Köprülüdür. Sâbık Şehrizor beylerbeyi olup "Dedezâdelik"le meşhûrdur. Köprülüzâde Abdullâh Paşa'nın dâ'iresinde 1149 zilhiccesinin yedinci günü Amasya mutasarrıfı oldu. Nâdir Şâh muhârebesiyle meşgûl olduğundan Köprü a'yânı Dedezâde Torun Ya'kûb Ağa'yı Amasya mütesellimi nasb etdi.
Zilhicce'nin on yedinci gecesi fuhûl-i ulemâdan Yörgüç Paşa müderrisi Kürd Hâfız Alî Efendi vefât edip mahdûmu fuzalâdan Hâfız Abdurrahmân Efendi müderris oldu.
1150 muharremi gurresinde Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey baş a'yân ve Yörgüçoğlu Hacı Hâfız Mustafâ Bey hacıbaşı ve safer evâ'ilinde vezîr Ya'kûb Paşa Sivâs vâlîsi olup geldi. Ba'dehû Usuloğlu Mustafâ Bey şehir kethüdâsı ve züamâdan Fethullâh Ağa alaybeyi oldu.
Ancak Amasya nâ'ibi Ahmed Efendi genç ve tecrübesiz olduğundan ba'zı ahvâl-i nâ-becâya cür'et ve mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı Mehmed Efendi buna mümâşât ederek halkı dilgîr etmekde idi.
Nihâyet vâlî Ya'kûb Paşa kendisine edilen [61] acı şikâyetlere dayanamadı. Nâ'ibi Amasya'dan kaldırıp İstanbul'a gönderdi. Kâtib de azl edilip ulemâdan Gümüşlü Hacı Mehmed Efendi mahkeme kâtibi ve cemâziyelevvel gurresinde Iydîzâde Abdurrahîm Efendi Amasya nâ'ibi oldu.
Cemâziyelâhir gurresinde Hacı Osmân Efendi Amasya kadısı olup nâ'ib ibkâ edildi. Yirmisinde Hazret-i Pîr İlyâs türbedâr ve mütevellîsi Yûsuf Efendizâde Abdurrahîm Efendi vefâtıyla birâderi Şeyh İsmâ'il Efendi türbedâr ve mütevellî ve zâviye şeyhi oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür (bugünkü Vezirköprü'dendir). Eski Şehrizor beylerbeyi olup "Dedezâde" lakabıyla tanınır. Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın dairesine (kapı halkına) mensup olarak 1149 yılı Zilhicce ayının yedinci günü [8 Nisan 1737] Amasya mutasarrıfı oldu. Nâdir Şah savaşıyla meşgul olduğundan Köprü âyanından Dedezâde Torun Yakub Ağa'yı Amasya mütesellimi tayin etti.
Zilhicce'nin on yedinci gecesi bilginlerin önde gelenlerinden, Yörgüç Paşa (Medresesi) müderrisi Kürd Hâfız Ali Efendi öldü; erdemli bilginlerden olan oğlu Hâfız Abdurrahman Efendi müderris oldu.
1150 yılı Muharrem ayının ilk günü [1 Mayıs 1737] Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey baş âyan, Yörgüçoğlu Hacı Hâfız Mustafa Bey hacıbaşı oldu; Safer başlarında da vezir Yakub Paşa Sivas valisi olarak geldi. Ardından Usuloğlu Mustafa Bey şehir kethüdası, zeamet sahiplerinden Fethullah Ağa da alaybeyi oldu.
Ancak Amasya naibi Ahmed Efendi genç ve tecrübesiz olduğundan bazı yakışıksız işlere cüret ediyor, mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı Mehmed Efendi de ona göz yumup uyarak halkı incitiyordu.
Sonunda vali Yakub Paşa kendisine yapılan acı şikâyetlere dayanamadı. Naibi Amasya'dan kaldırıp İstanbul'a gönderdi. Kâtip de azledildi; bilginlerden Gümüşlü Hacı Mehmed Efendi mahkeme kâtibi, Cemaziyelevvel ayının ilk günü de Iydîzâde Abdurrahîm Efendi Amasya naibi oldu.
Cemaziyelâhir ayının ilk günü Hacı Osman Efendi Amasya kadısı oldu; naip görevinde bırakıldı. Ayın yirmisinde Hazret-i Pir İlyas türbedarı ve mütevellisi Yûsuf Efendizâde Abdurrahîm Efendi'nin ölümüyle kardeşi Şeyh İsmail Efendi türbedar, mütevelli ve zaviye şeyhi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- beylerbeyi: birkaç sancaktan oluşan eyaletin yöneticisi
- dâ'ire: bir devlet adamının konağı ve kapı halkı, onun yanında yetişen adamlar
- nasb etmek: atamak
- fuhûl-i ulemâ: bilginlerin önde gelenleri
- mahdûm: oğul
- fuzalâ: erdemli, bilgili kimseler
- evâ'il: ayın ilk günleri, başları
- ba'dehû: bundan sonra
- züamâ: zeamet (büyük dirlik) sahipleri
- alaybeyi: sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı
- ahvâl-i nâ-becâ: yakışıksız, uygunsuz işler
- mümâşât: göz yumma, uyma
- dilgîr etmek: gücendirmek, incitmek
- ibkâ: görevde bırakma
- türbedâr: türbenin bakımına bakan görevli
- zâviye şeyhi: tekkenin, dergâhın başındaki şeyh
Dedezâde İbrahim Paşa ve Köprü Âyanı
Hüsameddin bu paşayı yalnız "Köprülü" diye tanıtır. Buradaki Köprü, 1925 yılına kadar Amasya'ya bağlı kalan, bugün Samsun'un ilçesi olan Vezirköprü kasabasıdır. Kasaba, XVII. yüzyılda Köprülü Mehmed Paşa'nın burada yaptırdığı ve onarttığı yapılarla gelişmiş, adını da bu aileden almıştır. İbrahim Paşa'nın "Dedezâde" lakabıyla anılması ve mütesellim olarak Köprü âyanından Dedezâde Torun Yakub Ağa'yı seçmesi, onun Köprü'nün yerli ailelerinden birine mensup olduğunu, şehri de kendi akrabası eliyle yönettirdiğini düşündürür. Hüsameddin'in dokuzuncu cildindeki biyografilerde de Köprülü bir Dedezâde ailesi görülür: Köprü kazasında uzun süre voyvodalık yaparak nüfuz ve servet kazanan Dedezâde el-Hâc Hüseyin Ağa ile soyunu el-Hâc Dede Yûsuf Ağa'ya bağladığı Dedezâde el-Hâc Hüseyin Efendi bu ailenin XVII. yüzyıl sonundaki üyeleridir. Ancak İbrahim Paşa'nın bu aileye hangi yoldan bağlandığını gösteren bir kayda rastlanmadı.
Metindeki "Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın dairesi" ifadesi, İbrahim Paşa'nın İran seraskeri Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın kapı halkından yetiştiğini anlatır. Abdullah Paşa 19 Haziran 1735'te Arpaçay savaşında ölmüş olduğundan, 1737'deki tayin sırasında İbrahim Paşa'nın bu daireye mensubiyeti geçmişe ait bir bağdır. İbrahim Paşa'ya dair başka kaynaklarda ayrıca bilgiye rastlanmadı. Hüsameddin onu bir yıl sonra ikinci kez Amasya mutasarrıfı olarak anacak ve aynı yıl içinde şehit olduğunu kaydedecektir.
Nâdir Şah Savaşı Meselesi
Hüsameddin paşanın Nâdir Şah savaşıyla meşgul olduğunu söyler. Oysa İran cephesinde savaş, 1735'teki Osmanlı yenilgilerinden sonra barış görüşmelerine dönmüştü. Azmi Özcan'ın aktardığına göre Nâdir, Ca'ferî mezhebinin benimsenmesi şartıyla 8 Mart 1736'da şah ilan edilmiş, aylar süren görüşmelerden sonra Osmanlı tarafı 24 Eylül 1736'da İranlı hacılar için emîr-i hac tayinini kabul etmişti. Nâdir bundan sonra yüzünü doğuya çevirmiş, Mart 1738'de Kandehar'ı almıştır. Bu durumda Nisan 1737'deki tayin sırasında İbrahim Paşa'nın büyük olasılıkla Şehrizor gibi İran sınırındaki eski görev bölgesinde, savaş sonrasının asker ve sınır işleriyle uğraştığı düşünülebilir. Metnin "Nâdir Şah muharebesi" demesi bu doğu cephesi görevine genel bir adlandırma olarak anlaşılmalıdır.
Naip Ahmed Efendi ve Kadılık Sorunu
Maddenin en canlı bölümü, genç naip Ahmed Efendi'nin ve mahkeme kâtibinin halkı canından bezdirmesidir. Hüsameddin bir önceki maddede, eski Anadolu kazaskeri Amasyalı Hacı İbrahim Efendi'nin Amasya kadılığını arpalık olarak aldığını, yeğeni Ahmed Efendi'yi de naip olarak gönderdiğini anlatmıştı. Kadılığı geçimlik olarak alan büyük bir âlimin işi akrabasına bırakması, burada açıkça görüldüğü gibi, yargının denetimsiz ellere geçmesine yol açabiliyordu. Şikâyetlerin Sivas valisine ulaşması ve valinin naibi İstanbul'a göndermesi, Amasya'nın Sivas eyaletine bağlı bir sancak olarak üst yönetime nasıl başvurduğunu gösterir. Bu olaylar bir yıl sonra kadılığın derecesinin yükseltilmesine kadar varacak bir düzenlemenin de habercisidir. Yakub Paşa'nın Sivas valiliğine dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Yörgüç Paşa Medresesi
Kürd Hâfız Ali Efendi'nin müderrisi olduğu medrese, Atabeg Yörgüç Paşa'nın 834 [1430] yılında Yeşilırmak kıyısında yaptırdığı caminin yanındaki medresedir. Emine Naza Dönmez'e göre medrese bugüne ulaşmamıştır; caminin giriş eyvanının doğusundaki kapalı bölümün medresenin dershanesi olduğu düşünülmektedir. Cami ise ayakta olup içinde Yörgüç Paşa ve ailesine ait dört mermer sanduka bulunur. Müderrisliğin babadan oğula geçmesi, XVIII. yüzyıl Amasya'sında medrese görevlerinin aileler içinde sürdüğünü gösteren örneklerden biridir.
Pir İlyas Türbesi ve Yûsuf Efendizâdeler
Türbedarlığı el değiştiren Hazret-i Pir İlyas türbesi, bugün Pirler Parkı içinde bulunan ve Yukarı Pirler Türbesi diye de anılan yapıdır. 1486'da Gümüşlüzâde Ahmed Bey tarafından aynı aileden Şeyh Şücâeddin Pir İlyas için yaptırılmıştır; içinde Pir İlyas'tan başka damadı Pir Celâleddin Abdurrahman, torunu Pir Hayreddin Hızır Çelebi ve ailelerinin mezarları bulunur. 1688'de Gümüşlüzâde İbrahim Paşa tarafından yenilenmiş, 1895 depreminde yıkılmış, sonradan yeniden yapılmıştır. Türbedarlık, mütevellilik ve zaviye şeyhliğinin aynı kişide toplanması, türbenin bir vakıf ve tekke düzeni içinde işlediğini gösterir. Görevi alan Şeyh İsmail Efendi, Hüsameddin'e göre birkaç yıl sonra 1153'te tamamlanan Fâtımiye Medresesi'nin ilk müderrisliğine de getirilecektir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 645. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi e-kitap, s. 37, https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page37.html
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar