İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İsmâil Efendi-Kara Ders-i âm

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 312–313 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Diyarbekirlidir. Ali oğludur. Orada tahsîl-i ulûm edib Amasya‘ya geldi. Burada İkincizâde Abdullah Sânî Efendi’den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm olup ulemâ ve a’yân arasında iştihâr etdi.

Bekir Beyzâde Osmân Bey’in baş a’yânlığında ona intisâb eylediğinden 1136’da Abdullah Paşa müderrisi oldu. Ancak bir yıl kadar bu vazîfesinde kalıp 1137’de medreseden infisâl etdi.

1139’da baş a’yân Helvacı el-Hâc İsmâil Ağa’ya intisâb eylediğinden 1142’de Mehmed Paşa müderrisi olduysa da İmaret Arkası vak’asında zî-medhâl olduğu anlaşılmakla 1143’de Diyarbekir’e gönderildi. [161]

1145’de ma’fûven Amasya‘ya gelip 1148’de vefât etdi. Âlim, fakîh idi. Müftülüğe pek hâheş-ger olduğundan a’yân ile çok ihtilât ederek iki defa teftîşe uğradı. Natûk, mümtezic, vâiz idi. Evlâdına Kara İsmâiloğulları dendi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Diyarbekirlidir. Ali oğludur. Orada ilim öğrenip Amasya'ya geldi. Burada İkincizâde Abdullah Sânî Efendi'den öğrenimini tamamlayarak halka açık ders veren müderris olup âlimler ve ayan arasında ün yaptı.

Bekir Beyzâde Osman Bey'in baş ayanlığında ona bağlandığından 1136'da [1723-24] Abdullah Paşa Medresesi müderrisi oldu. Ancak bir yıl kadar bu görevde kalıp 1137'de [1724-25] medreseden ayrıldı.

1139'da [1726-27] baş ayan Helvacı Hacı İsmail Ağa'ya bağlandığından 1142'de [1729-30] Mehmed Paşa Medresesi müderrisi olduysa da İmaret Arkası olayına karışmış olduğu anlaşılınca 1143'te [1730-31] Diyarbekir'e gönderildi.

1145'te [1732-33] affedilerek Amasya'ya gelip 1148'de [1735-36] vefat etti. Âlim, fıkıh bilgini idi. Müftülüğü çok arzuladığından ayanla çok içli dışlı olup iki kez teftişe uğradı. Hitabeti kuvvetli, insanlarla kolay kaynaşan bir vaizdi. Çocuklarına Kara İsmailoğulları denildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ders-i âm: halka açık ders verme yetkisi olan müderrisin unvanı
  • ikmâl-i tahsîl: öğrenimi tamamlama
  • iştihâr: ün yapma
  • a'yân: bir yerin ileri gelenleri
  • intisâb: bağlanma
  • infisâl: görevden ayrılma
  • zî-medhâl: işin içinde payı olan, karışmış
  • ma'fûven: affedilerek
  • hâheş-ger: arzulayan, isteyen
  • ihtilât: karışıp görüşme, içli dışlı olma
  • teftîş: soruşturma, denetleme
  • natûk: konuşkan, sözü etkili
  • mümtezic: kolay kaynaşan, uyumlu

Ayan Çekişmesindeki Yeri

Bu maddedeki İsmail Efendi'nin hayatı, Amasya ayanı arasındaki çekişmeyle iç içedir. Metne göre önce baş ayan Bekir Beyzâde Osman Bey'e, sonra 1139'da baş ayan olan Helvacı Hacı İsmail Ağa'ya bağlanmıştır; bu bağlılıklarına göre medrese görevleri değişmiştir. 1136'dan 1142'ye kadar Abdullah Paşa ve Mehmed Paşa medreselerinde müderrislik yapması, ayanla medrese kadroları arasındaki bağı gösteren bir örnek olarak okunabilir. 1143'te Diyarbekir'e gönderilmesi, 165. maddede Helvacı İsmail Ağa'nın da aynı yıl Diyarbekir'e gönderilmesiyle aynı döneme denk gelir. "İmaret Arkası olayı"nın 165. maddede anlatılan kanlı çekişmeyle aynı olay olması muhtemeldir; ancak metin bunu açıkça söylemez. Adın hangi imarete dayandığı kaynaklarda bulunamadı. Amasya'da Mehmed Paşa Külliyesi'nin bir imareti de bulunduğu için olayın bu yapı çevresinde geçmiş olabileceği düşünülebilir; bu yalnızca bir olasılıktır ve doğrulanamadı.

Abdullah Paşa ve Mehmed Paşa Medreseleri

Metindeki "Abdullah Paşa müderrisi" görevi büyük olasılıkla Sofular Mahallesi'ndeki Abdullah Paşa (Dârülhadis, Sofular) Camii ile ilgilidir; okunan kaynaklarda bu adı taşıyan başka bir Amasya yapısına rastlanmadı. II. Bayezid döneminin ileri gelenlerinden Beylerbeyi Hacısinanbeyzâde Abdullah Paşa (ö. 1490-91) tarafından cami ve hadis medresesi olarak yaptırılmış, vakfiyesi 1501-1502'de düzenlenmiştir; Osmanlı dönemi boyunca ünlü hadis âlimleri burada ders vermiştir. Bugün yalnızca cami olarak kullanılır.

Mehmed Paşa Külliyesi ise Yeşilırmak kıyısında, Mehmed Paşa Mahallesi'ndedir. Bânisi II. Bayezid'in veziri ve Şehzade Ahmed'in lalası Hızır Paşazâde Mehmed Paşa'dır (ö. 1495); caminin kitabesine göre inşası Ocak 1486'da tamamlanmıştır. Külliye cami, medrese, imaret, türbe, tabhane, zaviye, çeşme ve hazireden oluşurdu; günümüze yalnızca cami, buna bağlı kanat mekânlar ve türbe ulaşmıştır. 1939 depreminde yıkılan cami ve türbe Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Külliyenin medresesi günümüze ulaşmamıştır.

Aramada Bulunamayanlar

İkincizâde Abdullah Sânî Efendi, Bekir Beyzâde Osman Bey ve Kara İsmailoğulları hakkında yapılan aramalarda bilgi bulunamadı. Başka kaynaklarda bu kişiye dair bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 312–313. amasya.bel.tr

7. Cilt içindekiler