Musulludur. Amasyalı Abdülcelîlzâde Abdülcelîl Ağa bin Hacı Hüseyin Ağa bin Abdülcelîl Efendi mahdûmu Musul mütesellimi ve gümrük emîni Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur.⁷⁰⁰ Amcası Hacı İsmâ'il Paşa'nın dâmâdı olup 1141 senesi şevvâlinin gurresinde Amasya mutasarrıfı ve kethüdâyeri Taşçıoğlu Hacı Ahmed Ağa Amasya mütesellimi oldu.
Bunu müte'âkib Amasyalı Hoca Paşazâde Hacı İbrâhim Paşa da Sivâs beylerbeyi olup vâlî, mutasarrıf, alaybeyi Yeğen Bekir Bey, serdâr ve yeniçeriler de Revân harbine gitdiler. Esbak kul kethüdâsı Amasyalı Türk [45] Şa'bân Ağa'nın kölesi Şâhin Mehmed Ağa Revân harbinde yeniçeri ağası vekîli olup Amasya serdârı Türk Şa'bânoğlu Altıncı Hüseyin Ağa'nın şecâ'atını ve yararlığını görmekle kendisine dâmâd etdi.
Bu sene Yörgüç Paşa vakfı mütevellîsi Amasya erkânından Yörgüçoğlu Hacı Ömer Bey bin Mustafâ Bey'in vefâtına binâ'en mahdûmu Hacı Ahmed ve amcazâdeleri Hacı Mustafâ Bey bin Osmân Bey ve Mehmed Bey bin Mehmed Bey müştereken vakfa mütevellî oldular.
1142 senesi muharrem gurresinde Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey baş a'yân, Dânişoğlu Hacı Osmân Efendi hacıbaşı ve ayın yirmisinde Sancıoğlu Hacı Hasan Ağa şehir kethüdâsı, Sarı Beyzâde Osmân Bey de alaybeyi oldu.
Safer gurresinde Revân harbine giden Amasya mütesellimi Hacı Ahmed Ağa'nın yerine Yeğenzâde Hacı Osmân Bey mütesellim oldu ise de rebî'ulevvelde bu da Revân'a gitdiğinden Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa Amasya kâ'im-makâmı oldu.
Rebî'ulâhir gurresinde Hacı Abdullâh Efendi Amasya nâ'ibi ve cemâziyelevvelin yirmi beşinde Amasya serdârı Sakaoğlu onsekizin [46] İsmâ'il Ağa yararlılık gösterdiğinden turnacıbaşılık pâyesiyle Gence ağası ve muhâfızı oldu.
Ramazânda esbak müftü Hocazâde Hacı Mehmed Efendi vefât etdi. Bu esnâda a'yânın birbiri aleyhinde dedikoduları şiddetlendi. Çünkü bir tarafdan baş a'yân Gürcüzâde Hacı İbrâhim Bey'in pek taşkın hareketi, diğer tarafdan da Helvâcı Hacı İsmâ'il Ağa'nın buna muhâlefeti günden güne kendini gösteriyordu. Her ikisinin de tarafdârları çokdu.
Zilka'denin on üçüncü gecesi her nasılsa kazâ'en Hacı İlyâs Mahallesi'nde Hacı İbrâhim Bey'in yaldızlı ve muhteşem konağı civârında bir hânede yangın çıkdı. Bu yangını derhâl söndürecek yerde Hacı İbrâhim Bey'in muhâlifleri tarafından kasden yakıldığı söylendi. Bu yüzden bir kızıl kıyâmet kopdu.
Her iki tarafın etbâ'ı birbirine girdiğinden yangın büyüdü. Koca bir mahalle başdan başa yandı. Kanlar akdı. Çok canlar yakıldı. Ulemâ ve meşâyih bir tarafdan, hükûmet ve zâbıta me'mûrları diğer tarafdan araya girip güç hâl ile gavgâ ve felâketin önü alınabildi.
Bu esnâda şehir kethüdâsı Hacı Hasan Ağa ve a'yândan Hacı Bâkîoğlu Hâfız Mustafâ Ağa gibi ünlü birkaç kimseler vefât etdi. [47] İki tarafdan on kadar kimseler maktûl olup pek çok hâneler yağmâ edildi. İstanbul'a şikâyetler yağdı.
Günümüz Türkçesiyle
Musulludur. Musul mütesellimi ve gümrük emini Hacı Mehmed Ağa'nın oğludur; Hacı Mehmed Ağa da Amasyalı Abdülcelîlzâde Abdülcelîl Ağa'nın oğludur, Abdülcelîl Ağa ise Hacı Hüseyin Ağa'nın, o da Abdülcelîl Efendi'nin oğludur. Amcası Hacı İsmail Paşa'nın damadıdır. 1141 yılı Şevval ayının ilk gününde [30 Nisan 1729] Amasya mutasarrıfı oldu; kethüdâyeri (sancaktaki sipahilerin işlerine bakan görevli) Taşçıoğlu Hacı Ahmed Ağa da Amasya mütesellimi oldu.
Bunun ardından Amasyalı Hoca Paşazâde Hacı İbrahim Paşa da Sivas beylerbeyi oldu. Vali, mutasarrıf, alaybeyi Yeğen Bekir Bey, serdar ve yeniçeriler Revan savaşına gittiler. Eski kul kethüdası Amasyalı Türk Şaban Ağa'nın azatlı kölesi Şâhin Mehmed Ağa, Revan savaşında yeniçeri ağası vekili oldu; Amasya serdarı Türk Şabanoğlu Altıncı Hüseyin Ağa'nın cesaretini ve yararlığını görünce onu kendisine damat edindi.
Bu yıl Yörgüç Paşa vakfı mütevellisi, Amasya'nın ileri gelenlerinden Yörgüçoğlu Hacı Ömer Bey bin Mustafa Bey öldüğünden oğlu Hacı Ahmed ile amcasının oğulları Hacı Mustafa Bey bin Osman Bey ve Mehmed Bey bin Mehmed Bey vakfa ortaklaşa mütevelli oldular.
1142 yılı Muharrem ayının ilk gününde [27 Temmuz 1729] Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey baş âyan, Dânişoğlu Hacı Osman Efendi hacıbaşı oldu; ayın yirminci günü Sancıoğlu Hacı Hasan Ağa şehir kethüdası, Sarı Beyzâde Osman Bey de alaybeyi oldu.
Safer ayının ilk gününde Revan savaşına giden Amasya mütesellimi Hacı Ahmed Ağa'nın yerine Yeğenzâde Hacı Osman Bey mütesellim oldu; ancak Rebiülevvel ayında o da Revan'a gittiğinden Murâdoğlu Hacı Mehmed Ağa Amasya kaymakamı (vekili) oldu.
Rebiülâhir ayının ilk gününde Hacı Abdullah Efendi Amasya naibi oldu. Cemaziyelevvel ayının yirmi beşinde Amasya serdarı, on sekizinci ortadan Sakaoğlu İsmail Ağa yararlılık gösterdiği için turnacıbaşılık payesiyle Gence ağası ve muhafızı oldu.
Ramazan ayında eski müftü Hocazâde Hacı Mehmed Efendi öldü. Bu sırada âyanın birbiri aleyhindeki dedikoduları şiddetlendi. Çünkü bir yanda baş âyan Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'in pek taşkın davranışları, öbür yanda Helvacı Hacı İsmail Ağa'nın buna karşı çıkışı günden güne kendini gösteriyordu. İkisinin de taraftarı çoktu.
Zilkade ayının on üçüncü gecesi [30 Mayıs 1730 civarı], nasıl olduysa kazara Hacı İlyas Mahallesi'nde, Hacı İbrahim Bey'in yaldızlı ve görkemli konağının yakınındaki bir evde yangın çıktı. Bu yangını hemen söndürecekleri yerde, Hacı İbrahim Bey'in karşıtları tarafından kasten çıkarıldığı söylendi. Bu yüzden kıyamet koptu.
İki tarafın adamları birbirine girdiği için yangın büyüdü. Koca bir mahalle baştan başa yandı. Kanlar aktı, çok can yandı. Bir yandan âlimler ve şeyhler, öbür yandan hükümet ve zabıta görevlileri araya girerek kavganın ve felaketin önünü güçlükle alabildiler.
Bu sırada şehir kethüdası Hacı Hasan Ağa ve âyandan Hacı Bâkîoğlu Hâfız Mustafa Ağa gibi tanınmış birkaç kişi öldü. İki taraftan on kadar kişi öldürüldü, pek çok ev yağmalandı. İstanbul'a şikâyetler yağdı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- gümrük emîni: gümrük gelirlerini toplayan görevli
- kethüdâyeri: sancaktaki tımarlı sipahilerin işlerine bakan görevli
- alaybeyi: sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı
- serdâr: taşrada yeniçerilerin başındaki subay
- kul kethüdâsı: yeniçeri ocağında ağadan sonra gelen yönetici
- şecâ'at: yiğitlik, cesaret
- mütevellî: vakfı yöneten kişi
- müştereken: ortaklaşa
- turnacıbaşılık pâyesi: yeniçeri ocağındaki turnacıbaşı rütbesi, fiilî görev olmaksızın
- kazâ'en: kaza ile, istemeden
- etbâ': adamlar, taraftarlar
- meşâyih: şeyhler
- maktûl: öldürülmüş
Musul'un Celîlîleri ve Amasya
Bu maddenin mutasarrıfı Hacı Hüseyin Paşa, XVIII. yüzyıldan 1834'e kadar Musul'u fiilen yöneten Celîlî ailesinin en tanınmış ferdidir. Mehmet İpşirli'nin TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Hacı Hüseyin Paşa sekiz defa Musul valiliği yapmış, 1730'dan 1759'daki ölümüne kadar devlet hizmetinde bulunmuş, Musul dışında Amasya, Bağdat, Basra, Erzurum, Sivas ve Kars gibi yerlerde de mutasarrıflık ve valilik etmiştir. Böylece Hüsameddin'in kaydı, onun Amasya mutasarrıflığını doğrulayan bir yerel belge niteliği taşır. Paşanın asıl şöhreti 1743'te Nâdir Şah'ın Musul kuşatmasına karşı şehri savunmasından gelir. İpşirli'ye göre halkı Kızılcami'de toplayıp tehlikeyi anlatmış, kardeşi Abdülfettah ve oğullarıyla birlikte surları tamir ettirip hendekler kazdırmış, kuşatma püskürtülünce I. Mahmud tarafından hil'at, kılıç ve para ile ödüllendirilmiştir. Kuşatma 1743'ün eylül ve ekim aylarına düşer.
Hüsameddin ile Öteki Kaynakların Ayrıldığı Yerler
Hüsameddin'in verdiği soy kütüğü iki noktada bugünkü kaynaklardan ayrılır. Birincisi babalık meselesidir. Hüsameddin, Hacı Hüseyin Paşa'yı Musul mütesellimi Hacı Mehmed Ağa'nın oğlu, Hacı İsmail Paşa'yı ise amcası ve kayınpederi olarak gösterir. İpşirli ise İsmail Paşa'yı ailenin Musul valisi olan ilk ferdi, Hacı Hüseyin ile Abdülfettah'ı da onun oğulları olarak verir. Kimi kaynaklarda Hacı Hüseyin Paşa'nın ilk kez 1730'da Musul valiliğine atandığı ve 1757-58'e kadar yedi kez yeniden bu göreve getirildiği yazılıdır. Hüsameddin'in bilgisini mukataa, maliye ve ahkâm defterlerinde gördüğünü özellikle belirtmesi, bu ayrılığın üzerinde durulmaya değer olduğunu gösterir; ancak hangisinin doğru olduğu buradan karara bağlanamaz.
İkincisi ailenin kökenidir. Hüsameddin ailenin atası Abdülcelîl Ağa'yı "Amasyalı" diye anar ve dipnotunda, onun Sultan Süleyman vakıflarına mütevelli olduğunu kendi imzasını taşıyan belgelerde gördüğünü yazar. İpşirli ise ailenin ilk ferdi olarak bilinen Abdülcelîl'in Hıristiyan olduğu, Musul paşasının maiyetinde bulunduğu ve mezarının bir kilise avlusunda olduğu yolundaki bilgilerin rivayet olarak kaldığını belirtir. Kimi kaynaklarda aile Diyarbekir'den Musul'a göçmüş Hıristiyan bir soya bağlanır. Hüsameddin'in Amasya bağlantısı, bu konuda öteki kaynaklarda rastlanmayan bir kayıttır; atanın Amasyalı olduğu ve vakıf mütevelliliği yaptığı bilgisi doğruysa, Celîlîlerin Musul'a yerleşmeden önce Anadolu'da bir geçmişi olduğu düşünülebilir. Bu bir ihtimaldir, başka belgeyle doğrulanamadı.
Revan Seferi
Metinde sık sık anılan "Revan harbi", Safevî tahtını yeniden ayağa kaldırmaya çalışan II. Tahmasb ve onun komutanı Nâdir'in, Osmanlıların 1724'te aldığı Kafkas ve Azerbaycan topraklarına yönelmesiyle başlayan yeni dönemin ilk safhasıdır. İlhan Gök'ün arşiv belgelerine dayanan çalışmasına göre Hüseyin Paşazâde Sarı Mustafa Paşa Haziran 1730'da Revan valisi olarak görev yapmaktaydı ve aynı yıl Anadolu valisi sıfatıyla Bağdat cephesine gönderilmişti. Amasya'dan mutasarrıf, alaybeyi, serdar ve yeniçerilerin birlikte Revan'a gitmesi, Sivas eyaletinin bu cephe için düzenli asker kaynağı olduğunu gösterir. Mütesellimlerin birbiri ardına cepheye gitmesi yüzünden şehrin yönetiminin vekillerin vekillerine kalması da bu durumun doğal sonucudur.
Hacı İlyas Mahallesi Yangını
Maddenin en dikkat çekici bölümü, âyan çekişmesinin bir mahalleyi yakıp yıkan kavgaya dönüşmesidir. Özcan Mert'in açıkladığı gibi baş âyan, merkezî hükümete karşı halkın, halka karşı da hükümetin temsilcisiydi; vergilerin dağıtımı, vakıfların yönetimi, yöneticilerin şikâyet edilmesi gibi işlerde söz sahibiydi. Bu yetkiler yerel aileler arasında sert bir rekabet doğuruyordu. Gürcüzâde Hacı İbrahim Bey'in "yaldızlı ve muhteşem" konağı ile ileride bir vezirin maiyeti kadar kalabalık olduğu söylenecek kapı halkı, bir âyanın ne kadar güçlenebildiğini gösterir. Hacı İlyas Mahallesi bugün de Amasya merkezinde aynı adla yaşayan bir mahalledir.
Olayın tarihi de önemlidir. Hüsameddin'in verdiği gece, miladî takvimle Mayıs 1730'un sonlarına düşer; yani İstanbul'da Patrona Halil İsyanı'nın patlamasından yaklaşık dört ay öncesine. Bu kavganın soruşturması, bir sonraki maddede anlatılacağı üzere, isyandan sonra tahta çıkan I. Mahmud döneminde yapılmıştır.
Yörgüç Paşa Vakfı
Mütevelliliği aile içinde ortaklaşa paylaşılan Yörgüç Paşa vakfı, II. Murad'ın lalası Atabeg Yörgüç Paşa'nın 834 [1430] yılında yaptırdığı caminin vakfıdır. Emine Naza Dönmez'in tarifine göre cami tabhâneli, zaviyeli plan tipindedir ve batısında türbe yer alır. Vakfın yönetiminin üç yüz yıl sonra hâlâ "Yörgüçoğulları" elinde bulunması, aile vakıflarının Amasya'da nesiller boyu sürdüğünü gösteren güzel bir örnektir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 640–641. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmet İpşirli, "Celîlî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/celili
- İlhan Gök, "Diyarbekir Valisi Hüseyin Paşa-zâde Sarı Mustafa Paşa'nın Hayatı ve Muhallefatı", Hazine-i Evrak Arşiv ve Tarih Araştırmaları Dergisi, 2/2, 2020, s. 23-57.
- Özcan Mert, "Âyan", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayan
- Emine Naza Dönmez, "Yörgüç Paşa Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yorguc-pasa-camii
- Azmi Özcan, "Nâdir Şah", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nadir-sah--iran
Diğer kaynaklar