Merzifonludur. Cin Abdullâh Ağa'nın oğludur. Maktûl Merzifônî Kara Mustafa Paşazâde [41] Alî Paşa'nın kethüdâsı olduğu münâsebetle "Maktûlzâde Kethüdâsı" demekle meşhûrdur. 1139 senesi cemâziyelevvelinin sekizinci günü Amasya mutasarrıfı ve Merzifon a'yânı Tuz Mehmed Ağa da Amasya mütesellimi olup geldi.
Tuz Mehmed Ağa'nın Amasya'ya geldiğini müte'âkib bâ-fermân-ı âlî sâbık mütesellim ve baş a'yân Hacı İbrâhim Bey'i habs ederek zimmetinde olan halkın ve mîrînin matlûbâtını tahsîle kıyâm etdi. Yeğenzâde Hacı Osmân Bey baş a'yân ve Tuz Mehmed Ağa'nın amcazâdesi Kara Mustafâ Ağa da zehâ'ir-i askeriyyenin cem' ve sevkine me'mûr ve Avkatlıoğlu Velî Ağa da Merzifon voyvodası oldu.
Cemâziyelâhirde Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey'in zimmeti tahsîl edilip kendisi Samsun'a sürülmüş ve orada kale-bend edilerek şâkîleri susdurulmuşdu.
Recebde Emîr Hacı merhûmun servet-i azîmesi vârisleri arasında taksîm edilmesine dâ'ir fermân geldi. Şa'bânda bu emvâli taksîme me'mûren Anadolu kazaskeri Merzifônî Dürrî Mehmed Efendi tarafından kassâm-ı askerî Halîl Bahrî Efendi Amasya'ya geldi. Emîr Hacı metrûkâtını kendisinden önce vefât eden oğlu Hüseyin Ağa'nın oğulları Alî ve Mustafâ [42] Ağalarla iki zevcesi ve iki kızı arasında taksîm ederek külliyetli resm-i kısmet alıp gitdi.
Şevvâlde Amasya mütesellimi Tuz Mehmed Ağa harbe gidip amcazâdesi Kara Mustafâ Ağa bin Mustafâ Ağa Amasya kâ'im-makâmı oldu. Bu sene "Dersi Tamâm" demekle meşhûr Müftüzâde Ömer Efendi bin Abdurrahmân Efendi, Hızır Paşa müderrisi fuzalâ ve şu'arâdan Iydîzâde Âtıf Ahmed Efendi vefât edip Hemedân kalesi muhâfızı ve Dergüzin sancağı beyi ceddim Doğanoğlu Kara Hüseyin Bey bin Abdullâh Bey harb ederken şehîd oldu. Yine bu muhârebede yararlığı görülen Amasya mutasarrıfı Hacı Hüseyin Paşa vezâretle Musul vâlîsi ve Amasya mütesellimi Tuz Mehmed Ağa da Kars beylerbeyi oldu.
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur, Cin Abdullah Ağa'nın oğludur. Öldürülen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın oğlu Ali Paşa'nın kethüdası (işlerini yürüten başyardımcısı) olduğu için "Maktulzâde Kethüdası" diye tanınır. 1139 yılı Cemaziyelevvel ayının sekizinci günü [1 Ocak 1727] Amasya mutasarrıfı oldu; Merzifon âyanından Tuz Mehmed Ağa da Amasya mütesellimi (mutasarrıfın vekili olarak sancağı yöneten kişi) olarak geldi.
Tuz Mehmed Ağa Amasya'ya gelir gelmez, padişah fermanıyla önceki mütesellim ve baş âyan Hacı İbrahim Bey'i hapsetti ve onun üzerinde kalan halk alacaklarıyla devlet hazinesine olan borçları tahsil etmeye girişti. Yeğenzâde Hacı Osman Bey baş âyan oldu; Tuz Mehmed Ağa'nın amcasının oğlu Kara Mustafa Ağa ordu zahiresinin toplanıp gönderilmesiyle görevlendirildi; Avkatlıoğlu Velî Ağa da Merzifon voyvodası oldu.
Cemaziyelâhir ayında Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'in borçları tahsil edildi; kendisi Samsun'a sürüldü ve orada kalede hapsedilerek ondan şikâyetçi olanlar susturuldu.
Recep ayında, rahmetli Emir Hacı'nın büyük servetinin mirasçıları arasında paylaştırılmasına dair ferman geldi. Şaban ayında bu malları paylaştırmakla görevli olarak, Anadolu kazaskeri Merzifonlu Dürrî Mehmed Efendi tarafından gönderilen askerî kassam (askerî sınıftan ölenlerin mirasını bölüştüren görevli) Halil Bahrî Efendi Amasya'ya geldi. Emir Hacı'nın bıraktığı malları, kendisinden önce ölen oğlu Hüseyin Ağa'nın oğulları Ali ve Mustafa ağalarla iki eşi ve iki kızı arasında paylaştırdı; bunun için yüklü bir paylaştırma harcı alıp gitti.
Şevval ayında Amasya mütesellimi Tuz Mehmed Ağa savaşa gitti; amcasının oğlu Kara Mustafa Ağa bin Mustafa Ağa Amasya kaymakamı (vekili) oldu. Bu yıl "Dersi Tamam" lakabıyla tanınan Müftüzâde Ömer Efendi bin Abdurrahman Efendi ile Hızır Paşa Medresesi müderrisi, faziletli âlimlerden ve şairlerden Iydîzâde Âtıf Ahmed Efendi öldü. Hemedan kalesi muhafızı ve Dergüzin sancağı beyi olan dedem Doğanoğlu Kara Hüseyin Bey bin Abdullah Bey savaşırken şehit düştü. Yine bu savaşta yararlığı görülen Amasya mutasarrıfı Hacı Hüseyin Paşa vezirlik rütbesiyle Musul valisi, Amasya mütesellimi Tuz Mehmed Ağa da Kars beylerbeyi oldu.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- maktûl: öldürülmüş; burada idam edilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa kastedilir
- kethüdâ: bir vezirin ya da kurumun işlerini yürüten başyardımcı, kâhya
- mutasarrıf: bir sancağın yönetimi kendisine verilen yüksek rütbeli yönetici
- mütesellim: mutasarrıf yokken sancağı onun adına yöneten vekil
- a'yân, baş a'yân: şehrin ileri gelenleri; bunların başı olup halkla devlet arasında aracılık eden kişi
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
- zimmet: bir kimsenin üzerinde kalan borç
- mîrî: devlete ait, hazineye ait
- zehâ'ir-i askeriyye: ordunun yiyecek ve yem ihtiyacı
- kale-bend: bir kalede hapsedilmiş
- metrûkât: ölenin geride bıraktığı mallar
- kassâm-ı askerî: askerî sınıftan ölenlerin mirasını paylaştıran görevli
- resm-i kısmet: miras paylaştırma harcı
- kâ'im-makâm: vekil
- fuzalâ: faziletli, bilgili kimseler
- vezâret: vezirlik rütbesi
"Maktulzâde Kethüdası" Lakabı
Hüsameddin'in Hacı Hüseyin Paşa'yı tanıtırken kullandığı lakap, onun yetiştiği çevreyi gösterir. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 1683 Viyana bozgunundan sonra idam edilmiş, ölümünden sonra kaynaklarda "Maktul" sıfatıyla anılmıştır. Abdülkadir Özcan'ın yazdığına göre paşanın Süleymaniye'deki sarayı, Eyüp'teki yalısı, Edirne'deki sarayı ve Timurtaş'taki çiftliği dışında kalan Anadolu ve Rumeli'deki mülkleri çocukları Vezir Ali Paşa ile Fatma Hanım'a bırakılmış, "Maktulzâde" sıfatıyla anılan Ali Paşa çeşitli devlet görevlerinde bulunmuştur. İstanbul Çarşıkapı'daki külliyeyi de babasının başlattığı yerden o tamamlamıştır. Bir Merzifonlunun yine Merzifonlu bir vezir ailesinin kethüdalığından paşalığa yükselmesi, o devirde hemşehrilik ve kapı (hane) bağlarının ne kadar belirleyici olduğunu gösterir. Hacı Hüseyin Paşa'nın kendisi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Emir Hacı'nın Mirası ve Dürrî Mehmed Efendi
Mirası bölüştürmek için askerî kassamı gönderen Merzifonlu Dürrî Mehmed Efendi, Osmanlı ilmiyesinde altı şeyhülislam yetiştiren Dürrîzâdeler ailesinin ilk ferdidir. Mehmet İpşirli'nin verdiği bilgiye göre 1726'da azledilmiş İstanbul kadılarının en kıdemlisi olarak Anadolu kazaskerliğine getirilmiştir; dolayısıyla Hüsameddin'in 1139 [1727] yılı için verdiği unvan doğrudur. Askerî sınıftan, yani devlet hizmetindeki kişilerden ölenlerin tereke işleri kazaskerin yetkisindeydi; Emir Hacı'nın mirası için İstanbul'dan özel bir görevli gönderilmesi bu yüzdendir. Aynı kaynağa göre Dürrî Efendi kısa süre sonra kadı tayinlerinde usule aykırı davrandığı şikâyetiyle görevden alınmış, 1734'te ise şeyhülislam olmuştur. Hüsameddin onun şeyhülislamlığını birkaç madde sonra ayrıca kaydeder.
Iydîzâde Âtıf Ahmed Efendi ve Hızır Paşa Medresesi
Ölümü kaydedilen Iydîzâde Âtıf Ahmed Efendi, Amasya'nın tanınmış âlim ailelerinden Iydîzâdelere mensuptur. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki bilgiye göre aile adını, Iydî mahlasıyla şiir yazan ve II. Bayezid Medresesi'nde müderrislik yapan Bayram Efendi'den alır; Âtıf Ahmed Efendi de şair ve müderristir. Kardeşi Iydîzâde Mustafa Âkif Efendi daha sonra Amasya müftüsü olacak ve Hüsameddin'in sonraki maddelerinde sık sık karşımıza çıkacaktır. Âtıf Ahmed Efendi'nin ders verdiği Hızır Paşa Medresesi, II. Murad'ın lalası Yörgüç Paşa'nın kardeşi Hayreddin Hızır Paşa'nın 1466'da yaptırdığı külliyenin parçasıydı. Külliyenin bugün yalnız camisi ve hamamı ayaktadır; medrese günümüze ulaşmamıştır.
İran Cephesi ve Amasyalıların Payı
Maddenin son paragrafındaki savaş, 1723-1727 Osmanlı-İran savaşıdır. Osmanlılar 1724'te Hemedan'ı kuşatıp almış, ardından Dergüzin (Dercezin), Sâmin ve Astane'yi de ele geçirmişti. 20 Kasım 1726'da İsfahan'a doğru ilerleyen ordu Ancedan'da Afgan Hotakîlerine yenilip Hemedan'a çekildi; savaş, 4 Ekim 1727'de kararlaştırılan Hemedan Antlaşması'yla sona erdi. Hicrî 1139 yılı aşağı yukarı Ağustos 1726 ile Ağustos 1727 arasına düştüğünden, Hüsameddin'in dedesi Kara Hüseyin Bey'in Hemedan'da şehit düşmesi ve Amasyalı yöneticilerin yararlık göstermesi bu son çatışmalar sırasında olmuştur. Kara Hüseyin Bey hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı; bu kayıt, yazarın kendi aile hatırasıdır.
Bu madde Amasya'da merkezle yerel güçler arasındaki dengeyi de iyi gösterir. Önceki mütesellim Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey borçları yüzünden hapsedilip Samsun'a sürülür; ancak aynı kişi birkaç yıl sonra yeniden baş âyan olacak, Hüsameddin'in sonraki maddelerinde şehri yangına sürükleyen çekişmenin bir tarafı olarak anılacaktır. Tuz Mehmed Ağa'nın Kars beylerbeyiliğine yükselmesi de taşradaki bir âyan ailesinin savaş yararlığıyla nasıl devlet kademelerine girebildiğini gösterir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 639–639. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar