İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Selîm Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 641–642 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Çankırılıdır. Can Arslan Paşazâde Hüseyin Paşa'nın oğludur. 1143 senesi muharrem gurresinde Amasya mutasarrıfı olup geldi. Her iki tarafdan yüz kadar kimseleri tevkîf ederek tahkîkâtına başladı.

Eski bir hânedân olan Hoca Paşazâde el-Hâc Ömer Ağa bin Gâzî İbrâhim Bey baş a'yân ve Pîrî Ağa oğlu Hacı Osmân Ağa hacıbaşı, Yakası Tellioğlu Hacı Ahmed Ağa da şehir kethüdâsı olmuşdu. Vak'adan doğan da'vâlara bakmak üzere Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi de bâ-fermân-ı âlî hâkim oldu. Fakat Selîm Paşa, Amasya'nın a'yân ve halkı arasındaki tefrika ve cidâlin büyük, hâdis olan vak'anın pek mühim, Hacı İbrâhim Bey'e karşı vaz'iyyetin müşkil olduğunu gördü. Çünkü Hacı İbrâhim Bey'in kapısı halkı bir vezîrin ma'iyyeti kadar çok ve muntazam idi.

Zâten Îrân harbi de pek kızışmış, Nâdir Şâh'ın her tarafda galebesi yüzünden bir ân evvel dâru'l-harbe hareketi ta'cîl edilmişdi. Vaz'iyyeti olduğu gibi bâb-ı âlîye bildirdi. Rebî'ulevvel [48] gurresinde Murâd Beyoğlu Hacı Mustafâ Ağa'yı Amasya mütesellimi nasb ederek Îrân harbine gitdi.

Rebî'ulevvelin on üçüncü günü tarafgîrlik ediyor diyerek müftü Şeyh Mustafâ Efendi'nin azliyle sâbık müftü Çorumlu Hâfız Mehmed Efendi yine Amasya müftüsü oldu.

Yeni cülûs eden Birinci Sultân Mahmûd'un lalası esbak kul kethüdâsı Amasyalı Hoca Alioğlu Sâlih Ağa'nın mahdûmu Osmân Ağa Rûmeli pâyesiyle kapıcılar kethüdâsı ve diğer Amasyalı Hacı Feyzullâhoğlu Gül Ahmed Ağa bin Mehmed silahdâr ağası olduğundan kapı yoldaşları Helvâcı İsmâ'il Ağa tarafı sevinmişdi.

Rebî'ulâhir gurresinde Amasya kadısı Amasyalı Mahmûd Paşazâde Hacı İbrâhim Efendi İstanbul kadısı olduğundan Ankaralı Abdülkerîm Efendi Amasya kadısı olup tarafından Hıfzîzâde Hacı Abdullâh Efendi Amasya nâ'ibi oldu.

Bu esnâda Mısır vâlîsi ve Anadolu müfettişi olan Köprülüzâde vezîr Fâzıl Abdullâh Paşa pek düzgün kapısı halkıyla büyük ve parlak bir ihtifâl içinde Amasya'ya gelip Hacılar Meydânı'nda kurdurduğu çadırlarda ikâmet ve tahkîkâta mübâşeret ederek Amasya'nın erkân ve a'yânını, ulemâ ve meşâyihini da'vet etdi. [49]

Fâzıl Abdullâh Paşa, da'vet etdiği zevâtı, esnâfın kethüdâlarını, sâdâtın nakîblerini, halkın yiğitbaşılarını tek tek dinledi. Bundan sonra Hacı İbrâhim Bey'le Helvâcı İsmâ'il Ağa'yı ve tarafdârlarından belli başlı kimseleri habs edip ilk habs edilenlerden çoklarını, aceze gürûhunu salıverdi.

Çünkü ilk def'a Selîm Paşa'nın habs etdiği adamlar, halk tabakasındandı. İçlerinde asıl vak'ayı ihdâs eden dişli kimseler yokdu. Dişli ve hâdiseyi çıkaranların her biri birer a'yâna müntesibdi. Abdullâh Paşa, vak'ayı etrâfıyla yazıp kâ'imesini ya'nî tahkîkât evrâkını bâb-ı âlîye ve dîvân-ı hümâyûna gönderdi.

Bir yıldan beri Köprü a'yânı da cidâl ve gavgâdan hâlî değillerdi. Köprü kadısı Amasyalı Alî Hulûsî Efendi'ye hitâben gelen fermân ile a'yânın münâza'alarını hall ü fasla me'mûr olmuşdu. Lâkin Köprü a'yânı Çeltekli Hacı Mehmed Ağa, Hacı Süleymân Ağa, Kirâzoğlu Hacı Hüseyin Ağa pek cür'etkâr olduklarından mes'ele bir türlü halledilemiyordu. Bu yüzden Abdullâh Paşa'ya şikâyetler edilmişdi.

Fâzıl Abdullâh Paşa bu mes'eleyi de halletmek üzere cemâziyelevvelin ibtidâlarında peder ve ceddinin vatanı olan Köprü'ye gitdi. [50] A'yânı barışdırdı. Köprü'de ceddinin olup kendisine isâbet eden konağıyla emlâk-i azîmesini küçük mahdûmu Ammâr Bey'e hibe ve teslîm etdiğine dâ'ir 12 cemâziyelevvel 1143 târîhli bir huccet-i şer'iyye⁷⁰¹ görüldü.

İstanbul'dan aldığı aldığı fermân ile cemâziyelâhir evâ'ilinde tekrâr Amasya'ya gelip Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey'le menzilcibaşı Turhallı Hacı Hasan Ağa'yı Samsun'a sürüp kale-bend etdi. Helvâcı Hacı İsmâ'il ile Dânişoğlu Hacı Hâfız Mustafâ Ağa'yı Ankara'ya, dersiâm Kara İsmâ'il ile Giritlioğlu Hacı Ebûbekir Efendiler'i Diyârbekir'e, Ortaköylü Hacı Vahâb ile Ziyâreli Hacı Ömer Efendiler'i Tokad'a, sipâhî kethüdâsı İbekli Ömer ile yeniçeri serdârı Kallâş Mehmed Ağalar'ı Sivâs'a, Sancıoğulları'nı da Karahisâr-ı Şarkî'ye gönderdi. Erbâb-ı cinâyetden on iki kimseyi de i'dâm etdirdi.

Fakat Abdullâh Paşa, Amasya'da en ziyâde baş a'yân Hoca Paşazâde Hacı Ömer Ağa'yı beğenip dâ'iresine aldı. Kendisine kethüdâ nasb ederek berâber götürdüğünden Şâhinoğlu Hacı Osmân Ağa baş a'yân oldu.

Cemâziyelâhir ibtidâlarında Amasya müftüsü [51] Çorumlu Hacı Hâfız Mehmed Efendi dâr-ı bekâya göçdüğünden sâbık müftü Tokadlı Şeyh Mustafâ Efendi yine Amasya müftüsü ve Müftüzâde Hacı Abdurrahmân Efendi Amasya nâ'ibi oldu.

Bu esnâda enderûn ricâlinden ve rikâb ağalarından miftâh ağası Amasyalı Kethüdâzâde Mehmed Ağa bin Mustafâ Ağa menfiyyen Amasya'ya geldi. Ramazânın yirmi ikisinde Köprü müftüsü ve Fâzıl Ahmed Paşa müderrisi Osmâncıklı Çelebi Hacı Mustafâ Efendi vefât edip ulemâdan Hacı Alî Efendi müftü oldu.

Zilhicce gurresinde Amasya mütesellimi Hacı Mustafâ Ağa Îrân harbine me'mûr olduğundan yerine baş a'yân Hacı Osmân Ağa Amasya mütesellimi olup Şîrîn Mehmed Ağa da nakîb kâ'im-makâmı oldu. Amasya erkânından Rahtuvân Paşazâde Hacı İbrâhim Bey vefât etdi.

1144 senesi muharrem gurresinde müftü Şeyh Mustafâ Efendi'nin azliyle Iydîzâde Âkif Efendi Amasya müftüsü ve muharrem sonlarında harben yararlığı görülen Merzifonlu Kara Mustafâ Paşa Trabzon beylerbeyi ve rebî'ulâhir gurresinde Ömer Efendi Amasya nâ'ibi oldu. [52]

Dipnotlar

  • 701 Köprü eşrâfından Keşşâfoğlu Hacı Sa'îd Bey, bu huccet-i şer'iyyenin fotoğrafla alınmış bir sûretini bana göndermişdi. Uzunca olduğundan aynen yazılamadı.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Çankırılıdır. Can Arslan Paşazâde Hüseyin Paşa'nın oğludur. 1143 yılı Muharrem ayının ilk gününde [17 Temmuz 1730] Amasya mutasarrıfı olarak geldi. İki taraftan yüz kadar kişiyi tutuklayarak soruşturmaya başladı.

Eski bir aile olan Hoca Paşazâdelerden el-Hâc Ömer Ağa bin Gazi İbrahim Bey baş âyan, Pîrî Ağa oğlu Hacı Osman Ağa hacıbaşı, Yakası Tellioğlu Hacı Ahmed Ağa da şehir kethüdası olmuştu. Olaydan doğan davalara bakmak üzere padişah fermanıyla Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi de hâkim tayin edildi. Fakat Selim Paşa, Amasya'nın âyanı ve halkı arasındaki ayrılık ve çekişmenin büyük, meydana gelen olayın çok önemli, Hacı İbrahim Bey karşısındaki durumun da güç olduğunu gördü. Çünkü Hacı İbrahim Bey'in kapı halkı (maiyeti) bir vezirin maiyeti kadar kalabalık ve düzenliydi.

Zaten İran savaşı da iyice kızışmış, Nâdir Şah'ın her yerde üstün gelmesi yüzünden savaş alanına bir an önce hareket edilmesi istenmişti. Selim Paşa durumu olduğu gibi Bâbıâli'ye bildirdi. Rebiülevvel ayının ilk gününde [14 Eylül 1730] Murâd Beyoğlu Hacı Mustafa Ağa'yı Amasya mütesellimi tayin ederek İran savaşına gitti.

Rebiülevvel ayının on üçüncü günü, taraf tutuyor denilerek müftü Şeyh Mustafa Efendi azledildi; eski müftü Çorumlu Hâfız Mehmed Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu.

Yeni tahta çıkan Sultan I. Mahmud'un lalası, eski kul kethüdası Amasyalı Hoca Alioğlu Salih Ağa'nın oğlu Osman Ağa Rumeli payesiyle kapıcılar kethüdası, yine Amasyalı Hacı Feyzullahoğlu Gül Ahmed Ağa bin Mehmed de silahdar ağası olduğundan, bunların ocak arkadaşları olan Helvacı İsmail Ağa tarafı sevinmişti.

Rebiülâhir ayının ilk gününde Amasya kadısı Amasyalı Mahmud Paşazâde Hacı İbrahim Efendi İstanbul kadısı olduğundan Ankaralı Abdülkerim Efendi Amasya kadısı oldu; onun tarafından da Hıfzîzâde Hacı Abdullah Efendi Amasya naibi tayin edildi.

Bu sırada Mısır valisi ve Anadolu müfettişi olan Köprülüzâde Vezir Fâzıl Abdullah Paşa, son derece düzenli maiyetiyle büyük ve parlak bir alay içinde Amasya'ya geldi. Hacılar Meydanı'nda kurdurduğu çadırlarda kalarak soruşturmaya başladı ve Amasya'nın ileri gelenlerini, âyanını, âlimlerini ve şeyhlerini davet etti.

Fâzıl Abdullah Paşa davet ettiği kişileri, esnafın kethüdalarını, seyyidlerin nakîblerini, halkın yiğitbaşılarını tek tek dinledi. Bundan sonra Hacı İbrahim Bey ile Helvacı İsmail Ağa'yı ve taraftarlarının önde gelenlerini hapsetti; ilk hapsedilenlerin çoğunu, güçsüz kimseleri ise serbest bıraktı.

Çünkü Selim Paşa'nın ilk hapsettiği adamlar halk tabakasındandı. İçlerinde olayı asıl çıkaran nüfuzlu kimseler yoktu. Nüfuzlu olanların ve olayı çıkaranların her biri bir âyana bağlıydı. Abdullah Paşa olayı bütün ayrıntılarıyla yazıp kaimesini, yani soruşturma evrakını, Bâbıâli'ye ve Divan-ı Hümayun'a gönderdi.

Bir yıldan beri Köprü âyanı da çekişme ve kavgadan uzak değildi. Köprü kadısı Amasyalı Ali Hulûsî Efendi'ye hitaben gelen fermanla âyanın anlaşmazlıklarını çözmekle görevlendirilmişti. Ancak Köprü âyanından Çeltekli Hacı Mehmed Ağa, Hacı Süleyman Ağa ve Kirazoğlu Hacı Hüseyin Ağa çok cüretkâr olduklarından mesele bir türlü çözülemiyordu. Bu yüzden Abdullah Paşa'ya şikâyetler yapılmıştı.

Fâzıl Abdullah Paşa bu meseleyi de çözmek üzere Cemaziyelevvel ayının başlarında babasının ve dedesinin memleketi olan Köprü'ye gitti ve âyanı barıştırdı. Köprü'de dedesinden kalıp kendisine düşen konakla büyük mülklerini küçük oğlu Ammâr Bey'e bağışlayıp teslim ettiğine dair 12 Cemaziyelevvel 1143 [23 Kasım 1730] tarihli bir şer'î hüccet (kadı belgesi) görüldü.

İstanbul'dan aldığı fermanla Cemaziyelâhir başlarında yeniden Amasya'ya gelip Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'i ve menzilcibaşı Turhallı Hacı Hasan Ağa'yı Samsun'a sürerek kalede hapsettirdi. Helvacı Hacı İsmail ile Dânişoğlu Hacı Hâfız Mustafa Ağa'yı Ankara'ya; dersiam Kara İsmail ile Giritlioğlu Hacı Ebûbekir efendileri Diyarbekir'e; Ortaköylü Hacı Vahhab ile Ziyareli Hacı Ömer efendileri Tokat'a; sipahi kethüdası İbekli Ömer ile yeniçeri serdarı Kallâş Mehmed ağaları Sivas'a; Sancıoğullarını da Karahisar-ı Şarkî'ye gönderdi. Suçlulardan on iki kişiyi de idam ettirdi.

Fakat Abdullah Paşa Amasya'da en çok baş âyan Hoca Paşazâde Hacı Ömer Ağa'yı beğenip yanına aldı. Onu kendisine kethüda tayin ederek beraberinde götürdüğünden Şâhinoğlu Hacı Osman Ağa baş âyan oldu.

Cemaziyelâhir başlarında Amasya müftüsü Çorumlu Hacı Hâfız Mehmed Efendi öldüğünden eski müftü Tokatlı Şeyh Mustafa Efendi yeniden Amasya müftüsü, Müftüzâde Hacı Abdurrahman Efendi de Amasya naibi oldu.

Bu sırada Enderun ricalinden ve rikâb ağalarından miftah ağası (anahtar ağası) Amasyalı Kethüdazâde Mehmed Ağa bin Mustafa Ağa sürgün olarak Amasya'ya geldi. Ramazan ayının yirmi ikisinde [31 Mart 1731] Köprü müftüsü ve Fâzıl Ahmed Paşa Medresesi müderrisi Osmancıklı Çelebi Hacı Mustafa Efendi öldü; âlimlerden Hacı Ali Efendi müftü oldu.

Zilhicce ayının ilk gününde Amasya mütesellimi Hacı Mustafa Ağa İran savaşına görevlendirildiğinden yerine baş âyan Hacı Osman Ağa Amasya mütesellimi, Şîrîn Mehmed Ağa da nakîb kaymakamı oldu. Amasya'nın ileri gelenlerinden Rahtuvan Paşazâde Hacı İbrahim Bey öldü.

1144 yılı Muharrem ayının ilk gününde [6 Temmuz 1731] müftü Şeyh Mustafa Efendi azledilerek yerine Iydîzâde Âkif Efendi Amasya müftüsü oldu. Muharrem sonlarında savaşta yararlığı görülen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Trabzon beylerbeyi, Rebiülâhir ayının ilk gününde de Ömer Efendi Amasya naibi oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • tevkîf: tutuklama
  • tefrika ve cidâl: ayrılık ve çekişme
  • hâdis olan vak'a: meydana gelen olay
  • kapısı halkı: bir devlet adamının maiyeti, hizmetindeki adamlar
  • dâru'l-harb: savaş alanı, düşman ülkesi
  • ta'cîl: acele ettirme
  • bâb-ı âlî: sadrazamlık makamı, hükümet
  • tarafgîrlik: taraf tutma
  • kapı yoldaşı: aynı ocaktan, aynı kapıdan yetişmiş arkadaş
  • ihtifâl: törenli alay
  • yiğitbaşı: esnaf ya da mahalle gençlerinin başı
  • aceze gürûhu: güçsüz, kimsesiz kimseler
  • dişli: nüfuzlu, sözü geçen
  • müntesib: bağlı, mensup
  • kâ'ime: resmî yazı, rapor
  • hall ü fasl: çözüp karara bağlama
  • huccet-i şer'iyye: kadı tarafından düzenlenen resmî belge
  • kale-bend: kalede hapsedilmiş
  • erbâb-ı cinâyet: suçlular
  • menfiyyen: sürgün olarak

Selim Paşa ve Can Arslan Paşazâdeler

Hüsameddin bu maddenin mutasarrıfını Çankırılı Can Arslan Paşazâde Hüseyin Paşa'nın oğlu olarak tanıtır. Selim Paşa'nın ikinci kez Amasya'ya gelişi ve sonradan Sayda valisi oluşu iki madde sonra anlatılır. Başka kaynaklarda bu kişiye ve ailesine dair bilgiye rastlanmadı. Maddeden anlaşıldığı kadarıyla Selim Paşa'nın Amasya'daki asıl rolü, büyük kavganın ardından ilk tutuklamaları yapmak ve durumu İstanbul'a bildirmekle sınırlı kalmıştır; savaş emri onu soruşturmayı yarıda bırakmaya zorlamıştır.

1730 Yazı: İsyan, Yeni Padişah ve Yeni Savaş

Selim Paşa'nın Amasya'ya geldiği 1730 yazı, İstanbul'da da büyük bir sarsıntının arifesidir. Abdülkadir Özcan'ın anlattığına göre Patrona Halil'in adamları 12 Rebiülevvel 1143 [25 Eylül 1730] günü Beyazıt'ta toplanıp çarşıyı kapattırdılar; 1 Ekim gecesi Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa ile kethüdası ve kaymakamı idam edilmek üzere teslim edildi ve ertesi gün III. Ahmed tahtı yeğeni Mahmud'a bıraktı. İsyanın sebepleri arasında İran savaşında uğranılan başarısızlıklar da vardı. Azmi Özcan'ın Nâdir Şah maddesine göre Nâdir, İstanbul'daki bu karışıklığı fırsat bilerek Hemedan ve Tebriz dahil Osmanlıların elindeki yerleri yeniden Safevîlere kazandırmıştı. Hüsameddin'in "Nâdir Şah'ın her tarafta galebesi" sözü bu gelişmeleri anlatır. Nâdir'in o tarihte henüz şah unvanını almadığını, kendisini 1736'da hükümdar ilan ettirdiğini de hatırlamak gerekir; Hüsameddin onu sonradan bilinen adıyla anmaktadır.

Yeni padişahın çevresinde Amasyalıların görev alması Amasya'daki güç dengesini de etkiler. Hüsameddin, I. Mahmud'un lalası Osman Ağa ile silahdar ağası Gül Ahmed Ağa'nın Helvacı İsmail Ağa ile aynı ocaktan geldiğini, bu yüzden onun tarafının sevindiğini yazar. Taşradaki bir âyan kavgasının sonucu, İstanbul'da kimin hangi makamda bulunduğuna bağlı olabiliyordu.

Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın Soruşturması

Soruşturmayı yürüten Köprülüzâde Abdullah Paşa, Sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa'nın ikinci oğlu, Köprülü Mehmed Paşa'nın torunudur. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki biyografisine göre Zilhicce 1141 [Haziran-Temmuz 1729] tarihinde Mısır valiliğine getirilmiş, Muharrem 1144 [Temmuz-Ağustos 1731] tarihinde yeniden Kandiye'ye atanmıştır. Hüsameddin'in onu 1143 yılında "Mısır valisi ve Anadolu müfettişi" olarak anması bu kayıtla uyuşur. Aynı kaynak onu Arapça ilimlere vâkıf, akıllı, tedbirli, âdil bir vezir olarak tanıtır; Arapça şiirlerini topladığı bir eseri ve kıraat ilmine dair bir kitabı vardır. Osman İyişenyürek'in çalışmasına göre Abdullah Paşa'nın Arapça divanı yazma hâlinde çeşitli kütüphanelerdedir ve paşa özellikle Mısır valiliği sırasında Ezher âlimlerinden yararlanmıştır.

Hüsameddin'in anlatısı, bir Anadolu müfettişinin taşrada nasıl soruşturma yürüttüğünü adım adım gösteren değerli bir örnektir. Paşa önce şehrin bütün kesimlerini dinler: âyan, âlimler, şeyhler, esnaf kethüdaları, seyyidlerin nakîbleri, mahalle yiğitbaşıları. Ardından Selim Paşa'nın tutukladığı sıradan halkı serbest bırakır ve asıl sorumluları, yani âyana bağlı nüfuzlu adamları yakalar. Tutanaklarını İstanbul'a gönderir ve gelen fermanla cezaları uygular. Sürgünlerin Samsun, Ankara, Diyarbekir, Tokat, Sivas ve Karahisar-ı Şarkî gibi farklı şehirlere dağıtılması, tarafların yeniden bir araya gelip örgütlenmesini önlemeye yönelik bilinçli bir tedbir olarak görülebilir. On iki kişinin idamı ise Amasya'da bu olayın ne kadar ağır karşılandığını gösterir.

Paşanın baş âyan Hoca Paşazâde Hacı Ömer Ağa'yı beğenip kethüdası yapması da ilgi çekicidir. Ömer Ağa, Amasya'nın eski ailelerinden Hoca Ahmed Paşa soyundandır; birkaç yıl sonra paşa rütbesiyle Amasya mutasarrıfı olacak ve Hüsameddin'in ayrı bir maddesinde anlatılacaktır.

Köprü ve Köprülüler

Abdullah Paşa'nın "babasının ve dedesinin memleketi" diye anılan Köprü'ye gitmesi, ailenin bu kasabayla bağının hâlâ canlı olduğunu gösterir. Mücteba İlgürel'in Köprülü Mehmed Paşa maddesine göre ailenin kurucusu, o dönemde Amasya'ya bağlı olan Köprü (bugünkü Vezirköprü) kasabasına gidip Ayşe Hanım'la evlenmiş, gözden düştüğü yıllarda da burada yaşamıştı. Köprü'deki dede konağının küçük oğul Ammâr Bey'e bağışlandığını gösteren 12 Cemaziyelevvel 1143 [23 Kasım 1730] tarihli hüccet, Hüsameddin'in dipnotuna göre Köprü eşrafından Keşşafoğlu Hacı Said Bey tarafından fotoğrafı çekilerek yazara gönderilmiştir; uzun olduğu için kitapta aynen aktarılmamıştır. Belgenin bugün nerede bulunduğuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Köprü müftüsünün "Fâzıl Ahmed Paşa müderrisi" olarak anılması da Köprülü vakıflarının kasabadaki eğitim kurumlarını hâlâ ayakta tuttuğunu gösterir.

Iydîzâde Âkif Efendi

Olayın davalarına bakmak üzere hâkim tayin edilen ve maddenin sonunda Amasya müftüsü olan Iydîzâde Mustafa Âkif Efendi, devrin tanınmış Amasyalı âlim ve şairlerindendir. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre II. Bayezid Medresesi müderrisi ve şair Bayram (Iydî) Efendi'nin küçük oğludur; hayatının sonlarına doğru müftülükten çekilip yine II. Bayezid Medresesi'nde müderrislik yapmış, 1173 [1759-60] yılında Amasya'da ölmüştür. Bir divanı ve Harîrî'nin Makâmât'ını örnek alarak yazdığı otuz iki makamelik Bedî'a adlı bir eseri vardır.

Dikkat Edilecek Noktalar

Maddenin sonunda Trabzon beylerbeyi olduğu kaydedilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 1683'te idam edilen ünlü sadrazamla karıştırılmamalıdır; aynı adı taşıyan bu XVIII. yüzyıl paşası, Hüsameddin'in ilerleyen maddelerinde İran cephesindeki bozgunun ardından idam edilecektir. Ayrıca metindeki "Hacılar Meydanı", Hüsameddin'in sık andığı bir yer adıdır; bugün hangi alana karşılık geldiği kaynaklardan tespit edilemedi.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 641–642. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.