İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Seydî Gâzî Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 645–646 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Niksârlıdır. Mîr-i mîrân olup Melik Dânişmend Ahmed Gâzî evlâdından Hacı Alî Bey bin Hasan Çelebi bin Ebulmüslim Çelebi oğludur. 1150 şa'bânının altıncı günü Amasya mutasarrıfı ve Rûmeli'nde kale muhâfızı olup Şâhinoğlu Hacı Osmân Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Ramazânda Salkı Sâlih Ağa yeniçeri serdârı ve zilka'de gurresinde Şeyh İbrâhim Efendizâde Abdurrahmân Efendi nakîb ve yirmi üçünde Zanalı Ca'fer Ağazâde Hacı Ahmed Ağa vezâretle sadâret kâ'im-makâmı oldu.

Çokdan beri Amasya kazâsı, ba'zen ilmi nâkıs [62] ba'zen de hırsı gâlib adamlara tevcîh ve onlar tarafından da iltizâm usûlü üzere birtakım tecrübesiz yâhud tamahkâr nâ'ibler ta'yîn edildiği cihetle hayli hâdiseler olmuşdu.

Bunu nazar-ı dikkate alan sadr-ı âlî kâ'im-makâmı Amasyalı Ahmed Paşa, Amasya kazâsını Mûsıle-i Süleymâniyye derecesine ya'nî mahrec mevleviyyeti râddesine çıkarmış, Mûsıle-i Süleymâniyye müderrislerine tevcîh edilmesine dâ'ir fermân alıp Amasya'ya teblîğ etdirmişdi.⁷⁰³

1151 muharreminde fuzalâdan ve sulehâdan Halfet Gâzî Müderrisi ve Fethiyye vâ'izi İreklizâde Hacı Hasan Efendi âlem-i ebediyyete göçdü. Saferde Çankırı sancağıyla cebecibaşı olan Zanalı Mîrzâ Alî Paşa vefât etdi.

Rebî'ulevvelde kazasker Amasyalı Hacı İbrâhim Efendi Amasya'da yapdırdığı Feyziyye (Aşağı Bakacak) medresesini ikmâl etmekle müderrisliğini akrabâsından Hacı Mahmûd Efendi'ye verdi.

Rebî'ulâhirin yirmisinde Merzifonlu Tuz Mehmed Paşa Vidin harbinde yararlığı görüldüğünden vezâretle Diyârbekir vâlîsi ve Amasya alaybeyi Avkatlıoğlu Mustafâ Bey [63] bin Velî Ağa mîr-i mîrânlıkla Aksarây mutasarrıfı oldu.

Dipnotlar

  • 703 Fermân Anadolu kadı-askeri Mîrzâzâde Neylî Ahmed Efendi'ye hitâben sâdır olup bir sûreti Amasya sicillâtında görüldü.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Niksarlıdır. Mîr-i mîrân (beylerbeyi rütbesinde) olup Melik Dânişmend Ahmed Gâzî soyundan Hacı Ali Bey bin Hasan Çelebi bin Ebulmüslim Çelebi'nin oğludur. 1150 yılı Şaban ayının altıncı günü [29 Kasım 1737] Amasya mutasarrıfı ve Rumeli'de kale muhafızı oldu; Şâhinoğlu Hacı Osman Ağa da Amasya mütesellimi oldu.

Ramazan ayında Salkı Sâlih Ağa yeniçeri serdarı, Zilkade ayının ilk günü Şeyh İbrahim Efendizâde Abdurrahman Efendi nakîb oldu; ayın yirmi üçünde [14 Mart 1738] Zanalı Ca'fer Ağazâde Hacı Ahmed Ağa vezirlik rütbesiyle sadaret kaymakamı oldu.

Uzun zamandan beri Amasya kadılığı kimi zaman bilgisi eksik, kimi zaman da hırsı ağır basan kimselere veriliyor; onlar da iltizam usulüyle birtakım tecrübesiz ya da açgözlü naipler tayin ettiklerinden epey olay çıkmıştı.

Bunu göz önünde tutan sadaret kaymakamı Amasyalı Ahmed Paşa, Amasya kadılığını Mûsıle-i Süleymâniyye derecesine, yani mahreç mevleviyeti seviyesine yükseltmiş; kadılığın Mûsıle-i Süleymâniyye müderrislerine verilmesine dair ferman alıp Amasya'ya bildirtmişti.

1151 yılı Muharrem ayında [Nisan-Mayıs 1738] erdemli ve salih kimselerden, Halfet Gazi (Medresesi) müderrisi ve Fethiye (Camii) vaizi İreklizâde Hacı Hasan Efendi ebedî âleme göçtü. Safer ayında Çankırı sancağı ile cebecibaşılık görevinde bulunan Zanalı Mirzâ Ali Paşa öldü.

Rebiülevvel ayında kazasker Amasyalı Hacı İbrahim Efendi, Amasya'da yaptırdığı Feyziye (Aşağı Bakacak) Medresesi'ni tamamlayınca müderrisliğini akrabasından Hacı Mahmud Efendi'ye verdi.

Rebiülâhir ayının yirmisinde [7 Ağustos 1738] Merzifonlu Tuz Mehmed Paşa, Vidin savaşında yararlığı görüldüğünden vezirlikle Diyarbekir valisi; Amasya alaybeyi Avkatlıoğlu Mustafa Bey bin Velî Ağa da mîr-i mîrânlık rütbesiyle Aksaray mutasarrıfı oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mîr-i mîrân: beylerbeyi; burada beylerbeyi rütbesi
  • kale muhâfızı: bir kalenin savunmasından sorumlu komutan
  • yeniçeri serdârı: taşradaki yeniçerilerin başı
  • nakîb: nakîbüleşrâfın şehirdeki temsilcisi, seyyid ve şeriflerin işlerine bakan kişi
  • sadâret kâ'im-makâmı: sadrazam seferdeyken başkentte onun yerine işleri yürüten vezir
  • ilmi nâkıs: bilgisi eksik
  • tevcîh: bir görevi birine verme
  • iltizâm: bir gelir kaynağını götürü bedelle başkasına devretme
  • tamahkâr: açgözlü
  • nazar-ı dikkate almak: göz önünde tutmak
  • mahrec mevleviyeti: yüksek dereceli medreselerden kadılığa ilk çıkılan büyük kadılıklar
  • teblîğ: bildirme
  • fuzalâ ve sulehâ: erdemli ve salih kimseler
  • âlem-i ebediyyete göçmek: ölmek
  • cebecibaşı: ordunun silah ve cephanesine bakan cebeci ocağının başı
  • ikmâl etmek: tamamlamak

Dânişmend Soyundan Bir Mutasarrıf

Hüsameddin'in Seydî Gâzî Paşa için verdiği soy kütüğü, Niksar'da Dânişmendli hanedanının hatırasının XVIII. yüzyılda hâlâ bir aile kimliği olarak taşındığını gösterir. Dânişmend Gazi, Malazgirt zaferinden sonra Niksar, Tokat, Sivas ve Amasya yöresine yerleşen Dânişmendli beyliğinin kurucusudur. Abdülkerim Özaydın, onun hakkında anlatılanların bir kısmının tarihî bir kaynaktan çok destanî bir roman niteliği taşıyan Dânişmendnâme'ye dayandığını belirtir; güvenilir kaynaklara göre Dânişmend Gazi 477 [1085] yılında ölmüş, Niksar'da gömülmüştür. Niksar'daki Melik Gazi Mezarlığı içinde bulunan türbesi halk arasında Melikgazi Türbesi diye anılır. Paşanın dedesinin adı olan Ebulmüslim Çelebi ile babası Hacı Ali Bey ve kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; bu soyun hangi belgeye dayandığı da Hüsameddin'de belirtilmez. Paşa, o sırada Osmanlı Devleti'nin Avusturya ve Rusya ile savaştığı yıllarda Rumeli'deki bir kalenin muhafızlığına gönderilmiştir; Hüsameddin hangi kale olduğunu belirtmez.

Sadaret Kaymakamı Hacı Ahmed: Zanalı mı, Alanyalı mı

Metinde Zanalı Ca'fer Ağazâde Hacı Ahmed Ağa'nın 1150 Zilkade'sinin yirmi üçünde [14 Mart 1738] vezirlik rütbesiyle sadaret kaymakamı olduğu söylenir. Bu kişi, iki yıl sonra sadrazam olacak olan Şehlâ (Nişancı) Hacı Ahmed Paşa'dır. Feridun Emecen'in bu paşa için verdiği bilgiler, Hüsameddin'in kaydıyla hem uyuşur hem ayrılır. Emecen'e göre Ahmed Paşa, Câfer Ağa'nın oğludur; Mart 1738'de kendisine vezirlikle Aydın muhassıllığı verilmiş, Sarıbeyoğlu isyanını bastıramayınca sadaret kaymakamlığına getirilmiş ve 27 Mart 1739'da İstanbul'a dönmüştür. Hüsameddin ise vezirlik ile sadaret kaymakamlığını aynı tarihte birleştirir. Daha önemli ayrılık, ailenin kökenindedir. Emecen ailenin Alanyalı olduğunu, Ahmed Paşa'nın Foça'da doğduğunu yazar. Hüsameddin ise onu, Amasya'ya bağlı Zana köyüne nispetle "Zanalı" diye anar. Aynı maddede ölümü kaydedilen Zanalı Mirzâ Ali Paşa'yı 1124 [1712] yılı kayıtlarında ilk kez tanıtırken de Zana köyünden olduğu için "Zanalı" diye bilindiğini, Darüssaade ağası hasekilerinden Zanalı Ca'fer Ağa bin Mahmud Ağa'nın oğlu ve "eski sadrazam Hubyârlı Hacı Ahmed Paşa'nın baba bir kardeşi" olduğunu yazar. Demek ki Hüsameddin'e göre Mirzâ Ali Paşa ile Ahmed Paşa kardeştir ve aile Amasya köylüdür. Arşiv belgelerine dayanmadan bu iki görüşten birini kesin kabul etmek mümkün değildir; ancak Amasya kayıtlarının paşayı açıkça hemşehri saydığı ve şehrin onun sadrazamlığı sırasında İstanbul'da önemli makamlar kazandığı görülür.

Amasya Kadılığının Mahreç Mevleviyetine Yükseltilmesi

Maddenin en dikkat çekici bilgisi, Amasya kadılığının derecesinin yükseltilmesidir. Fahri Unan'ın anlattığına göre Osmanlı kadılıkları "mevleviyet" denen büyük kadılıklar ile kaza kadılıkları olarak ikiye ayrılır; mevleviyetler de kendi içinde devriye, mahreç, bilâd-ı hamse (beş büyük şehir) ve Haremeyn mevleviyetleri diye sıralanır. Mahreç mevleviyetleri, yüksek rütbeli medreselerin müderrislerinin kadılığa ilk çıktığı yerlerdir; başlangıçta Galata, Halep, İzmir, Kudüs, Selanik ve Tırhala Yenişehri bu sınıftaydı. XVI. yüzyılın ortalarından itibaren bu kadılıklara Sahn medreseleriyle birlikte Süleymaniye, Süleymaniye Dârülhadisi, hâmise-i Süleymâniyye ve mûsıle-i Süleymâniyye müderrisleri atanmaya başlamıştı. Ahmed Paşa'nın aldığı fermanla Amasya kadılığının mûsıle-i Süleymâniyye müderrislerine verilmesi, şehrin yargısının ilmiye mesleğinde belli bir yere gelmiş bilginlere bırakılması demekti. Bir önceki maddede anlatılan genç naibin yolsuzlukları düşünülürse, bu kararın doğrudan Amasya'da yaşanan sıkıntılara cevap olduğu anlaşılır. Hüsameddin dipnotunda fermanın Anadolu kazaskeri Mîrzâzâde Neylî Ahmed Efendi'ye hitaben yazıldığını, bir suretini Amasya şer'iyye sicillerinde gördüğünü belirtir. Nitekim iki yıl sonra Amasya'ya mûsıle-i Süleymâniyye müderrislerinden Hacı Mustafa Efendi kadı olarak gelecektir.

Halfet Gazi Medresesi

Ölen İreklizâde Hacı Hasan Efendi'nin müderrisi olduğu Halfet Gazi Medresesi, Amasya'nın en eski medreselerindendir. Aynur Durukan'a göre halk arasında Hilfet Gazi diye söylenen adın aslı Halîfet Gazi'dir; kitabesinden 606 [1209-10] yılında yapıldığı anlaşılan medresenin bânisi, Dânişmendli emîrliğinden Selçuklu hizmetine geçip 1222'de Amasya valiliğine getirilen Halîfet Gazi'dir. 1647 depreminden sonra müderris Hasan Efendi yıkılan yerleri ahşaptan yaptırmış, 1888'de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi binayı esaslı biçimde onartmıştır. Bugün Şamlar (Şamice) mahallesinde, Torumtay sokağında medresenin güney duvarı ve doğu bölümü kısmen ayaktadır; bitişiğindeki sekizgen gövdeli türbe ise Roma dönemine ait bir lahdi barındırmasıyla bilinir. Medresenin XVIII. yüzyılda hâlâ müderris atanan, ders verilen bir kurum olması, bu yapının uzun ömrünü gösterir.

Feyziye Medresesi

Eski Anadolu kazaskeri Amasyalı Hacı İbrahim Efendi'nin yaptırdığı Feyziye (Aşağı Bakacak) Medresesi'ni Hüsameddin 1151 Rebiülevvel'inde [Haziran-Temmuz 1738] tamamlanmış olarak verir. Kimi yeni kaynaklarda ise Seyyid Feyzullah Efendi adına 1739'da ahşaptan "Feyziye Medresesi" yapıldığı yazılır. Yapı aynı olmakla birlikte adının kimden geldiği konusunda bu iki bilgi ayrılır; Hüsameddin bânisi olarak açıkça İbrahim Efendi'yi gösterir ve medreseyi onun vakfı sayar. Aşağı Bakacak adı, medresenin şehirdeki konumuna işaret eden yerel bir addır. Medresenin bugün ayakta olup olmadığına dair bir bilgiye rastlanmadı.

Tuz Mehmed Paşa

Merzifonlu Tuz Mehmed Paşa, sonraki maddelerde Amasya'nın kaderine de dokunacak bir isimdir. Kimi biyografi kaynaklarına göre beylerden yetişip 1728'den itibaren Kars, Van, Niğde ve yeniden Kars beylerbeyiliklerinde bulunmuş, Vidin'de gösterdiği yiğitlik üzerine vezirlikle Diyarbekir valiliğine getirilmiş, ardından Vidin cephesi seraskeri olmuştur. Bu kaynaklar vezirliği 1739'a koyar; Hüsameddin ise 1151 Rebiülâhir'ine [Ağustos 1738] tarihler. 1738 yazı, Hacı İvaz Paşa'nın Vidin seraskeri olarak Mehâdiye'de Avusturyalıları yendiği ve Adakale'yi 15 Ağustos'ta teslim aldığı günlerdir. Tuz Mehmed Paşa'nın ödüllendirilmesi bu başarılar sırasında olmalıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.