Amasyalıdır. Ümerâdan Şeyhî Bey bin Hasan Bey bin Mûsâ Bey’in mahdûmu ve el-Hâc Abdurrahman Bey’in birâderidir. Züamâdan olup sudûr-ı ilmiyyeden Kazasker Amasyalı Abdurrahman Efendi’nin kethüdâsı olarak İstanbul’da teayyün etdi.
969’da müşârün-ileyh ile beraber Mısır ve Hicâz’a gitdi. Avdetde efendisi yine Rûmeli Kazaskeri oldukda ikbâli parladı. Kudât ve müderrisînin merci’i olup 983 senesi rebîülevvelinde efendisinin vefâtından beş, altı ay sonra vefât etdi. Mahdûmları Ahmed, Abdurrahman, Abdurrahim Efendiler kibâr-ı ulemâ ve mevâlîdendir. [106]
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Beylerden Şeyhî Bey'in oğludur; Şeyhî Bey Hasan Bey'in, Hasan Bey de Mûsâ Bey'in oğludur. Hacı Abdurrahman Bey'in kardeşidir. Zeamet sahiplerindendi. İlmiye ileri gelenlerinden Kazasker Amasyalı Abdurrahman Efendi'nin kethüdası olarak İstanbul'da temayüz etti.
969'da [1561-62] adı geçen efendisiyle birlikte Mısır'a ve Hicaz'a gitti. Dönüşte efendisi yine Rumeli kazaskeri olunca talihi parladı. Kadıların ve müderrislerin başvuru merkezi oldu. 983 yılı rebîülevvelinde, efendisinin ölümünden beş altı ay sonra öldü. Oğulları Ahmed, Abdurrahman ve Abdurrahim Efendiler büyük âlimlerden ve mevâlîdendir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ümerâ: beyler, emirler
- züamâ: zeamet sahipleri, yıllık geliri yüksek dirlik tasarruf eden atlı askerî sınıf
- sudûr-ı ilmiyye: ilmiye sınıfının ileri gelenleri
- kazasker: askerî ve ilmiye davalarına bakan, kadıların ve müderrislerin atama işlerini yürüten yüksek yargı görevlisi
- kethüdâ: yardımcı, kâhya
- teayyün etmek: belirmek, temayüz etmek, tanınmak
- ikbâl: talihin açılması, yükselme
- kudât: kadılar
- müderrisîn: müderrisler, medrese hocaları
- merci': başvurulan makam ya da kişi
- mevâlî: büyük kadılar, ilmiyenin üst basamaklarındaki kimseler
Kazasker ve Kethüdâsı
Kazaskerlik Osmanlı'da Fâtih Sultan Mehmed döneminde bir kurum hâline gelmiş, saltanatının son yılında Rumeli ve Anadolu kazaskerliği olarak ikiye ayrılmıştır. İki kazasker bölününce Rumeli kazaskeri birinci kazasker sayılmış, Rumeli'deki; Anadolu kazaskeri Anadolu ve Arabistan'daki ilmiye mensuplarının işlerine bakmıştır. Kazaskerlerin başlıca görevi, ülkedeki kadıların ve müderrislerin tayin, azil, nakil ve terfi işlemlerini yürütmek, Divan-ı Hümâyun'da şer'î davalara bakmaktı. XVI. yüzyıl sonlarına kadar kazasker tayinleri sadrazamın arzıyla yapılmış, sonra bu yetki şeyhülislâma geçmiştir. Hüsameddin'in "kudât ve müderrisînin merci'i oldu" demesi, kazaskerliğin bu atama yetkisiyle ilgili olmalıdır. Kaynaklar, kazaskerlerin, hatta yüksek rütbeli kadıların kethüdâlarının bulunduğunu, "kazasker kethüdâsı" ve "mahalle kethüdâsı" gibi tabirlerin XV. yüzyıldan beri kullanıldığını kaydeder. Kazaskerlere gelir olarak has verilir, görevden alınanlara günlük akçe bağlanırdı; XVI. yüzyıl başlarında Anadolu kazaskerinin hasları dört köy, bir ihtisap vergisi geliri ve yirmi bir değirmen vergisinden oluşup toplam 122.519 akçeydi. Kazaskerler Divan-ı Hümâyun'a gelirken vezirler ve defterdarlarla birlikte karşılanır, divan bitince kurulan üç sofradan biri onlara ayrılırdı. Haftanın belli günlerinde konaklarında kendi mahkemelerini kurup davalara bakarlar, konaktaki naipler önemsiz davaları dinleyerek onlara yardım ederdi.
Amasyalı Abdurrahman Efendi
Hüsameddin'in kazasker efendisinin kimliğine dair incelenen kaynaklar kesin bir bilgi vermez. Rumeli kazaskerlerinin sıralandığı bir listede Abdurrahman Efendi adlı bir kazasker için şu kayıt vardır: Şevval 958'de (Ekim 1551) Rumeli kazaskeri olmuş, 20 Şevval 964'te (16 Ağustos 1557) azledilmiş, daha sonra Muharrem 981'de yeniden Rumeli kazaskeri olmuş, Rebîülevvel 983'te azledilmiş ve üç gün sonra ölmüştür. Bu kayıt, Hüsameddin'in "efendisi yine Rumeli kazaskeri oldu" ifadesi ve 983 rebîülevveli ile uyumlu görünür; ancak listede bu kişinin Amasyalı olduğu belirtilmez ve ölüm sırası Hüsameddin'inkiyle uymaz: Hüsameddin kethüdânın ölümünü efendisinden beş altı ay sonraya koyarken kayıtta efendinin ölümü zaten 983 rebîülevveline düşmektedir. Bu yüzden iki kaydın aynı kişiyi gösterdiği doğrulanamamıştır.
İskender Bey'in Çevresi
İskender Bey'in babası Şeyhî Bey'i ve dedelerini, kardeşi Hacı Abdurrahman Bey'i ve "Begtemuroğlu" lakabını başka kaynaklarda bulmak mümkün olmamıştır. Hüsameddin'in oğullarını "kibâr-ı ulemâ ve mevâlîden" saymasından, zeamet sahibi bir babanın çocuklarının ilmiye yoluna girdiği anlaşılır. Medrese yolundan askerî sınıfa geçerek zeamet sahibi olmanın mümkün olduğu bilinir; bu kayıt ise tersine, zeametli bir aileden gelen çocukların ilmiyede yükseldiğini gösterir. Hicaz ve Mısır yolculuğuna dair ayrıntı, incelenen kaynaklarda yer almaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 296. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar