İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Sultân Bâyezîd

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 510–511 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Kânûnî Sultân Süleyman'ın şehzâdesidir. 965 senesi muharreminde Amasya vâlîsi oldu. Fakat kendisi velî-ahd-ı saltanat olduğu münâsebetle merkez-i saltanatdan uzaklaşmak istemiyordu. Bu yüzden Amasya'ya gelmedi. Gidemeyeceğini de pederine bildirdi.

Sultân Süleyman, şehzâdesini iknâ' için dördüncü vezîr olan Pertev Paşa'yı Kütahya'ya gönderdi. Pek çok öğütlerden sonra şehzâde Bâyezîd yola geldi. Safer evâhirinde Kütahya'dan hareket etdi. Anadolu beylerbeyi Cenâbî Ahmed Paşa Ankara civârında ve Sivas beylerbeyi Alî Paşa da Çorum'da istikbâl ederek muhteşem bir alayla rebî'ulevvelde Amasya'ya geldi.

Amasya beyi Ferruh Bey, kadısı Müslim Efendi, müftüsü Muhyiddîn Mehmed Efendi, nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Çelebi, şeyhu'l-meşâyihi Hayreddîn Hızır Îcâdî Efendi, hâslar emîni Mustafa Efendi, kale dizdârı Kâsım Ağa idi.

Şehzâdenin dâmâdı olan Muzaffer Paşa, vezîri makâmında muhâfız-ı vilâyet, Ferruh Bey lalası oldu. Abdulcebbâr Efendi mu'allim olarak İstanbul'dan gönderildi. Amasya ulemâsından Hüseyin Ağa [317] müderrisi Recebzâde Bayrâm Efendi Amasya'da re'îsü'l-ulemâ sayılırdı.

Şehzâde Amasya'ya geldikden sonra Turgudoğlu Hüseyin Bey silahdâr ağası, Dulkadiroğlu Ahmed Bey kapıcılar kethüdâsı, Akpınarlı Abdulganîzâde Mehmed Ağa çavuşbaşı, Karamanlı Deli Seyfeddîn Bey azablar ağası, bendegândan Alî Ağa sekbânbaşı, Kuduz Ferhâd Ağa sipâhîler ağası, Trabzonlu Mehmed Ağa da mîrâhûr olmuşdu.

Kezâlik şehzâdenin vusûlünü müte'âkib büyük şehzâdesi Orhân Bey'e Çorum, Murâd Bey'e Canik, Osmân Bey'e de Karahisâr-ı Şarkî sancakları verildi. Lalalarına ellişer bin, defterdârlarına otuzar bin akçe terakkîler ihsân edildi. Orhân Bey'in lalası Candârlızâde Halîl Bey bin Îsâ Paşa ve mu'allimi Abdurrahmân Gubârî Efendi idi.

Fakat şehzâdenin medâr-ı istinâdı olan vâlidesi Hürrem Sultân ölmüş, sadr-ı a'zam Rüstem Paşa Sultân Selîm tarafına dönmüşdü. Kezâlik Karahisâr-ı Sâhib'de mîrâhûru olan Kara Mustafa Ağa, birâderi Sultân Selîm'e yamanıp vezîri Kara Mustafa Paşa olmuşdu.

Sultân Bâyezîd, Kütahya'da fermân-ı pâdişâhîye karşı durduğundan dolayı pederine bir niyâz-nâme göndermiş, isti'fâ-yı kusûr etmişdi. Rüstem Paşa, Kara Mustafa Paşa'ya ta'lîmât-ı mahsûsa vermekle beraber şehzâdenin bu niyâz-nâmesini pâdişâha takdîm etmedi. Şehzâde Mustafa'ya oynadığı oyunu tekrâr ediyordu.

Üç ay kadar niyâz-nâmesinin cevâbına intizâr eden Sultân Bâyezîd, [318] bir daha istirhâm-nâme gönderdi. Buna da Kara Mustafa Paşa'nın ta'yîn etdiği gözcüleri hâ'il oldu. İstirhâm-nâmenin şekil ve müfâdı tamâmiyle değişdirildi. Müzevver istirhâm-nâme pâdişâha takdîm için olanca sâhtekârlık irtikâb, pâdişâh iğzâb edildi.

Sultân Bâyezîd, Amasya müftüsü Molla Muhyiddîn Efendi ile şeyhü'l-meşâyihi Îcâdî Hayreddîn Efendi'yi İstanbul'a gönderdi. Bunlar şehzâdenin ahvâlini, istirhâmâtını pâdişâha arz edeceklerdi. Rüstem Paşa bunun da önüne durdu. Bîçârelerin ikisini de Yedi Kule'ye habs etdirdi. Habs eden pâdişâhdı.

966 muharreminde şehzâdenin kapıcılar kethüdâsı Ahmed Bey dîvân ümerâsından olup bendegânından Mahmûd Ağa kapıcılar kethüdâsı oldu. Bundan sonra gönderdiği elçilerinin habs edildiğini duyan şehzâde bütün köpürdü. Birâderi Sultân Selîm'e karşı vaz'iyyet aldı.

Sultân Bâyezîd, sayd ü şikâr bahânesiyle 966 senesi evâ'ilinde Kazâbâd'a doğru gitdi. Maksadı Sivas'ı zabt etmekdi. Sivas vâlîsi Alî Paşa şehzâdenin maksadına vâkıf oldukda müdâfa'aya kıyâm etdi.

966 rebî'ulâhirinde Amasya kalesini tahkîm edib Amasya, Çorum, Canik, Tokat, Sinop, Karahisâr-ı Şarkî ve mülhakâtından on beş bin kadar asker topladı. 966 şa'bânında ma'iyyet-i mevcûdesiyle Amasya'dan [319] hareket ve birâderi Sultân Selîm'e i'lân-ı harb ederek Konya sahrâsına doğru yürüdü.

Bu esnâda şehzâde mu'temedi olan Amasya a'yânından İbâdullâhzâde Mehmed Çelebi, mahdûmu Mustafa Efendi'yle beraber harbin vukû'undan evvel Hicâz'a gidip orada mücâveretle kaldı. Şehzâdenin mu'allimi Abdulcebbâr Efendi'ye nüzûl isâbetiyle vefât etdi. Şehzâdenin yerine dâmâdı Muzaffer Paşa Amasya muhâfazasında kaldı.

Anadolu beylerbeyi Ahmed Paşa, Mar'aş beylerbeyi Alî Paşa, Adana beylerbeyi Ramazânzâde Pîrî Paşa, Karaman beylerbeyi Solak Ferhâd Paşa kuvve-i mevcûdeleriyle beraber Sultân Selîm'e mu'âvenet etmeğe me'mûr oldular. Muhârebede tabî'î Sultân Bâyezîd mağlûb oldu. Şehzâdesi Sultân Orhân ile Amasya'ya geldi.

Sultân Bâyezîd, Lala Mustafa Paşa'nın kendisine yapdığı gadr ve hıyânetini pederine yazıp afvını niyâz etdi. Fakat ne istihsâl-i afva ne de Amasya'da ârâma imkân göremediğinden dört şehzâdesini alıp dâ'iresi halkıyla beraber 966 gurre-i şevvâlinde ale's-sabâh Amasya'dan çıkıp Îrân'a gitdi.

Çünkü Silistre beylerbeyi Arnavut Sinan Paşa'nın Amasya'yı zabta me'mûren Üsküdâr'dan hareket etdiğini haber almış, Sivas beylerbeyi Alî Paşa'nın da kendisini ahza me'mûr olduğunu duymuşdu. Binâ'en-aleyh Amasya'da fazla kalması hayâtının tehlikede olduğunu anlatıyordu. [320]

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kanuni Sultan Süleyman'ın şehzadesidir. 965 [1557-58] yılı muharreminde Amasya valisi oldu. Fakat kendisi tahtın varisi olduğu için saltanat merkezinden uzaklaşmak istemiyordu. Bu yüzden Amasya'ya gelmedi. Gidemeyeceğini de babasına bildirdi.

Sultan Süleyman, şehzadesini ikna etmek için dördüncü vezir olan Pertev Paşa'yı Kütahya'ya gönderdi. Pek çok öğütten sonra şehzade Bayezid yola geldi. Safer ayının sonlarında Kütahya'dan hareket etti. Anadolu beylerbeyi Cenâbî Ahmed Paşa Ankara civarında, Sivas beylerbeyi Ali Paşa da Çorum'da karşılayarak gösterişli bir alayla Rebiülevvel ayında Amasya'ya geldi.

Amasya beyi Ferruh Bey, kadısı Müslim Efendi, müftüsü Muhyiddin Mehmed Efendi, nakîbü'l-eşrâf vekili es-Seyyid Muhyiddin Mehmed Çelebi, şeyhlerin başı Hayreddin Hızır Îcâdî Efendi, hâslar emini Mustafa Efendi, kale dizdarı Kâsım Ağa idi.

Şehzadenin damadı olan Muzaffer Paşa, veziri olarak vilayet muhafızı, Ferruh Bey de lalası oldu. Abdülcebbâr Efendi hoca olarak İstanbul'dan gönderildi. Amasya âlimlerinden Hüseyin Ağa Medresesi müderrisi Recebzâde Bayram Efendi, Amasya'da âlimlerin başı sayılırdı.

Şehzade Amasya'ya geldikten sonra Turgudoğlu Hüseyin Bey silahdar ağası, Dulkadiroğlu Ahmed Bey kapıcılar kethüdası, Akpınarlı Abdülganizâde Mehmed Ağa çavuşbaşı, Karamanlı Deli Seyfeddin Bey azaplar ağası, kullarından Ali Ağa sekbanbaşı, Kuduz Ferhad Ağa sipahiler ağası, Trabzonlu Mehmed Ağa da seyisbaşı olmuştu.

Aynı şekilde şehzadenin gelişini izleyerek büyük şehzadesi Orhan Bey'e Çorum, Murad Bey'e Canik, Osman Bey'e de Karahisâr-ı Şarkî sancakları verildi. Lalalarına ellişer bin, defterdarlarına otuzar bin akçe terakki (ek gelir) bağışlandı. Orhan Bey'in lalası Candarlızâde Halil Bey bin Îsâ Paşa, hocası Abdurrahman Gubârî Efendi idi.

Fakat şehzadenin dayanağı olan annesi Hürrem Sultan ölmüş, sadrazam Rüstem Paşa Sultan Selim tarafına dönmüştü. Aynı şekilde Karahisâr-ı Sâhib'de seyisbaşı olan Kara Mustafa Ağa, şehzadenin kardeşi Sultan Selim'e sokulup veziri Kara Mustafa Paşa olmuştu.

Sultan Bayezid, Kütahya'da padişah fermanına karşı durduğundan dolayı babasına bir yalvarış mektubu göndermiş, kusurunun bağışlanmasını dilemişti. Rüstem Paşa, Kara Mustafa Paşa'ya özel talimatlar vermekle birlikte şehzadenin bu mektubunu padişaha sunmadı. Şehzade Mustafa'ya oynadığı oyunu tekrar ediyordu.

Üç ay kadar mektubunun cevabını bekleyen Sultan Bayezid, bir daha dilekçe gönderdi. Buna da Kara Mustafa Paşa'nın tayin ettiği gözcüler engel oldu. Dilekçenin biçimi ve içeriği tamamen değiştirildi. Sahte dilekçeyi padişaha sunmak için her türlü hile yapıldı, padişah öfkelendirildi.

Sultan Bayezid, Amasya müftüsü Molla Muhyiddin Efendi ile şeyhlerin başı Îcâdî Hayreddin Efendi'yi İstanbul'a gönderdi. Bunlar şehzadenin durumunu ve dileklerini padişaha arz edeceklerdi. Rüstem Paşa bunun da önüne geçti. Zavallıların ikisini de Yedikule'ye hapsettirdi. Hapseden padişahtı.

966 [1558-59] muharreminde şehzadenin kapıcılar kethüdası Ahmed Bey divan beylerindendi; kullarından Mahmud Ağa kapıcılar kethüdası oldu. Bundan sonra gönderdiği elçilerinin hapsedildiğini duyan şehzade çok öfkelendi. Kardeşi Sultan Selim'e karşı tavır aldı.

Sultan Bayezid, av bahanesiyle 966 yılı başlarında Kazâbâd'a doğru gitti. Amacı Sivas'ı ele geçirmekti. Sivas valisi Ali Paşa şehzadenin amacını anlayınca savunmaya kalktı.

966 Rebiülâhir ayında Amasya Kalesi'ni sağlamlaştırıp Amasya, Çorum, Canik, Tokat, Sinop, Karahisâr-ı Şarkî ve bağlı yerlerden on beş bin kadar asker topladı. 966 Şaban ayında [Mayıs 1559] yanındaki güçle Amasya'dan hareket etti, kardeşi Sultan Selim'e savaş ilan ederek Konya ovasına doğru yürüdü.

Bu sırada şehzadenin güvendiği Amasya ileri gelenlerinden İbâdullâhzâde Mehmed Çelebi, oğlu Mustafa Efendi ile birlikte savaştan önce Hicaz'a gidip orada komşuluk ederek kaldı. Şehzadenin hocası Abdülcebbâr Efendi nüzul hastalığına yakalanıp vefat etti. Şehzadenin yerine damadı Muzaffer Paşa Amasya'nın korunmasında kaldı.

Anadolu beylerbeyi Ahmed Paşa, Maraş beylerbeyi Ali Paşa, Adana beylerbeyi Ramazanzâde Pîrî Paşa, Karaman beylerbeyi Solak Ferhad Paşa, eldeki güçleriyle birlikte Sultan Selim'e yardım etmekle görevlendirildiler. Savaşta, doğal olarak, Sultan Bayezid yenildi. Oğlu Sultan Orhan ile Amasya'ya geldi.

Sultan Bayezid, Lala Mustafa Paşa'nın kendisine yaptığı haksızlığı ve ihaneti babasına yazıp affını diledi. Fakat ne af elde etmeye ne de Amasya'da rahat etmeye imkân gördüğünden dört şehzadesini alıp çevresindeki halkla birlikte 966 Şevval ayının başında [Temmuz 1559] sabaha karşı Amasya'dan çıkıp İran'a gitti.

Çünkü Silistre beylerbeyi Arnavut Sinan Paşa'nın Amasya'yı ele geçirmekle görevlendirilerek Üsküdar'dan hareket ettiğini haber almış, Sivas beylerbeyi Ali Paşa'nın da kendisini yakalamakla görevli olduğunu duymuştu. Bu yüzden Amasya'da fazla kalmanın hayatını tehlikeye atacağını anlamıştı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • velî-ahd: tahtın varisi, veliaht
  • istikbâl: karşılama
  • re'îsü'l-ulemâ: âlimlerin başı
  • silahdâr ağası: padişahın silahlarını taşıyan saray görevlisi
  • çavuşbaşı: çavuşların başı
  • azablar ağası: azap denilen yaya askerlerin komutanı
  • sekbânbaşı: sekban adı verilen yeniçeri alaylarının başı
  • mîrâhûr: seyisbaşı
  • terakkî: ek gelir, yükseliş
  • niyâz-nâme, istirhâm-nâme: dilekçe, yalvarış mektubu
  • isti'fâ-yı kusûr: kusurun bağışlanmasını isteme
  • müzevver: sahte
  • sayd ü şikâr: av ve avcılık
  • tahkîm: sağlamlaştırma
  • ahza me'mûr: yakalamakla görevli
  • ale's-sabâh: sabaha karşı

Amasya'ya Atanma ve Geliş

Ansiklopedi maddesine göre Hürrem Sultan 15 Nisan 1558'de ölünce Bayezid'in en güçlü koruyucusu ortadan kalktı. Kanuni, oğullarını birbirinden uzaklaştırmak için Selim'i Konya'ya, Bayezid'i Amasya'ya nakletti; bu tarih 6 Eylül 1558'dir. Bayezid bu naklin kendisi için "cennetten cehenneme doğru" bir yolculuk olduğunu söyleyip Kütahya'da kalmaya çalıştı, babasının ısrarı üzerine 28 Ekim'de yola çıktı ve elli beş günlük bir yolculuktan sonra 21 Aralık 1558'de Amasya'ya vardı. Hüsameddin'in "Safer sonlarında Kütahya'dan hareket etti, Rebiülevvel'de Amasya'ya geldi" kaydı bu seyrin genel çizgisiyle uyumludur. Fakat maddenin başındaki "965 muharreminde vali oldu" ifadesi, ansiklopedideki Eylül 1558 tarihinden önceye düşer. Ayrıca "966 muharreminde" tarihlenen kapıcılar kethüdası değişikliği, Hüsameddin'in kendi anlatısında şehzadenin Kütahya'dan çıkışından önceki bir aya denk gelir. Bu iki tarih, anlatının sıralamasıyla uyuşmadığı için dikkatle okunmalıdır.

Pertev Paşa'nın Kütahya'ya gönderilip şehzadeyi ikna etmesi, başka bir anlatıda da geçer. Amasya'daki yönetim kadrosunu sayan paragraflar ise Hüsameddin'e özgüdür; beylerin, kadı ve müftünün, ağaların adlarını ve görevlerini başka bir kaynakta bulmak mümkün olmadı.

Şehzadenin Oğulları

Hüsameddin, Orhan Bey'in Çorum'a, Murad Bey'in Canik'e, Osman Bey'in Karahisâr-ı Şarkî'ye atandığını yazar. Orhan'ın lalasının Candarlızâde Halil Bey, hocasının Abdurrahman Gubârî olduğu başka bir kaynakta da yer alır; aynı kaynak Orhan'ı 1558-59'da Çorum valisi olarak gösterir. Ancak aynı kaynakta Canik valisi Mahmud olarak, Karahisâr-ı Şarkî ve Canik valisi ise Osman olarak geçer. Murad adlı bir oğul ise 1559 dolayında Amasya'da doğmuş bir çocuk olarak anılır. Bu yüzden Hüsameddin'deki "Murad Bey" adı bir yanlış okuma ya da "Mahmud" adının yerine yazılmış bir ad olabilir; bu bir tahmindir. İran'a giden dört oğul ansiklopedi maddesinde Orhan, Osman, Mahmud ve Abdullah olarak sayılır, Hüsameddin'in "dört şehzade" bilgisi buna uyar.

Lala Mustafa Paşa ve Rüstem Paşa

Hüsameddin'in "Kara Mustafa Paşa" ve "Lala Mustafa Paşa" adlarıyla andığı kişi, büyük olasılıkla ansiklopedide Lala Mustafa Paşa olarak ele alınan zâttır. Madde, onun 1557'de Şehzade Selim'e lala olduğunu, Selim ile Bayezid'in taht kavgasında etkili rol oynadığını, Bayezid'in Selim'e yazdığı tehdit mektuplarını İstanbul'a bildirdiğini, Kanuni'nin Bayezid'e gönderdiği nasihatnâmeleri ele geçirip şehzadeye ulaşmasını engellediğini yazar. Bu bilgiler, Hüsameddin'in "dilekçenin sahte biçimde değiştirilmesi" anlatısıyla örtüşür. Rüstem Paşa'ya gelince, Rüstem Paşa üzerine yazılmış ansiklopedi maddesi onun önce Bayezid'i tuttuğunu, ama Lala Mustafa Paşa'nın tertibi karşısında bir şey yapamadığını ve Bayezid'in isyancı konumuna düşmesi üzerine Selim tarafına geçtiğini belirtir. Hüsameddin ise Rüstem Paşa'yı dilekçelerin önünü kesen kişi olarak gösterir. İki anlatı vurguları bakımından ayrılır, ama birbirini dışlamaz.

Müftünün Elçiliği

Hüsameddin, Amasya müftüsü ile şeyhlerin başının İstanbul'a, Konya savaşından önce gönderildiğini ve Yedikule'ye hapsedildiğini yazar. Ansiklopedi maddesi ise müftü Muhyiddin Cürcânî'nin babasına affı dilemek için Konya yenilgisinden sonra gönderildiğini söyler. Bu iki anlatı aynı elçiliğin farklı tarihlenmesi olabilir, ya da iki ayrı elçilik söz konusu olabilir; elimizdeki kaynaklarla bu karara bağlanamadı.

Konya Savaşı

Ansiklopedi maddesine göre Bayezid otuz bin kişilik kuvvetle 29 Mayıs 1559'da Konya önlerine geldi. 30 Mayıs'ta başlayan iki günlük çarpışmada, adamlarının düzenli kuvvetlere kıyasla eğitimsiz olması yüzünden yenildi. Hüsameddin ise Amasya'dan on beş bin kadar asker toplandığını yazar; iki sayı arasındaki farkın nedeni bu çalışmada belirlenemedi. Aynı madde, Bayezid'in sancağından ayrılmasının isyan sayıldığını, Şeyhülislam Ebüssuûd Efendi'nin ve bazı din adamlarının onu padişaha itaatten çıkmış bir âsi olarak niteleyen fetvalar verdiğini ve öldürülmesinin gerekli görüldüğünü yazar.

Amasya'dan Ayrılış ve Sonrası

Bayezid, ansiklopedi maddesine göre oğulları Orhan, Osman, Mahmud ve Abdullah ile 7 Temmuz 1559'da Amasya'dan çıktı; Hüsameddin'in "966 Şevval başında" kaydı bu tarihe uyar. Doğu sınırına yaklaştığında kendisine yetişen sancak beyleriyle çarpışıp kazandı, ama Osmanlı topraklarında barınamayacağını anlayarak Ağustos 1559 ortalarında İran'a sığındı. 23 Ekim'de Kazvin'e vardı, Şah Tahmasb tarafından görkemli bir törenle karşılandı, ama 16 Nisan 1560'ta oğullarıyla birlikte hapsedildi. Kanuni ile Tahmasb arasındaki pazarlıkların sonunda Bayezid ve oğulları teslim alınıp boğdurularak öldürüldü. Ansiklopedi maddesi bunu 23 Temmuz 1562 olarak yazar; başka bir kaynak ise 25 Eylül 1561 tarihini verir. İki tarih arasındaki fark bu çalışmada çözülemedi. Cenazeler Sivas'a getirilip surların dışına gömüldü; Melik-i Acem Türbesi diye anılan bu yapı ansiklopediye göre günümüze ulaşmamıştır, bir başka kaynak ise türbenin Sivas'taki bir cami içinde bulunduğunu yazar. Bayezid'in şiir yazdığı, Şâhî mahlasıyla 1443 beyitlik bir divan bıraktığı da aynı ansiklopedide kayıtlıdır.

Amasya'ya gelince, şehir 1559'daki bu firardan sonra şehzade sancağı olmaktan çıkarıldı ve bundan sonra burada hiçbir şehzade görev almadı. Şehzadelerin Amasya'daki döneminin bu maddeyle kapandığı söylenebilir. Muzaffer Paşa'nın "şehzadenin damadı" olduğu yolundaki bilgi, bir başka kaynakta Bayezid'in kızı Mihrimah'ın 1562'de Muzaffer Paşa ile evlendiği yazılarak farklı biçimde geçer; iki anlatının uyuşmadığı belirtilmelidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 510–511. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.