Amasya ulemâsından tahsîl-i ulûm edib ders-i âm, Câmii Enderûn vâizi olup Sultân Bâyezîd-i Sânî vâlidesi Gülbahar Hâtun vakfından duâ-gû vazîfesi aldı. Yıllarca vaaz ve tedrîs ile imrâr-ı hayât edib 1132 senesi şevvâlinin on altısında vefât etdi.
Meşâhir-i vâizînden kânî, halûk, âlim idi. Mahdûmları Mehmed Şücâ’, Hasan Efendilerdir. Hasan Efendi 1138’de ve Şücâ’ Efendi 1147’de vefât edib bunların duâ-gû vazîfesi Hasan Efendizâde Mehmed Efendi’ye verildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasya âlimlerinden ilim öğrenip halka açık ders veren, Enderun Camii vaizi oldu; Sultan İkinci Bayezid'in annesi Gülbahar Hatun'un vakfından dua görevlisi aylığı aldı. Yıllarca vaaz ve ders vererek ömür geçirdi ve 1132 yılı Şevval ayının on altısında [1720] vefat etti.
Tanınmış vaizlerdendi; kanaatkâr, güzel huylu bir âlimdi. Oğulları Mehmed Şücâ' ve Hasan Efendiler'dir. Hasan Efendi 1138'de [1725-26], Şücâ' Efendi 1147'de [1734-35] vefat edince, bunların dua görevlisi aylığı Hasan Efendizâde Mehmed Efendi'ye verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ders-i âm: halka açık ders veren, yani herkese ders okutabilen hoca
- vâiz: camide halka öğüt veren, vaaz eden
- duâ-gû vazîfesi: vakıf kaynaklarından dua etmekle yükümlü kişiye bağlanan aylık
- imrâr-ı hayât: ömür geçirme
- kânî: kanaatkâr
- halûk: güzel huylu
- meşâhir-i vâizîn: tanınmış vaizler
Enderun Camii
Metinde geçen Enderun Camii, Amasya'da Hatuniye Mahallesi'nde, kalenin iç bölümünde bulunan ve halk arasında Loğ Minare Camii adıyla da anılan yapıdır. Yapı bugün harap durumdadır. Kırmızı tuğladan, yaklaşık on üç metre çapındaki minaresi ağır bir loğ taşına benzediği için bu adı almıştır. Caminin inşa tarihi kesin olarak bilinmiyor; büyük bir ihtimalle Dânişmendliler'den Şemseddin İsmail Gazi Bey döneminde (1166-1172) yapıldığı düşünülür. Mimarisi ve tuğla işçiliği on ikinci yüzyıl özelliği gösterir. 1939 depreminde harabeye dönen yapının kalıntılarından, bir kilise üzerine kurulduğu anlaşılmıştır. Hüsameddin'in kendisi, bazı belgelerde 612 (1215-16) tarihinden itibaren "Câmi-i Enderun" ya da "Câmi-i Gazi Bey" adının geçtiğini yazmıştır.
Gülbahar Hatun ve Amasya Vakfı
İsmail Efendi'nin aylığını aldığı vakıf, Fatih Sultan Mehmed'in eşi ve İkinci Bayezid'in annesi Gülbahar Hatun'a aittir. Hatun'un hayatı hakkında kaynaklarda çok az bilgi bulunur: saraya 1446'da girdiği, Bayezid'i 1448'de Dimetoka'da doğurduğu aktarılır. Oğlu 1455 ya da 1456'da, yedi yaşında Amasya'ya sancak beyi olarak gönderilince onunla birlikte gitti ve Bayezid'in 1481'de tahta çıkmasına kadar Amasya'da yaşadı. İkinci Mehmed, 1461'deki Trabzon seferi sırasında ona Amasya'da bir köyü mülk olarak verdi. Tokat ve Amasya'da vakıfları bulunduğu bilinir. Enderun Camii'ne 879'da (1474-75) bazı köy ve mezraaların gelirini vakfetmesi, İsmail Efendi'nin aylığının dayandığı kaynağı gösterir. Sonraki yıllarda aynı camiye saraya mensup Gülçiçek Hatun da 911'de (1505-06) çeşitli gelir kaynakları vakfetmiştir. Gülbahar Hatun, oğlunun tahta çıkmasından sonra İstanbul'a gelip yaklaşık on bir yıl valide sultan olarak yaşadı; türbesi Fatih Camii avlusundadır.
Hüsameddin'e göre bu dua görevlisi aylığı önce İsmail Efendi'ye, ardından oğullarına verilmiş; oğulların ölümünden (1138 ve 1147) sonra Hasan Efendizâde Mehmed Efendi'ye geçmiştir. Vakfın kuruluşundan (1474-75) bu kayda kadar yaklaşık iki buçuk yüzyıl geçmiştir. Aylığın tutarı ve ödeme biçimi maddede yazılı değildir.
Aranan Fakat Bulunamayanlar
Vaiz İsmail Efendi'nin kendisi ve oğulları hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 310–310. amasya.bel.tr