Ardahanlıdır. Gürcistan beyzâdelerinden Ali Bey’in oğludur. 1034 senesi Cumâdelâhiresinin yirmi yedinci günü Amasya sancağı beyi oldu. Fakat Gürcistan Harbi’yle meşgul olduğundan el-Hâc Abdünnebi Ağa, Amasya mütesellimi oldu.[48]
Hacı Nebi Ağa, oldukça munsifâne hareket ederek halka kendisini sevdirmişdi. Bununla beraber ba’zı tecâvüzâtı yok değildi. Fakat Ahmed Paşa’ya nispetle yine Hacı Nebî idi. Receb gurresinde Kadı Hacı Mehmed Efendi, İstanbul’a gidip Himmetzâde el-Hâc Süleyman Ağa, Amasya nâibi oldu.
Receb evâsıtında Hızır ve Mehmed paşalar evkâfı mütevellisi Mehmed Paşazâde Kurd Mahmûd Bey bilâ veled-i zükûr vefât eylediğinden evlâdı utekâ ile evlâd-ı inâs arasında cereyân eden uzun muhâkemeden sonra Seydî Beyzâde Mustafa Bey kazanıp üçüncü defa mütevellî oldu.
Şa’bân evâilinde Yâkub Paşa Zâviyesi şeyhi ve mütevellîsi eş-Şeyh Hüsâmeddîn Efendi de vefât edib tevliyet ve meşîhat, birâderzâdesi eş-Şeyh İzzeddîn Hasan Efendi’ye tevcîh edildi.
Şevvâlde Mütesellim Hacı Abdünnebi Ağa, Amasya Beyi Mehmed Bey’in talep etdiği kuvve-i muâveneyi ve erzâkı alıp Gürcistan’a gitdiğinden yerine kethüdâyeri Himmetoğlu Osmân Ağa, mütesellim kâ’im-makâmı oldu.
Zilhiccede Başdefterdâr Amasyalı Vezîr Abdülkerim Paşa’nın servet ü sâmânı, nüfûz ve iktidârı, ricâl-i devletin ve hâssaten Sadr-ı a’zam Hâfız Ahmed Paşa’nın haset ve istirkâbını davet eylediğinden bîçâre yok yere azlini müteâkip eşedd-i azâb içinde katl u emvâl ve emlâki müsâdere edildi.
Bu sene sâbık Amasya Alaybeyi Kesdekzâde Mustafa Bey, çavuşân-ı dergâh-ı âlîden mütekâid Efteli Mustafa Ağa, esbak yeniçeri silahdârı [49] ağası Kara Hasan Ağa, a‘yândan esbak şehir kethüdâsı el-Hâc Pîrî Ağa vefât etmişdir.
1035 senesi muharreminde tecâvüzâtıyla Hacı Nebî Ağa’yı pek ziyâde aratan Mütesellim Kâ’im-makâmı Himmetoğlu Osmân Ağa, azl ü ihrâc edilerek yerine kethüdâyeri olan Seydî Çelebi oğlu Şa’bân Ağa, mütesellim kâ’im-makâmı⁶³¹ ve Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey de Yörgüç Paşa evkâfına mütevellî oldu.
Muharrem evâilinde Sivas Defterdârı Amasyalı Ebû Bekir Efendi, maktûl Abdülkerim Paşa’nın emvâl ve emlâkini kabza me’mûren Sivas’tan geldi. Bu esnada Abdülkerim Paşa’nın hemşiresi Ayşe ve zevcesi Ümmühânî Hanımlar da İstanbul’dan gelip Sofular Mahallesinde pederden mevrûs hânesine indi.
Fakat Ebû Bekir Efendi, bu hâneyi Abdülkerim Paşa’nın emlâkinden adıyla satılığa çıkardığından Ayşe Hanım mahkemeye mürâcaat ve pederinden mevrûs olup Abdülkerim Paşa hissesini hayatında kendisine hibe ve temlîk eylediğini isbât ederek müsâdereden güç kurtardı. Kendisine ve Paşa’nın zevcesine yevmî otuz akçe tahsis edildi.
Safer gurresinde Hakâlalızâde es-Seyyid Mehmed Bahâeddîn Efendi [50] yine Amasya kadısı oldu. Receb gurresinde Amasya Müftüsü Abdü’l-Celil Efendi, Konya mollası olup yerine müftü-i sâbık Kuloğlu Ferrûh Efendi ikinci defa Amasya müftüsü ve Sultâniye müderrisi oldu. Hoca Ömer Efendizâde Abdullah Efendi, bu esnada Amasya’ya gelip amcası Hoca Ahmed Paşa’ya misafir oldu. Arpalığı da Mihaliç’e tahvîl eylediler.
Recebin on sekizinci günü evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi Köprülü Yûsuf Ağa’nın üzerinden tevliyet ref‘ edilip on üçüncü bölükte sipâhi Dimetokalı Ali Ağa, evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi olup geldi. Yûsuf Ağa da Köprü voyvodası oldu.
Şa’bânda Irak Cephesi’nde fedâkârâne hizmetleri sebk eden Amasya Alaybeyi İskender Bey, Irak Serdârı Hâfız Ahmed Paşa’nın inhâsıyla Amasya sancağı beyliğine tâyin edildiği emri geldi.
Günümüz Türkçesiyle
Ardahanlıdır. Gürcistan beyzadelerinden Ali Bey'in oğludur. 1034 [1625] yılı cemaziyelâhirin yirmi yedinci günü Amasya sancakbeyi oldu. Fakat Gürcistan Savaşı'yla meşgul olduğundan el-Hâc Abdünnebi Ağa Amasya mütesellimi (sancakbeyi vekili) oldu.
Hacı Nebi Ağa oldukça adil davranarak halka kendini sevdirmişti. Bununla birlikte bazı haksızlıkları da yok değildi. Yine de Ahmed Paşa'ya göre Hacı Nebi (çok daha iyi) idi. Recebin başında Kadı Hacı Mehmed Efendi İstanbul'a gidince Himmetzâde el-Hâc Süleyman Ağa Amasya naibi oldu.
Recebin ortalarında Hızır ve Mehmed Paşalar vakfının mütevellisi Mehmed Paşazâde Kurd Mahmud Bey erkek çocuğu olmadan öldüğü için, vakfedenlerin azatlı kölelerinin çocukları ile kız çocukları arasında yürüyen uzun yargılamadan sonra Seydî Beyzâde Mustafa Bey davayı kazanıp üçüncü kez mütevelli oldu.
Şaban ayının başlarında Yakub Paşa Zaviyesi şeyhi ve mütevellisi Şeyh Hüsâmeddîn Efendi de öldü; mütevellilik ve şeyhlik, kardeşinin oğlu Şeyh İzzeddîn Hasan Efendi'ye verildi.
Şevvalde Mütesellim Hacı Abdünnebi Ağa, Amasya Beyi Mehmed Bey'in istediği yardımcı kuvvetleri ve erzakı alıp Gürcistan'a gittiğinden, yerine sancağın kethüdası Himmetoğlu Osman Ağa mütesellim kaymakamı oldu.
Zilhiccede baş defterdar Amasyalı Vezir Abdülkerim Paşa'nın serveti, eşyası, nüfuzu ve gücü devlet ricalinin, özellikle Sadrazam Hâfız Ahmed Paşa'nın kıskançlığını ve kuşkusunu uyandırdığından zavallı adam, haksız yere görevden alındıktan sonra pek ağır bir işkence içinde öldürüldü, malı ve mülkü müsadere edildi.
Bu yıl Amasya'nın eski alaybeyi Kesdekzâde Mustafa Bey, saray çavuşlarından emekli Efteli Mustafa Ağa, yeniçeri silahtarlarının eski ağası Kara Hasan Ağa, ileri gelenlerden eski şehir kethüdası el-Hâc Pîrî Ağa öldü.
1035 [1625-26] yılı muharreminde, haksızlıklarıyla Hacı Nebi Ağa'yı çok aratan mütesellim kaymakamı Himmetoğlu Osman Ağa görevden alınıp çıkarıldı; yerine sancak kethüdası olan Seydî Çelebi oğlu Şaban Ağa mütesellim kaymakamı ve Yörgüç Paşazâde Mustafa Bey de Yörgüç Paşa vakıflarına mütevelli oldu.
Muharrem başlarında Sivas Defterdarı Amasyalı Ebû Bekir Efendi, öldürülen Abdülkerim Paşa'nın mal ve mülkünü zaptetmekle görevlendirilerek Sivas'tan geldi. Bu sırada Abdülkerim Paşa'nın kız kardeşi Ayşe ile eşi Ümmühânî Hanımlar da İstanbul'dan gelip Sofular Mahallesi'ndeki, babadan kalma evlerine yerleştiler.
Fakat Ebû Bekir Efendi bu evi Abdülkerim Paşa'nın mülkü olarak satışa çıkarınca Ayşe Hanım mahkemeye başvurdu; babadan kalma evdeki Abdülkerim Paşa'nın payını kendisine yaşarken bağışlayıp temlik ettiğini ispatlayarak evi müsaderenin elinden güçlükle kurtardı. Kendisine ve Paşa'nın eşine günlük otuz akçe ödenek bağlandı.
Safer ayının başında Hakâlalızâde Seyyid Mehmed Bahâeddîn Efendi yeniden Amasya kadısı oldu. Recebin başında Amasya Müftüsü Abdülcelil Efendi Konya mollası olup yerine eski müftü Kuloğlu Ferrûh Efendi ikinci kez Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu. Hoca Ömer Efendizâde Abdullah Efendi bu sırada Amasya'ya gelip amcası Hoca Ahmed Paşa'ya misafir oldu. Arpalığını (maaş karşılığı gelir) da Mihaliç'e çevirdiler.
Recebin on sekizinci günü, padişah vakıflarının mütevellisi Köprülü Yusuf Ağa'nın mütevellilik görevi elinden alınıp on üçüncü bölükte sipahi Dimetokalı Ali Ağa padişah vakıflarının mütevellisi olarak geldi. Yusuf Ağa da Köprü voyvodası oldu.
Şabanda, Irak Cephesi'nde fedakârca hizmetleri görülen Amasya Alaybeyi İskender Bey'in, Irak Serdarı Hâfız Ahmed Paşa'nın önermesiyle Amasya sancakbeyliğine atandığı emri geldi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- bilâ veled-i zükûr: erkek çocuğu olmadan
- evlâd-ı utekâ: vakfedenin azat ettiği kölelerin çocukları
- evlâd-ı inâs: kız çocukları
- müsâdere: bir kişinin mal ve mülküne devletçe el konulması
- temlîk: mülkiyeti birine verme
- mirlivâ: sancakbeyi rütbesi
- arpalık: bir görevliye maaş karşılığı olarak bırakılan gelir bölgesi
- voyvoda: bir bölgenin vergi gelirlerini toplayan yönetici
- mütekâid: emekli
Abdülkerim Paşa'nın Sonu
Metindeki en çarpıcı olay, Amasyalı olduğu belirtilen Abdülkerim Paşa'nın düşüşüdür. Reşad Ekrem Koçu'nun aktardığına göre Abdülkerim, Bayezid İmareti'nden yemek yiyen bir medrese öğrencisiyken aç gözlülüğü yüzünden "Yahnikapan" lakabıyla anılmış, sonra baş defterdar Ekmekçizâde Ahmed Paşa'ya bağlanarak vergi toplamadaki başarısıyla zengin olmuştu. 1625'te Baki Paşa'nın ardından baş defterdar oldu, rüşvet yoluyla vezirlik rütbesi aldığı yazılır. Aynı yılın sonlarında çıkan bir sipahi isyanında adı geçince görevden alındı, bütün mal ve eşyasına el konuldu, saklı servetini söylemesi için işkence gördü. Birkaç gün sonra öldü. Koçu bu bilgileri Naîmâ Tarihi'ne dayandırır.
Hüsameddin ise düşüşün sebebini Sadrazam Hâfız Ahmed Paşa'nın kıskançlığı ve kuşkusu olarak gösterir. Ansiklopedi yazarı Koçu'nun anlatımında böyle bir sebep açıkça yer almaz, yalnızca sipahi isyanı anılır. İki anlatım çelişmez; vezirlerin düşmesinde hem iktidar çekişmesi hem de isyancı askerin baskısı sıkça birlikte işlemiştir. Kız kardeşi Ayşe Hanım'ın evi kurtarma davası ise başka bir kaynakta görülmedi.
Gürcistan ve Irak Cepheleri
Metin iki ayrı savaşın Amasya'ya yansımasını gösterir. Birincisi, yeni sancakbeyi Mehmed Bey'i Amasya'dan uzak tutan Gürcistan hareketidir. Hâfız Ahmed Paşa maddesine göre 1625'te Gürcü hâkimi Magrav'dan gelen bir mektupta kendisinin Gürcistan'a gelmesi hâlinde Karabağ, Gence ve Şirvan'ın bağlılık göstereceği bildiriliyordu. Hâfız Ahmed Paşa bunun yerine Batum Beylerbeyi Ömer Paşa komutasında bir miktar yeniçeriyi Gürcistan'a göndermekle yetinmişti. Mehmed Bey'in bu harekâtta bulunup bulunmadığını gösteren başka kaynak bulunamadı.
İkincisi, Bağdat'ın geri alınması için yürütülen Irak seferidir. Ordu 13 Kasım 1625'te Bağdat'ı kuşattı, kuşatma 3 Temmuz 1626'da kaldırıldı. Metindeki "şaban ayında" gelen emir, Hüsameddin'in verdiği tarihe göre kuşatmanın son haftalarına denk gelir. İskender Bey'in Irak'taki hizmetlerine dair başka kaynakta bilgiye rastlanmadı.
Yakub Paşa Tekkesi'nde Değişim
Metinde Şeyh Hüsâmeddîn Efendi'nin ölümü ve yerine kardeşinin oğlu İzzeddîn Hasan'ın geçmesi anlatılır. Söz konusu zaviye, bugün Çilehâne Tekkesi diye de anılan Yakub Paşa Tekkesi'dir. Pîrler semtinde 1412'de Ankara Beylerbeyi Pazarlıoğlu Yakub Paşa tarafından Halvetî tarikatı için yaptırılmıştır. Tekke üzerine yazılan ansiklopedi maddesi, şeyhlik silsilesinde Abdurrahman el-Halvetî'nin oğulları olarak İzzeddîn Hasan ile Hüsâmeddîn Hüseyin'i kardeş gösterir; Hüsameddin ise İzzeddîn Hasan'ı Hüsâmeddîn Efendi'nin yeğeni olarak yazar. Aynı maddede 1031'de (1622) vaiz Şeyh Hüsâmeddîn ile Şeyh Abdî Efendi arasındaki şeyhlik anlaşmazlığı yüzünden mescide bağlı bir medrese kurulduğu, tekke işlevinin Hüsâmeddîn'de bırakıldığı da kaydedilir. Yani zaviyede şeyhlik birkaç yıl önce de tartışma konusu olmuştu. Yapı 1939 Erzincan depreminde zarar görmüş, 1967'de onarılmıştır ve ayakta durmaktadır.
Şaban Ağa'nın Soyu
Hüsameddin dipnotta, mütesellim kaymakamı Şaban Ağa'nın şer'iye sicillerinde ve sipahi defterinde "Şaban Ahmed Amasiyye" diye kayıtlı olduğunu yazar. Hâbilzâdelerden Seydî Ali Çelebi'nin soyundan Şaban Ağa bin el-Hâc Ahmed Çelebi bin İskender Çelebi bin Hızır Çelebi bin Seydî Ali Çelebi sıralamasını verir ve onu Şabanzâdelerin en eski atası sayar. Bu soy zinciri başka bir kaynakta doğrulanamadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 552–553. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar