Caniklidir. Esbak Sivas Beylerbeyi Canikli Osmân Paşa’nın [60] mahdûmu olup “Caniklizâde” demekle meşhûrdur. 1038 senesi şevvâlinin evâilinde Amasya sancağı beyi ve muhassıl-ı emvâli olup geldi. Doğan Bey de Canik’e gitdi. Dizdâr Ömer Bey, Amasya alaybeyi, Altıncı Hüseyin Ağa, yeniçeri serdârı ve es-Seyyid Ca’fer Çelebi de nakîbü’l-eşrâf kâ’im-makâmı oldu.
Berâ-yı Muhâkeme Dîvân-ı Hümâyûn’a ihzâr-ı fermân olunan Amasya a‘yânı şunlardı:
Hoca Ahmed Paşa, Kadı-i esbak Çavuşzâde el-Hâc Mehmed Efendi, Kadı-i Amasya Şeyh Muharrem Efendizâde Mehmed Efendi, Amasya Müftüsü Ferruh Efendi, Nakîbü’l-Eşrâf Kâ’im-makâmı es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Efendi, muhassıl-ı sâbık Rıdvan Bey, Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey, Kadızâde Mustafa Bey, Çerkes Beyzâde Mustafa Bey, sâbık kethüdâyeri Murâd Beyzâde Mustafa Ağa, Mütesellim Vekîli Şa’bân Ağa, şehir kethüdâsı Bâlî Çelebi, Taşçızâde Mehmed Ağa, Yeniçeri Serdârı Üçüncü Hüseyin Ağa.
Mirlivâ Hasan Bey’le Amasya Nâibi el-Hâc Süleyman Efendi, Hüftâdî Bey’in konağından yağma edilen emvâl ü eşyâyı halk elinden beytü’l-mâl için celb ve cem‘e kıyâm edib hayli şiddetler gösterdiler. Fakat toplanıp satılan eşya, yağma edilen emvâl ü eşyânın üçte biri değildi.
Amasya’dan i‘zâm edilen a‘yân, İstanbul’a şevvâl evâhirinde vâsıl olup mecmûu da Yedi Kule Zindanı’na konmuşlardı. Rumeli Kazaskeri Amasyalı Hasan Efendi, Amasya’dan yazılan mektuplarla işe vâkıf olmuşdu. [61]
Sadr-ı a’zam Hüsrev Paşa, İran Harbi’ne serdâr olup Üsküdar’a geçmişdi. Hoca Ahmed Paşa, bir kolayını bulup sadrâzama Hüftâdî vak’asını tafsilâtiyle arz ederek a‘yân-ı livânın bî-günâh ve mağdur olduklarını anlatabildi.
Hüsrev Paşa, vak’anın tafsilâtını anladıktan sonra Amasya a‘yânının af ve ıtlâkını telhîs ve arz ederek müsâade aldı. Zilka’denin on sekizinci günü Üsküdar’dan hareket edib Konya’ya, erkân-ı livâ da Amasya’ya teveccüh etdi.
Zilhicce evâsıtında Amasya a‘yânı Amasya’ya gelip halka huzuru ve memnûniyet neş’esi verdi. Bu sene Kayseriyye Sancağı Beyi Amasyalı İn’âm Beyzâde Seyyid Ahmed Bey de Kayseriyye’ye türedisi Hacı Ahmed Oğlu Ömer Bey adamları elinde mağdûren şehîd edildi. Hızır Paşa müderrisi fuzalâdan Yağmur Köylü el-Hâc İsmâil Efendi vefât etdi.
1039 senesi gurre-i muharreminde Çavuşzâde el-Hâc Mehmed Efendi, Amasya kadısı ve Sultân Bâyezîd Müderrisi Şeyh Ya’kûbzâde Mustafa Efendi, Amasya müftüsü oldu. Saferde Evkâf-ı Sultâniyye Mütevellisi Hasan Bey, terfîen beylerbeyi olduğundan Dimetokalı Ali Ağa yine evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi oldu.
Rebîülevvelde Mirlivâ Hasan Bey, Bağdat Harbine me’mûr olduğundan Bağdat’tan yeni gelen Kuloğlu Mehmed Ağa, Amasya mütesellimi ve Emîr Paşazâde es-Seyyid Fazlullah Bey, Amasya ve Tokat cizye muhassılı oldu.
Ramazânda Amasya Beyi Canikli Osmân Paşazâde Hasan Bey’e [62] beylerbeyiliği verildiğinden Amasya sancağı İstanbul’da vezîr-i kubbe-nişîn olan Damâd Şehriyârî Bayram Paşa’ya hâss tâyin kılındı.
Günümüz Türkçesiyle
Caniklidir. Eski Sivas Beylerbeyi Canikli Osman Paşa'nın oğlu olup "Caniklizâde" diye ünlüdür. 1038 [1628-29] yılı şevvâl ayının başında Amasya sancak beyi ve mal tahsildarı (muhassıl-ı emvâl) olarak geldi. Doğan Bey de Canik'e gitti. Dizdâr Ömer Bey Amasya alaybeyi, Altıncı Hüseyin Ağa yeniçeri serdârı, es-Seyyid Ca'fer Çelebi de nakîbü'l-eşrâf kaymakamı oldu.
Yargılanmak üzere Divân-ı Hümâyun'a getirilmeleri için ferman çıkarılan Amasya ileri gelenleri şunlardı:
Hoca Ahmed Paşa, eski kadı Çavuşzâde el-Hâc Mehmed Efendi, Amasya Kadısı Şeyh Muharrem Efendizâde Mehmed Efendi, Amasya Müftüsü Ferruh Efendi, Nakîbü'l-Eşrâf Kaymakamı es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Efendi, eski muhassıl Rıdvan Bey, Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey, Kadızâde Mustafa Bey, Çerkes Beyzâde Mustafa Bey, eski kethüdâyeri Murâd Beyzâde Mustafa Ağa, Mütesellim Vekili Şa'bân Ağa, şehir kethüdâsı Bâlî Çelebi, Taşçızâde Mehmed Ağa, Yeniçeri Serdârı Üçüncü Hüseyin Ağa.
Mirlivâ Hasan Bey ile Amasya Nâibi el-Hâc Süleyman Efendi, Hüftâdî Bey'in konağından yağma edilen mal ve eşyayı devlet hazinesi (beytülmâl) için halkın elinden toplatmaya girişip epey şiddet gösterdiler. Fakat toplanıp satılan eşya, yağma edilen mal ve eşyanın üçte biri kadar değildi.
Amasya'dan gönderilen ileri gelenler İstanbul'a şevvâl sonlarında varıp hepsi Yedikule Zindanı'na konmuştu. Rumeli Kazaskeri Amasyalı Hasan Efendi, Amasya'dan yazılan mektuplarla olayı öğrenmişti.
Sadrazam Hüsrev Paşa, İran Savaşı'na serdar olup Üsküdar'a geçmişti. Hoca Ahmed Paşa, bir kolayını bulup sadrazama Hüftâdî olayını bütün ayrıntısıyla anlatarak sancak ileri gelenlerinin suçsuz ve haksızlığa uğramış olduklarını açıklayabildi.
Hüsrev Paşa, olayın ayrıntısını öğrendikten sonra Amasya ileri gelenlerinin affedilip serbest bırakılmasını özetleyerek padişaha arz etti ve izin aldı. Zilkade'nin on sekizinci günü Üsküdar'dan hareket edip Konya'ya, sancak ileri gelenleri de Amasya'ya yöneldi.
Zilhicce ayının ortalarında Amasya ileri gelenleri Amasya'ya gelip halka huzur ve memnuniyet sevinci verdi. Bu yıl Kayseri Sancağı Beyi Amasyalı İn'âm Beyzâde Seyyid Ahmed Bey de Kayseri'de, sonradan türeme Hacı Ahmed Oğlu Ömer Bey'in adamları elinde haksızca şehit edildi. Hızır Paşa Medresesi müderrisi, bilginlerden Yağmur Köylü el-Hâc İsmâil Efendi vefat etti.
1039 [1629-30] yılı muharrem ayının başında Çavuşzâde el-Hâc Mehmed Efendi Amasya kadısı, Sultan Bâyezîd Müderrisi Şeyh Ya'kûbzâde Mustafa Efendi de Amasya müftüsü oldu. Safer'de Padişah Vakıfları Mütevellisi Hasan Bey terfi ederek beylerbeyi olduğundan Dimetokalı Ali Ağa yine padişah vakıfları mütevellisi oldu.
Rebîülevvel'de Mirlivâ Hasan Bey Bağdat Savaşı'na görevlendirildiğinden Bağdat'tan yeni gelen Kuloğlu Mehmed Ağa Amasya mütesellimi, Emîr Paşazâde es-Seyyid Fazlullah Bey de Amasya ve Tokat cizye (gayrimüslim vergisi) tahsildarı oldu.
Ramazan'da Amasya Beyi Canikli Osman Paşazâde Hasan Bey'e beylerbeyilik verildiğinden Amasya sancağı, İstanbul'da kubbe vezirliği yapan Damat Şehriyârî Bayram Paşa'ya has (özel gelir) olarak tahsis edildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- esbak: eski, önceki
- muhassıl-ı emvâl: vergi ve gelir tahsildarı
- berâ-yı muhâkeme: yargılanmak için
- emvâl ü eşyâ: mal ve eşya
- beytülmâl: devlet hazinesi
- telhîs: bir durumu özetleyip padişaha sunmak
- erkân-ı livâ: sancağın ileri gelenleri
- cizye muhassılı: gayrimüslimlerden alınan baş vergisini toplayan görevli
- kubbe vezirliği: Divân-ı Hümâyun'da kubbealtında oturma hakkı olan, vezir rütbeli görevli
- has: padişahın ya da vezirlerin gelirine ayrılmış toprak ve gelir
Olayın Sonu: Yargılama ve Af
Bir önceki maddede anlatılan Gürcü olayı bu maddede yargılama aşamasına gelir. Hüsâmeddin'e göre Amasya'nın on dört ileri gelen kişisi İstanbul'a çağrılmış, hepsi Yedikule Zindanı'na konmuştur. Bu kişiler arasında Amasya'nın kadısı, müftüsü, nakîb vekili ve o dönemin yönetim kadrosundan birçok kişi bulunur. Dikkat çeken nokta, Hoca Ahmed Paşa'nın sadrazama durumu anlatarak herkesin serbest bırakılmasını sağlamasıdır. Hoca Ahmed Paşa'nın Amasya'daki yeri bu sayfalarda tekrar tekrar karşımıza çıkar; ilerleyen maddelerde Trabzon beylerbeyiyken görevden alınıp Amasya'ya döndüğü ve burada padişah vakıflarının mütevellisi olduğu yazılır.
Sadrazam Hüsrev Paşa'nın o sırada Üsküdar'da bulunması, olayın zamanlamasıyla örtüşür. Bir ansiklopedi maddesine göre Hüsrev Paşa, 1629 Temmuz'unda doğuya yeni bir sefer için ordusuyla Üsküdar'a geçmiştir; ordu Musul'a ulaştıktan sonra Bağdat'a yönelmiş, kent 6 Ekim 1630'da kuşatılmış, kuşatma otuz dokuz gün sürmüş ve sonuçsuz kalmıştır. Hüsâmeddin'in "Mirlivâ Hasan Bey Bağdat Savaşı'na görevlendirildi" sözü bu seferle ilgilidir; 1039 rebîülevvel ayı kabaca 1629 sonbaharına denk gelir, yani ordu henüz yoldayken çıkan bir görevlendirmedir.
Canikli Osman Paşa ve Oğlu
Hasan Bey'in babası Canikli Osman Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Canikli adı daha çok on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Orta ve Kuzeydoğu Anadolu'da güç kazanan Canikli Hacı Ali Paşa ailesiyle bilinir; ansiklopedi maddesine göre bu ailenin yöredeki üstünlüğü on sekizinci yüzyılın ortalarından 1808'de Tayyar Mahmud Paşa'nın idamına kadar sürmüştür. Hüsâmeddin'in burada andığı Hasan Bey ile o aile arasında bir bağ kurulup kurulmadığı kaynakta belirtilmez; aradan yüz elli yıldan fazla geçtiği için bu iki yapıyı birbirine bağlamak doğru olmaz.
Hüsâmeddin, Hasan Bey'in valiliğinin kısa sürdüğünü gösterir: şevvâl 1038'de Amasya'ya gelen bey, 1039 ramazanında beylerbeyiliğe yükselip sancaktan ayrılmıştır. Bu görevi sırasında en çok dikkat çeken işi, Hüftâdî Bey'in konağından yağma edilen malları halktan geri toplamaya çalışmasıdır. Hüsâmeddin toplanan miktarın yağma edilenin üçte birine bile ulaşmadığını yazar; bu sayı kitaptaki ifadedir, başka bir belgeyle doğrulanamamıştır.
Bayram Paşa'nın Amasya Sancağına Gelişi
Maddenin son cümlesinde Amasya sancağının Damat Bayram Paşa'ya has olarak verilmesi, bir sonraki maddenin konusudur. Bayram Paşa hakkındaki bilgi o maddede verilmiştir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 557–558. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar