene-i mezbûrenin rebîülevvelinde Fatih Sultân Mehmed Hân Gebze’de vefât eylediğinden makâm-ı saltanata Amasya vâlisi Sultân Bâyezîd Hân’ın da’vetini ta’cîl etdiği esnâda Sadr-ı a’zam Karamanî Mehmed Paşa da Karaman vâlisi Şehzâde Sultân Cem’i da’vet etmişdi.

Bundan dolayı Yeniçeriler arasında hudûs eden fitneden Sadr-ı a’zam maktûlen vefât etdi. Bu fitneyi teskîn için Sultân Bâyezîd’in vusûlüne kadar muvakkaten şehzâdesi Sultân Korkut Hân’ı taht-ı saltanata iclâs ederek fitneyi bastırdı.

Müteâkiben Sultân Bâyezîd Hân, Amasya’dan gelip taht-ı saltanata cülûs etdikde ikinci defa Sadr-ı a’zam oldu. Bu defasında üç yıl kadar makâm-ı sadâretde kalıp 889 senesi muharreminde azledildi. Müteâkiben yine Selânik vâlisi olup 891 senesi zilhiccesinde vakfiyesini tanzîm etdirdi. 892 senesi rebiülevvelinde vefât etdi.

Sadr-ı müşârün-ileyh gâyet müdebbir, şecî’, mukdim, sâdık, [68] kerîm, âlî-himmet, hayrât ve hasenâta mâil, gâyet zengin bir zât idi. İstanbul’da Ayasofya’nın kıble tarafında nâmıyla meşhûr bir mahallesi ve câmii vardır. Kezâlik İnegöl’de câmii, imâreti, mektebi ve Selânik’de mahallesi ve câmii vardır.

İzmit, Ankara, İstanbul, Selânik’de nâmıyla meşhûr hamamları, çiftlikleri, akârât-ı azîmesi, arâzi-i memlûkesi hayrât-ı şerîfe mevkûftur. İki büyük vakfiyesi manzûrum oldu. Bu vakfiyelerinde mahdûmları Pîrî, Şâdi Beylerle kerîmeleri Hafsa, Şehzâde hâtunlar mezkûrdur.

Birinci dâmâdı Gedik Ahmed Paşa bin Abdullah Bey olup ikinci dâmâdı Nişâncı Ahmed Paşa bin Hamza Bey’dir. Şehzâde Hâtun’un Amasya‘da evkâfı vardır. Mahdûmlarından Şâdi Paşa Amasya Vâlisi olmuşdu. Bunun mahdûmları İbrâhim, İshak Beylerdir. Pîrî Beyzâde Mehmed, İsa Beylerdir.

Dipnotlar

  • 104 Tarihlerimizde ve hâssaten “Sicill-i Osmanî”de üç İshak Paşa’nın tercemesi birleştirilmiştir. Birincisi Kralzâde İshak Paşa’dır ki Sultan Murad-ı Sânî vezîr ve musâhibi idi. İkincisi Sarı İshak Paşa’dır ki Yeniçeri Ağalığından Beylerbeyi, ba’dehû vezîr olup 878’de maktûlen vefât etdi. Üçüncüsü bu zât olup tercemesi kuyûd-ı vakfiye ve tarihiyye ile sâbittir. Paşa Yiğit Bey’in kölesi, birinci İshak Paşa’dır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Emirlerden İbrâhim Bey bin İsa Bey bin Mustafa Bey bin Hacı Şadgeldi Paşa bin Hacı Kutlu Şah'ın oğludur. Amasya'da doğup İnegöl'de büyüdü. Sonra sancak beyi olarak, şehzâdeliğinde Sultan Fâtih Mehmed Han'ın lalası oldu.

855'te [1451-52] adı geçenin tahta çıkışının ardından Kocaeli beylerbeyi oldu. İstanbul'un fethinde tedbiri ve cesareti Fâtih Sultan'ın takdirini kazanarak 861'de [1456-57] Anadolu beylerbeyi olup Ankara'da sekiz yıl kadar valilik yaptı.

868'de [1463-64] ikinci vezir olarak İstanbul'a gelip Dîvân-ı Hümâyûn'da kubbealtı vezirleri arasına girdi. 870'te [1465-66] Baba Nakkaş Mehmed Çelebi'ye verilen padişah mülk-verme belgesinde (Temlîk-nâme-i Hümâyûn) ikinci vezir olarak "İshak bin İbrâhim el-Vezîr" diye imzası görüldü. Vezîr-i âzam "Mahmud Paşa bin Abdullah"tan sonra imzalamıştı.

875'te [1470-71] Mahmud Paşa'nın sadaretten azlinde sadrazam olup iki yıl kadar sadaret makamında kaldı. 877'de [1472-73] Rum Mehmed Paşa'nın kovuculuğu üzerine azledilip Selânik valiliğine gönderildi. 868 yılı muharreminde İstanbul muhafızı atanarak İstanbul'a geldi.

Aynı yılın rebîülevvel ayında Fâtih Sultan Mehmed Han Gebze'de vefat ettiğinden, saltanat makamına Amasya valisi Sultan Bayezid Han'ın çağrılmasını çabuklaştırdığı sırada, sadrazam Karamânî Mehmed Paşa da Karaman valisi Şehzade Sultan Cem'i çağırmıştı.

Bundan dolayı Yeniçeriler arasında çıkan karışıklıkta sadrazam öldürülerek vefat etti. Bu karışıklığı yatıştırmak için Sultan Bayezid'in gelişine kadar geçici olarak şehzadesi Sultan Korkut Han'ı saltanat tahtına oturtarak karışıklığı bastırdı.

Ardından Sultan Bayezid Han Amasya'dan gelip tahta çıkınca ikinci kez sadrazam oldu. Bu defasında üç yıl kadar sadaret makamında kalıp 889 yılı muharreminde [Ocak-Şubat 1484] azledildi. Ardından yine Selânik valisi olup 891 yılı zilhiccesinde [Kasım-Aralık 1486] vakfiyesini düzenletti. 892 yılı rebîülevvelinde [Şubat-Mart 1487] vefat etti.

Adı geçen sadrazam son derece tedbirli, cesur, atılgan, sadık, cömert, yüksek gayretli, hayır ve iyiliğe düşkün, çok zengin bir zattı. İstanbul'da Ayasofya'nın kıble tarafında adıyla ünlü bir mahallesi ve camii vardır. Aynı şekilde İnegöl'de camii, imareti ve mektebi, Selânik'te de mahallesi ve camii vardır.

İzmit, Ankara, İstanbul ve Selânik'te adıyla ünlü hamamları, çiftlikleri, büyük gelir getiren mülkleri ve sahip olduğu arazileri hayır eserlerine vakfedilmiştir. İki büyük vakfiyesini gördüm. Bu vakfiyelerde oğulları Pîrî ve Şâdi Beyler ile kızları Hafsa ve Şehzâde Hatunlar anılır.

Birinci damadı Gedik Ahmed Paşa bin Abdullah Bey, ikinci damadı Nişancı Ahmed Paşa bin Hamza Bey'dir. Şehzâde Hatun'un Amasya'da vakıfları vardır. Oğullarından Şâdi Paşa Amasya valisi olmuştu. Onun oğulları İbrâhim ve İshak Beylerdir. Pîrî Bey'in oğulları da Mehmed ve İsa Beylerdir.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mîrlivâ: sancak beyi, bir sancağın yöneticisi ve komutanı
  • lala: şehzadenin yetiştirilmesiyle ve eğitimiyle görevli üst düzey devlet adamı
  • müşârün-ileyh: adı geçen, sözü edilen kişi
  • cülûs: tahta çıkış
  • beylerbeyi: bir eyaletin en üst düzey yöneticisi ve komutanı
  • vezîr-i sânî: ikinci vezir
  • kubbe-nişîn: kubbealtı vezirlerinden biri; Divan toplantılarının yapıldığı kubbenin altında oturan vezir
  • Dîvân-ı Hümâyûn: padişah adına devlet işlerini yürüten üst kurul
  • Temlîk-nâme-i Hümâyûn: padişahın bir kişiye mülk verdiğini belirten belge
  • sadr-ı a'zam: sadrazam, başvezir
  • si'âye: kovuculuk, birinin aleyhinde söz taşıma
  • muhâfız: koruyucu, bir şehrin güvenliğinden sorumlu görevli
  • iclâs: oturtma
  • hudûs: ortaya çıkma, meydana gelme
  • müdebbir: tedbirli, işi akıllıca idare eden
  • mukdim: cesaretle ileri atılan, atılgan
  • hayrât ve hasenât: hayır eserleri ve iyilikler
  • akârât: gelir getiren mülkler
  • mevkûf: vakfedilmiş
  • vakfiye: vakfın kuruluşunu ve şartlarını yazan belge
  • dâmâd: damat

Bu İshak Paşa Hangisi

Hüsameddin'in dipnotuna göre tarihlerde ve özellikle Sicill-i Osmânî'de üç İshak Paşa'nın hâl tercümesi birleştirilmiştir. Birincisi II. Murad'ın veziri ve musahibi olan Kralzâde İshak Paşa'dır; ikincisi yeniçeri ağalığından beylerbeyiliğe, oradan vezirliğe yükselip 878'de öldürülen Sarı İshak Paşa'dır; üçüncüsü bu maddenin konusudur ve hâl tercümesi vakfiye kayıtları ve tarihî belgelerle kesinleşmiştir. Dipnotta ayrıca Paşa Yiğit Bey'in kölesinin birinci İshak Paşa olduğu söylenir.

Bugünkü araştırma da bu ayrımı destekler. İshak Paşa maddesine göre aynı dönemde yaşayan iki İshak Paşa'nın hayatı ve görevleri sık sık birbirine karıştırılmıştır. Biri II. Murad'ın vasiyetnamesinde imzası bulunan, Enderun'da yetişip hazinedarlığa yükselen İshak bin Abdullah'tır; öteki, vakfiyesinden İnegöllü ve Çandarlılar gibi eski bir Türk ailesine mensup olduğu anlaşılan İshak bin İbrâhim'dir. Çok sayıda hayır eseri yaptıran, birkaç kez sadrazamlık görevi üstlenen kişi ikincisidir. Bu ise Hüsameddin'in İbrâhim Bey oğlu İshak Paşa'ya ayırdığı maddeye karşılık gelir.

Aile kökeni konusunda iki anlatım ayrılır. Hüsameddin, İshak Paşa'nın Amasya'da doğduğunu ve İnegöl'de büyüdüğünü, Hacı Kutlu Şah'ın soyundan geldiğini yazar. Modern maddede ise vakfiyeye dayanarak İnegöllü olduğu belirtilir, hayatının ilk yıllarının ve devlet hizmetine girişinin bilinmediği söylenir. Kutlu Şah soyundan gelme bilgisine ise bu araştırmada rastlanmaz. Hüsameddin kendi kitabının altıncı cildinde İshak Paşa'nın babası İbrâhim Bey'in 831'de [1427-28] Şehzâdeler Vak'ası yüzünden ailesiyle Amasya'dan İnegöl'e yerleştirildiğini yazar; bu da İnegöl'de büyümesini açıklar. Aynı maddede İbrâhim Bey'in, Fâtih Sultan Mehmed'in lalası ve saltanat danışmanı olduğu, 857'de [1453] İstanbul'un fethinde şehit düştüğü, oğullarının Ya'kûb Bey ve İshak Paşa olduğu da yazılıdır. Yani lalalık, bu madde dışındaki bir kayıtta babaya verilir. Modern maddede İshak Paşa'nın Fâtih'in lalalığı yaptığına dair bir bilgi bulunmaz.

Görev Yılları

İshak Paşa'nın resmî kayıtlardaki ilk görevi, 868 (1463-64) yılında Anadolu beylerbeyiliğidir; sonraki görevleri II. Bayezid'in tahta çıkışına kadar kesin olarak belirlenememiştir. Bu maddedeki sıra ile farklıdır: Hüsameddin Kocaeli beylerbeyiliğini 855'e, Anadolu beylerbeyiliğini 861'e, ikinci vezirliği 868'e, sadrazamlığı 875'e koyar. Kitabın üçüncü cildinde ise başka yıllar geçer: 864'te Anadolu beylerbeyi olarak Ankara'ya gidişi, 871'de üçüncü vezir, 874'te sadrazam olması ve 877'de yerine Sarı İshak Paşa'nın getirilmesi. Modern madde, Hüsameddin'in onu 871'de üçüncü vezir, 874'te sadrazam gösterdiğini yazar ve Kemalpaşazâde'nin sadrazamın 876'da (1471) azledildiğini bildirdiğini ekler. Üçüncü cilt ayrıca 888 yılı zilhiccesinde [Ocak 1484 dolayı] İshak Paşa'nın sadaretten alınıp Selânik valisi yapıldığını söyler. Böylece Hüsameddin'in yıllarının kaynaklara göre bir iki yıl oynadığı, kendi kitabında bile birbirini tutmayan sıralamalar bulunduğu görülür.

Maddedeki "868 senesi muharreminde İstanbul muhafızı nasb edilerek" cümlesinin yılı da tutarlı görünmez: aynı paragrafta Fâtih'in ölümüne bağlanan olay 1481'de, yani hicrî 886'dadır ve modern kaynak Fâtih'in ölümü sırasında İshak Paşa'nın İstanbul muhafızı olduğunu yazar. Metindeki 868 yılı bu nedenle 886'nın yanlış yazımı olabilir; bu bir çıkarımdır.

Fâtih'in Ölümü ve II. Bayezid'in Tahta Çıkışı

Hüsameddin'in anlattığı olay modern kaynakla büyük ölçüde örtüşür. Fâtih 1481'de ölünce İstanbul muhafızı olan İshak Paşa, Bayezid'e davet mektubu göndererek bir an önce gelmesini istemiş, ayaklanmalar baş gösterdiğini ve İstanbul'daki askerleri oyalamakta zorlandığını bildirmiştir. Bayezid'in tahta çıkacağından emin olmak isteyen paşa, Konya'daki Cem'in yolu kesebileceği tehlikesine karşı, o sırada İstanbul'da bulunan Bayezid'in oğlu Korkut'u babası adına nâib-i saltanat olarak tahta oturtmuştur. Kendisi de hem İstanbul muhafızı hem nâibin atabeyi olarak devleti yönetmiştir. Karamânî Mehmed Paşa ve karışıklık çıkaran bazı kimselerin ortadan kaldırıldığı da yazılıdır. Damadı Gedik Ahmed Paşa'nın askerler arasındaki itibarı sayesinde yeniçerileri yatıştırmayı başarmış, 19 ya da 21 Mayıs 1481'de Üsküdar'dan İstanbul'a geçmek isteyen Bayezid'e baskı yaparak vezirliğin kendisine verilmesini sağlamıştır.

Gedik Ahmed Paşa'nın İshak Paşa'nın damadı olması Hüsameddin'in "birinci damadı" kaydıyla uyuşur. Gedik Ahmed Paşa maddesine göre bu evlilik, Ahmed Paşa'nın önceki eşi Fahri Hatun'un 1460'lı yıllarda ölümünden sonra olmuş olmalıdır; Ahmed Paşa 1462'den sonra İshak Paşa'nın yerine Anadolu beylerbeyi olmuştur. Kayınpederinin Bayezid tarafını tutmasına karşın Gedik Ahmed Paşa, Cem ile Bayezid arasında açık bir tavır almamıştır. Modern madde, İshak Paşa'nın damadı Gedik Ahmed Paşa'nın ansızın idam edilmesinin paşanın gücünün sonu olduğunu belirtir. Hüsameddin'in "ikinci damadı" dediği Nişancı Ahmed Paşa bin Hamza Bey bu kaynaklarda doğrulanamadı.

Modern madde, İshak Paşa'nın 888 yazında (1483) yaşlılığı ve hastalığını ileri sürerek sadrazamlıktan çekildiğini ve II. Bayezid'in onu Selânik sancağına gönderdiğini yazar; Hüsameddin ise 889 muharreminde azledildiğini söyler. Ölüm yılı iki kaynakta da 892'dir. Hüsameddin rebîülevvel der, İnegöl'deki türbesinin taşlarından anlaşıldığına göre ise ölüm 4 Safer 892'dir (30 Ocak 1487); kayda göre bu mezar 1937'de yerinden kaldırılmış ve taşları türbeye taşınmıştır.

Vakıfları ve Yapıları

Hüsameddin'in sıraladığı hayır eserleri büyük ölçüde başka kaynaklarla da doğrulanır. İnegöl'deki külliye şehrin merkezini oluşturur; cami, medrese, türbe, imaret, han ve ahırdan meydana gelmiştir ve bunlardan imaret, han ve ahırlar günümüze ulaşmamıştır. Caminin vakfiyeden anlaşıldığına göre 873'ten (1468-69) önce bitirildiği, medresenin ise dershane kapısındaki kitabeye göre 887'de (1482) tamamlandığı söylenir. Caminin güneybatısındaki altıgen türbe, vakfiyeden anlaşıldığına göre paşanın eşi Tâcünnisâ Sultan Hatun için yaptırılmıştır; Tâcünnisâ Sultan Hatun İsfendiyaroğulları hanedanındandır.

Selânik'teki Alaca İmaret Camii, kapısının üstündeki kitabeye göre Muharrem 889'da (Şubat 1484) yaptırılmıştır; 892 (1487) tarihli Arapça vakfiye de imaretin kadrosunu, görevlerini ve gelirlerini düzenler. Adını minare gövdesindeki kırmızı baklava dilimi motifinden alır. Burası bir şeyhin yönetiminde, gelip geçenlerin konuk edildiği bir imarettir. Selânik 1912'de Yunan yönetimine geçtikten sonra caminin minaresi yıkılmıştır; yapı bugün camii olarak kullanılmamakta, kaynaklardan birine göre restorasyon altında bulunmaktadır. İstanbul Cankurtaran'daki İshak Paşa Camii ve Hamamı ise inşa kitabesi bulunmayan, kare planlı tek kubbeli bir yapıdır; yanındaki hamam, madde yazıldığı sırada bakımsız durumda ve depo olarak kullanılmaktaydı. Bu yapıların bani İshak Paşa'nın hangisi olduğu konusunda da karışıklık olduğu, ancak İnegöl ve Selânik hayratıyla birlikte İstanbul'daki vakıfların da İnegöllü İshak bin İbrâhim'e ait olduğunun tahmin edildiği belirtilir. Ayrıca Köstendil yakınında bir köprü, Kütahya'da bir zâviye, Edirne'de bir hamam ve çeşme de ona bağlanır. Hüsameddin'in andığı İzmit ve Ankara hamamları ile çiftlikleri bu kaynaklarda anılmaz ve doğrulanamadı.

Vakfiye tarihi konusunda da ince bir fark vardır: Hüsameddin vakfiyeyi 891 zilhiccesine (1486) koyar; modern madde vakfiyeyi Safer 891 (Şubat 1486), ek belgeyi Cemâziyelevvel 892 (Mayıs 1487) olarak verir.

Çocukları ve Amasya ile Bağı

Hüsameddin oğulları Pîrî ve Şâdi Beylerle kızları Hafsa ve Şehzâde Hatun'u sayar; modern madde ise İsfendiyaroğulları hanedanından Tâcünnisâ Sultan Hatun'dan Pîrî Bey ve Şehzade Sultan adlı çocukları, vakfiyeye göre ayrıca İbrâhim Bey, Şâdî Bey ve Hafsa Hatun'u zikreder. Hüsameddin'in yedinci ciltteki Pîrî Bey maddesine göre Pîrî Bey babasının yanında yetişmiş, Fâtih zamanında hazine kâtiplerinden olup muhasebeci ve Anadolu defterdarı olmuş, babasının ölümünden sonra Şehzade Ahmed'in defterdarı olarak Amasya'ya gönderilmiş ve 916'da [1510-11] ölmüştür. Modern madde Pîrî Bey'in Şehzade Bayezid'in, Şâdî Bey'in ise 1504'ten itibaren II. Bayezid'in oğlu Şehinşah'ın defterdarı olduğunu söyler. Bu da İshak Paşa'nın ailesinin Amasya'daki şehzade çevresiyle bağını gösterir; paşanın kendisinin de Amasya'daki Şehzade Bayezid'i tutan kesim arasında yer almış olması muhtemel görülür.

Hüsameddin'in on birinci cildi Şâdî Paşa'yı Amasya'dan yetişmiş bir devlet adamı olarak anlatır: II. Bayezid'in Amasya valiliği sırasında saraya girmiş, 913 dolaylarında Kefe beylerbeyi, 918'de Amasya beylerbeyi olmuş, 924'te Sivas beylerbeyi, sonra Karaman-Konya beylerbeyi ve kısa süre kaptan-ı derya olmuş, 930'da [1524] Konya'da ölmüştür. Havza'daki Büyük Hamam onun vakfıdır. Aynı ciltteki "Şehzâde Hâtun" maddesine göre İshak Paşa'nın kızı Şehzâde Hatun, Hızır Paşazâde vezir Mehmed Paşa'nın eşidir; kocası Şehzade Ahmed'in lalası olunca birlikte Amasya'ya gelmiş, Amasya'da bir mektep yaptırmış, 910'da [1504-05] ölmüş ve Pîr İlyas Türbesi yakınındaki türbesine gömülmüştür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 284–284. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 2022, 6. Cilt, "İbrâhim Bey-Hacı Şâdgeldi Paşazâde" maddesi, s. 30; 7. Cilt, "Pîrî Bey-İshâk Paşazâde" maddesi, s. 451; 11. Cilt, "Şâdî Paşa-İshâk Paşazâde" maddesi, s. 366-367 ve "Şehzâde Hâtun-İshak Paşazâde" maddesi, s. 417; 3. Cilt, "Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî" maddesi.

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.