Amasyalıdır. Beylerbeyilerden olup yukarıda tercemesi sebkeden Ahmed Paşa’nın mahdûmudur. Meşâhir-i züamâdan olup eşkiyâ muhârebelerinde ibrâz-ı hizmet eylediğinden mükerreren Amasya Alaybeyi olduğu halde 1020 senesi recebi evâ’ilinde vefât etdi. Mahdûmları Mustafa, Yûsuf Beylerle kızları Fahri, Gevher Hân hanımlardır. [107]
Ceddi Sinan Paşa ve ceddesi Bülbül Hâtun vâkıflarına mütevellî ve Hüseyin-âbâd mâlikânesine mutasarrıf idi. İrtihâlinde evlâdı bunlara mütevellî oldu. Fakat 1023 senesi cumâdelahiresinde İskender Bey’in birâderi Müteferrika Mustafa Bey de bâ-fermân-ı âlî müştereken mütevellî olmuşdu.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Beylerbeyilerden olup yukarıda hayat hikâyesi anlatılan Ahmed Paşa'nın oğludur. Tanınmış zeamet sahiplerinden olup eşkıya savaşlarında hizmet gösterdiği için birçok kez Amasya Alaybeyi olduktan sonra 1020 yılı recebinin başlarında [1611] öldü. Oğulları Mustafa ve Yûsuf Beyler, kızları Fahri ve Gevher Han Hanımlardır.
Atalarından Sinan Paşa'nın ve Bülbül Hatun'un vakıflarına mütevelli, Hüseyin-âbâd mâlikânesine mutasarrıftı. Ölümünde çocukları bunlara mütevelli oldu. Ancak 1023 yılı cemaziyelâhirinde [1614] İskender Bey'in kardeşi Müteferrika Mustafa Bey de padişah fermanıyla ortak mütevelli olmuştu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- meşâhir-i züamâ: tanınmış zeamet sahipleri
- eşkıyâ muhârebeleri: eşkıyaya karşı yapılan savaşlar; burada büyük olasılıkla Celâlî isyanları kastedilir
- ibrâz-ı hizmet: hizmet göstermek
- alaybeyi: sancakta timarlı sipahilerin komutanı
- ced, cedde: ata; dede, nine ya da daha eski kuşaktan atalar
- mütevellî: vakfı yöneten kişi
- mâlikâne: devlet gelirinin bir kısmını ömür boyu işletme hakkı
- mutasarrıf: bir malı kullanma ve işletme yetkisi olan kişi
- müteferrika: padişah sarayında seçkin kişiler arasından alınan, çeşitli hizmetlerde görevlendirilen kimse
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
Alaybeyi ve Zeamet Sahibi
Alaybeyi timarlı sipahi komutanlarından biridir; sancak beyi bölgesindeki subaşı, alay beyi, dizdar ve sipahilerin âmiriydi, alaybeyi terfi ederse sancak beyi de olabilirdi. XVI. yüzyıl ortalarına ait kayıtlara göre sancak beyleri çoğunlukla taşrada görevli alaybeyleri, zaimler, defter kethüdaları ve timar defterdarları arasından atanırdı. Zeamet, yıllık geliri 20.000 ile 99.999 akçe arasında olan dirliktir; sahibine zaim, çoğuluna züamâ denirdi ve her 5.000 akçe için bir cebelü, yani silahlı atlı asker hazırlamakla yükümlüydü. "Meşâhir-i züamâdan" sözü, İskender Bey'in bu yüksek gelirli sınıfın tanınmış bir mensubu olduğunu anlatır. İskender Bey'in kardeşi Mustafa Bey'in "müteferrika" olarak anılması ise ailenin saray çevresine yakınlığını gösterir: müteferrika sınıfına vezirlerin, beylerbeyilerin, sancak beylerinin çocukları ve sultan ile şehzadelerin kızlarının çocukları da girerdi.
Eşkıya Savaşları
İskender Bey'in 1020'de (1611) ölmesi, bir araştırmanın "Büyük Anadolu İsyanı" adıyla 1000-1020 (1591-1611) arasına yerleştirdiği dönemin sonuna denk gelir. Celâlî diye anılan bu isyanlar, 1519'da Tokat çevresinde ortaya çıkan Bozoklu Şeyh Celâl'in adından türemiştir; halk zamanla devlete zarar veren her âsiye Celâlî demeye başlamıştır. Celâlî reislerinin bir kısmı Kalenderoğlu gibi devlet hizmetinde bulunmuş kişilerdi; Ankara sancak beyliği verilen Kalenderoğlu bu sancağa fiilen sahip olamayınca yeniden isyan etmiş, 1607'de Manisa ve çevresini nüfuzu altına almış, Kuyucu Murad Paşa karşısında tutunamayıp İran'a kaçmıştır. Bu isyanlar Amasya'yı da etkilemiş, kaynaklara göre şehre zaman zaman Celâlî eşkıyası hâkim olmuştur; Celâlîlerle ilgili madde kaynakçasında Amasya Târihi'nin III. cildinin ilgili sayfaları da gösterilir. Hüsameddin, İskender Bey'in hangi savaşlarda yer aldığını belirtmez; yalnızca birçok kez Amasya alaybeyliği yaptığını söyler. Bu nedenle onun hangi isyanlara karşı savaştığı, incelenen kaynaklardan anlaşılamıyor.
Aile Vakıfları
Hüsameddin, İskender Bey'in atası Sinan Paşa'nın ve Bülbül Hatun'un vakıflarının mütevelliliğini ve Hüseyin-âbâd mâlikânesini ailenin elinde gösterir. Aynı vakıflar 103 numaralı maddede de geçer; orada "Hafîdi İskender Bey de ümerâdandır" diye anılan torun bu İskender Bey ise, Sinan Paşa onun için büyük dede olur ve "ced" sözü atayı anlatır. Bülbül Hatun orada İskender Bey'in (Sinan Paşazâde) "eşinin annesi", burada ise "ceddesi" diye anılır; başka kaynaklarda ise Şehzade Ahmed'in annesi olarak geçer. Bu anlatımların nasıl bağdaştığı incelenen kaynaklardan anlaşılamıyor. Hüseyin-âbâd'ın yeri ve mâlikânenin kapsamı için incelenen kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 296–297. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar