İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · İKİNCİ DEVRE

Kaya Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 509 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya a'yânından ve Torumtay evlâdından Kaya Paşazâde Kaya Çelebi bin Mehmed Bey'in oğludur. 961 senesi rebî'ulâhirinde Amasya sancağı beyi olarak geldi.

Sultân Süleyman, bu sene Revân ve Nahcivân seferine azîmet edib ordu-yı hümâyûnda beraber bulunmak üzere Şeyhzâde Nûh Efendi'yi da'vet ve bin altın da ihsân etmişdi. Şeyh Efendi, da'vete beyân-ı ma'zeret ederek altınları redd etdi.

Sultân Süleyman, şehzâdenin katlinden dolayı halkın ve hâssaten Amasya ulemâ ve halkının nazarından düşmüşdü. Îrân seferinden avdetinde 961 senesi zilhiccesinin üçüncü günü büyük ordusuyla beraber büyük alaylarla Amasya'ya girdi. Beyler Sarâyı'na indi. Anadolu ordusunu Taşâbâd sahrâsında, Rûmeli ordusunu da Karaman vilâyetinde istirâhata izin verdi.

Sultân Süleyman, Amasya'da altı aydan ziyâde oturdu. Amasya'nın ulemâ ve a'yânını ihsânlarıyla, iltifâtlarıyla sevindirdi. Halka karşı büyük [314] teveccühler gösterdi. Bir senelik vergilerini afv etdi. Şehzâdeye müntesib olanları himâye ederek dîvân-ı hümâyûna aldı.

Amasya beyi Kaya Bey, göze girmek için çok çalışdı. Livâ dâhilinde ufak bir şikâyete, uygunsuzluğa meydân vermedi. Îrân elçisi Ferahzâd Hân, Amasya'da dergâh-ı Süleymanî'ye gelip sulh için yalvardı. Ricâsına müsâ'ade ve asker terhîs edildi.

962 senesi şa'bânının gurresinde Sultân Süleyman, vüzerâsıyla beraber Amasya'dan kalkıp İstanbul'a gitdi. Ulemâdan Koca Hüsâmeddîn, Abdîzâde Hasan Efendiler'i; şu'arâdan Edâyî, Çakal Kadızâde Sinan Beyler'le Tâczâde Mehmed Çelebi ve kapıcılar kethüdâsı Gülâbî Ağa gibi zevâtı beraber götürdü. Amasya beyi Kaya Bey de beraber gidip yerine Mahmûd Bey Amasya emâretine ta'yîn olundu.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya ileri gelenlerinden ve Torumtay soyundan Kaya Paşazâde, Mehmed Bey oğlu Kaya Çelebi'nin oğludur. 961 [1554] yılı Rebiülâhir ayında Amasya sancağı beyi olarak geldi.

Sultan Süleyman bu yıl Revan ve Nahçıvan seferine yönelip ordu-yı hümâyunda birlikte bulunmak üzere Şeyhzâde Nûh Efendi'yi çağırmış ve bin altın da bağışlamıştı. Şeyh Efendi, mazeret bildirerek çağrıyı geri çevirdi ve altınları iade etti.

Sultan Süleyman, şehzadenin öldürülmesi yüzünden halkın ve özellikle Amasya âlimleri ile halkının gözünden düşmüştü. İran seferinden dönüşünde 961 yılı Zilhicce ayının üçüncü günü büyük ordusuyla birlikte büyük alaylarla Amasya'ya girdi. Beyler Sarayı'na indi. Anadolu ordusunun Taşâbâd ovasında, Rumeli ordusunun da Karaman vilayetinde dinlenmesine izin verdi.

Sultan Süleyman, Amasya'da altı aydan fazla oturdu. Amasya'nın âlimlerini ve ileri gelenlerini bağışlarıyla, iltifatlarıyla sevindirdi. Halka karşı büyük ilgi gösterdi. Bir yıllık vergilerini affetti. Şehzadeye bağlı olanları koruyarak divan-ı hümâyuna aldı.

Amasya beyi Kaya Bey, gözüne girmek için çok çalıştı. Sancak içinde küçük bir şikâyete, uygunsuzluğa meydan vermedi. İran elçisi Ferahzâd Han, Amasya'da Süleyman'ın dergâhına gelip barış için yalvardı. Ricasına izin verildi ve asker terhis edildi.

962 [1555] yılı Şaban ayının başında Sultan Süleyman, vezirleriyle birlikte Amasya'dan kalkıp İstanbul'a gitti. Âlimlerden Koca Hüsâmeddin, Abdîzâde Hasan Efendileri; şairlerden Edâyî, Çakal Kadızâde Sinan Beyleri, Tâczâde Mehmed Çelebi'yi ve kapıcılar kethüdası Gülâbî Ağa gibi kişileri birlikte götürdü. Amasya beyi Kaya Bey de birlikte gidip yerine Mahmud Bey Amasya beyliğine atandı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • a'yân: bir yerin ileri gelenleri
  • azîmet etmek: yola çıkmak, yönelmek
  • ordu-yı hümâyun: padişahın ordusu
  • beyân-ı ma'zeret: mazeret bildirme
  • nazarından düşmek: gözünden düşmek
  • istirâhat: dinlenme
  • ihsân: bağış
  • afv etmek: bağışlamak, vergiden muaf tutmak
  • dergâh-ı Süleymânî: Süleyman'ın huzuru
  • musâ'ade: izin
  • gurre: ayın ilk günü
  • kapıcılar kethüdâsı: saray kapıcılarının başı

Kanuni'nin Amasya'daki Kışı

Madde, Kanuni'nin Nahçıvan seferinden dönüşte Amasya'da geçirdiği kışı anlatır. Ansiklopedi maddesine göre sefer sırasında büyük bir savaş olmamış, Şah Tahmasb sürekli geri çekilip yakıp yıkarak karşı koymuş, Osmanlı ordusu yiyecek sıkıntısı çektiği için ve kış yaklaştığı için Nahçıvan'ı terk etmiştir. Kanuni Erzurum'dayken Safevî elçisi gelip şahın barış isteğini iletmiş, bu istek 26 Eylül 1554'te kabul edilmiştir. Padişahın ordusuyla Amasya'da kışlaması, şahın telaşlanıp barış istemesine yol açmıştır.

Şehzade Mustafa üzerine yazılmış bir tez de Kanuni'nin Amasya'da altı aydan fazla kaldığını, şehzadenin çevresinde toplanmış âlimlere ve şehrin ileri gelenlerine iltifat edip hediyeler verdiğini, askeri memnun etmek için para dağıttığını anlatır. Bu, Hüsameddin'in aktardığı bağışlar ve vergi affı ile örtüşür; metinde geçen "Şehzadeye mensup olanları divana alma" davranışı bu yumuşatma siyasetinin bir parçası görünür. Kanuni'nin Amasya'daki bu kalışı sırasında Rumeli'de Şehzade Mustafa adıyla bir ayaklanma çıktığı da aynı tezde yazılır.

İran Elçisi ve Antlaşma

Hüsameddin'in "Ferahzâd Han" dediği elçi, ansiklopedi maddesinde Şah Tahmasb'ın eşik ağası Ferruhzâd Bey adıyla geçer. Bu elçi 17 Mayıs 1555'te yüzü aşkın maiyetiyle Amasya'ya geldi, 22 Mayıs'ta divanda kabul edilerek şahın hediyelerini ve barış isteyen mektubunu sundu. Kanuni'nin antlaşma şartlarını belirleyen cevabı 1 Haziran'da elçiye verildi. Anlaşmanın temelini, Safevî topraklarında sahabeye lanet edilmesinin (teberrâ) yasaklanması, karşı taraf saldırmadıkça sınır beylerinin harekete geçmemesi ve İranlı hacıların Osmanlı topraklarından geçmesine izin verilmesi oluşturdu. Antlaşma Basra, Bağdat, Van, Bitlis, Erzurum, Kars gibi yerler üzerindeki Osmanlı egemenliğinin Safevîlerce tanınması anlamına geliyordu ve yaklaşık yirmi beş yıl yürürlükte kaldı. Hüsameddin metinde bu antlaşmanın adını anmaz; yalnızca elçinin "sulh için yalvardığını" ve askerin terhis edildiğini söyler.

Şehzadeyle Birlikte Anılanlar

Kanuni'nin Amasya'dan götürdüğü kişiler arasında Koca Hüsâmeddin ve Abdîzâde Hasan Efendi adı geçer. Abdîzâde adı, bu eserin yazarının kendi soyadını taşır; aralarında bir akrabalık bulunup bulunmadığı bu çalışmada belirlenemedi. Kaya Bey'in kendisi, babası Kaya Çelebi ve Şeyhzâde Nûh Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgi bulunamadı. Amasya'daki camiler arasında 1402 tarihli bir Kaya Paşa Camii sayılır; adı geçen aileyle ilişkisi doğrulanamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 509. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

3. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.