İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · ÜÇÜNCÜ DEVRE-İ TÂRİHİYYE

Tayyar Mehmed Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 549–550 • Hazırlayan: Doç. Dr. Hicabi GÜLGEN

Özgün Metin

Lâdiklidir. 1029 senesinde Bağdat vâlisi iken şehîden vefât eden Uçar Mustafa Paşa’nın mahdûmudur.

1031 senesi zilhiccesinde Amasya mutasarrıfı olup emr-i âhire kadar Sivas’ta ikâmeti fermân-ı âlî muktezâsından olmakla ağalarının mümtazlarından Köprülü Mehmed Ağa’yı Amasya mütesellimi nasb ederek gönderdi.

1032 senesi muharreminin on ikisinde doksan beşinci bölükte mukayyed sipâhi Yeniçeri oğlu Hacı Abdi Ağa bin Ahmed Ağa, evkâf-ı [39] Sultâniyye mütevellîsi oldu. Hacı Abdî Ağa, Amasya a‘yânından el-Hâc Abdülganî Ağa’dır. Buna “Hacı Abdî Bey” denirdi.

Bu esnada Abaza Mehmed Paşa’nın kethüdâsı Çerkes Ca’fer Ağa, Abaza tarafından Sivas mütesellimi olarak gönderilmişdi. Sivas a‘yânı Ca’fer Ağa’yı istikbâl ederek izzet ü ikrâm ile Sivas’a indirdiler. Ziyafetler tertîb ederek ağırladılar.

Lâkin Ca’fer Ağa, seciyesiz bir köle idi. Bir ziyafette sarhoşluk sâikasıyla Türklüğü tahkîr, a‘yânı tehdît ve tezyîf etmiş, a‘yân bundan müteessir olup Ca’fer Ağa güzel bir dayak yedikten sonra soluğu Erzurum’da almışdı.

Cumâdelâhirede Abaza Paşa bu vâkıadan dolayı fevkalâde hiddet ederek tedarik etdiği büyük bir kuvvetle Erzurum’dan kalkıp Sivas üzerine yürüdü. Tayyar Mehmed Paşa, Abaza’nın ve kethüdâsının bütün ahvâl ve harekâtını Bab-ı Âlî’ye arz ve istimdât etdi.

Köprülü Mehmed Ağa’nın Amasya mütesellimliği esnasında Amasya Kadısı Himmetzâde el-Hâc Ramazân Efendi, müftüsü Dursunzâde Mehmed Efendi, alaybeyi Abdülbâkî Bey, şehir kethüdâsı el-Hâc Mustafa Ağa, kethüdâyeri Bağdatlı Mahmûd Ağa, yeniçeri serdârı Altıncı Mehmed Ağa, Kal’a-i Bâlâ Dizdârı Doğan Bey idi.

Tayyar Mehmed Paşa’nın istimdâd ve mârûzâtına vâkıf olan Bâb-ı Âlî, Mar’aş Vâlisi Amasyalı Vezîr Kalavun Yûsuf Paşa’yı Abaza aleyhine serdâr tâyin ederek Sivas üzerine âcilen hareket etmesini Yûsuf Paşa’ya yazdı. [40]

Fakat Abaza Mehmed Paşa, Yûsuf Paşa’dan evvel gelip Sivas’ı istilâ ederek ibtidâ Ca’fer Ağa’sını döğenleri, sonra yeniçeri, topçu, cebeci, acemi oğlanı, kuloğlu, yaya askeri olanları, daha sonra zenginleri kılıçtan geçirdi, halkı soyup soğana çevirdi. Tayyar Mehmed Paşa, Abaza’ya madara ederek canını güçlükle kurtarıyordu.

Mar’aş Vâlisi Yûsuf Paşa, Sivas’a geldiği anda kendi kuvvetinin azlığını mülâhaza ederek Abaza’ya sûret-i zâhirede mümâşât ve iltihâk etmeye mecbûr oldu. Çünkü Abaza’nın kuvveti kırk bin, kendisinin kuvveti on binden ibaretdi. Bununla beraber Tayyar Mehmed Paşa ile birleşip Abaza’yı ifnâ edecek gizli teşebbüsâta başlamışdı.

Abaza Paşa, Sivas’ı aldıktan sonra sâbık Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı Ali Paşa’nın intikâmını almaya kalkışdı. Receb evâsıtında Sivas Eyâleti’ni maiyetinde bulunan ve Tayyar Paşa’ya muârız olan Lâdikli Seyyid Hân Bey’e tevcîh ederek Karahisar-ı Şarkî’ye doğru yürüdü.

Amasya Alaybeyi Bâkî, Abdülbâkî Bey, bütün kuvvetiyle beraber Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı Murtezâ Paşa’ya muâvenet ve imdât etmeye me’mûr olduğundan Karahisar’a gitdi mütesellim Köprülü Mehmed Ağa da Bâkî Beye kuvve-i muâvene ve erzâk ve levâzım göndermeye me’mûr olmuşdu.

Abaza Mehmed Paşa, Karahisar Kalesini muhasara etdiği esnâda Çerkes Murtezâ Paşa güyâ Abaza’yı davasından vazgeçirmek sevdasıyla yahut cinsiyet sâikasıyla Bâkî Bey’in ve sâir ümerânın re’yi hilâfına kaleden çıkıp Abaza Paşa’ya iltihâk etdi. Fakat Amasya Alay [41] beyi Bâkî, Karahisar Alaybeyi Osmân, Sivas’tan kaçıp gelen Tâbân Ahmed Beyler, kaleye kapanıp dilîrâne müdafaa etdiler.

Bunlar, gecelerde kaleden çıkıp Abaza ordusuna mütevâliyen müthiş baskınlar yaparak orduyu fevkalâde yormuşlar, târumâr edecek savletler göstermişlerdi. Bu esnada Amasya Mütesellimi Köprülü Mehmed Ağa tedârik etdiği kuvvet ve levâzım ile Karahisar’a gidip kethüdâyeri olan Şa’bân Ağa mütesellim vekîli oldu.

Abaza Paşa, muhasaranın devamından bir fâide olmadıktan başka zararlar gördüğünden hâinâne dönüp Sivas’a geldi. Fedâkârâne hizmetlerine mükâfaten Bâkî Bey’e beylerbeyilikle Karahisâr-ı Şarkî sancağı, Osmân ve Ahmed beylere mirlivâlık verildi.

Şa’bân evâsıtında Abaza Paşa, Karahisar’ın hıncını almak üzere Sivas’tan kalkıp Kalavun Yûsuf, Tayyar Mehmed, Murtezâ paşalarla Tokat’a geldi. Tokat’ın a‘yân ve halkı Abaza’yı istikbâl ederek muazzezen Tokat’a indirdikleri halde Abaza ordusunu teşkil eden azgın sekbânlardan hayli mezâlim ve hasârât gördü.

Abaza Paşa, buradan da kalkıp Zile’ye geldi. Fakat Kalavun Yûsuf Paşa’dan fevkalâde yılıyor, canından korkuyordu, harekâtından bir türlü emin olamıyordu. Bundan dolayı Zile’de bir fırsatını bulup Kalavun Paşa’yı çadırında boğdurdu. Bu suretle Tayyar Mehmed ve Murtezâ paşalara bir gözdağı verdi.

Abaza Paşa, Zile’den kalkıp Amasya’ya doğru hareket etdiği [42] şâyi‘ olduğunda Mütesellim Köprülü Mehmed Ağa, Serdâr Mehmed Ağa, Serdâr-ı Sâbık İkinci Hüseyin Ağa, bütün yeniçerilerle mensupları Amasya’dan çıkıp tegayyüp etdiler. Amasya sancağı, mütesellim vekîli Şa’bân Ağa’nın idâresinde kaldı. Bâkî Paşa yerine “Vâyis Bey” demekle meşhûr Üveys Bey Amasya alaybeyi olmuşdu.

Şevvâlin yedisinde Şa’bân Ağa ile Vâyis Bey, Fazlullah Paşazâde Abdüsselâm ve Atâullah Beylerle ba’zı a‘yân ve halk, Abaza’yı istikbâl ederek ordusuyla Amasya’ya indirdiler.

Abaza Mehmed Paşa, Amasya’da yeni tamir edilen Beyler Sarayı’na kondu. Saray Ağası Süleyman Ağa’yı kendisine kapıcılar kethüdâsı nasb ederek şâhâne etvâr gösterdi. Amasya sancağını maiyetinde bulunan bendegânından Osmân Bey’e verdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Lâdiklidir. 1029 [1619-20] yılında Bağdat valisi iken şehit olarak vefat eden Uçar Mustafa Paşa'nın oğludur.

1031 [1621-22] yılı zilhiccesinde Amasya mutasarrıfı oldu. Yeni bir emre kadar Sivas'ta oturması yüce fermanın gereği olduğundan, ağalarının seçkinlerinden Köprülü Mehmed Ağa'yı Amasya mütesellimi tayin ederek gönderdi.

1032 [1622-23] yılı muharremin on ikisinde, doksan beşinci bölükte kayıtlı sipahi Yeniçeri oğlu Hacı Abdi Ağa bin Ahmed Ağa padişah vakıfları mütevellisi oldu. Hacı Abdî Ağa, Amasya ileri gelenlerinden Hacı Abdülganî Ağa'dır. Ona "Hacı Abdî Bey" denirdi.

Bu sırada Abaza Mehmed Paşa'nın kâhyası Çerkes Ca'fer Ağa, Abaza tarafından Sivas mütesellimi olarak gönderilmişti. Sivas ileri gelenleri Ca'fer Ağa'yı karşılayıp saygı ve ikramla Sivas'a indirdiler. Ziyafetler düzenleyerek onu ağırladılar.

Fakat Ca'fer Ağa karaktersiz bir köleydi. Bir ziyafette sarhoşluğun etkisiyle Türklüğü aşağılamış, ileri gelenleri tehdit edip hor görmüştü. İleri gelenler buna gücenmiş, Ca'fer Ağa güzel bir dayak yedikten sonra soluğu Erzurum'da almıştı.

Cemâziyelâhir ayında Abaza Paşa bu olaya çok öfkelenip topladığı büyük bir kuvvetle Erzurum'dan kalkarak Sivas üzerine yürüdü. Tayyar Mehmed Paşa, Abaza'nın ve kâhyasının bütün hâl ve hareketlerini Yüce Devlet'e bildirip yardım istedi.

Köprülü Mehmed Ağa'nın Amasya mütesellimliği sırasında Amasya Kadısı Himmetzâde Hacı Ramazân Efendi, müftüsü Dursunzâde Mehmed Efendi, alaybeyi Abdülbâkî Bey, şehir kâhyası Hacı Mustafa Ağa, kethüdâyeri Bağdatlı Mahmûd Ağa, yeniçeri serdarı Altıncı Mehmed Ağa, Yukarı Kale Dizdarı Doğan Bey idi.

Tayyar Mehmed Paşa'nın yardım isteğini ve arzlarını öğrenen Yüce Devlet, Maraş Valisi Amasyalı Vezir Kalavun Yûsuf Paşa'yı Abaza'ya karşı serdar tayin ederek Sivas üzerine hemen harekete geçmesini Yûsuf Paşa'ya yazdı.

Fakat Abaza Mehmed Paşa, Yûsuf Paşa'dan önce gelip Sivas'ı işgal ederek önce Ca'fer Ağa'sını dövenleri, sonra yeniçeri, topçu, cebeci, acemi oğlanı, kuloğlu ve yaya askeri olanları, daha sonra zenginleri kılıçtan geçirdi; halkı soyup soğana çevirdi. Tayyar Mehmed Paşa ise Abaza'yı idare edip ona yaranarak canını güçlükle kurtarıyordu.

Maraş Valisi Yûsuf Paşa, Sivas'a geldiği anda kendi kuvvetinin azlığını görerek görünüşte Abaza'ya uyup katılmak zorunda kaldı. Çünkü Abaza'nın kuvveti kırk bin, kendisinin kuvveti ise ancak on binden ibaretti. Bununla birlikte Tayyar Mehmed Paşa ile birleşip Abaza'yı yok edecek gizli girişimlere başlamıştı.

Abaza Paşa, Sivas'ı aldıktan sonra Karahisar-ı Şarkî'nin önceki mutasarrıfı Ali Paşa'nın öcünü almaya kalkıştı. Recep ayının ortalarında Sivas Eyaleti'ni yanında bulunan ve Tayyar Paşa'ya karşı olan Lâdikli Seyyid Hân Bey'e vererek Karahisar-ı Şarkî'ye doğru yürüdü.

Amasya Alaybeyi Bâkî, yani Abdülbâkî Bey, bütün kuvvetiyle birlikte Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı Murtezâ Paşa'ya yardım etmekle görevlendirildiğinden Karahisar'a gitti. Mütesellim Köprülü Mehmed Ağa da Bâkî Bey'e yardımcı kuvvet, yiyecek ve gerekli malzemeyi göndermekle görevlendirilmişti.

Abaza Mehmed Paşa Karahisar Kalesi'ni kuşattığı sırada Çerkes Murtezâ Paşa, güya Abaza'yı davasından vazgeçirmek istediği için ya da aynı soydan olmaları nedeniyle, Bâkî Bey'in ve öteki beylerin görüşüne aykırı olarak kaleden çıkıp Abaza Paşa'ya katıldı. Fakat Amasya Alaybeyi Bâkî, Karahisar Alaybeyi Osmân, Sivas'tan kaçıp gelen Tâbân Ahmed Bey, kaleye kapanıp yiğitçe savundular.

Bunlar geceleri kaleden çıkıp Abaza ordusuna art arda şiddetli baskınlar yaparak orduyu fazlasıyla yormuş, onu darmadağın edecek saldırılar göstermişlerdi. Bu sırada Amasya Mütesellimi Köprülü Mehmed Ağa, hazırladığı kuvvet ve malzemeyle Karahisar'a gitti; kethüdâyeri Şa'bân Ağa da mütesellim vekili oldu.

Abaza Paşa, kuşatmayı sürdürmekten bir yarar sağlamadığı gibi zarar gördüğünden, hainlikle geri dönüp Sivas'a geldi. Fedakârca hizmetlerine karşılık Bâkî Bey'e beylerbeyilik ile Karahisar-ı Şarkî sancağı, Osmân ve Ahmed beylere mirlivalık verildi.

Şaban ayının ortalarında Abaza Paşa, Karahisar'ın öcünü almak üzere Sivas'tan kalkıp Kalavun Yûsuf, Tayyar Mehmed ve Murtezâ paşalarla Tokat'a geldi. Tokat ileri gelenleri ve halkı Abaza'yı karşılayıp saygıyla Tokat'a indirdikleri hâlde, Abaza ordusunu oluşturan azgın sekbanlardan hayli zulüm ve zarar gördü.

Abaza Paşa, buradan da kalkıp Zile'ye geldi. Fakat Kalavun Yûsuf Paşa'dan çok çekiniyor, canından korkuyor, onun hareketlerinden bir türlü emin olamıyordu. Bunun üzerine Zile'de bir fırsatını bulup Kalavun Paşa'yı çadırında boğdurdu. Böylece Tayyar Mehmed ve Murtezâ paşalara bir gözdağı verdi.

Abaza Paşa'nın Zile'den kalkıp Amasya'ya doğru yola çıktığı haberi yayıldığında, Mütesellim Köprülü Mehmed Ağa, Serdar Mehmed Ağa, önceki serdar İkinci Hüseyin Ağa, bütün yeniçeriler ve yeniçeri mensupları Amasya'dan çıkıp gizlendiler. Amasya sancağı mütesellim vekili Şa'bân Ağa'nın yönetiminde kaldı. Bâkî Paşa'nın yerine "Vâyis Bey" diye tanınan Üveys Bey Amasya alaybeyi olmuştu.

Şevvalin yedisinde Şa'bân Ağa ile Vâyis Bey, Fazlullah Paşazâde Abdüsselâm ve Atâullah beylerle bazı ileri gelenler ve halk, Abaza'yı karşılayıp ordusuyla Amasya'ya indirdiler.

Abaza Mehmed Paşa, Amasya'da yeni onarılmış olan Beyler Sarayı'na kondu. Saray Ağası Süleyman Ağa'yı kendisine kapıcılar kâhyası tayin ederek hükümdarlara yaraşır bir tavır gösterdi. Amasya sancağını yanında bulunan kölelerinden Osmân Bey'e verdi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • emr-i âhir: yeni bir emir; fermân-ı âlî muktezâsı: padişah fermanının gereği
  • mümtâz: seçkin; nasb: atama
  • istikbâl: karşılama; izzet ü ikrâm: saygı ve ağırlama
  • seciyesiz: karaktersiz; tahkîr: aşağılama; tezyîf: alay etme, hor görme
  • istimdâd: yardım isteme; mârûzât: arz edilen bilgiler
  • Bâb-ı Âlî: (burada) merkezî hükûmet
  • serdâr: sefer ya da harekât komutanı
  • cebeci: silah ve cephaneye bakan kapıkulu askeri; acemi oğlanı: yeniçeri ocağına hazırlanan genç; kuloğlu: kapıkulu askerinin oğlu
  • madara etmek: (müdârâ) idare etmek, yaranmak
  • sûret-i zâhirede mümâşât: görünüşte uyma, ayak uydurma
  • ifnâ: yok etme; teşebbüsât: girişimler
  • muârız: karşı, muhalif
  • muâvenet: yardım; kuvve-i muâvene: yardımcı kuvvet
  • cinsiyet sâikası: aynı soydan olma sebebi
  • dilîrâne: yiğitçe; mütevâliyen: art arda; savlet: saldırı
  • tegayyüp: ortadan kaybolma
  • şâhâne etvâr: padişahça tavırlar; bendegân: kullar, adamlar

Tayyar Mehmed Paşa ve Babası

Maddenin başındaki Tayyar Mehmed Paşa, 4-11 numaralı maddede 1027'de birkaç aylığına Amasya beyi olan Lâdikli beyin kendisidir. Hüsameddin burada babası Uçar Mustafa Paşa'nın 1029'da Bağdat valisi iken şehit düştüğünü yazar. Abdülkadir Özcan'ın ansiklopedi maddesine göre ise Uçar Mustafa Paşa 1034'te (1625) şehit olan eski Bağdat valilerindendir ve mezarı Bağdat'ta İmâm-ı Âzam Türbesi hazîresindedir; oğlu da yıllar sonra onun ayak ucuna gömülecektir. Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde Uçar Mustafa Paşa "Sadr-ı esbak Nasûh Paşa'nın kethüdâlığından vezir olan" bir Lâdikli olarak anılır; aynı eserin Celâlî yıllarını anlatan bölümünde ise 1012'de Lâdik voyvodası "Tayyâr Mustafa Ağa"nın Nasûh Paşa'nın kâhyası olduğu yazılır. Ölüm tarihi konusundaki fark, kaynaklar arasında açık kalan bir noktadır.

Hüsameddin'in biyografi ciltlerine göre Tayyar Mehmed Paşa 1031 rebîülâhirinde Sivas valisi olmuş, Sivas'ı Abaza'ya karşı savunurken esir düşmüş ve kurtulmuştur. Abaza'nın Sivas'a vali yaptığı Lâdikli Seyyid Han Paşa'yı basıp öldürerek Sivas'ı Abaza'nın adamlarından temizlemiş ve bunun karşılığında 1032'de vezirlikle ikinci kez Sivas valisi olmuştur. Özcan'ın maddesi de Sivas'ı Abaza'dan kurtaran Tayyar'ın, Abaza tekrar üzerine gelince onu hediyelerle karşıladığını ve kendisiyle birlikte olduğuna inandırdığını, bir gece baskını söylentisi üzerine Abaza'nın şehre saldırmaya kalkıştığını, Tayyar'ın tek başına Abaza'nın otağına giderek onu yatıştırdığını, zincire vurulduktan sonra "Kötü niyetim olsaydı tek başıma sana gelir miydim?" sözleri üzerine serbest bırakıldığını Naîmâ'ya dayanarak anlatır. Hüsameddin'in "Abaza'yı idare ederek canını güçlükle kurtarıyordu" cümlesi bu olayların kısa bir özetidir. Özcan'a göre Tayyar Mehmed Paşa sonradan Kayseri yakınlarındaki savaşta (22 Zilkade 1033 / 5 Eylül 1624) hükûmet kuvvetlerinin galip gelmesini sağlamıştır.

Ca'fer Ağa Olayı ve Sivas'ın Düşüşü

Hüsameddin'in anlattığı Ca'fer Ağa hikâyesi, başka kaynaklarda da Sivas'ın düşüşünün başlangıcı olarak görünür. Bünyamin Tan'ın Ali Cevâd'ın Abaza biyografisi üzerine çalışmasına göre Sivas yeniçerileri II. Osman'ın katline ortak olmadıklarını ileri sürerek Abaza'nın gelişinden telaşlanmamış; ama Abaza, "Abaza Şeyhi" diye anılan Seyyid Abdürrahîm-i Bayrâmî'nin telkinleriyle kethüdâsı Ca'fer'i Sivas üzerine yollamış, Ca'fer'in dönmek zorunda kalması üzerine kırk bin kişilik kuvvetle Sivas'ı ele geçirmiştir. Tan, Abaza'nın yeniçeri zabitlerinden bazılarını işkenceyle öldürttüğünü, ardından yeniçeri, topçu, cebeci ve acemi oğlanı gibi ocak mensuplarını kılıçtan geçirttiğini, yeniçerilere ait evlerin yağmalandığını, buna karşılık sipahilere dokunulmadığını anlatır. Hüsameddin'in sıraladığı kurban listesi bu anlatımla büyük ölçüde örtüşür; Ca'fer Ağa'nın bir ziyafette Türklüğü aşağılaması ve Sivas ileri gelenlerinden dayak yemesi ise yalnız Hüsameddin'de geçen bir ayrıntıdır.

Mustafa Kara'nın ansiklopedi maddesine göre "Abaza Şeyhi" Kayserili bir Bayramî şeyhidir; Abaza Erzurum'dan Kayseri'ye geldiğinde ona yardımcı olmuş, her işinde akıl hocalığı yaptığı için bu lakabı almıştır. Abaza'nın ölümünden sonra İstanbul'a gelip IV. Murad'ın yakınları arasına girmiş, padişahı yeniçerilere karşı kışkırtmaya kalkışınca idam edilmiştir.

Kalavun Yûsuf Paşa'nın Sonu

Hüsameddin'in "Amasyalı Vezir" dediği Kalavun Yûsuf Paşa, 4-11 numaralı maddede Hoca Ömer Efendi'nin himayesiyle baş defterdar olan Amasyalıdır. Müctebâ İlgürel'in Abaza Paşa maddesine göre Maraş beylerbeyi Kalavun Yûsuf Paşa, Trablusşam valisi Seyfoğlu Yûsuf Paşa ile birlikte Abaza'ya katılmış ve onun çevresinde kısa zamanda otuz bin kişinin toplanmasını sağlamıştır. Tan'ın aktardığına göre Kalavun aslında on bin askerle Abaza'nın üzerine gönderilmiş, ama Abaza onu da kendi saflarına çekmiştir. Hüsameddin'in "Abaza'nın kuvveti kırk bin, kendisininki on bin" kaydı bu sayılarla uyuşur.

Kalavun'un ölümü konusunda kaynaklar ayrıntıda ayrılır. Hüsameddin'e göre Abaza, ondan korktuğu için Zile'de bir fırsat bulup onu çadırında boğdurmuş ve böylece Tayyar Mehmed ve Murtezâ paşalara gözdağı vermiştir. Tan'ın aktardığı anlatıma göre ise Tayyar Paşa, Abaza ile Murtaza Paşa'yı bir ziyafette Kalavun'un kendilerini bir gece baskınıyla yok etmeye niyetli olduğuna inandırarak aralarına nifak sokmuş, Kalavun da tehlikeyi sezerek çadırlarını Abaza'nın ordugâhından uzaklaştırmış; Ramazan'ın son gecesi Abaza'nın daveti üzerine iftara gitmiş ve gece çadırında idam edilmiştir. Tan yer adı vermez. Hüsameddin'in "Tayyar Mehmed Paşa ile birleşip Abaza'yı yok edecek gizli girişimlere başlamıştı" cümlesi, iki anlatımın ortak noktasını oluşturur: Kalavun'un ölümünde Tayyar'ın iki taraflı oyunu belirleyici olmuştur.

Karahisar-ı Şarkî Kuşatması

Hüsameddin'in Karahisar anlatısı Tan'ın aktardığı kaynaklarla büyük ölçüde örtüşür. Tan'a göre Abaza, Sivas'ta Seyyid Han'ı vali bırakıp Kalavun ile birlikte Şebinkarahisar'a yürümüş; kaleyi on bin kişiyle savunan Murtaza Paşa, şiddetli çarpışmalardan sonra kaleye çekilmiş, ama kuşatma başlayınca direnmek yerine teslim müzakeresi için Abaza'nın ordugâhına gitmiştir. Halkın bir kısmı da kaleden çıkıp teslim olmuş, sipahiler ise paşanın bu hareketini onursuzluk sayarak kaleye kapanmış ve kuşatanlara kanlı hücumlar yapmıştır. Hüsameddin bu sipahilerin başında Amasya alaybeyi Abdülbâkî, Karahisar alaybeyi Osman ve Sivas'tan kaçan Tâbân Ahmed beylerin bulunduğunu, gece baskınlarıyla Abaza ordusunu yıprattıklarını yazar. Tan'a göre bu sipahiler sonradan Sivas'a gönderilen Tayyar Mehmed Paşa'ya bağlanmış ve Abaza ile savaşacaklarına söz vermişlerdir.

Murtaza Paşa'nın niyetini Hüsameddin iki ihtimalle açıklar: Abaza'yı davasından vazgeçirmek ya da aynı soydan (Çerkes) olmak. Tan'ın kaynakları onun "teslim müzakeresi" için gittiğini söyler. Kayseri yakınlarındaki Karasu Köprüsü savaşına dair kayıtlarda, isyancı ordusunda bulunan Sivas beylerbeyi Tayyar Mehmed Paşa ile Şebinkarahisar sancak beyi Murtaza Paşa'nın sadrazamın safına geçmesiyle Abaza ordusunun bozulduğu yazılır. Böylece Hüsameddin'in "gözdağı verdi" dediği iki paşa, bir yıl sonra isyanın kaderini belirleyen kişiler olmuştur.

Lâdikli Seyyid Han

Abaza'nın Sivas eyaletini verdiği Lâdikli Seyyid Han Bey, 4-15 numaralı maddede Abaza'ya katılan Amasyalılar arasında anılmıştı. Hüsameddin'in biyografi ciltlerine göre Lâdik'teki Rifâî zaviyesinin mütevellisi soyundan gelen bu seyyid gençliğinde Karayazıcı'ya katılmış, sonra devlete sığınarak sancak beyliklerine yükselmişti. Abaza onu Sivas beylerbeyi yapınca, araları bozuk olan Tayyar Mehmed Paşa'ya rağmen Sivas'ı elinde tutmuş; 1033'te Tayyar her taraftan topladığı kuvvetlerle Sivas'ı geri aldığında esir edilip öldürülmüştür. Hüsameddin onun hakkında "siyadetine ve cesaretine mağrur, hareketli bir zat idi" der.

Amasya'da Kimler Vardı

Hüsameddin'in Köprülü Mehmed Ağa'nın mütesellimliği sırasındaki Amasya yöneticilerini sayması, olaylar öncesi şehrin bir fotoğrafını verir. Bu listedeki Yukarı Kale dizdarı Doğan Bey'e dair kitabın bir önceki bölümünde dikkat çekici bir dipnot vardır: Hüsameddin, aynı yıllarda "dizdar yamağı Uğurlu oğlu Doğan Bey"i anarken onun kendi soyunun büyük atası olduğunu belirtir. Kale dizdarlarının Harşena Dağı'ndaki Yukarı Kale'de oturduğu da kale kazıları üzerine yapılan çalışmalarda yazılıdır.

Mütesellim "Köprülü Mehmed Ağa" adı, sonradan sadrazam olacak Köprülü Mehmed Paşa'yı akla getirir. Hüsameddin de Lâdik bahsinde Köprülü Mehmed Paşa'yı Tayyar Mehmed Paşa'nın yetiştirdiğini yazar; Özcan'ın maddesi de Tayyar'ın Köprülü Mehmed Paşa'nın yetişmesinde emeği olduğunu kaydeder. Ancak iki kişinin aynı olması güç görünür. Müctebâ İlgürel'in Köprülü Mehmed Paşa maddesine göre geleceğin sadrazamı Enderun'da yetişmiş, IV. Murad zamanında da sarayda bulunmuştur. Christopher Whitehead'in arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre ise o, saray mutfaklarında uzun süre hizmet etmiş ve ancak IV. Murad'ın saltanatının başlarında (1623'ten sonra) saraydan çıkarak kapıkulu süvarisi olmuştur. Bu durumda 1622'de Tayyar'ın ağası olarak Amasya'ya gönderilen Köprülü Mehmed Ağa'nın, Köprü kasabasından başka bir Mehmed olması gerekir. Whitehead ayrıca Hüsameddin'in Köprülü Mehmed Paşa'yı 1044'te Amasya sancak beyi gösteren kaydını, o yılların atama defterlerinde böyle bir kişinin görünmediğini belirterek eleştirir; bu, Hüsameddin'in sancak beyleri listesinin de zaman zaman arşiv kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiğini hatırlatır.

Abaza Amasya'da: Beyler Sarayı

Maddenin sonunda Abaza, Amasya yeniçerileri şehri terk ettikten sonra ileri gelenlerin bir kısmı tarafından karşılanır ve "yeni tamir edilen Beyler Sarayı"na yerleşir. Selim Özcan'ın Amasya'da sancak beyliği yapan şehzadeler üzerine çalışmasına göre Beyler Sarayı, Selçuklu döneminden beri bu adla bilinen, Osmanlıların "Şehzadeler Sarayı" dediği iç kaledeki saraydı; asıl şeklini Çelebi Mehmed'in Amasya sancak beyliği sırasında, 1396'da satın alınan bir köşkün yerine yapılan büyük sarayla kazanmış, Osmanlı döneminde 350 yıl boyunca saray olarak kullanılmış ve II. Murad ile I. Selim gibi şehzadelerin doğduğu yer olmuştur. Halk arasında Beyler Sarayı ya da Saraydüzü Kışlası diye anılır. Sarayın kalıntıları bugün Saraydüzü denen alanda toprak altındadır; yerel basında, buranın kazılarla ortaya çıkarılması için resmî sürecin başladığı ve Milli Saraylar İdaresi'ne bağlı bir kurulun bölgede incelemelere başlayacağı haberleri yer almıştır.

Abaza'nın sarayın ağasını kendine kapıcılar kâhyası yapması ve sancağı kendi adamlarından Osman Bey'e vermesi, Hüsameddin'in deyişiyle "şâhâne etvâr", yani bir hükümdar gibi davranmasıdır. İlgürel'in maddesi de Abaza'nın isyan boyunca sancaklara kendi adamlarını atadığını ve halktan vergi topladığını belirtir. Abaza'yı karşılayan Fazlullah Paşazâde Abdüsselâm Bey'i Hüsameddin, aynı yılların tanınmış Amasya zeamet sahipleri arasında "Defterdar Fazlullah Paşazâde" olarak da anar.

Bulunamayanlar

Hacı Abdî Ağa (Hacı Abdülganî Ağa), Çerkes Ca'fer Ağa'nın sonraki hayatı, Tâbân Ahmed Bey, Karahisar alaybeyi Osman Bey, mütesellim vekili Şa'bân Ağa, "Vâyis Bey" denilen Üveys Bey, Atâullah Bey ve Saray Ağası Süleyman Ağa hakkında Hüsameddin dışında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Abaza'nın Amasya'da Beyler Sarayı'nda kalışı da yalnız Hüsameddin'de geçer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

4. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.