Amasya’da ulemâdan tahsîl-i ulûm edib bir müddet ders-i âm [155] oldu. Ba’dehû Târik-i Nakşî’ye sülûk ederek Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi es-Seyyid el-Hâc Ömer Efendi’ye intisâb etdi. 1097’de bunun kasr-ı yediyle Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi oldu.
1115’de tekke-i mezbûre şeyhliğinden kasr-ı yed edib Hacı Mustafa Câmii kürsi şeyhi ve 1132’de Abdullah Paşa Câmiinde cüz-hân ve 1137’de sâniyen Mahmûd Çelebi Tekkesi şeyhi olduğu halde 1140 senesi şevvâlinde vefât etdi. Âlim, vâiz bir şeyh idi. Mahdûmu Hâfız Mehmed Efendi kendisinden iki ay evvel vefât etmişdi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya'da âlimlerden ilim öğrenip bir süre halka açık ders verdi. Sonra Nakşibendî tarikatına girerek Mahmud Çelebi Tekkesi şeyhi Seyyid Hacı Ömer Efendi'ye bağlandı. 1097'de [1685-86] onun görevden el çekmesiyle Mahmud Çelebi Tekkesi şeyhi oldu.
1115'te [1703-04] bu tekkenin şeyhliğinden el çekip Hacı Mustafa Camii kürsü şeyhi, 1132'de [1719-20] Abdullah Paşa Camii'nde cüzhan ve 1137'de [1724-25] ikinci kez Mahmud Çelebi Tekkesi şeyhi olduğu hâlde 1140 yılı Şevval ayında [1728] vefat etti. Âlim ve vaiz bir şeyhti. Oğlu Hâfız Mehmed Efendi kendisinden iki ay önce vefat etmişti.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ders-i âm: halka açık ders verme yetkisi olan müderrisin unvanı
- Târik-i Nakşî'ye sülûk: Nakşibendî tarikatına girmek
- intisâb: bir şeyhe bağlanmak
- kasr-ı yed: görevden el çekme
- kürsi şeyhi: camide kürsüde ders verme görevini yürüten kişi (metindeki kullanımdan anlaşıldığı kadarıyla)
- cüz-hân: vakıf şartı gereği Kur'an cüzü okuyan görevli
- sâniyen: ikinci kez
- mahdûm: oğul
Ders-i Âm Unvanı
Ders-i âm, "herkese açık ders" demektir. Bu söz XVII-XVIII. yüzyıllarda camilerde halka açık ders veren müderrislerin unvanı olarak sık kullanılmıştır. Ders-i âm olabilmek için medreseden mezun olup icazet aldıktan sonra bir imtihana daha girmek gerekirdi. XVIII. yüzyıl cami ve medrese vakıflarında ders-i âm görevlerine daha sık yer verildiği görülür.
Abdullah Paşa Camii
İsmail Efendi'nin 1132'de cüzhan olduğu Abdullah Paşa Camii, Amasya'da Sofular Mahallesi'ndedir; Sofular Camii ve Dârülhadis Camii adlarıyla da anılır. II. Bayezid döneminin ileri gelenlerinden Beylerbeyi Hacısinanbeyzâde Abdullah Paşa (ö. 1490-91) tarafından cami ve hadis medresesi olarak yaptırılmış, vakfiyesi oğlu Defterdar Abdülkerim Bey tarafından 1501-1502'de düzenlenmiştir. Abdülkerim Bey yapının doğusuna 1505'te bir Kur'an okuma yeri (dârülkurrâ) eklemiş, ama bu kısım günümüze ulaşmamıştır. Yapı ayaktadır ve bugün yalnız cami olarak kullanılmaktadır.
Aramada Bulunamayanlar
Mahmud Çelebi Tekkesi ve Hacı Mustafa Camii hakkında yapılan aramalarda bu yapılara ait bir bilgi bulunamadı; tekkenin kuruluşu, vakfı ve şeyhleri bu araştırmada doğrulanamadı. İsmail Efendi'nin kendisine dair de başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 311–311. amasya.bel.tr