Dîvân-ı hümâyûn küttâbından Merzifônî Ramazân Çelebi bin Alî Çelebi oğludur. İstanbul'da defter emîni olup şehzâde ile muhâberesi olduğundan 960 [312] senesi şevvâlinde Amasya sancağı beyi oldu. Afvını çok ricâ etdiyse de⁵⁹⁶ imkânı olmadığından Amasya'ya sene-i mezbûre zilka'desi evâhirinde geldi.
Şehzâde-i müşârün-ileyhin şehâdetinden Sivas vâlîsi Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa da müte'essir olup azl ve tekâ'üde sevk edildi. Yerine Mehmed Paşa beylerbeyi oldu. Ahmed Paşa şehzâdeye hediyyeler takdîm eder, mektûblar yazardı.
Kezâlik Amasya hâsları emîni ve şehzâdenin nedîmi olan Torumtayzâdeler'den Dursun Bey de azl olunup yerine Gümüşlüzâde Mustafa Efendi bin Mehmed Çelebi hâslar emîni ve Abdî Çelebi de kâtibi olup şehzâde lalası Sinan Paşazâde Sun'ullâh Bey ve nişâncısı Dervîş Ahmed Çelebi Amasya'da me'mûr-ı ikâmet oldu.
Şehzâdenin pek ziyâde hürmet etdiği Amasya meşâyih-i kirâmından Şeyhzâde eş-Şeyh Nûh Efendi ve birâderi eş-Şeyh Abdurrahîm Efendi şehzâdeye pek ziyâde acıdılar. Rüstem Paşa'ya bedduâlar etdiler.
Fakat Sun'ullâh Bey'in medâr-ı ma'îşeti olmadığından bîçâre giriftâr-ı düyûn olmuşdu. Amasya beyi Mehmed Bey bunun ve kendisinin perîşân hâllerini yazıyor, Sun'ullâh Bey'e bir medâr-ı ma'îşet ihsânını ve kendisinin afvını istirhâm ediyordu. [313]
961 senesi rebî'ulâhirinde Mehmed Bey'in devlet baş defterdârı olduğu tebşîr edilip yerine mîrlivâ Kaya Bey nasb olundu. Sun'ullâh Bey'e de Bayburd sancağında Yağmur Deresi mezra'aları hâs ta'yîn edilerek bîçâre sevindirildi.
Günümüz Türkçesiyle
Divan-ı hümâyun kâtiplerinden Merzifonlu Ramazan Çelebi bin Ali Çelebi'nin oğludur. İstanbul'da defter emini olup şehzade ile yazışması bulunduğundan 960 [1553] yılı Şevval ayında Amasya sancağı beyi oldu. (Bu görevden) affını çok rica ettiyse de imkân olmadığından adı geçen yılın Zilkade ayı sonlarında Amasya'ya geldi.
Adı geçen şehzadenin şehadetine Sivas valisi Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa da çok üzülmüş, görevden alınıp emekliliğe gönderilmişti. Yerine Mehmed Paşa beylerbeyi oldu. Ahmed Paşa şehzadeye hediyeler sunar, mektuplar yazardı.
Aynı şekilde Amasya hasları emini ve şehzadenin nedimi olan Torumtayzâdelerden Dursun Bey de görevden alınıp yerine Gümüşlüzâde Mustafa Efendi bin Mehmed Çelebi hâslar emini, Abdî Çelebi de kâtibi oldu. Şehzade lalası Sinan Paşazâde Sun'ullâh Bey ve nişancısı Dervîş Ahmed Çelebi Amasya'da oturmakla görevlendirildi.
Şehzadenin çok saygı gösterdiği Amasya'nın büyük şeyhlerinden Şeyhzâde eş-Şeyh Nûh Efendi ve kardeşi eş-Şeyh Abdurrahîm Efendi şehzadeye çok acıdılar. Rüstem Paşa'ya beddualar ettiler.
Fakat Sun'ullâh Bey'in geçim kaynağı olmadığından zavallı borca girmişti. Amasya beyi Mehmed Bey bunun ve kendisinin perişan hâllerini yazıyor, Sun'ullâh Bey'e bir geçim kaynağı verilmesini ve kendisinin affını rica ediyordu.
961 [1554] yılı Rebiülâhir ayında Mehmed Bey'in devletin baş defterdarı olduğu müjdelenip yerine sancak beyi Kaya Bey atandı. Sun'ullâh Bey'e de Bayburt sancağında Yağmur Deresi mezraaları has olarak tahsis edilerek zavallı sevindirildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muhâbere: yazışma, haberleşme
- hâslar emîni: has gelirlerini toplayan ve yöneten görevli
- nedîm: yakın sohbet arkadaşı
- me'mûr-ı ikâmet: bir yerde oturmakla görevlendirilmiş
- medâr-ı ma'îşet: geçim kaynağı
- giriftâr-ı düyûn: borç içinde
- istirhâm: rica
- mezra'a: ekime elverişli, ama oturulmayan arazi
- tebşîr: müjdeleme
- defterdâr: devletin mali işlerinin başı
Ramazanzâde Mehmed Çelebi
Maddedeki kişi, Merzifon'da doğan ve babasının adına nisbetle "Ramazanzâde" diye anılan Mehmed Çelebi'dir; önceki maddede de adı "Merzifonlu Ramazanzâde Mehmed Çelebi" olarak geçer. Divan-ı hümâyun kâtipliklerinde uzun süre çalışan Mehmed Çelebi, 960 (1553) yılında defter eminliğine yükselmiştir. Bu tarih, Hüsameddin'in "İstanbul'da defter emini iken 960 Şevval'de Amasya beyi oldu" cümlesiyle örtüşür. Ansiklopedi maddesi ise onun Amasya sancak beyliğinden söz etmez. Aynı madde, ertesi yıl reîsülküttaplığa (divan kâtiplerinin başı) çıktığını yazar; Hüsameddin'in "baş defterdar" dediği görev bu değildir. Hangisinin doğru olduğu, ya da Hüsameddin'in farklı bir sıfatı mı kullandığı bu çalışmada belirlenemedi.
Mehmed Çelebi daha sonra Mora'nın tahririndeki başarısı yüzünden 965'te (1558) nişancılıkla ödüllendirildi. Bir süre sonra Halep merkezli Arap ve Acem defterdarlığına, ardından Mısır'daki bir sancağa gönderildi. 969'da (1562) Kanuni tarafından yeniden nişancılığa getirildi. Meşhur olduğu eser, Osmanlı tarihini kısaca anlatan "Nişancı Tarihi"dir ve Şehzade Bayezid'in Kazvin'de öldürülmesiyle (1562) son bulur. Yani Amasya'da kısa bir süre beylik yapmış görünen bu kişi, bu bölümde anlatılan olayların da çağdaş tarihçisidir. 1571'de İstanbul'da, Fatih semtindeki evinde öldü ve Edirnekapı dışındaki Emîr Buhârî mezarlığına gömüldü.
Mektuplar
Hüsameddin dipnotunda Mehmed Bey'in, o sırada sözü geçen babüssaade ağası Mehmed Ağa'ya yazdığı, affını isteyen uzun bir mektubu Emîrî Efendi'nin mecmuasında gördüğünü ve kopyaladığını belirtir. Bu mektubun bugünkü yeri, ya da yayımlanıp yayımlanmadığı bu çalışmada bulunamadı. "Affını istemek" cümlesi görevden affını mı yoksa bir kusurunun bağışlanmasını mı kasteder, metinden kesin olarak anlaşılmaz.
Şehzadenin Çevresi Sonrasında
Şehzadenin ölümünün ardından çevresindekilerin kaderi, Hüsameddin'in aktardığı ayrıntılarla sınırlıdır. Şeyhzâde Nûh Efendi ile kardeşi Abdurrahîm Efendi, Sun'ullâh Bey, Dursun Bey, Gümüşlüzâde Mustafa Efendi ve Abdî Çelebi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Sivas valisi Yahşî Beyzâde Ahmed Paşa'nın şehzadeye bağlılığı da bu çalışmada bağımsız bir kaynakla doğrulanamadı.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 3. Cilt, s. 508. amasya.bel.tr
- Abdülkadir Özcan, "Mehmed Çelebi, Ramazanzâde", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 28, İstanbul 2003, s. 449-450 (https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-celebi-ramazanzade).