Tokatlıdır. Serdâr ve Sadr-ı a’zam Zeytunlu Halil Paşa’nın maiyetinde [53] olduğu cihetle 1037 senesi saferinin yirmisinde Amasya mutasarrıfı olup sipâhi meşâhirinden el-Hâc Abdünnebi Ağa’yı Amasya mütesellimi nasb etdi.
Rebîülevvel gurresinde sâbık Konya Mollası Sandûkîzâde Abdülcelîl Efendi, Amasya kadısı ve a‘yândan Taşcızâde Mehmed Ağa, şehir kethüdâsı oldu. Fakat Osmân Paşa pek mütecâviz bir adamdı. Verdiği emirle Amasya’yı pek ziyâde tazyîk ediyordu. Kendisine nispetle mütesellimi hakîkaten Hacı Nebi idi.
Şa’bânın gurresinde Halil Paşa sadâret ve serdârlıktan azl olunup Bosnalı Hüsrev Paşa sadâret-i a‘zâm ve ikinci defa isyan eden Abaza Paşa’nın aleyhine serdâr-ı ekrem olup Tokat’a müteveccihen hareket etmişdi.
Bunu duyan Mutasarrıf Osmân Paşa, derhal Hacı Abdünnebî Ağa’yı azlederek şa’bânın on sekizinde kethüdâyeri Köprülü Mehmed Ağa’yı Amasya mütesellimi nasb edib oldukça harekâtı ta‘dîl etdi. Fakat a‘yân ve halkın ağır şikâyetlerini tağyîr edecek derecede değildi.
Hüsrev Paşa, Hâce-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendi’nin lutf-dîdelerinden olup Damâd-ı Pâdişâhî Amasyalı Gonca Beyzâde Hızır Paşa’nın kerîmesi Ayşe Hanım Sultân’ı tezevvüc ederek Amasya’ya karâbet-i sıhriyeyle merbût olmuş⁶³² bu sebepten zamân-ı ikbâlinde Amasyalılar’ı himâye etmişdi. [54] Amasyalı Hacı İvaz Süleyman Ağa kethüdâsı idi.
Hüsrev Paşa, ramazânın evâsıtında Amasya’ya gelip Hoca Ömer Efendi’nin birâderi Hoca Ahmed Paşa’nın konağına indi. Paşa’nın hüsn-i tavsiyesiyle Amasya mütesellimi ve sipâhî kethüdâyeri Köprülü Mehmed Ağa’yı maiyetine alıp kendisine muahharan hazînedâr tâyin etdi.
Amasya’da menfiyyen ikâmet eden Hoca Ömer Efendizâde Abdullah Efendi ile esbak ikinci defterdâr Amasyalı Hüseyin Efendi’yi ıtlâk edib müreffehen İstanbul’a gönderdi. Diğer menfî ricâli de ıtlâk ve taltîf ve Mutasarrıf Osmân Paşa’nın aleyhinde dermeyân edilen şikâyetleri istima‘ etdi.
Hüsrev Paşa, ramazânın yirmi beşinde Amasya’dan kalkıp Tokat’a gitdi. Amasya’dan şâkîlerini Tokat’a celp ve şikâyetleri tetkîk etdikten sonra zâten ordu ricâlini de harekât-ı tecâvüzkârânesiyle dilgîr etmiş olan mutasarrıfı i’dâm etdirdi. Amasya sancağını da Basra’dan Tokat’a gelmiş olan Mehmed Bey’e tevcîh etdi.
Günümüz Türkçesiyle
Tokatlıdır. Başkomutan ve Sadrazam Zeytunlu Halil Paşa'nın maiyetinde bulunduğu için 1037 [1627-28] yılı saferinin yirmisinde Amasya mutasarrıfı (sancağı yöneten vali) olup sipahi ileri gelenlerinden el-Hâc Abdünnebi Ağa'yı Amasya mütesellimi (vekili) olarak atadı.
Rebîülevvel başında Konya eski molla Sandûkîzâde Abdülcelîl Efendi Amasya kadısı, ileri gelenlerden Taşcızâde Mehmed Ağa da şehir kethüdası oldu. Fakat Osman Paşa çok zorba bir adamdı. Verdiği emirlerle Amasya'ya aşırı baskı yapıyordu. Kendisine oranla mütesellimi gerçekten Hacı Nebi (daha iyi) idi.
Şaban başında Halil Paşa sadaret ve başkomutanlıktan alındı; Bosnalı Hüsrev Paşa sadrazam, ikinci kez isyan eden Abaza Paşa'ya karşı da başkomutan olup Tokat'a doğru yola çıkmıştı.
Bunu duyan Mutasarrıf Osman Paşa hemen Hacı Abdünnebi Ağa'yı görevden alıp şabanın on sekizinde sancak kethüdası Köprülü Mehmed Ağa'yı Amasya mütesellimi atayarak uygulamaları epeyce yumuşattı. Ama ileri gelenlerin ve halkın ağır şikâyetlerini ortadan kaldıracak ölçüde değildi.
Hüsrev Paşa, padişahın hocası Amasyalı Ömer Efendi'nin iltifatına erenlerdendi. Padişahın damadı Amasyalı Gonca Beyzâde Hızır Paşa'nın kızı Ayşe Hanım Sultan'la evlenerek Amasya'ya kayınlık yoluyla bağlanmış olduğu için, iktidarda bulunduğu sürece Amasyalılar'ı korumuştu. Amasyalı Hacı İvaz Süleyman Ağa kethüdası idi.
Hüsrev Paşa ramazanın ortasında Amasya'ya gelip Hoca Ömer Efendi'nin kardeşi Hoca Ahmed Paşa'nın konağına indi. Paşa'nın iyi tavsiyesiyle Amasya mütesellimi ve sipahi kethüdası Köprülü Mehmed Ağa'yı maiyetine aldı, sonradan da kendisine hazinedar yaptı.
Amasya'da sürgün olarak oturan Hoca Ömer Efendizâde Abdullah Efendi ile eski ikinci defterdar Amasyalı Hüseyin Efendi'yi serbest bırakıp rahat bir biçimde İstanbul'a gönderdi. Sürgündeki öteki ileri gelenleri de serbest bırakıp ödüllendirdi ve Mutasarrıf Osman Paşa aleyhindeki şikâyetleri dinledi.
Hüsrev Paşa ramazanın yirmi beşinde Amasya'dan kalkıp Tokat'a gitti. Şikâyetçileri Amasya'dan Tokat'a çağırıp şikâyetleri inceledikten sonra, saldırgan davranışlarıyla ordu ileri gelenlerini de usandırmış olan mutasarrıfı idam ettirdi. Amasya sancağını da Basra'dan Tokat'a gelmiş olan Mehmed Bey'e verdi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağın yönetimini elinde bulunduran vali
- serdâr-ı ekrem: başkomutan, sefere çıkan ordunun komutanı (genellikle sadrazam)
- sadâret: sadrazamlık
- mütecâviz: haksızlık eden, saldıran
- tazyîk: sıkıştırma, baskı yapma
- hâce-i sultânî: padişahın hocası
- kerîme: kız evlat
- karâbet-i sıhriyye: kayınlık yoluyla gelen akrabalık
- hazînedâr: hazine görevlisi, bir paşanın mal işlerine bakan adamı
- menfî: sürgüne gönderilmiş
- ıtlâk: serbest bırakma
- i'dâm: öldürme, ölüm cezası uygulama
Hüsrev Paşa Amasya'da
Halil İnalcık'ın yazdığına göre Bosnalı Hüsrev Paşa Enderun'da yetişmiş, silahdarlıktan sonra Genç Osman'ın öldürülmesinin yarattığı karışıklıkta Muharrem 1033'te (1623) yeniçeri ağalığına getirilmişti. Abaza'nın Kayseri yakınında yenildiği muharebede ordunun içinde yer aldı. Aralık 1626'da Hâfız Ahmed Paşa'yla birlikte Bağdat başarısızlığı yüzünden görevden alınan yeniçeri ağası, Mart 1627'de kubbealtı veziri oldu. Sadrazamlığı 1 Şaban 1037'de (6 Nisan 1628) İzmit'te kendisine mühür ulaştırılarak başladı. Berat, önce Abaza'nın cezalandırılmasını, sonra İran üzerine yürünmesini istiyordu.
Hüsrev Paşa İzmit'te hazırlıkları bitirip Tokat'a yöneldi. Yol boyunca disiplini sert önlemlerle sağladı, askerin halka saldırmasını engelledi. Haziran 1628'de Tokat'a ulaştı ve yedi hafta kaldı. Hüsameddin'in aktardığı Amasya ziyareti, sadrazamın bu bekleyişi sırasındaki yol üzerindedir. Kaynaklarda Amasya konağının Hoca Ahmed Paşa'ya ait olduğuna dair başka bilgi bulunmadı; bu ayrıntı yalnızca Hüsameddin'dedir.
Hüsrev Paşa'nın ardından olayların gidişi İnalcık'ın maddesinde şöyle özetlenir: Orduyu hızla Erzurum'a sürdü ve 6 Eylül 1628'de kuşatmayı başlattı. Kaleye casuslar sokarak isyancı askerlerin saf değiştirmesini sağladı. Abaza Paşa dört gün süren pazarlıktan sonra 22 Eylül 1628'de teslim oldu. Hüsrev Paşa onu affettirip Bosna valiliğine atanmasını sağladı. Bu zaferle Hüsrev'in nüfuzu çok arttı; ama Bağdat seferlerinin başarısızlığı, onu 1631'de görevden aldırdı. Hüsrev Paşa 11 Mart 1632'de Tokat'ta idam edildi. Hüsrev'in yerine ikinci kez sadrazam olan Hâfız Ahmed Paşa ise, Hüsrev'i haksız yere azlettirmekle suçlayan zorbaların baskısıyla, 10 Şubat 1632'de padişahın gözü önünde parçalanarak öldürüldü.
Ayşe Hanım Sultan ve Gonca Beyzâde Hızır Paşa
Hüsameddin'in dipnotuna göre Hüsrev Paşa'nın Amasya ile bağı, Gonca Beyzâde Hızır Paşa'nın kızıyla evlenmesine dayanır ve bilgi Hüsrev Paşa'nın 1041 [1631-32] tarihli vakfiyesinden alınmıştır. Yazar aynı bilgiyi 9-12. ciltlerdeki Amasya ünlüleri bölümünde de verir. Orada Gonca Beyzâde Hızır Paşa'nın Amasya'da doğduğu, Enderun'a alındığı, III. Murad'ın rikâbdarı olduğu, Van, Konya, Temeşvar beylerbeyiliklerinde ve Mısır valiliğinde bulunduktan sonra kubbealtı veziri, ardından sadrazam kaymakamı olduğu anlatılır. 1013'te [1604-05] III. Murad'ın kızı Fatma Sultan'la evlenmiş, 1018 zilhiccesinde ölmüştür. Hüsameddin, oğlu İbrahim Paşa'nın yanı sıra Fatma Sultan'dan doğan kızı Ayşe Sultan'ı anar ve damadının Hüsrev Paşa olduğunu yazar. Ayşe Sultan adlı bir hanım Hâfız Ahmed Paşa'nın da eşi olarak anılır (IV. Murad'ın kız kardeşi olarak); bu iki kişiyi karıştırmamak gerekir. Hüsameddin ayrıca şunu da belirtir: "Hüsrev Paşa Amasya'ya ve ricâline karşı büyük bir alâka göstermişdi." Hüsrev'in Eskişehir'in Han ilçesindeki külliyesi için düzenlenen vakfiyeye ansiklopedi maddesinde atıf yapılır; Hüsameddin'in andığı 1041 tarihli belgenin aynı vakfiye olup olmadığı doğrulanamadı.
Hoca Ömer Efendi
Padişahın hocası Amasyalı Ömer Efendi, II. Osman'ın şehzadeliğinde ve padişahlığında hocalık yapmış, ölümü 1630 olarak gösterilen bir kişidir. Bir inceleme, Ömer Efendi'ye padişah tarafından şeyhülislamlık payesi verildiğini, ilmiye atamalarında tek yetkili kılındığını ve Sivas'ta padişaha ait hâs arazilerden bir bölümünün kendisine ayrıldığını yazar. 1622'de yeniçeriler ve ulema ayaklandığında ilk olarak Kızlarağası Süleyman Ağa ile Hoca Ömer Efendi'nin idamı istenmiştir. Kimi kaynaklar onu 1622 isyanında öldürülmüş sayar, Muallim-i Sultânîler üzerine yazılan inceleme ise ölüm yılını 1630 olarak verir. Hüsameddin, 1628'de Hoca Ömer'in kardeşi Hoca Ahmed Paşa'dan ve Ömer Efendi'nin oğlu olduğu anlaşılan Abdullah Efendi'den söz eder; Abdullah Efendi'nin Amasya'da sürgünde tutulması ve Hüsrev Paşa'nın onu serbest bırakması da aynı aileyle ilgilidir. Bu sürgünün sebebine dair başka kaynakta bilgiye rastlanmadı.
Köprülü Mehmed Ağa
Metinde Hüsrev Paşa'nın hazinedarı olan Köprülü Mehmed Ağa, ansiklopedi maddesine göre sonradan sadrazam olacak Köprülü Mehmed Paşa olabilir. Maddeye göre Mehmed Paşa Arnavutluk'ta Rudnik köyünde doğmuş, devşirilip Enderun'da yetişmiş, sonra Amasya'ya bağlı Köprü (Vezirköprü) kasabasında Ayşe Hanım'la evlenmiş ve bu yüzden Köprülü diye tanınmış, Hüsrev Paşa sadrazam olunca da onun hazinedarı olmuştur. Hüsrev Paşa'nın ölümünden sonra kısa süre Amasya sancakbeyliği yapmıştır. Hüsameddin'in "Köprülü Mehmed Ağa"sı ile bu kişinin aynı olduğu açıkça yazılmasa da yer, görev ve zaman örtüşür. Köprülü Mehmed Paşa, 1656'da sadrazam oldu.
Osman Paşa'nın Sonu
Halil İnalcık, Hüsrev Paşa'nın yolda aşırı şiddet göstererek askeri disiplin altına aldığını ve halka saldırıları engellediğini yazar. Hüsameddin'in anlattığı, Amasya mutasarrıfı Osman Paşa'nın ordu ileri gelenlerini de usandırdığı için idam edilmesi bu tutumla uyumludur. Osman Paşa'ya dair başka kaynaklarda ayrıca bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin'in "Zeytunlu Halil Paşa" dediği sadrazam ile Hüsrev'in selefi olarak anılan Kayserili Halil Paşa'nın aynı kişi olup olmadığı doğrulanamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar