İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Sultân Mustafa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 504–508 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Kânûnî Sultân Süleyman Hân'ın büyük şehzâdesidir. 921 senesinde doğdu. İbtidâ Saruhan'a vâlî olmuşdu. 945 senesi rebî'ulevvelinde yirmi dört yaşında Amasya vâlîsi olup geldi.⁵⁹² Lalası Kâsım Bey'di. Amasya muhâfızı Seydî Ahmed Paşa oldu.

Amasya vilâyeti Sivas'dan irtibâtını kesdi. Müstakil bir [303] vilâyet oldu. Çorum, Canik, Karahisâr-ı Şarkî sancakları Amasya vilâyetine merbût olup Tokat voyvodalığa kalb edildi. Fakat mâliye i'tibâriyle Tokat emâneti Sivas ve Amasya'yı şâmildi.

Şehzâdenin Amasya'ya vusûlünde Amasya müftüsü Seyrek Muhyiddîn Mehmed Efendi mu'allim olup Amasya müftülüğüne ve Sultâniyye müderrisliğine Kedağralı Köprücükzâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi nasb edildi. Çakal Kadızâde el-Hâc Mahmûd Çelebi musâhib ve lutafâ-yı meşhûreden Gülâbî Ağa nedîm oldu.

Bu esnâda dîvân-ı hümâyûnda nişâncı olan Amasyalı Ümmetzâde Mehmed Çelebi gözden düşürüldüğü cihetle Sivas beylerbeyi olarak uzaklaşdırıldı. Çünkü Kânûnî Sultân Süleyman'ın gözüne girmiş, akıl ve irfânıyla kendini beğendirmişdi. Gayr-i Türkler'in gayretine dokundu.

946 senesinde Meşâhîr-i fuzalâdan Bahşîzâde Kemâleddîn İbrâhim Efendi Büyük Ağa müderrisi olarak ta'ayyün etdi. Ders-i âm -ı meşhûr Cum'a Efendi Küçük Ağa müderrisi oldu. Fuzalâdan Müfessir Ahmed Efendi Atabey, Zaralı Ca'fer Efendi Torumtay Medreseleri'ne sâye saldı.

Bu esnâda Sultân Bâyezîd Câmii vâ'izi "Yamak Şeyh" demekle meşhûr İbâd Çelebizâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi ve Mehmed Paşa Câmii vâ'izi meşâhîr-i Halvetiyye'den eş-Şeyh Sinâneddîn Yûsuf Efendi pek meşhûr idi. Şeyh Sinan Efendi, Habîb-i Karamânî halîfesi olan Seydî Çelebi'nin halîfesidir. [304]

947 senesinde şehzâde mu'allimi es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Efendi vefât eylediğinden yerine kibâr-ı müderrisînden Merzifônî Hayreddîn Hızır Efendi mu'allim-i sultânî oldu. Amasya kadısı Cemâleddîn Mehmed Çelebi merâkından, yâhud şehzâde tahakkümünden isti'fâ edib Diyârbekir kazâsından ma'zûl olan Mü'eyyedzâde Abdulhay Efendi sâniyen kadı olarak geldi.

948 senesinde Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa kemâl-i gamından vefât etdi. Yerine Haleb beylerbeyi Rûmiyyeli Hüseyin Paşa Sivas'a geldi. Fakat şehzâdenin müsrifâne hareketi Molla Bahşîzâde Kemâleddîn İbrâhim Efendi'nin nazar-ı dikkatini celb etmeğe başladı.

949 senesi cumadelâhiresinde Sivas vâlîsi Hüseyin Paşa ve ba'dehû Amasya muhâfızı Seydî Ahmed Paşa vefât etdi. Sivas'a Amasyalı Sofîzâde Mehmed Paşa beylerbeyi ve Amasya'ya Anadolu muhâfızı ve Ankara beylerbeyi Hacı Beyzâde Velî Paşa geldi.

Erbâb-ı Cezîre meşâhîrinden Gümüşlü Hâce Sülemiş Çelebi şehzâde Mustafa'nın müsteşâr-ı hâsı olup kapıcılar kethüdâsı Gülâbî Ağa ile hem-ayâr ve her ikisi de merci'-i umûr olarak ta'ayyün etdi. Sülemiş Hâce, Gülâbî Ağa'dan baskın çıkdı.

950 senesi saferinde kadı Mü'eyyedzâde Abdulhay Efendi vefât edib yerine Pîr Sun'ullâh-ı Halvetî ahfâdından Muhyiddîn Mehmed Efendi Amasya kadısı ve Yörgüç Paşa müderrisi Hakalalı es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Efendi Hüseyin Ağa müderrisi oldu. Mehmed Paşa Câmii vâ'izi kibâr-ı [305] sulahâdan eş-şeyh Sinan Efendi şehzâde ahvâline i'tirâz eylediğinden mecbûr-ı isti'fâ olarak Çeribaşı Mahallesi üstündeki mevki'ine çekildi. Kendisine "Şehre Küsdü" dendi.

Çünkü şehzâde Mustafa, edebiyâta pek ziyâde meyl ederdi. Âlî-cenâb, zevk ve safâya düşkün olmakla beraber kerîm, şecî', müdebbirdi. Başına erbâb-ı ilm ve edebi cem' ederek onlarla musâhabe eder, güzelleri severdi.

Şehzâdenin nişâncısı Elvân Çelebi ahfâdından "Nefîsoğlu" demekle meşhûr Tâceddîn Efendi mahdûmu Hamdî Hamdullâh Çelebi, defterdârı Lütfullâh Lutfî Bey, kâtib-i dîvânı Fazlî Çelebi şu'arâdan idi. Kudâtdan Zenbîlî Alî Efendi birâderi Kadı Mehmed Efendi mahdûmu Kâmî Mehmed Çelebi, Tayyibzâde Lutfî Efendi, Seyrekzâde Ânî Ahmed Çelebi, A'yânzâdeler'den Hacı Beyzâde Edâyî Bey, zümre-i küttâbdan Zamânî Mahmûd Çelebi ve Emânî Mehmed Çelebi musâhibleriydi.

Bunlar meşâhîr-i şu'arâdan idiler. Bunlardan başka şehzâdenin dîvân kaleminde Gonca Keyvân, Gül Mehmed, Çiğdem Alî, Lâle-i zâr Hasan, Sünbül Ahmed, Zanbak Bâlî Beyler gibi âfetler de vardı. Bunların her biri nâmûs ve iffet, ilim ve edeb erbâbından idiler.

Bu zamânın en değerli ulemâsından Koca Hüsâmeddîn Hüseyin, Molla Bahşîzâde Kemâleddîn İbrâhim, Köprücükzâde Sinâneddîn Yûsuf, Hakalalı Seyyid Muhyiddîn Mehmed, müfessir Şemseddîn Ahmed, Küçük Muhyiddîn Mehmed, Cum'a ve Ca'fer Efendiler, şehzâdenin en ziyâde muhabbet [306] ve sohbetlerinden istifâde etdiği zevât idi. Küçük Muhyiddîn Efendi "Memik Çelebi" demekle meşhûr idi.

Kibâr-ı meşâyihden "Molla Şeyh" demekle meşhûr Şücâ'eddîn İlyâs Efendi, "Îcâdî" demekle meşhûr İmâmzâde Hayreddîn Hızır Efendi, "Yamak Şeyh" demekle meşhûr Muhyiddîn Mehmed Efendi, şehzâdenin pek ziyâde hürmet etdiği zevât idiler.

951 senesinde Kemâleddîn İbrâhim Efendi, şehzâdenin isrâfâtına ta'rîz eden "Masârif-i Beytü'l-Mâl" adlı eserini müşârün-ileyhin nâmına te'lîf ve takdîm etdiği zamân iltifât ve mükâfâta nâ'il olmuşdu.

952 senesinde meşâhîr-i fuzalâdan Amasya müftüsü Sinan Efendi vefât etdi. Yerine İstanbul'da Sahn-ı Semâniyye müderrislerinden Akşehirli Sa'dî Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olarak geldi.

953 senesinde mu'allim-i şehzâde Merzifônî Hayreddîn Hızır Efendi vefât etdi. Yerine İstanbul'dan Gelibolulu Surûrî Mustafa Efendi geldi. Ümerâ-yı livâdan Sun'ullâh Bey, şehzâdeye lala olup gelmişdi. Kezâlik Selâmzâde diğer Muhyiddîn Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.

954 senesinde Amasya muhâfızı ve şehzâdenin müdebbir-i umûru Velî Paşa vefât edib yerine Manîsâlı Ca'fer Paşa Amasya muhâfızı olarak İstanbul'dan geldi. Şehzâdenin vezâreti makâmına kâ'im oldu.

954 senesi şa'bânında Amasyalı "Muhaşşî Sinan Efendi" demekle meşhûr olan Şeyh Hüsâmeddîn Efendizâde Sinâneddîn Yûsuf Efendi, [307] İstanbul kadılığından Anadolu kazaskeri oldu. Bu sene diğer Amasyalı Seydî Alî Efendizâde Abdurrahmân Efendi Edirne kadısı olmuşdu.

955 senesi rebî'ulevvelinde Sultân Süleyman Îrân harbine giderken Sivas'a gelmişdi. Amasya vâlîsi olan şehzâdesi Sultân Mustafa pederini ziyâret için Amasya'dan kalkıp Sivas'a gitdi. Rebî'ulâhirde pederinin müsâ'adesiyle Amasya'ya avdet etdi.

Sene-i mezbûre cumadelûlâsında her şeye i'tirâz eden Amasya müftüsü Sa'dî Efendi azl edilip Sahn müderrislerinden "Molla Cürcân" demekle meşhûr Muhyiddîn Mehmed Efendi Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu. Müte'âkiben Amasya kadısı da gidip yerine şu'arâdan Manîsâlı Senâyî Mehmed Efendi Amasya kadısı olarak geldi.

956 senesinde Îrân'ın tahrîkâtıyla Gürcüler Erzurûm'a hücûm ederek beylerbeyi Mûsâ Paşa'yı şehîd etmişlerdi. Sultân Mustafa bundan fevkalâde müte'essir oldu. Gürcüler'i te'dîb için sadr-ı a'zam Arnavut Rüstem Paşa'ya arz-ı keyfiyyetle istîzân etdi. Fakat is'âf edilemedi.

Bu sene Sivas beylerbeyi Baltacı Mehmed Paşa Bağdâd muhâfazasına me'mûr olduğundan yerine Amasyalı Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa Sivas beylerbeyi olarak Amasya'ya geldi. Şehzâde Sultân Mustafa'ya misâfir olup birkaç gün sonra Sivas'a gitdi.

957 senesinde Îrân eşkıyâsı yine hudûdu tecâvüz ederek kasabât ve kurâyı yağmâ ve halkı son derece iz'âc etmişlerdi. Şehzâde Mustafa, [308] bunları da tafsîlâtıyla Rüstem Paşa'ya yazdı. İmdâd edilmesini ricâ ve istîzân etdi. Buna da bir cevâb alamadı. Bu sene Amasyalı İbrâhim Efendizâde Alâ'eddîn Alî Efendi Amasya kadısı oldu.

958 muharreminde Îrânîler ikmâl-i mâtem için Kerbelâ vak'asını hudûd üzerindeki köylerde, kasabalarda icrâ etdiler. Şehzâde Sultân Mustafa, bundan fevkalâde bî-huzûr olup Sürûrî Efendi'nin inşâsıyla 19 muharrem 958 târîhli ve sûzişli bir feryâd-nâme daha gönderdi.⁵⁹³ Rüstem Paşa buna da aldırış etmedi.

Fakat bu feryâd-nâmenin vusûlünde Rüstem Paşa, şehzâdenin vezîri olan Lala Ca'fer Paşa'yı İstanbul'a çağırdı. Yerine Köstendil beyi olan Boşnak Ahmed Bey'i beylerbeyi pâyesiyle gönderdi. Ahmed Paşa, şehzâdenin vezîri makâmına kâ'im oldu.

Şehzâdenin mu'allimi Surûrî Efendi, Gülistân Şerhi'ni şehzâde Sultân Mustafa nâmına Amasya'da te'lîf ve 958 senesinde ikmâl ederek takdîm etdi. Surûrî Efendi, şehzâdenin hem mu'allimi hem de mahrem-i esrârı idi.

Ahmed Paşa, saray terbiyesi görmüş, âkil, mizâcgîr, işgüzâr bir adamdı. Şehzâdenin kalbini teshîr edecek hareketlerde bulunarak emniyyetini kazanmışdı. Bunun için 959 senesinde Sultân Mustafa, [309] büyük kerîmesi Fâtıma Sultân'ı Ahmed Paşa'ya verdi. Paşayı kendisine dâmâd etdi.

Hâlbuki bu sıhriyyet, Rüstem Paşa'yı şübheye düşürmüşdü. Rüstem Paşa, taht-ı saltanatı kayınbirâderi Sultân Bâyezîd'e te'mîn etmek istiyordu. Muttasıl şehzâde Sultân Mustafa'yı gözden düşürmeğe çalışıyordu.

Çünkü Sultân Bâyezîd, kendi zevcesi olan Mihrimâh Sultân'ın li-ebeveyn kardaşı idi. Şehzâde Sultân Mustafa'nın matlûbunu is'âf etdiği takdîrde şehzâdenin göze girecek şecâ'atler, liyâkatlar göstereceğini bilirdi. Rüstem Paşa'nın şu hâ'inâne hareketi yüzünden Erzurûm halkı büyük zararlara giriftâr olmuşlardı.

Rüstem Paşa şehzâdeyi hurûc ve isyâna hazırlık görmekle, Ahmed Paşa'yı da müşevvik olmakla ithâm ediyor, bu gibi müdhiş efsâneler îcâd, bunları da ordu lisânıyla i'lân ederek Sultân Süleyman'ı fevkalâde vehme düşürmüş bulunuyordu.

Sultân Süleyman ile Rüstem Paşa, uzun müzâkere ve müşâvereden sonra, Rüstem Paşa Sultân Süleyman'ı bîçâre şehzâdenin i'dâmına iknâ' etdi. Bu cinâyet-i müdhişeyi suhûletle ve bir hâdiseye meydân vermeksizin icrâ edebilmek için Îrân seferi i'lân ve şehzâde Sultân Mustafa da ordusuyla beraber da'vet edildi.

Şehzâde Sultân Mustafa, pederine kendini beğendirmek için kırk bin kişilik ordusunu mükemmel bir sûretde tertîb ve techîz ederek 960 senesi ramazânı evâ'ilinde Amasya'dan hareket etdi. Yerine lalası [310] Sun'ullâh Bey'i vâlî kâ'im-makâmı bırakdı. Vezîri Ahmed Paşa da beraber gitdi.

Sultân Süleyman da bütün vüzerâsıyla, ordusuyla beraber ramazânın on sekizinde Üsküdâr'dan hareket edib Karaman Ereğlisi'nde Aköyük adlı mahalle indi. Şehzâde Sultân Mustafa da buraya geldi. Pederinin müsâ'adesi üzerine muhteşem bir debdebe ile otâğ-ı hümâyûna girdiği anda pederinin huzûrunda Zâl Mahmûd denilen cellâd⁵⁹⁴ ma'rifetiyle şevvâlin yirminci cum'a günü boynu vuruldu.

Bundan sonra bîçâre Ahmed Paşa ile şehzâdenin mîrâhûru Mahmûd Ağa ve birkaç hademesi i'dâm edilerek Rüstem Paşa'nın cinâyetleri katmerlendi. Nihâyet ordu içinde kopan vâveylâ üzerine Rüstem Paşa sadâretden azl olunup kardaşı olan vezîr-i sânî Kara Ahmed Paşa sadr-ı a'zam oldu. Şehzâdenin şehâdetine "Mekr-i Rüstem 960" târîh düşdü.

Gülşenîzâde Fethullâh Ârif Efendi "Şehnâme-i Osmânî"de şehzâde Sultân Mustafa'nın târîh-i şehâdetini şöyle anlatıyor:

چودر روز جمعه بوقت صال
شد آن شاهزاده بدار بقا
پى انكه كويندر حمت شهان
بكيرند عبرت زكان جهان
همان روز جمعه بوقت صال
ازو ماند تاريخ فرخ بجا
چو آن جمعه ماه شوال بود
كه شهزاده را تن بخون آل بود
حسامى كه تاريخ آن سال شد[311]
همان جمعه شهر شوال شد

Şehzâde Sultân Mustafa'nın Süleyman Çelebi adlı bir şehzâdesi vardı. Amasya'da boğulup şehzâdegân türbesine defn edildi.⁵⁹⁵ Fâtıma Sultân, Râziye Sultân adlı iki de kızları vardı. Bunlar da İstanbul'a nakl edildi. Meşhûr "Râziye Kadın" budur.

958 senesi şa'bânında Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendi Anadolu kazaskerliğinden ma'zûl olup şevvâlinde Amasyalı Abdurrahmân Efendi Rûmeli kazaskeri oldu. Kezâlik Merzifônî Ramazânzâde Mehmed Çelebi de defter emîni olmuşdu.

Şehzâde Sultân Mustafa'nın şehâdetiyle münhal olan Amasya sancağı yine Sivas vilâyetine rabt edilip beyliğine mûmâ-ileyh defter emîni Mehmed Çelebi nasb edildi. Bu şehâdeti duyan Amasya kadısı Alâ'eddîn Alî Efendi ihtiyâr-ı tekâ'üd edib kibâr-ı kudâtdan Mustafa Efendi Amasya kadısı olarak geldi.

Dipnotlar

  • 592 Tâcü't-Tevârîh gibi Türkiye târihlerinin çoğunda şehzâde Sultân Mustafâ'nın Amasya vâlîliğine dâ'ir sarâhat yokdur. Fakat Nişâncı Celâl-zâde Mustafâ Bey'in "Tabakât-ı Memâlik" adlı eserinde Sultân Mustafâ'nın Saruhan'dan Amasya vâlîliğine târîh-i mezbûrda nakl edildiği musarrahdır. Nasûh Matrakî Târîhi'nde daha açık yazılmışdır. Kemâleddîn İbrâhîm Efendi'nin Es'ad Efendi Kütüphânesi'nde mevcûd olan "Masârif-i Beytü'l-Mâl" adlı eseri dîbâcesinde Amasya emîri Sultân Mustafâ nâmına yazıldığı ve Sürûrî Efendi'nin matbû' Gülistân Şerhi âhirinde Sultân Mustafâ mu'allimi iken Amasya'da ikmâl etdiği yazılıdır. Bütün kuyûd-ı mâliyye ve ahkâm defterlerinde bu târîhden vefâtına kadar Amasya vâlîsi Sultân Mustafâ nâmı mukayyeddir.
  • 593 Şehzâdenin şu mektûblarını Bâyezîd Kütübhâne-i Umûmîsi'nde bir mecmû'ada görüp aynen istinsâh etmişdim. Hayfâ ki yandı. O mecmû'anın numarası da hâtırımdan çıkdı. Târîhen kıymetdâr bir vesîka olan o mektûbları ma'alesef buraya derc edemedim.
  • 594 Bu cellâd 975 senesinde vezîr ve dâmâd olan Zâl Mahmûd Paşa'dır. Zâl lakabını bu vak'ada Sultân Süleymân vermişdi.
  • 595 Şehzâdegân türbesinde târîhsiz olan "Süleymân Çelebi bin Mustafâ" lahdi bunundur. Kızlarını ve Fâtıma Sultân'ın zevci maktûl Ahmed Paşa'yı Rûmeli sadâretinin 963 târîhli sicillinde bulabildim. Türkiye Târîhi'nde bunlara dâ'ir işâret bile yokdur. Ahmed Paşa bin Abdüşşekûr'un birâderi mu'ahharan bostancıbaşı olan Ali Ağa'dır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Kanuni Sultan Süleyman Han'ın büyük şehzadesidir. 921 [1515] yılında doğdu. Önce Saruhan valisi olmuştu. 945 [1538-39] yılı Rebiülevvel ayında yirmi dört yaşında Amasya valisi olarak geldi. Lalası (eğitmeni) Kâsım Bey'di. Amasya muhafızı Seydî Ahmed Paşa oldu.

Amasya vilayeti Sivas ile bağını kopardı. Müstakil bir vilayet oldu. Çorum, Canik, Karahisâr-ı Şarkî sancakları Amasya vilayetine bağlandı, Tokat voyvodalığa çevrildi. Ancak malî bakımdan Tokat emaneti Sivas'ı da Amasya'yı da kapsıyordu.

Şehzadenin Amasya'ya varışında Amasya müftüsü Seyrek Muhyiddin Mehmed Efendi hoca oldu; Amasya müftülüğüne ve Sultâniyye Medresesi müderrisliğine Kedağralı Köprücükzâde Sinâneddin Yusuf Efendi atandı. Çakal Kadızâde el-Hac Mahmud Çelebi sohbet arkadaşı, tanınmış nüktedan ve zarif kişilerden Gülâbî Ağa da nedim (yakın dost) oldu.

Bu sırada divan-ı hümâyunda nişancı olan Amasyalı Ümmetzâde Mehmed Çelebi, gözden düşürüldüğü için Sivas beylerbeyi olarak uzaklaştırıldı. Çünkü Kanuni Sultan Süleyman'ın gözüne girmiş, aklı ve bilgisiyle kendini beğendirmişti. Bu durum Türk olmayanların hırsına dokundu.

946 [1539-40] yılında tanınmış âlimlerden Bahşîzâde Kemâleddin İbrahim Efendi, Büyük Ağa Medresesi müderrisi olarak atandı. Herkese açık ders vermesiyle ünlü Cum'a Efendi, Küçük Ağa Medresesi müderrisi oldu. Âlimlerden Müfessir Ahmed Efendi Atabey Medresesi'ne, Zaralı Ca'fer Efendi Torumtay Medreseleri'ne gölge saldı, yani oralarda görev aldı.

Bu sırada Sultan Bayezid Camii vaizi, "Yamak Şeyh" diye tanınan İbâd Çelebizâde Muhyiddin Mehmed Çelebi ile Mehmed Paşa Camii vaizi, ünlü Halvetîlerden eş-Şeyh Sinâneddin Yusuf Efendi çok tanınmıştı. Şeyh Sinan Efendi, Habîb-i Karamânî'nin halifesi olan Seydî Çelebi'nin halifesidir.

947 [1540-41] yılında şehzade hocası es-Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi vefat ettiğinden yerine büyük müderrislerden Merzifonlu Hayreddin Hızır Efendi padişah adına hoca oldu. Amasya kadısı Cemâleddin Mehmed Çelebi ya kaygıdan ya da şehzadenin baskısından istifa etti; Diyarbekir kadılığından alınmış olan Müeyyedzâde Abdulhay Efendi ikinci kez kadı olarak geldi.

948 [1541-42] yılında Sivas beylerbeyi Mehmed Paşa derin bir kederden öldü. Yerine Halep beylerbeyi Rumiyyeli Hüseyin Paşa Sivas'a geldi. Fakat şehzadenin savurgan davranışları Molla Bahşîzâde Kemâleddin İbrahim Efendi'nin dikkatini çekmeye başladı.

949 [1542-43] yılı Cemâziyelâhir ayında Sivas valisi Hüseyin Paşa, ardından da Amasya muhafızı Seydî Ahmed Paşa vefat etti. Sivas'a Amasyalı Sofîzâde Mehmed Paşa beylerbeyi, Amasya'ya ise Anadolu muhafızı ve Ankara beylerbeyi Hacı Beyzâde Velî Paşa geldi.

Cezîre ileri gelenlerinden Gümüşlü Hâce Sülemiş Çelebi, şehzade Mustafa'nın özel danışmanı oldu; kapıcılar kethüdası Gülâbî Ağa ile denk ve ortak olup her ikisi de işlerin başvurulduğu kişiler olarak belirdi. Sülemiş Hâce, Gülâbî Ağa'dan baskın çıktı.

950 [1543-44] yılı Safer ayında kadı Müeyyedzâde Abdulhay Efendi vefat etti. Yerine Pîr Sun'ullâh-ı Halvetî'nin soyundan Muhyiddin Mehmed Efendi Amasya kadısı, Yörgüç Paşa müderrisi Hakalalı es-Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi de Hüseyin Ağa müderrisi oldu. Mehmed Paşa Camii vaizi, büyük salihlerden eş-Şeyh Sinan Efendi şehzadenin hâllerine itiraz ettiğinden istifaya mecbur kalarak Çeribaşı Mahallesi'nin üstündeki yerine çekildi. Kendisine "Şehre Küstü" denildi.

Çünkü şehzade Mustafa edebiyata çok düşkündü. Yüce gönüllüydü; zevk ve eğlenceye düşkün olmakla birlikte cömert, yiğit ve tedbirliydi. Başına ilim ve edebiyat erbabını toplayıp onlarla sohbet eder, güzelleri severdi.

Şehzadenin nişancısı, Elvân Çelebi'nin soyundan "Nefîsoğlu" diye tanınan Tâceddin Efendi'nin oğlu Hamdî Hamdullah Çelebi, defterdarı Lütfullah Lutfî Bey, divan kâtibi Fazlî Çelebi şairlerdendi. Kadılardan Zenbîlî Ali Efendi'nin kardeşi Kadı Mehmed Efendi'nin oğlu Kâmî Mehmed Çelebi, Tayyibzâde Lutfî Efendi, Seyrekzâde Ânî Ahmed Çelebi, ayânzâdelerden Hacı Beyzâde Edâyî Bey, kâtipler zümresinden Zamânî Mahmud Çelebi ve Emânî Mehmed Çelebi onun sohbet arkadaşlarıydı.

Bunlar tanınmış şairlerdendi. Bunlardan başka şehzadenin divan kaleminde Gonca Keyvân, Gül Mehmed, Çiğdem Ali, Lâle-i zâr Hasan, Sünbül Ahmed, Zanbak Bâlî Beyler gibi gönül çalan güzeller de vardı. Bunların her biri namus ve iffet, ilim ve edep sahibiydi.

Bu zamanın en değerli âlimlerinden Koca Hüsâmeddin Hüseyin, Molla Bahşîzâde Kemâleddin İbrahim, Köprücükzâde Sinâneddin Yusuf, Hakalalı Seyyid Muhyiddin Mehmed, müfessir Şemseddin Ahmed, Küçük Muhyiddin Mehmed, Cum'a ve Ca'fer Efendiler, şehzadenin en çok sevgi ve sohbetinden yararlandığı kimselerdi. Küçük Muhyiddin Efendi "Memik Çelebi" diye tanınırdı.

Büyük şeyhlerden "Molla Şeyh" diye tanınan Şücâ'eddin İlyas Efendi, "Îcâdî" diye tanınan İmâmzâde Hayreddin Hızır Efendi, "Yamak Şeyh" diye tanınan Muhyiddin Mehmed Efendi, şehzadenin çok saygı gösterdiği kişilerdi.

951 [1544-45] yılında Kemâleddin İbrahim Efendi, şehzadenin savurganlığını eleştiren "Masârif-i Beytü'l-Mâl" (Devlet Hazinesinin Harcamaları) adlı eserini şehzade adına yazıp sunduğunda iltifat ve ödül görmüştü.

952 [1545-46] yılında tanınmış âlimlerden Amasya müftüsü Sinan Efendi vefat etti. Yerine İstanbul'da Sahn-ı Semân müderrislerinden Akşehirli Sa'dî Efendi, Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olarak geldi.

953 [1546-47] yılında şehzade hocası Merzifonlu Hayreddin Hızır Efendi vefat etti. Yerine İstanbul'dan Gelibolulu Surûrî Mustafa Efendi geldi. Sancak beylerinden Sun'ullâh Bey, şehzadeye lala olarak gelmişti. Aynı şekilde Selâmzâde diğer Muhyiddin Mehmed Efendi Amasya kadısı oldu.

954 [1547-48] yılında Amasya muhafızı ve şehzadenin işlerini yürüten Velî Paşa vefat etti. Yerine Manisalı Ca'fer Paşa Amasya muhafızı olarak İstanbul'dan geldi. Şehzadenin vezirlik makamını üstlendi.

954 yılı Şaban ayında Amasyalı "Muhaşşî Sinan Efendi" diye tanınan Şeyh Hüsâmeddin Efendizâde Sinâneddin Yusuf Efendi, İstanbul kadılığından Anadolu kazaskeri oldu. Bu yıl diğer Amasyalı Seydî Ali Efendizâde Abdurrahman Efendi Edirne kadısı olmuştu.

955 [1548-49] yılı Rebiülevvel ayında Sultan Süleyman İran savaşına giderken Sivas'a gelmişti. Amasya valisi olan şehzadesi Sultan Mustafa babasını ziyaret etmek için Amasya'dan kalkıp Sivas'a gitti. Rebiülâhir ayında babasının izniyle Amasya'ya döndü.

Aynı yıl Cemâziyelevvel ayında her şeye itiraz eden Amasya müftüsü Sa'dî Efendi görevden alındı. Sahn müderrislerinden "Molla Cürcân" diye tanınan Muhyiddin Mehmed Efendi, Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu. Hemen ardından Amasya kadısı da gidip yerine şairlerden Manisalı Senâyî Mehmed Efendi Amasya kadısı olarak geldi.

956 [1549] yılında İran'ın kışkırtmasıyla Gürcüler Erzurum'a saldırıp beylerbeyi Musa Paşa'yı şehit etmişlerdi. Sultan Mustafa bundan son derece etkilendi. Gürcüleri cezalandırmak için sadrazam Arnavut Rüstem Paşa'ya durumu bildirerek izin istedi. Fakat isteği yerine getirilmedi.

Bu yıl Sivas beylerbeyi Baltacı Mehmed Paşa Bağdat'ın korunmasına görevlendirildiğinden yerine Amasyalı Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa Sivas beylerbeyi olarak Amasya'ya geldi. Şehzade Sultan Mustafa'ya misafir olup birkaç gün sonra Sivas'a gitti.

957 [1550] yılında İran eşkıyası yine sınırı aşıp kasabaları ve köyleri yağmaladı, halkı son derece rahatsız etti. Şehzade Mustafa bunları da ayrıntılarıyla Rüstem Paşa'ya yazdı. Yardım gönderilmesini rica etti ve izin istedi. Buna da bir cevap alamadı. Bu yıl Amasyalı İbrahim Efendizâde Alâeddin Ali Efendi Amasya kadısı oldu.

958 [1551] yılı Muharrem ayında İranlılar yas törenini tamamlamak için Kerbelâ olayını sınır üzerindeki köylerde ve kasabalarda canlandırdılar. Şehzade Sultan Mustafa bundan son derece huzursuz olup Surûrî Efendi'nin kaleme almasıyla 19 Muharrem 958 tarihli, yürek yakıcı bir feryat mektubu daha gönderdi. Rüstem Paşa buna da aldırış etmedi.

Fakat bu feryat mektubunun ulaşması üzerine Rüstem Paşa, şehzadenin veziri olan Lala Ca'fer Paşa'yı İstanbul'a çağırdı. Yerine Köstendil beyi olan Boşnak Ahmed Bey'i beylerbeyi payesiyle gönderdi. Ahmed Paşa şehzadenin vezirliğini üstlendi.

Şehzadenin hocası Surûrî Efendi, Gülistan Şerhi'ni şehzade Sultan Mustafa adına Amasya'da yazıp 958 yılında tamamlayarak sundu. Surûrî Efendi, şehzadenin hem hocası hem de sırdaşıydı.

Ahmed Paşa saray terbiyesi görmüş, akıllı, uyumlu, işgüzar bir adamdı. Şehzadenin gönlünü kazanacak davranışlarda bulunarak güvenini kazanmıştı. Bunun için 959 [1552] yılında Sultan Mustafa büyük kızı Fâtıma Sultan'ı Ahmed Paşa'ya verdi. Paşayı kendisine damat etti.

Oysa bu akrabalık Rüstem Paşa'yı şüpheye düşürmüştü. Rüstem Paşa, saltanat tahtını kayınbiraderi Sultan Bayezid'e sağlamak istiyordu. Sürekli şehzade Sultan Mustafa'yı gözden düşürmeye çalışıyordu.

Çünkü Sultan Bayezid, Rüstem Paşa'nın eşi Mihrimah Sultan'ın anne baba bir kardeşiydi. Şehzade Sultan Mustafa'nın isteğini yerine getirdiği takdirde şehzadenin göze girecek yiğitlikler ve liyakatler göstereceğini biliyordu. Rüstem Paşa'nın bu hain davranışı yüzünden Erzurum halkı büyük zararlara uğramıştı.

Rüstem Paşa, şehzadeyi isyana kalkışmaya hazırlık yapmakla, Ahmed Paşa'yı da bunu teşvik etmekle suçluyor, bu gibi korkunç masallar uydurup bunları ordu diliyle ilan ederek Sultan Süleyman'ı son derece vehme düşürmüş bulunuyordu.

Sultan Süleyman ile Rüstem Paşa uzun görüşme ve danışmalardan sonra, Rüstem Paşa Sultan Süleyman'ı zavallı şehzadenin idamına ikna etti. Bu korkunç cinayeti kolayca ve bir olaya meydan vermeden gerçekleştirebilmek için İran seferi ilan edildi, şehzade Sultan Mustafa da ordusuyla birlikte çağrıldı.

Şehzade Sultan Mustafa, babasına kendini beğendirmek için kırk bin kişilik ordusunu mükemmel biçimde düzenleyip donatarak 960 [1553] yılı Ramazan ayı başında Amasya'dan hareket etti. Yerine lalası Sun'ullâh Bey'i vali vekili olarak bıraktı. Veziri Ahmed Paşa da birlikte gitti.

Sultan Süleyman da bütün vezirleri ve ordusuyla birlikte Ramazan'ın on sekizinde Üsküdar'dan hareket edip Karaman Ereğlisi'nde Aköyük adlı yere indi. Şehzade Sultan Mustafa da buraya geldi. Babasının izniyle büyük bir gösterişle padişah çadırına girdiği anda, babasının huzurunda Zâl Mahmud denilen cellât eliyle Şevval ayının yirmisinde, Cuma günü boynu vuruldu.

Bundan sonra zavallı Ahmed Paşa ile şehzadenin seyisbaşısı Mahmud Ağa ve birkaç hizmetkârı idam edilerek Rüstem Paşa'nın cinayetleri katmerlendi. Sonunda ordu içinde kopan feryat ve yas üzerine Rüstem Paşa sadrazamlıktan alındı; kardeşi olan ikinci vezir Kara Ahmed Paşa sadrazam oldu. Şehzadenin şehadetine "Mekr-i Rüstem 960" tarihi düşürüldü.

Gülşenîzâde Fethullah Ârif Efendi "Şehnâme-i Osmânî"de şehzade Sultan Mustafa'nın şehadet tarihini şöyle anlatıyor. Farsça beyitlerin anlamı şudur:

Cuma günü, namaz vaktinde o şehzade bekâ yurduna gitti.
Şahlara rahmet olsun diyenler olsun, dünya halkı ondan ibret alsın diye.
Aynı Cuma günü, namaz vaktinde, ondan uğurlu bir tarih kaldı.
O Cuma, Şevval ayındaydı; şehzadenin teni kana bulanmıştı.
Hüsâmî o yılın tarihi olduğunda, aynı Cuma Şevval ayıydı.

Şehzade Sultan Mustafa'nın Süleyman Çelebi adlı bir oğlu vardı. Amasya'da boğulup şehzadeler türbesine gömüldü. Fâtıma Sultan ve Râziye Sultan adlı iki kızı da vardı. Bunlar da İstanbul'a nakledildi. Ünlü "Râziye Kadın" budur.

958 [1551] yılı Şaban ayında Amasyalı Muhaşşî Sinan Efendi Anadolu kazaskerliğinden alındı, Şevval ayında Amasyalı Abdurrahman Efendi Rumeli kazaskeri oldu. Aynı şekilde Merzifonlu Ramazanzâde Mehmed Çelebi de defter emini olmuştu.

Şehzade Sultan Mustafa'nın şehadetiyle boşalan Amasya sancağı yine Sivas vilayetine bağlandı; beyliğine adı geçen defter emini Mehmed Çelebi atandı. Bu şehadeti duyan Amasya kadısı Alâeddin Ali Efendi emekliliği seçti, büyük kadılardan Mustafa Efendi Amasya kadısı olarak geldi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • vâlî: vali, sancağı ya da eyaleti yöneten kişi
  • lala: şehzadenin eğitimini ve işlerini yürüten görevli
  • muhâfız: bölgenin güvenliğinden sorumlu üst düzey görevli
  • mu'allim: hoca
  • nedîm, musâhib: yakın dost, sohbet arkadaşı
  • nişancı: padişah fermanlarını tuğrayla onaylayan görevli
  • defterdâr: mali işlerin başı
  • kazasker: ordu kadısı, en üst yargı görevlilerinden
  • vâ'iz: camide va'z veren kişi
  • feryâd-nâme: yakarış mektubu
  • mîrâhûr: seyisbaşı, ahır ağası
  • i'dâm: öldürme, idam
  • defter emîni: kayıt ve defter işlerinden sorumlu görevli
  • tekâ'üd: emeklilik
  • dâmâd: damat

Atama Yılı Sorunu

Hüsameddin, Şehzade Mustafa'nın Amasya'ya gelişini 945 yılına, yani 1538-39'a bağlar. Ansiklopedi maddesi ve tez çalışmaları ise şehzadenin 21 Safer 948'de (16 Haziran 1541) Manisa'dan ayrılıp Amasya'ya gönderildiğini yazar. Böylece aradaki fark üç yıl kadardır. 1538'i veren bir makale de vardır, ama dayandığı kaynak incelenemedi. Hüsameddin dipnotunda Türkiye tarihlerinin çoğunda şehzadenin Amasya valiliğine dair açık bir kayıt bulunmadığını belirtir; kendi görüşünü desteklemek için Celâlzâde'nin Tabakât-ı Memâlik'ini, Matrakçı Nasuh'un tarihini, Kemâleddin İbrahim'in Masârif-i Beytü'l-Mâl'inin başındaki sunuş yazısını ve Surûrî'nin Gülistan Şerhi'nin sonundaki kaydı sıralar; bütün mali kayıt ve ahkâm defterlerinde şehzadenin bu tarihten ölümüne kadar Amasya valisi olarak yazılı olduğunu söyler. Bugünkü çalışmaların geneli 1541 tarihinde birleşir, ama Hüsameddin'in kaynaklarının hangi tarihi verdiği ayrıca sınanmalıdır. Ayrıca 1541'de Amasya'ya yollanmanın, Hürrem Sultan'ın etkisiyle şehzadenin İstanbul'a yakın Manisa'dan uzaklaştırılması olarak yorumlandığı bilinir.

Amasya'da İlim ve Edebiyat Çevresi

Maddenin en uzun kısmı, şehzadenin çevresindeki âlimleri, kadıları, müftüleri, vaizleri ve şairleri sıralar. Şehzade Mustafa'nın kendisi de şiir yazardı; şiirlerinde Muhlisî ve Ahdî mahlaslarını kullandığı yazılır. Çevresindeki şairlerden Kara Fazlı'nın o dönemde çok bilinen Gül ü Bülbül mesnevisini şehzade adına yazdığı, Senâyî'nin Manisa'dan şehzadeyle birlikte Amasya'ya geldiği aktarılır. Şeyh Sinan Efendi'nin "Şehre Küstü" lakabını alması ile Akşehirli Sa'dî Efendi'nin görevden alınması gibi olaylar da Şehzade Mustafa üzerine yazılmış tez çalışmasında Hüsameddin'e dayanılarak tekrarlanır. Bu, Hüsameddin'in listesinin sonraki araştırmalar için temel kaynaklardan biri olduğunu gösterir. Metindeki "Masârif-i Beytü'l-Mâl" adlı eser, şehzadenin harcamalarını eleştirdiği hâlde yazarına ödül getirmiştir; bu ayrıntı şehzadenin eleştiriye tahammülünü gösterir.

Feryat Mektupları

Şehzade Mustafa'nın İran sınırındaki baskınlar karşısında Rüstem Paşa'ya yazdığı mektupların izi başka kaynaklarda da bulunur. Ansiklopedi maddesi, şehzadenin 19 Muharrem 958 (27 Ocak 1551) tarihli bir feryat mektubunu anar ve bu başvurunun olumlu karşılanmadığını yazar; Hüsameddin de aynı tarihi verir. Hüsameddin dipnotunda bu mektupları bir mecmuada görüp kopyaladığını, ama mecmuanın yandığını ve numarasını unuttuğunu belirtir. Dolayısıyla kendi kopyasını aktaramamıştır. Amasya dönemine ait başka bir mektupta şehzade, isyan ettiği söylenen birine karşı harekete geçmek için babasından izin ister.

Ölümün Ayrıntıları

Hüsameddin ölüm gününü Şevval ayının yirmisi, bir Cuma olarak verir. Ansiklopedi maddeleri ise 27 Şevval 960'ı, yani 6 Ekim 1553 Cuma gününü yazar. Olay yeri için "Aköyük" ve "Akhüyük" yazımlarının yanı sıra "Aktepe" adı da geçer; hepsi Konya Ereğlisi yakınındaki aynı yeri gösterir. Ölüm biçimi konusunda Hüsameddin "boynu vuruldu" der; ansiklopedi maddesi ise yedi dilsiz cellâdın saldırdığını ve şehzadenin kapıcılardan Mahmud Ağa'nın kemendi altında can verdiğini yazar. Hüsameddin dipnotunda cellâdın sonradan vezir ve damat olan Zâl Mahmud Paşa olduğunu, bu lakabı Kanuni'nin o olayda verdiğini söyler. Kimi kaynaklarda da güreşçi ve saray hizmetlisi Zâl Mahmud Ağa adı geçer. Şehzadenin yanındaki kuvvet Hüsameddin'de kırk bin kişi olarak geçer, ansiklopedi maddesinde ise beş bin kişi olarak. Bu fark büyüktür; kırk bin sayısı Hüsameddin'in dayandığı kaynaklarda ayrıca aranmalıdır. Padişahın oğlunun öldürülmesini çadırın bir bölmesinden izlediği yolundaki anlatının doğruluğu ansiklopedi maddesinde şüpheli bulunur.

Rüstem Paşa ve Sonrası

Hüsameddin, Kara Ahmed Paşa'yı Rüstem Paşa'nın kardeşi olarak anar. Kara Ahmed Paşa üzerine yazılmış ansiklopedi maddesi bu bilginin doğru olmadığını açıkça belirtir; paşanın Kanuni'nin kız kardeşi Fatma Sultan'la evli olduğunu yazar. Kara Ahmed Paşa 29 Eylül 1555'te, divan toplantısına geldiği sırada boğdurularak öldürüldü ve Rüstem Paşa yeniden sadrazam oldu. Şehzadenin ölümünden sonra Rüstem Paşa'nın görevden alınması ordudaki tepkiyi yatıştırmak içindi; bu tepkinin asıl yönelmeye başladığı kişinin Rüstem Paşa olduğunu anlayan Kanuni'nin bu yolu seçtiği yazılır. Ansiklopedi maddesi, şehzadenin de tahta geçme hakkını yitirmemek için bazı girişimlerde bulunduğunu belirtir; ayrıca olayın zemininde değer kaybeden akçe ve hayat pahalılığından sıkıntıya düşen köylülerle sipahilerin hoşnutsuzluğunu gösterir. Rüstem Paşa'nın şehzadenin mührünü kazdırarak İran şahına sahte mektup yazdırdığı iddiası ansiklopedide anılır; Kanuni'nin idam için şeyhülislamdan fetva aldığı da yazılır.

Tarih Sıralaması

Maddenin son bölümündeki kazasker atamaları 958 Şaban ve Şevval aylarına bağlanmıştır, oysa aynı paragrafta Merzifonlu Ramazanzâde Mehmed Çelebi'nin defter emini olduğu söylenir ve paragraf şehzadenin ölümünden sonra yer alır. Ansiklopedi maddesine göre Ramazanzâde'nin defter eminliğine yükselişi 960 (1553) yılındadır. Bu yüzden paragraftaki 958 tarihi bir yazım hatası ya da 960'ın yanlış okunması olabilir. Erzurum beylerbeyi Musa Paşa'nın Gürcülerce öldürülmesi ve Rüstem Paşa'nın şehzadenin yardım isteklerine yanıt vermemesi gibi ayrıntılar ise başka kaynaklarda bulunamadı; bunlar Hüsameddin'in aktardığı biçimiyle okunmalıdır.

Ailesi ve Türbe

Naaşı Ereğli'de cenaze namazından sonra Bursa'ya götürüldü ve Muradiye Külliyesi'nde II. Murad Türbesi'nin yanında toprağa verildi. II. Selim'in yaptırdığı türbe sekizgen gövdeli, kurşun kaplı kubbelidir; içi on altıncı yüzyıl çinileriyle kaplıdır ve günümüze ulaşmıştır. Hüsameddin, şehzadenin Süleyman Çelebi adlı oğlunun Amasya'da boğulup şehzadeler türbesine gömüldüğünü yazar. Ansiklopedi maddesi ise annesinin yanında bulunan küçük yaştaki oğul Mehmed'in boğdurulduğunu söyler. Bu iki kişinin aynı çocuk olup olmadığı, yani Süleyman ile Mehmed adlarının nasıl bağdaştığı, bu çalışmada çözülemedi. Kimi kaynaklarda kızların adları Nergisşah ve Şah Sultan olarak geçer; Hüsameddin ise Fâtıma ve Râziye Sultan der.

Düzme Mustafa ve Amasya

Şehzadenin ölümünden bir yıl sonra onun adıyla Rumeli'de bir ayaklanma çıktı. Bu olay "Düzme Mustafa" adıyla bilinir; Kanuni'nin Amasya'da kışladığı sırada Rumeli'deki bu hareketi önleyemediği, tez çalışmasında anlatılır. Amasya şehzade sancağı olma özelliğini Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra yitirmeye başladı; Bayezid'in 1559'da İran'a kaçmasından sonra ise Amasya'da hiçbir şehzade görev almadı. Şehzade sancağı olarak yalnızca Manisa önem kazandı. Kimi kaynaklara göre Amasya'daki Şehzadeler Müzesi'nde Şehzade Mustafa'yı gösteren bir balmumu heykel bulunur.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 504–508. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

  • Funda Demirtaş, "Şehzade Mustafa'nın Öldürülmesi: Tahlilî Bir Yaklaşım", Bilimname, XVIII, 2010/1, s. 205-227.

Diğer kaynaklar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.