Merzifonludur. Zoğu nâhiyesinden sipâhî Osmân bin Mehmed'in oğlu ve Cevher Mehmed [66] Paşa'nın kardaşıdır. Bunlara "Zoğulu" denirdi. 1153 cemâziyelevvel ibtidâsında Amasya mutasarrıfı olup Îrân harbiyle meşgûl olduğundan Yeğenoğlu Ömer Bey Amasya mütesellimi ve Fethullâh Ağa da alaybeyi oldu.
Bu esnâda elli yıldan beri Güç Arslan Bey evlâdına meşrût olan Geldiklan kazâsında Kırık nâm-ı diğer Huntî karyesi mâlikânesi mutasarrıfı evlâd-ı vâkıfdan Hızır Ağazâde Mehmed Emîn Efendi bin Mehmed bin Hızır Ağa Geldiklan ve Turhal taraflarında türeyen eşkıyânın elinde evlâdıyla berâber şehîd olduğu herkesi pek müte'essir etmiş, eşkıyâ Tokad, Çorum yollarını kesmişdi.
Cemâziyelâhirde eşkıyâyı tenkîle me'mûr olarak sadr-ı a'zam ağalarından Amasyalı Hasan Ağa ve selâm ağası Mehmed Ağa Amasya'ya geldiler. Alaybeyi Fethullâh ve serdâr Birinci Abdî Ağalar'ı yanlarına alıp ta'kîbâta gitdiler.
Şevvâlin dördüncü günü müftü Hacı Ahmed Efendi fetvâdan çekildiğinden Niksârlı Hacı Halîl Efendi Amasya müftüsü ve Fazlıoğulları'nın nüfûzuyla mahkeme kâtibi Gümüşlü Hacı Mehmed Efendi de azl edilip Fazlıoğlu Hacı Mehmed Efendi mahkeme başkâtibi oldu.
Zilhiccede eşkıyâyı tenkîle muvaffak olan [67] Hasan Ağa mîr-i mîrânlıkla Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıfı oldu. Bu esnâda mevâlîden ve Amasya ulemâsından Şa'bân Efendizâde Hacı Mehmed Efendi vefât edip⁷⁰⁵ cihetleri oğulları Abdurrezâk, İbrâhim Efendiler'e verildi.
Bu sene Birinci Sultân Mahmûd Hân'ın câriyelerinden Hindî Paşazâde Ahmed Bey bin Alî Bey'in zevcesi Fatma Hanım Amasya'da Gümüşlüzâde Câmi'i ittisâlinde yapdırdığı medresesi hitâma ermiş olduğundan Fâtımiyye denilen bu medresenin müderrisliği Hazret-i Pîr İlyâs türbedârı Şeyh İsmâ'il Efendi'ye verildi.
1154 muharrem gurresinde Hacı Kadiroğlu Hacı Hâfız Mehmed Ağa baş a'yân ve Kapancı Hacı Ahmed Ağa hacıbaşı olup birkaç gün sonra müftü Hacı Halîl Efendi'nin azliyle Ya'kûb Paşa müderrisi fukahâdan Akdağlı Hacı Mustafâ Efendi ulemâ ve a'yânın zoruyla Amasya müftüsü ve cebecibaşı Amasyalı Hacı Kadiroğlu Köse Alî Ağa da vezâretle Diyârbekir vâlîsi oldu.
Safer evâ'ilinde Amasya erkânından Yeğenoğlu Hacı İbrâhim Bey Îrân harbinde ve İçerişehir'de Osmâniyye (Tekke) medresesi müderrisi [68] ulemâdan Dervîş Mehmed Efendi vefât etdi.
Rebî'ulâhirde Zorluoğlu Mehmed Ağa yeniçeri serdârı olup Amasya-Samsun yolunda türeyen eşkıyâyı ta'kîbe gitdi. Cemâziyelevvelde eşkıyâyı tepeleyerek muvaffakiyetle avdet etdiğinden "haseki" pâyesini aldı.
Cemâziyelâhirin sekizinde Canik muhassılı Amasyalı Osmân Ağa'ya ve Amasya mütesellimi Ömer Bey'e vârid olan fermân-ı âlîde Terme ve Fatsa kazâlarına musallat olan Çubukçuoğlu kapıcıbaşı Hacı Ahmed ile oğlu Süleymân ve kaynı Alî ve Sakaoğlu Ömer Ağalar'ın⁷⁰⁶ derdest ve Ankara'ya i'zâmı emr edilmiş olduğundan icrâ edildi.
Bu ayın yirmisinde müftü Hacı Mustafâ Efendi fetvâdan isti'fâ eylediğinden Taşâbâdî Hacı Ahmed Efendi ikinci def'a Amasya müftüsü oldu. Amasya mutasarrıfı Teymûr Süleymân Paşa muhârebede yararlığı görülüp şa'bânda vezâretle Sivâs vâlîsi olduğundan kardaşı Çorum beyi Cevher Bey'e mîr-i mîrânlıkla Amasya sancağı verildi. [69]
Günümüz Türkçesiyle
Merzifonludur. Zoğu nahiyesinden sipahi Osman bin Mehmed'in oğlu ve Cevher Mehmed Paşa'nın kardeşidir. Bu kardeşlere "Zoğulu" denirdi. 1153 [1740] yılı cemaziyelevvel ayının başında Amasya mutasarrıfı oldu. İran savaşıyla meşgul olduğundan Yeğenoğlu Ömer Bey Amasya mütesellimi (paşa adına sancağı yöneten vekil), Fethullah Ağa da alaybeyi oldu.
Bu sırada, Geldiklan kazasındaki Kırık, öteki adıyla Huntî köyünün malikânesini elinde tutan ve elli yıldan beri Güç Arslan Bey'in soyuna bağlanmış olan bu vakfın sahibi ailesinden gelen Hızır Ağazade Mehmed Emin Efendi bin Mehmed bin Hızır Ağa, Geldiklan ve Turhal taraflarında türeyen eşkıyanın elinde çocuklarıyla birlikte şehit düştü. Bu olay herkesi derinden üzmüştü; eşkıya Tokat ve Çorum yollarını kesmişti.
Cemaziyelahir ayında, eşkıyayı ortadan kaldırmakla görevlendirilen sadrazam ağalarından Amasyalı Hasan Ağa ile selam ağası Mehmed Ağa Amasya'ya geldiler. Alaybeyi Fethullah Ağa ile serdar Birinci Abdi Ağa'yı yanlarına alarak takibe çıktılar.
Şevval ayının dördüncü günü müftü Hacı Ahmed Efendi fetva görevinden çekildiğinden Niksarlı Hacı Halil Efendi Amasya müftüsü oldu. Fazlıoğulları'nın nüfuzuyla mahkeme kâtibi Gümüşlü Hacı Mehmed Efendi de görevden alındı ve Fazlıoğlu Hacı Mehmed Efendi mahkeme başkâtibi oldu.
Zilhicce ayında eşkıyayı ortadan kaldırmayı başaran Hasan Ağa, beylerbeyi rütbesiyle Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı oldu. Bu sırada büyük kadılardan ve Amasya ulemasından Şaban Efendizade Hacı Mehmed Efendi vefat etti; görev ve gelirleri oğulları Abdürrezzak ve İbrahim Efendilere verildi.
Bu yıl, Sultan Birinci Mahmud Han'ın cariyelerinden olup Hindî Paşazade Ahmed Bey bin Ali Bey'in eşi bulunan Fatma Hanım'ın Amasya'da Gümüşlüzade Camii'nin bitişiğinde yaptırdığı medrese tamamlandı. Fâtımiyye denilen bu medresenin müderrisliği, Hazret-i Pir İlyas'ın türbedarı Şeyh İsmail Efendi'ye verildi.
1154 [1741] yılı muharrem ayının ilk günü Hacı Kadiroğlu Hacı Hafız Mehmed Ağa baş ayan, Kapancı Hacı Ahmed Ağa da hacıbaşı oldu. Birkaç gün sonra müftü Hacı Halil Efendi görevden alındı; Yakub Paşa medresesi müderrisi, fıkıh âlimlerinden Akdağlı Hacı Mustafa Efendi ulemanın ve ayanın zorlamasıyla Amasya müftüsü oldu. Cebecibaşı Amasyalı Hacı Kadiroğlu Köse Ali Ağa da vezirlik rütbesiyle Diyarbekir valisi oldu.
Safer ayının başlarında Amasya'nın ileri gelenlerinden Yeğenoğlu Hacı İbrahim Bey İran savaşında öldü; İçerişehir'deki Osmaniyye (Tekke) medresesinin müderrisi, ulemadan Derviş Mehmed Efendi de vefat etti.
Rebiülahir ayında Zorluoğlu Mehmed Ağa yeniçeri serdarı olarak Amasya-Samsun yolunda türeyen eşkıyanın takibine gitti. Cemaziyelevvel ayında eşkıyayı yok ederek başarıyla döndüğünden "haseki" payesini aldı.
Cemaziyelahir ayının sekizinde Canik muhassılı Amasyalı Osman Ağa'ya ve Amasya mütesellimi Ömer Bey'e gelen padişah fermanında, Terme ve Fatsa kazalarına musallat olan Çubukçuoğlu kapıcıbaşı Hacı Ahmed ile oğlu Süleyman'ın, kayınbiraderi Ali'nin ve Sakaoğlu Ömer Ağa'nın yakalanıp Ankara'ya gönderilmeleri emredilmişti; bu emir yerine getirildi.
Aynı ayın yirmisinde müftü Hacı Mustafa Efendi fetva görevinden istifa ettiğinden Taşabadî Hacı Ahmed Efendi ikinci defa Amasya müftüsü oldu. Amasya mutasarrıfı Teymur Süleyman Paşa savaşta yararlılık gösterdiği için şaban ayında vezirlikle Sivas valisi olunca, kardeşi Çorum beyi Cevher Bey'e beylerbeyi rütbesiyle Amasya sancağı verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağı elinde tutan, gelirini alan yönetici paşa
- mütesellim: mutasarrıf sancağa gelemediğinde onun adına yönetimi yürüten vekil
- alaybeyi: sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı
- meşrût: bir şarta, burada belli bir ailenin soyuna bağlanmış
- evlâd-ı vâkıf: vakfı kuranın soyundan gelenler
- tenkîl: eşkıyayı cezalandırarak ortadan kaldırma
- mevâlî: büyük şehir kadılığı derecesine yükselmiş ulema
- cihet: bir âlimin elindeki görev ve gelir kaynağı (müderrislik, vakıf hizmeti gibi)
- gurre: Arap ayının ilk günü
- baş a'yân: şehir ileri gelenlerinin seçtiği başkan
- hacıbaşı: Amasya'da hacılar arasından seçilen temsilci
- haseki: yeniçeri ocağında bir rütbe ve onur payesi
- derdest ve i'zâm: yakalayıp bir yere göndermek
- mîr-i mîrân: beylerbeyi rütbesi
- kayın: eşin erkek kardeşi
Zoğulu Kardeşler
Hüsameddin'in bu ve izleyen maddelerde andığı Teymur Süleyman Paşa ile kardeşi Cevher Mehmed Paşa, Merzifon'un Zoğu nahiyesinden bir sipahi ailesinin çocuklarıdır. Başka kaynaklarda bu iki kardeşe dair ayrıntılı bir biyografiye rastlanmadı. Ancak Osmanlı arşiv belgelerine dayanan yeni bir çalışmada, 1744 yılında Kars seraskerinin emrine verilen sancakbeyleri arasında "Kayseri sancağı mutasarrıfı Timur Süleyman Paşa" adı geçer. Hüsameddin'in kaydına göre bu paşa 1154 şabanında [Ekim 1741] Sivas valisi, ertesi yıl da Kars muhafızı olmuştu; 1744'te Kayseri sancağıyla İran cephesinde görünmesi, onun bu yıllarda doğu seferlerinden hiç ayrılmadığını gösterir. Aynı belgelerde Kars Kalesi'nin bir tabyası "Timur Paşa" adıyla anılır; bu adın bizim paşayla bir ilgisi olup olmadığı belirlenemedi.
Maddenin arka planı, Nâdir Şah'la yeniden alevlenen Osmanlı-İran savaşlarıdır. Nâdir Şah 1743'te Kerkük'e girmiş, Musul'u kuşatmış, 1744'te Kars'ı kuşatmıştır. Amasya mutasarrıflarının sancaklarına uğramayıp yönetimi mütesellimlere bırakmaları, Amasyalı beylerin İran savaşında ölmesi ve sancaktan sürekli asker, zahire ve para istenmesi bu savaş yıllarının sonucudur.
Çubukçuoğlu Hacı Ahmed Ağa ve Canikli Ailesinin Başlangıcı
Fermanla yakalanıp Ankara'ya gönderilen Çubukçuoğlu Hacı Ahmed Ağa, Hüsameddin'in dipnotunda belirttiği gibi, "Fatsalı" diye tanınan kapıcıbaşı Ahmed Ağa'dır. Bu kişi, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Canik, Amasya ve Trabzon'u avucunda tutacak olan Canikli ailesinin atasıdır. Ailenin kurucusu sayılan Canikli Hacı Ali Paşa 1133'te [1720-21] İstanbul'da doğmuş, Fatsalı Ahmed Ağa'nın küçük oğludur; babasının Terme ve Fatsa çevresinde yaptığı zulümler yüzünden 1741 yılı ağustosunda onunla birlikte Ankara'ya sürülmüştür. Hüsameddin'in verdiği 8 Cemaziyelahir 1154 tarihi de Ağustos 1741'in son haftasına denk gelir; iki kayıt birbirini tam olarak doğrulamaktadır.
Ancak bir noktada ayrılık vardır. Hüsameddin, Ahmed Ağa ile birlikte sürülenleri "oğlu Süleyman ve kaynı Ali" diye sayar ve dipnotunda bu Ali'nin meşhur Canikli Ali Paşa olduğunu söyler. Oysa ailenin tarihini inceleyen Özcan Mert ile Yücel Özkaya, Ali'yi Ahmed Ağa'nın oğlu ve Süleyman'ın kardeşi olarak gösterirler. Yani Canikli Ali, Ahmed Ağa'nın kayınbiraderi değil oğludur; metindeki "kaynı" sözünün bir yanlışlık olduğu anlaşılmaktadır. Dipnotta "hazinedar Süleyman Paşa" diye anılan Süleyman da Ali'nin ağabeyidir; iki kardeş ileride Canik mukataası yüzünden birbirleriyle çekişecektir. Ali Paşa 1772'de Amasya sancağını malikâne olarak alacak, böylece yaklaşık otuz yıl önce babasının zulmünü şikâyet eden Amasya yönetimi, bu ailenin eline geçecektir.
Fâtımiyye Medresesi
Sultan I. Mahmud'un saraylılarından Amasyalı Fatma Hatun'un yaptırdığı medrese, Gümüşlü (Gümüşlüzade) Camii'nin güneydoğusunda, Gümüşlüoğlu Tekkesi'nin yerinde ahşap olarak inşa edilmişti. "Medrese-i Hatuniye", "Medrese-i Fâtımiye" ve "Gümüşlü Medresesi" adlarıyla bilinir; I. Mahmud'un mülklerinden iki malikâne ona vakfedilmişti. Amasya medreselerini inceleyen çalışmalar da yapım yılını 1740 olarak verir ve ilk müderrisinin, tekkenin son şeyhi ve Pir İlyas'ın türbedarı Şeyh İsmail Efendi olduğunu kaydeder; bu bilgiler Hüsameddin'le uyuşur. Medrese 1863'e doğru harap olmuş, bugüne ulaşmamıştır. Bitişiğindeki Gümüşlü Camii ise defalarca yanıp yıkılmasına rağmen Hükümet Köprüsü'nün karşısında, Yavuz Selim Meydanı'na yukarıdan bakan yükseltide hâlâ ayaktadır. Hüsameddin'in andığı İçerişehir'deki Osmaniyye medresesi de 1737'de Büyük Ağa Medresesi müderrisi Kara Osman Efendi tarafından yaptırılmıştı.
Dipnottaki Aile
Hüsameddin'in dipnotuna göre vefat eden Şaban Efendizade Hacı Mehmed Efendi, Amasya'da Şaban Oğulları denilen ailenin büyük atasıdır. Bu aileye dair başka bir kayda rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 647–647. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
- Uğur Demlikoğlu, "Avşarlı (Afşarlı) Nadir Şah'ın Üçüncü Kars Kalesi Muhasarasında Osmanlı Devleti'nin Aldığı Askeri, Lojistik ve Mali Tedbirler (1743-1745)", Mukaddime, 16/1, 2025, s. 83-112, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4472890
- Özcan Mert, "Canikli Hacı Ali Paşa Ailesi", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993, https://islamansiklopedisi.org.tr/canikli-haci-ali-pasa-ailesi
- Yücel Özkaya, "Canikli Ali Paşa", Belleten, c. 36, sayı 144, 1972, https://belleten.gov.tr/tam-metin/453/tur
- Azmi Özcan, "Nâdir Şah", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2006, https://islamansiklopedisi.org.tr/nadir-sah--iran
Resmî kaynaklar
Kitaplar