İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Mirzâ Alî Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 642–643 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasyalıdır. "Zanalı" demekle meşhûrdur. 1144 senesi rebî'ulâhirinin on dokuzuncu günü Amasya mutasarrıfı olup Îrân harbinde olduğundan Şâhinoğlu Hacı Osmân Ağa yine Amasya mütesellimi oldu.

Bu esnâda Amasya'nın ünlü hekîmi ve Dâru'ş-şifâ tabîbi Mahmûd Efendi vefât edip yerine mahdûmu İsmâ'il Efendi tabîb oldu. Recebde mütesellim Hacı Osmân Ağa imdâd-ı seferî i'ânelerini ve Amasya askerini alıp Hemedân'a gitdiğinden Keklikoğlu Hacı Halîl Ağa bin Osmân Ağa mütesellim vekîli oldu. Müte'âkiben müftü Âkif Efendi Hicâz'a gidip kardaşı Râ'if Mehmed Efendi'yi vekîl bırakdı.

Ancak bu gidişi ve vekîl edişi şeyhü'l-islâmdan istîzân edilmemişdi. Âkif Efendi'nin müftülüğü ba'zı a'yânın işine gelmediğinden izin almaksızın Hicâz'a gitdiği meşîhata ihbâr ve şikâyet edildi. Bu yüzden şa'bânın on beşinci günü azl edilip Şeyh Mustafâ Efendi yine Amasya müftüsü ve Torun Alî Ağa da nakîb oldu.

1145 senesi muharreminde afv edilen Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey baş a'yân olup Helvâcı [53] İsmâ'il Ağa ile Îrân harbine me'mûr oldular. Saferde her ikisi de bütün kuvvetlerini alıp harbe gitdiler. Kaya Ali Paşazâde Hacı Süleymân Bey baş a'yân vekîli ve Bilâloğlu Hacı Bilâl Ağa da hacıbaşı ve Amasyalı Hindizâde Mehmed Ağa bin Hindi Ahmed Paşa da İstanbul'da kul kethüdâsı olmuşdu.

Rebî'ulâhir gurresinde Çetenzâde Hacı Ahmed Efendi ikinci def'a Amasya kadısı olup vusûlüne kadar Ömer Efendi niyâbetde kaldı.

Bu esnâda evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi Hacı Velî Ağa vefât eylediğinden enderûn ricâlinden Hacı Efendizâde Ebûbekir Ağa sultâniyye mütevellîsi olup geldi.

Şevvâl ortalarında Hindîoğlu Mehmed Ağa kul kethüdâlığından ma'zûlen Amasya'ya gelip zilka'de gurresinde Apardıoğlu Mehmed Ağa serdengeçdiler ağası olarak harbe gitdi.

Bu sene imdâd-ı seferî olmak üzere Sivâs vilâyetinden istenilen yüz kırk bin İstanbul kilesi buğday ve arpadan Amasya ma'a Geldiklan kazâsına iki bin beşyüz seksen iki kile buğday ve bin dokuz yüz otuz yedi kile arpa isâbet eylediğinden mütesellim Osmân Ağa bunları toplayıp orduya teslîm etdi.

Bu sene kış pek şiddetli olduğundan pek [54] çok kar yağdı. Nisân ayında müdhiş yağmurlar yağıp karlar eridiğinden Yeşilırmak azdı, her tarafı su kapladı. Amasya'nın ortası deryâya döndü. Bunu müte'âkib azgın seller akıp dere kenârında olan hâneleri ırmağa indirdi. İnsân ve hayvân telefâtı çok olup Sultân Bâyezîd İmâreti, matbahı, bahçe duvârları harâb oldu. Ba'de'l-keşf 2099 kuruşla ta'mîrine dâ'ir mütevellî Ebûbekir Ağa'ya me'zûniyet verildi.

1146 muharreminde Hacı İbrâhim Bey Îrân harbinde yararlık ve fedâkârlık gösterdiğinden kendisine mîrâhûrluk pâyesi verilmişdi. Rakîbi Helvâcı İsmâ'il Ağa muhârebede şehîd olduğundan mahdûmu Abdullatîf Ağa'ya ze'âmet verildi. Kallâş Mehmed Ağa serdâr ve züamâdan Seyfullâh Ağa da alaybeyi ve rebî'ulevvelde Amasya mutasarrıfı Mîrzâ Paşa Ankara beylerbeyi oldu.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. "Zanalı" diye tanınır. 1144 yılı Rebiülâhir ayının on dokuzuncu günü [21 Ekim 1731] Amasya mutasarrıfı oldu. İran savaşında bulunduğu için Şâhinoğlu Hacı Osman Ağa yeniden Amasya mütesellimi (mutasarrıfın vekili olarak sancağı yöneten kişi) oldu.

Bu sırada Amasya'nın ünlü hekimi ve Darüşşifa (hastane) tabibi Mahmud Efendi öldü; yerine oğlu İsmail Efendi tabip oldu. Recep ayında mütesellim Hacı Osman Ağa, sefer için toplanan yardım paralarını ve Amasya askerini alıp Hemedan'a gittiğinden Keklikoğlu Hacı Halil Ağa bin Osman Ağa mütesellim vekili oldu. Bunun ardından müftü Âkif Efendi Hicaz'a gitti ve kardeşi Râif Mehmed Efendi'yi yerine vekil bıraktı.

Ancak bu gidiş ve vekil bırakma için şeyhülislâmdan izin alınmamıştı. Âkif Efendi'nin müftülüğü bazı ileri gelenlerin işine gelmediğinden, izin almadan Hicaz'a gittiği şeyhülislâmlık makamına bildirilip şikâyet edildi. Bu yüzden Şaban ayının on beşinci günü görevden alındı; Şeyh Mustafa Efendi yeniden Amasya müftüsü, Torun Ali Ağa da nakîb (seyyid ve şeriflerin işlerine bakan temsilci) oldu.

1145 yılının Muharrem ayında [Haziran-Temmuz 1732] affedilmiş olan Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey baş âyan oldu ve Helvacı İsmail Ağa ile birlikte İran savaşına görevlendirildiler. Safer ayında ikisi de bütün kuvvetlerini alarak savaşa gittiler. Kaya Ali Paşazâde Hacı Süleyman Bey baş âyan vekili, Bilâloğlu Hacı Bilâl Ağa hacıbaşı olmuştu; Amasyalı Hindîzâde Mehmed Ağa bin Hindî Ahmed Paşa da İstanbul'da kul kethüdâsı (yeniçeri ocağında ağadan sonra gelen yönetici) olmuştu.

Rebiülâhir ayının ilk gününde Çetenzâde Hacı Ahmed Efendi ikinci kez Amasya kadısı oldu; o gelinceye kadar Ömer Efendi naiplik görevinde kaldı.

Bu sırada sultan vakıflarının (Sultan Bayezid vakıflarının) mütevellisi Hacı Velî Ağa öldüğünden, saray Enderun'unun görevlilerinden Hacı Efendizâde Ebûbekir Ağa bu vakıfların mütevellisi olarak geldi.

Şevval ortalarında Hindîoğlu Mehmed Ağa kul kethüdâlığından azledilerek Amasya'ya geldi. Zilkade'nin ilk gününde Apardıoğlu Mehmed Ağa serdengeçtiler ağası (gönüllü öncü birliklerin komutanı) olarak savaşa gitti.

Bu yıl sefere yardım olmak üzere Sivas vilayetinden istenen yüz kırk bin İstanbul kilesi buğday ve arpadan, Geldiklan kazasıyla birlikte Amasya'ya iki bin beş yüz seksen iki kile buğday ile bin dokuz yüz otuz yedi kile arpa düştüğünden, mütesellim Osman Ağa bunları toplayıp orduya teslim etti.

Bu yıl kış çok şiddetli geçti ve pek çok kar yağdı. Nisan ayında korkunç yağmurlar yağıp karlar eriyince Yeşilırmak taştı, her yanı su kapladı. Amasya'nın ortası denize döndü. Ardından azgın seller akıp dere kenarındaki evleri ırmağa sürükledi. İnsan ve hayvan kaybı çok oldu; Sultan Bayezid İmareti, mutfağı ve bahçe duvarları harap oldu. Keşif yapıldıktan sonra 2099 kuruşla onarılması için mütevelli Ebûbekir Ağa'ya izin verildi.

1146 yılının Muharrem ayında [Haziran-Temmuz 1733] Hacı İbrahim Bey, İran savaşında gösterdiği yararlık ve fedakârlık nedeniyle kendisine mîrâhurluk (saray ahırlarının amirliği) payesi verilmişti. Rakibi Helvacı İsmail Ağa savaşta şehit düştüğünden oğlu Abdullatîf Ağa'ya zeamet (büyük dirlik) verildi. Kallâş Mehmed Ağa serdar, zeamet sahiplerinden Seyfullah Ağa da alaybeyi oldu. Rebiülevvel ayında da Amasya mutasarrıfı Mirzâ Paşa Ankara beylerbeyi oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • mutasarrıf: sancağın yönetimi kendisine verilen yüksek rütbeli yönetici
  • mütesellim: mutasarrıf yokken sancağı onun adına yöneten vekil
  • imdâd-ı seferî i'ânesi: savaş için halktan toplanan yardım vergisi
  • mahdûm: oğul
  • istîzân: izin isteme
  • meşîhat: şeyhülislâmlık makamı
  • azl: görevden alma
  • nakîb: nakîbüleşrâf temsilcisi, seyyidlerin işlerine bakan kişi
  • baş a'yân: şehrin ileri gelenlerinin başı, halkı yönetime karşı temsil eden kişi
  • niyâbet: naiplik, kadı vekilliği
  • evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi: padişah vakıflarının yöneticisi
  • ma'zûl: görevden alınmış
  • serdengeçti: tehlikeli işlere gönüllü giden öncü asker
  • kile: tahıl ölçüsü; İstanbul kilesi resmî ölçüydü
  • ba'de'l-keşf: yerinde inceleme ve maliyet tespitinden sonra
  • me'zûniyet: izin
  • ze'âmet: geliri tımardan büyük olan dirlik
  • pâye: fiilî görev olmaksızın verilen rütbe

Zanalı Mirzâ Ali Paşa Kimdir

Hüsameddin bu maddeyi kısa tutar, çünkü Mirzâ Ali'yi okur daha önce tanımıştır. Eserin dördüncü cildinde 1124 [1712] yılına ait kayıtta, Amasya sancağının "Rus savaşında hizmetleri görülen Serçeşme Mirzâ Ali Bey"e verildiği anlatılır. Orada verilen bilgiye göre Mirzâ Ali, Amasya'ya bağlı Zana köyünden olduğu için "Zanalı" diye anılır; Darüssaade ağasının hasekilerinden Zanalı Ca'fer Ağa bin Mahmud Ağa'nın oğludur. Daha önce Amasya'da nüzul emini, Tokat voyvodası ve beytülmal emini olarak da görev yapmıştır. Demek ki 1144'te [1731] ikinci kez Amasya'nın başına geçen kişi, şehri yirmi yıl önceden tanıyan, yerli bir aileden yetişmiş bir yöneticiydi. Hüsameddin'in sonraki maddelerinde onun 1151 [1738] Safer ayında Çankırı sancağı ve cebecibaşılık görevindeyken öldüğü kaydedilir.

Bu madde de bir dönemin Amasya'sını gösterir. Mutasarrıflar çoğunlukla cephede bulunduğu için şehri yerel ailelerden mütesellimler yönetir; Gürcüzâdeler, Helvacıoğulları, Şâhinoğulları gibi aileler hem asker toplar hem de birbiriyle rekabet eder. Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'in "affedilmiş" olarak baş âyan olması, önceki yıllarda bu çekişmelerin ne kadar sertleştiğini hatırlatır.

İran Savaşı ve Amasya'nın Yükü

Metindeki "İran harbi", Safevî devletinin çöküşü sırasında Osmanlıların batı İran'a girmesiyle başlayıp 1730'larda Nâdir'in yükselişiyle yeniden alevlenen uzun savaşlardır. Azmi Özcan'ın Nâdir Şah maddesine göre 10 Ocak 1732'de imzalanan antlaşma Hemedan, Kirmanşah ve Tebriz'i Safevîlere, Gence, Tiflis, Revan, Şirvan ve Dağıstan'ı Osmanlılara bırakıyordu; ancak ne I. Mahmud ne de Nâdir bu antlaşmayı benimsedi ve savaş 1733'te yeniden başladı. Nâdir 1733 başında Bağdat'ı kuşattı; Topal Osman Paşa'nın yardıma gelmesiyle yaralı olarak çekildi. Hüsameddin'in Amasya askerinin Hemedan'a gittiğini yazdığı yıllar, bu belirsiz ve gergin ara döneme denk gelir.

Sefer yükünün taşra şehirlerine nasıl dağıtıldığını Ali Açıkel'in Sivas eyaleti üzerine yaptığı çalışma ayrıntısıyla gösterir. Amasya o dönemde Sivas eyaletine bağlı yedi sancaktan biriydi ve İran seferleri boyunca bu sancaklardan sürekli asker, deve, para ve zahire istenmişti. Hüsameddin'in verdiği rakam, yüz kırk bin kileden Amasya ile Geldiklan'a düşen yaklaşık dört bin beş yüz kilelik pay, bu sistemin küçük bir örneğidir. Serdengeçti ağasının savaşa gitmesi de aynı çalışmada III. Ahmed devri kayıtlarında görülen bir uygulamadır.

Darüşşifa ve Hekimleri

Ölümü kaydedilen Mahmud Efendi'nin görev yaptığı Darüşşifa, 1308-1309 yılında İlhanlı hükümdarı Olcaytu ve eşi İlduz Hatun adına Anber bin Abdullah tarafından yaptırılan Amasya Bimarhanesi'dir. Yapı hem hastaların tedavi edildiği hem de hekim yetiştirilen bir tıp medresesiydi; Osmanlı'nın ilk Türkçe cerrahi kitabının yazarı Sabuncuoğlu Şerefeddin burada yetişip uzun yıllar hekimlik yapmıştı. Hüsameddin'in kaydı, kurumun XVIII. yüzyılda da tabip atanan, babadan oğula geçen bir görev yeri olarak işlediğini gösterir. Mahmud Efendi ile oğlu İsmail Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Bina bugün ayaktadır ve 2011'den beri Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi olarak kullanılmaktadır.

1733 Selinde Bayezid İmareti

Sultan II. Bayezid Külliyesi Yeşilırmak'ın hemen kıyısında kurulduğu için tarih boyunca ırmağın taşkınlarından zarar görmüştür. Semavi Eyice, külliyenin Edirne'deki kardeşi gibi zaman zaman ırmak taşkınlarına uğradığını, 1980 taşkınında cami içinde 70 santim su biriktiğini yazar. Hüsameddin'in anlattığı nisan seli, metindeki sıralamaya göre 1145 hicrî yılı içinde, yani 1733 baharında olmuş olmalıdır. Zarar gören "imaret ve matbah", külliyenin bugün de ayakta olan L planlı aşhane bölümüdür. Abdulkadir Dündar'ın incelediği Topkapı Sarayı arşivindeki belge, imaretin başlangıçta yemekhane, mutfak, kiler, fırın ve ahırdan oluşan ayrı birimler hâlinde yapıldığını, önünde on bir taş sütunlu bir revak bulunduğunu bildirir. Belgede kurşunla örtülmediği belirtilen bu bölümlerin sele ve depreme karşı ana camiden daha savunmasız kalması da anlaşılır bir durumdur. Hüsameddin'in kaydettiği 2099 kuruşluk onarım izni, bu tamirlerin vakıf mütevellisi eliyle yapıldığını gösteren değerli bir ayrıntıdır.

Dikkat Edilecek Noktalar

Hüsameddin maddenin başında Mirzâ Ali'nin 1144 Rebiülâhir'de mutasarrıf olduğunu söyler, sonra olayları 1145 ve 1146 yıllarına kadar sürdürür ve maddeyi onun Rebiülevvel 1146'da [Ağustos-Eylül 1733] Ankara beylerbeyi olmasıyla kapatır. Mutasarrıflık yaklaşık iki yıl sürmüştür; ancak bu sürenin büyük bölümünde paşa Amasya'da değil cephededir. Şehirde asıl işi görenler mütesellimler ve âyandır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.