Amasyalıdır. A'yândan Hacı Bilâloğlu Hacı Osmân Ağa'nın oğludur. Canikli Hacı Alî Paşa ve evlâd ve etbâ'ı aleyhinde her tarafdan yükselen şikâyetler üzerine azl ile 1189 zilka'desinin ilk günü Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi Resmo muhâfızı olduğundan sadr-ı esbak Râgıb Mehmed Paşa'nın kapıcılar kethüdâlığından yetişme Amasyalı Ebûbekir Ağa mütesellim olup İstanbul'dan geldi. İki ay Amasya'yı güzel idâre etdi.
1190 muharremi ibtidâsında sâbık topçubaşı Mustafâ Ağa bi'l-iltizâm Amasya mütesellimi olup geldi. Selefi Ebûbekir Ağa da hâslar emîni ve Şerîfzâde Mehmed Şerîf Efendi de [130] evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olarak İstanbul'dan geldi. Bunlar da Amasyalı idiler. İstanbul'a celb edilen sâbık müftü İsmâ'il Kâmil Efendi Sultâniyye müderrisliğinden de azl edilip Oluslu Osmân Efendi Sultâniyye müderrisi olarak bu da İstanbul'dan geldi. Ahvâl oldukça düzeldi. Şikâyetler tedkîke başlandı.
Şa'bân ibtidâsında İstanbul müderrislerinden Amasyalı Şeyhzâde Mustafâ Efendi Amasya kadısı olup kâtib Ahmed Efendi yine nâ'ib oldu.
Şevvâlde Yeğenzâde Ömer Paşa Çorum'dan Amasya'ya geldi.
Fakat Hacı Alî Paşa, Amasya'yı kaybettiğine pek kızıyordu. Mükerreren istemişdi. Bu def'a Trabzon vâlîsi ve Kırım seraskeri olduğu münâsebetle gayret ve sadâkatını artırır diye taleb etdiği Amasya sancağı yine ber-vech-i mâlikâne oğlu Mikdâd Ahmed Bey'e vezâretle tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Âyandan Hacı Bilâloğlu Hacı Osman Ağa'nın oğludur. Canikli Hacı Ali Paşa ile oğulları ve adamları aleyhine her taraftan yükselen şikâyetler üzerine Ali Paşa görevden alınınca, 1189 [1775-76] yılı zilkade ayının ilk günü Amasya mutasarrıfı oldu. Kendisi Resmo muhafızı olduğundan, eski sadrazam Râgıb Mehmed Paşa'nın kapıcılar kethüdalığından yetişmiş Amasyalı Ebûbekir Ağa mütesellim olarak İstanbul'dan geldi. Ebûbekir Ağa iki ay Amasya'yı iyi yönetti.
1190 [1776-77] yılı muharreminin başında eski topçubaşı Mustafa Ağa iltizam yoluyla Amasya mütesellimi olarak geldi. Selefi Ebûbekir Ağa da has gelirleri emini, Şerîfzâde Mehmed Şerîf Efendi de sultan vakıfları mütevellisi olarak İstanbul'dan geldiler. Bunlar da Amasyalı idiler. İstanbul'a çağrılan eski müftü İsmâil Kâmil Efendi Sultâniyye Medresesi müderrisliğinden de alındı; Oluslu Osman Efendi Sultâniyye müderrisi olarak o da İstanbul'dan geldi. Durum epeyce düzeldi; şikâyetlerin incelenmesine başlandı.
Şaban ayının başında İstanbul müderrislerinden Amasyalı Şeyhzâde Mustafa Efendi Amasya kadısı oldu; kâtip Ahmed Efendi yine naip oldu.
Şevval ayında Yeğenzâde Ömer Paşa Çorum'dan Amasya'ya geldi.
Fakat Hacı Ali Paşa Amasya'yı kaybetmesine çok kızıyordu; sancağı tekrar tekrar istemişti. Bu defa Trabzon valisi ve Kırım seraskeri olması dolayısıyla gayret ve sadakatini artırır düşüncesiyle, istediği Amasya sancağı yine mâlikâne olarak, vezirlik rütbesiyle birlikte oğlu Mikdâd Ahmed Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- a'yân: bir şehrin ileri gelenleri, yerel idarede söz sahibi eşraf
- evlâd ve etbâ': oğulları ve adamları, maiyeti
- mutasarrıf: sancağın idaresi kendisine verilen yönetici
- muhâfız: bir kaleyi ya da sınır bölgesini korumakla görevli kumandan-vali
- sadr-ı esbak: eski sadrazam
- kapıcılar kethüdâsı: saray kapıcılarının başındaki, divanda teşrifat ve tebligat işlerini gören görevli
- mütesellim: sancağa gelemeyen mutasarrıfın yerine işleri yürüten vekil
- bi'l-iltizâm: iltizam yoluyla, yani gelirini peşin ödeyerek üstlenme karşılığında
- hâslar emîni: padişah ve vezirlere ayrılmış has gelirlerini toplayan memur
- evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi: Amasya'daki padişah vakıflarının yöneticisi
- celb edilmek: çağrılmak, getirtilmek
- ber-vech-i mâlikâne: ömür boyu tasarruf edilmek üzere, mâlikâne usulüyle
Canikliler'den Kısa Bir Ara
Bu madde, Amasya'nın XVIII. yüzyılın son çeyreğinde Canikli Hacı Ali Paşa ailesiyle yaşadığı uzun ve sarsıntılı ilişkinin küçük bir aralığını anlatır. Hacı Ali Paşa'ya Amasya sancağı 1772 yazında mâlikâne olarak verilmişti; Yücel Özkaya'nın arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre bu tevcihte bölgedeki kapısız levendlerin saldırılarını önlemek, yolları güvenli hâle getirmek ve Karadeniz kıyısını korumak gibi gerekçeler öne sürülmüştü. Ailenin Amasya üzerindeki baskısı kısa sürede şikâyet konusu oldu. Özkaya, Amasya halkının 1776 Kasımında Ali Paşa, oğulları ve adamlarının zulmünden yakındığını, aynı ay ikinci bir dilekçeyle mâlikânenin kaldırılmasını istediğini, ancak devletin mâlikâneyi kaldırmayı uygun görmeyip Ali Paşa'yı azarlamakla yetindiğini belgelerden aktarır.
Hüsameddin ise şikâyetler üzerine sancağın 1189 zilkadesinde, yani 1775 yılının son günlerinde Ali Paşa'dan alınıp Amasyalı Yûsuf Paşa'ya verildiğini, bir yıla yakın süren bu aranın ardından sancağın 1190 şevvalinde [Kasım-Aralık 1776] yeniden Canikli ailesine, bu kez oğul Mikdâd Ahmed Bey'e döndüğünü yazar. Bu kısa kesinti, ailenin Amasya'daki hâkimiyetini konu alan ve okuyabildiğimiz iki temel çalışmada (Özkaya ile Özcan Mert'in Canikli ailesi maddesi) anılmaz; bilgi şimdilik yalnızca Hüsameddin'in Amasya sicillerine dayanan kaydıyla bilinmektedir. Yûsuf Paşa'nın şehre hiç gelmeden, Girit'teki görevinden mütesellimler aracılığıyla sancağı idare ettiği anlaşılıyor.
Resmo Muhafızlığı
Girit adası fethin tamamlanmasından sonra Kandiye, Hanya ve Resmo adlı üç sancağa, ya da daha doğru bir deyişle üç muhafızlığa ayrılmıştı. Nevzat Gündağ'ın belirttiğine göre ilk iki muhafızlığa vezir rütbeli yöneticiler gönderilir, Resmo'ya ise bazen vezir tayin edilirdi. Bugünkü Rethimno şehrinin merkezi olduğu bu muhafızlık, adanın kuzey kıyısında Hanya ile Kandiye arasında yer alıyordu. Yûsuf Paşa'nın Amasya'ya mütesellim göndermesinin sebebi bu uzak ve sürekli bulunmayı gerektiren görevdir.
Bilâlzâdeler ve Maddedeki Kişiler
Yûsuf Paşa'nın babası Hacı Osman Ağa, Hüsameddin'in kitabının başka ciltlerinde "Bilâlzâde" diye anılan bir âyan ailesine mensuptur. Ailenin atası Hacı Bilâl Efendi Kocacık Mescidi'nin müezzini iken Mevlevîhâne vakfının mütevelliliğine getirilmişti. Hüsameddin aynı ailenin bir başka ferdi olarak Hacı Osman Ağa'nın oğlu Seyyid Hacı Ahmed Efendi'yi de anar: Ahmed Efendi 1184'te hacıbaşı, 1185'te baş âyan olmuş, 1191'de ölmüştür. Buna göre Yûsuf Paşa'nın, Amasya'nın âyan meclislerinde ağırlığı olan bir ailenin oğlu olarak vezirliğe kadar yükseldiği anlaşılır. Kendisinin Resmo'dan önceki ve sonraki görevleri hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Mütesellim Ebûbekir Ağa'nın yetiştiği kapı, XVIII. yüzyılın en tanınmış devlet adamlarından Koca Râgıb Mehmed Paşa'nın kapısıdır. Râgıb Paşa 1757'de sadrazam olmuş ve 8 Nisan 1763'te bu makamda iken ölmüştü; dolayısıyla Hüsameddin'in "sadr-ı esbak" demesi, Ebûbekir Ağa'nın bu sadrazamın maiyetinde yetişmiş eski bir adamı olduğunu gösterir. Ebûbekir Ağa'nın, Mustafa Ağa'nın ve maddede adı geçen kadı ile müderrislerin hayatlarına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Maddenin son cümlesi, ardından gelen fırtınalı yılların habercisidir. Mikdâd Ahmed Bey'e sancakla birlikte vezirlik verilmesi, Hüsameddin'in sonraki maddede anlatacağı baskıları, âyanın Çapanoğlu Mustafa Bey'e sığınmasını ve iki büyük ailenin Amasya için silahlı çatışmasını başlatan gelişmedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 666–667. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt ("Ahmed Efendi-Hacı Bilâlzâde") ve 12. Cilt ("Osmân Efendi-Bilâlzâde") maddeleri.
Akademik çalışmalar
- Yücel Özkaya, "Canikli Ali Paşa", Belleten, XXXVI/144, Ekim 1972, https://belleten.gov.tr/tam-metin/453/tur
- Özcan Mert, "Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, VII, https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi
- Mehmet Yılmaz Akbulut, "Râgıb Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2007, https://islamansiklopedisi.org.tr/ragib-pasa
- Nevzat Gündağ, "Akdeniz'de Bir 'Mümtaz Eyalet': Girit (1669-1869)", Sayı 9 (Kış 2015/I), https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/417364