Cân Arslan Paşazâde vezîr olup 1146 senesi rebî'ulevvelinin ondokuzuncu günü ikinci def'a Amasya mutasarrıfı olup harbe me'mûr olduğundan dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından "Tatar Ağası" demekle meşhûr Amasyalı Hacı Kâsımoğlu Ömer Ağa Amasya mütesellimi olup geldi. [55]
Bundan akdem kul kethüdâlığından ma'zûlen Amasya'ya gelen Hindîoğlu Hacı Mehmed Ağa harb için Revân'a gidip orada yeniçeri ağası vekîli olarak harb etdi. Serdârlardan Kırmacıoğlu Ahmed Ağa da berâberdi.
Ancak mütesellim Ömer Ağa'nın ahvâl ve harekât-ı cesûrânesi a'yân ve halkı bîzâr ediyordu. Çünkü Ömer Ağa, Kırım hânı Mengli Girây Hân'ın vezîri mesâbesinde ağası idi. Kırım'da öğrendiği siyâset-i mülkiyyeyi Amasya'da icrâya kalkışdığından hem kendisine hem de halk ve a'yâna ziyân verdi. Bu yüzden şikâyetler çoğaldı.
Recebde ulemâdan Şeyh Hızırzâde İbrâhim Efendi bin Abdullatîf Efendi nakîb kâ'im-makâmı olup şa'bânın onuncu günü a'yân ve hâciyânın takdîm etdikleri mahzar üzerine mütesellim Ömer Ağa azl ve habs edilerek Çanakkale'ye gönderildi. Yerine Avkatlıoğlu Mehmed Ağa Amasya mütesellimi ve zilka'dede harbe gidip Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa vekîli oldu.
1147 senesi muharreminde mütesellim vekîli Hacı Mehmed Ağa baş a'yân ve Amasya mütesellimi, Sarâcoğlu Hacı Hâfız Mehmed Ağa hacıbaşı olup züamâdan Kara Hüseyinoğlu Abdullâh Bey alaybeyi ve kethüdâ-yı sadr-ı âlî Amasyalı [56] Hacı Feyzullâhoğlu Gül Ahmed Ağa vezâretle şeyhu'l-harem ve Cidde vâlîsi oldu. Saferde Mütevellîoğlu Hacı Hâfız Hasan Ağa şehir kethüdâsı olup rebî'ulevvelin on yedinci cum'a günü öğle vakti gün tutulup ortalık karardı. Cum'a namâzının edâsında câmi'lerde mumlar ve kandîller yakmağa mecbûriyet görüldü. Sonra havâyı müdhiş bir duman kaplayıp harâret artdı. İkindi vaktine kadar hava açabildi. Cemâziyelevvelde Selîm Paşa Sayda vâlîsi oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Can Arslan Paşazâde, vezir rütbesindedir. 1146 yılı Rebiülevvel ayının on dokuzuncu günü [30 Ağustos 1733] ikinci kez Amasya mutasarrıfı oldu. Savaşla görevli olduğundan, Dergâh-ı Âlî (saray) kapıcıbaşılarından "Tatar Ağası" diye tanınan Amasyalı Hacı Kâsımoğlu Ömer Ağa Amasya mütesellimi olarak geldi.
Daha önce kul kethüdalığından azledilerek Amasya'ya gelmiş olan Hindîoğlu Hacı Mehmed Ağa savaş için Revan'a gitti ve orada yeniçeri ağası vekili olarak savaştı. Serdarlardan Kırmacıoğlu Ahmed Ağa da onunla birlikteydi.
Ancak mütesellim Ömer Ağa'nın tutum ve gözü pek davranışları âyanı ve halkı bıktırıyordu. Çünkü Ömer Ağa, Kırım hanı Mengli Giray Han'ın âdeta veziri yerindeki ağası olmuştu. Kırım'da öğrendiği yönetim usulünü Amasya'da uygulamaya kalkıştığı için hem kendisine hem de halka ve âyana zarar verdi. Bu yüzden şikâyetler çoğaldı.
Recep ayında âlimlerden Şeyh Hızırzâde İbrahim Efendi bin Abdullatîf Efendi nakîb kaymakamı oldu. Şaban ayının onuncu günü [16 Ocak 1734] âyanın ve hacıların sundukları ortak şikâyet dilekçesi üzerine mütesellim Ömer Ağa azledilip hapsedildi ve Çanakkale'ye gönderildi. Yerine Avkatlıoğlu Mehmed Ağa Amasya mütesellimi oldu; o da Zilkade ayında savaşa gidince Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa vekili oldu.
1147 yılının Muharrem ayında [Haziran 1734] mütesellim vekili Hacı Mehmed Ağa baş âyan ve Amasya mütesellimi, Saraçoğlu Hacı Hâfız Mehmed Ağa hacıbaşı oldu. Zeamet sahiplerinden Kara Hüseyinoğlu Abdullah Bey alaybeyi oldu; sadaret kethüdası Amasyalı Hacı Feyzullahoğlu Gül Ahmed Ağa da vezirlik rütbesiyle şeyhülharem (Mekke Harem-i Şerif'inin yöneticisi) ve Cidde valisi oldu. Safer ayında Mütevellîoğlu Hacı Hâfız Hasan Ağa şehir kethüdası oldu. Rebiülevvel ayının on yedinci günü, cuma günü öğle vakti güneş tutuldu ve ortalık karardı. Cuma namazı kılınırken camilerde mumlar ve kandiller yakmak zorunda kalındı. Sonra havayı korkunç bir duman kapladı ve sıcaklık arttı. Ancak ikindi vaktine kadar hava açılabildi. Cemaziyelevvel ayında Selim Paşa Sayda valisi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- dergâh-ı âlî kapıcıbaşısı: sarayın kapıcılarının amiri; padişahın emirlerini taşraya götüren rütbeli görevli
- bundan akdem: bundan önce
- ma'zûlen: azledilmiş olarak
- ahvâl ve harekât-ı cesûrâne: tutum ve gözü pek davranışlar
- bîzâr etmek: bıktırmak, usandırmak
- mesâbesinde: yerinde, derecesinde
- siyâset-i mülkiyye: ülke yönetimi usulü
- hâciyân: hacılar
- mahzar: birçok kişinin imzaladığı ortak dilekçe
- züamâ: zeamet sahipleri, büyük dirlik sahipleri
- kethüdâ-yı sadr-ı âlî: sadrazamın kethüdası, sadaret kethüdası
- şeyhu'l-harem: Mekke'deki Harem-i Şerif'in yöneticisi
- gün tutulmak: güneş tutulması
Selim Paşa'nın İkinci Mutasarrıflığı
Selim Paşa, iki madde önce 1143 [1730] yılında Amasya'ya gelip Hacı İlyas Mahallesi yangınının soruşturmasını başlatan ve İran cephesine gitmek için şehri erken terk eden Çankırılı Can Arslan Paşazâde'dir. Hüsameddin'in kaydına göre bu ikinci mutasarrıflığında da paşa savaşla meşgul olmuş, Amasya'ya bir kez daha mütesellim aracılığıyla bakmış, yaklaşık bir yıl sonra Sayda (bugünkü Lübnan'daki Sayda) valiliğine geçmiştir. Selim Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Tatar Ağası Ömer Ağa ve Kırım Usulü
Maddenin en ilgi çekici kişisi mütesellim Hacı Kâsımoğlu Ömer Ağa'dır. Hüsameddin onu Kırım hanı Mengli Giray'ın vezir derecesindeki ağası olarak tanıtır. Kırım hanları listesine göre II. Mengli Giray 1724'ten 1730'a kadar ve 1737'den 1739'daki ölümüne kadar iki kez han olmuştur. Ömer Ağa'nın Kırım'daki hizmeti bu durumda 1724-1730 arasındaki ilk saltanata düşer; 1733'te Amasya'ya geldiğinde Mengli Giray tahttan uzaklaştırılmış bulunuyordu. Hüsameddin'in "Kırım'da öğrendiği siyaset-i mülkiyye" dediği şeyin ne olduğu açıkça yazılmamıştır; ancak sonuç, Amasya'da âyan ve hacıların birlikte imzaladığı bir mahzarla Ömer Ağa'nın azledilip Çanakkale'ye sürülmesidir. Ömer Ağa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Bu olay, önceki maddelerde görülen düzenin bir başka yüzünü gösterir. Âyan, yalnız birbiriyle çekişen bir zümre değildir; kendilerine dışarıdan gönderilen ve yerel dengeleri gözetmeyen bir yöneticiye karşı birleşip onu İstanbul nezdinde şikâyetle görevden aldırabilecek güçtedir. Özcan Mert'in âyan maddesinde belirttiği gibi kötü yöneticilerin azli ve iyilerinin tayini yolunda şehir halkının isteklerini İstanbul'a iletmek âyanın başlıca işlevlerinden biriydi.
Gül Ahmed Paşa
Sadaret kethüdalığından vezirlikle şeyhülharem ve Cidde valisi olan Hacı Feyzullahoğlu Gül Ahmed Ağa, iki madde önce I. Mahmud'un silahdar ağası olarak anılan Amasyalıdır. Bu yükseliş, yeni padişahın sarayında yetişmiş Amasyalıların birkaç yıl içinde devletin üst kademelerine ulaştığını gösterir. Gül Ahmed Paşa'nın sonraki hayatına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
1147 Tutulması Üzerine
Hüsameddin'in kaydettiği güneş tutulması, maddenin en dikkat çekici ayrıntısıdır ve tarihi üzerinde durmak gerekir. Güneş tutulması yalnız yeni ay evresinde, yani hicrî ayın son günleriyle ilk günleri arasında olabilir. Bir hicrî ayın on yedinci gününde Ay dolunaya yakın olduğundan güneş tutulması gökbilimsel olarak mümkün değildir. Ayrıca 17 Rebiülevvel 1147, hesapla 17 Ağustos 1734'e ve bir salı gününe karşılık gelir.
Fred Espenak'ın hazırladığı NASA güneş tutulmaları kataloğunda bu yıllara yakın iki tutulma vardır. Birincisi 3 Mayıs 1734'teki tam güneş tutulmasıdır; en büyük tutulma anı evrensel saatle 10.15'te, Afrika'da kuzey enlemi 18 ve doğu boylamı 25 derece dolaylarında gerçekleşmiştir. İkincisi 26 Ekim 1734'teki halkalı tutulmadır ve evrensel saatle 17.53'te, Anadolu'da güneş battıktan sonra gerçekleştiği için buradan görülmüş olamaz. 3 Mayıs 1734 tarihli tam tutulma Amasya'dan parçalı olarak görülmüş olmalıdır; en büyük tutulma anı Amasya'nın yerel saatiyle aşağı yukarı öğle vaktine düşer. Bu, Hüsameddin'in "öğle vakti" kaydıyla uyuşur. Ne var ki bu tarih hicrî takvimle 1146 yılının Zilkade ayının sonuna denk gelir ve günü cuma değil pazartesidir. Hüsameddin'in kaynağında ay ya da yıl adı karışmış olabilir; ya da kaydedilen olay gerçek bir tutulma değil, metinde ayrıca sözü edilen yoğun duman ve sıcakla birlikte gökyüzünü karartan başka bir doğa olayı olabilir. Her iki ihtimal de çıkarımdır, kesin bir sonuca varılamadı.
Feza Günergun'un Türkiye'deki güneş tutulması gözlemleri üzerine yaptığı çalışmada 1734 yılına ait bir kayda yer verilmez; Hüsameddin'in aktardığı bu not, bu açıdan Osmanlı taşrasından bir gökyüzü olayına dair az bilinen bir tanıklık olarak değer taşır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 643–644. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar