İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · SEKİZİNCİ FASIL

Nâsıreddîn Ahmed Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 2. Cilt, s. 384–387 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasya havâlîsinde meskûn olan Türkmen beylerinden "Atallu" demekle meşhûr Ömer Bey'in mahdûmu olup 722 rebî'ulâhirinde Amasya vâlîsi olmuşdur. Vesâ'ik-i atîkada "el-emîrü'l-kebîr el-atabegü'l-hatîr Nâsıru'd-devle ve'd-dîn Ahmed bin Ömer el-Atâlî" ve amcası "Şerefeddîn Hüseyin bin Ahmed el-Atâlî" göründüğüne nazaran "Atallu" oymağından olduğu anlaşılır. Sultân Mes'ûd ile oğlu Sultân Altunbaş'ın atabegleri olduğu cihetle "Atabeg" demekle meşhûrdur.⁴³⁷ [479]

Bu esnâda Amasya a'yân-ı ümerâsından İnâc oğlu Seyfeddîn Banukşâh bin Tuğrul Bey, Durak oğlu Şihâbeddîn Şâdî Bey bin İzzeddîn Balabân ve ulemâdan Şemseddîn Muhammed en-Nahcivânî ve kibâr-ı müderrisînden Şerefeddîn Ya'kûb bin ez-Ziyârî pek meşhûr olup Fahreddîn Ebû Tâlib Muhammed bin Şerefeddîn Alî bin es-Seyyid Tâceddîn Muhammed el-Isfahânî Tokat emîri, kibâr-ı ümerâdan Şerefeddîn Osmâncık Bey bin Mahmûd es-Sorkûnî⁴³⁸ Osmâncık emîri ve emîr-i meşhûr Sirâceddîn Toganşâh bin Savcı Bey Niksâr emîri oldu.

Kedağra emîri Tutaş oğlu Bedreddîn Mahmûd Çelebi a'yân arasında "Emîr Çelebi" demekle meşhûr olup Acaytu Hân bin Cumûdâr Hân Varay kazâsında ikâmet etmekde idi. Hânkâh-ı Mes'ûdî meşîhatı Elvân Çelebi elinde ve Mevlevî-hâne meşîhatı da meşâhîr-i ulemâ-yı Mevleviyye'den Hüsâmeddîn Hasan Çelebi uhdesinde idi.

Amasya vâlîsi Nâsıreddîn Ahmed Bey, birkaç seneden beri binâsına devâm etdiği medresesini 725'de ikmâl edib müderrisliğini meşâhîr-i ulemâdan Cemâleddîn İbrâhim el-Aksarâyî uhdesine tevcîh ve 726 evâ'ilinde Sultân Muzaffereddîn Osmân Hân hazretleri Bursa'da irtihâl-i dâr-ı na'îm ve şehzâdeleri Sultân Şücâ'eddîn Orhân taht-ı âlî-i Osmâniye'ye cülûs etmişdir. Ba'zı tevârîhde müşârün-ileyhe "Osmâncık Bey" denmesi, [480] bu târîhde Sorkun beldesi ya'nî şimdiki Osmâncık kasabası emîri bulunan Şerefeddîn Osmâncık Bey'den galat olmalıdır.

Lâkin Sultân Ebû Sa'îd Hân'ın emîrü'l-ümerâsı Çoban Noyin, son derece nüfûz ve istiklâle mâlik olduğu cihetle rukabâ-yı ikbâli pek ziyâde hased ediyorlardı. 726'da diğer oğlu Hâce Dımışk'ı vezîr nasb etmekle sultânı bile şübheye düşürmüş idi. Sene-i mezbûrede Çoban Noyin, Horasân'a gitdikde Sultân Ebû Sa'îd Bahâdır Hân, bütün ümerâyı kendi tarafına celb edib Emîr Çoban'ı ve bütün etbâ'ını 727 evâ'ilinde azl eylediği esnâda eyâlet-i Rûmiyye vâlîsi olan oğlu Emîr Timurtaş'ı da azl ederek dayısı Emîr Alî Pâdişâhı nasb etmişdir.

Sivas vâlîsi Emîr Timurtaş Bey'in nezdinde mukîm olan kayınbirâderi Aretna Noyin zamân-ı sabâvetinden beri sarây-ı İlhânî'de hâdim-i sultânî olduğu cihetle Ebû Sa'îd Bahâdır Hân'ın ve Emîr Çoban'ın i'timâdını kazanıp Sivas'da nâzır-ı eyâlet şeklinde bulunmakda ve Emîr Timurtaş'ın muhâlifi olan ümerâ tarafından da emîr-i mûmâ-ileyhin tekrâr isyân edeceği Bahâdır Hân'a ismâ' olunmakda idi.

Binâ'en-aleyh Sultân Ebû Sa'îd Bahâdır Hân, Emîr Çoban'ın azlinden sonra Emîr Timurtaş'ın isyân edeceğini tahmîn edib mûmâ-ileyhin istîsâli hakkında Anadolu ümerâsına emir veriyor, hükûmet-i Mısriyye'den dahi ahz ve irsâlini iltimâs ediyor, Anadolu vâlî-i umûmîliğine nasb olunan [481] Emîr Alî Pâdişâh tarafından Irlayıc (Iranc) Noyin Anadolu'da vekîl-i emâret olarak i'zâm ediliyordu.

Sivas vâlîsi Emîr Timurtaş Bey'in azl ve istîsâli haberi Anadolu eyâletinde şâyi' oldukda ona müntesib olan ümerâ telâşa düşüyordu. Bunlardan Amasya vâlîsi Nâsıreddîn Ahmed Bey derhâl bütün emlâkini binâ eylediği medreseye bir an evvel vakf ve tahsîs ederek 727 saferinin evâ'ilinde vakfiyesini tanzîm etmekle her türlü muhâtarâta karşı hâzırlanıyordu.

Ebû Sa'îd Bahâdır Hân'ın bu emrini bir ni'met add eden Karamânzâde Şücâ'eddîn Yahşî Bey hükûmet-i Mısriyye'nin muzâherâtı üzerine derhâl kuvve-i mevcûdesini alıp ibtidâ Kayseriyye'yi işgâl ederek oranın emîri Tâcî Kızıl oğlu Musliheddîn Mûsâ Bey'i def' etdikden sonra Emîr Timurtaş'ın tahassun etdiği Dârende'yi muhâsara ve Tatar askeriyle Ankara Bey'i Devletşâh Bey dahi mu'âvenet ediyordu.

Iranc Noyin de Erzurum üzerinden Sivas'a gelip Emîr Timurtaş'ın vekîl-i emâret bırakdığı Aretna Noyin ile birleşerek Emîr Timurtaş'ı ahz ve katl etmek istiyor, fakat Aretna Noyin bu fikre kalben muvâfakat etmediği cihetle Sivas'ı boş bırakamayacağını beyân ederek Iranc'ı def' ediyor, bu cihetden bunların da araları açılıyordu.

Nihâyet Iranc Noyin, Emîr Alî Pâdişâh nâmına Sivas şehrini tesellüm için istîlâya kıyâm etmekle Aretna Noyin Iranc'ı tanımıyor, Sivas etrâfında harb ederek şehre yanaşdırmıyor, Sultân Ebû Sa'îd Bahâdır Hân [482] nâmına Sivas'ı zabt ediyor, diğer tarafdan Karamânzâde Yahşî Bey Dârende'yi son derece tazyîk etmekle Emîr Timurtaş Mısır'a firâr etdikden sonra Yahşî Bey dahi Dârende'ye cebren giriyordu.

Fakat Emîr Timurtaş'ın müsteşârı bulunan Gümüşlüzâde Mahmûd Bey ve rüfekâsı Amasya'ya firâr ve tahassun etdikleri cihetle Karamânzâde Yahşî Bey Amasya üzerine yürüyor, Tokat emîri Fahreddîn Muhammed Bey'in inkıyâdı üzerine Amasya'yı muhâsara ediyor, Sivas'dan ümîdini kesen Iranc Noyin Amasya'ya döndüyse de yanında bulunan Tatar askeri uğradığı yerleri gâret etmekle herkes Iranc'ın aleyhine kıyâm ediyordu.

Hulâsa Karamânzâde Yahşî Bey ve eniştesi Devletşâh Bey⁴³⁹ Amasya'yı bir müddet muhâsara etdikden sonra Amasya'yı müdâfa'a eden vâlîsi Nâsıreddîn Ahmed Bey'in 727 evâsıtında mecrûhan vefâtını müte'âkib halkın istîmânı üzerine Amasya'ya garb tarafından girmişlerdir. Karamânîler'in üzerinde çadır kurup oturdukları ve oradan Amasya'ya girdikleri dağa şimdiye kadar Karaman Dağı denmekdedir.

Karamânzâde Yahşî Bey Amasya'ya girdikden sonra Emîr Timurtaş'ın müsteşârı olan Gümüşlüzâde Tâceddîn Mahmûd, bunun kethüdâsı olan Buşaklu Musliheddîn Kutlu, Türkmen ümerâsından [483] Kedağralı Becas, Emîr Çelebizâde Taşan⁴⁴⁰ ve Mahmûd Bey'in köleleri Pars ve Laçin Beyler ile Emîr Timurtaş'ın diğer müsteşârı Babazâde Alâ'eddîn Alî Âşık Paşa ve bunun ammizâdesi Cemâleddîn Fîrûz Bey'i Mısır'a i'zâm ederek Amasya eyâletini bi'l-istîlâ, tarafından İnâc oğlu Seyfeddîn Banukşâh Bey'e tevcîh etmişdir.

Amasya'yı istîlâ eden Şücâ'eddîn Yahşî Bey bâlâda⁴⁴¹ nesebi mezkûr olan Karaman Beyzâde Bedreddîn Mahmûd bin Şemseddîn Muhammed bin Karaman bin Nûreddîn bin Sa'deddîn bin İbrâhim Hân'ın mahdûmu olup âbâ ve ecdâdı ümerâ ve mülûk-i Türkmâniyye'den olduğu muhakkakdır. Ancak bu Karaman Bey'in nereli ve Türkmenler'in yirmi dört anarlarından hangi soya mensûb olduğuna dâ'ir akvâl-i müverrihîn muhtelif ve bir kısmı yukarıdan beri sırası geldikçe mezkûrdur.

Müverrihîn-i Osmâniye'den Ramazânzâde Mehmed ve Emîr Hasanzâde Mustafa Cenâbî Çelebiler gibi pek çokları Karaman Bey'in babası, Baba İlyâs Horasânî mürîd-i hâsı Amasyalı Nûre Sûfî olduğunu müttefikan beyân ediyorlar. İbni Bîbî dahi ibtidâ-yı fethinde Ermenâk'da tavattun eden Türkmenler'den Nûre [484] Sûfî'nin oğlu Karaman diye yazıyor. Karaman'ın Şemseddîn Üngüz nâmında bir kardaşı olduğunu söylüyor. Şikârî ve Neşrî gibi kudemâ-yı müverrihîn de Karaman Bey'in Türkmenler'den Oğuzlu kabîlesinden Nûreddîn bin Sa'deddîn bin İbrâhim Hân'ın mahdûmu olduğunu kayd etmekdedirler.

Ikdu'l-Cümân'da Bedreddîn Mahmûd el-Aynî diyor ki: "Türkmen kabâ'ilinin en büyüğü Kınık'dır. Selâtîn ve mülûk ve Benû Selçûk ve Sultân Alp Arslan-ı Selçûkî ile gelip şehirlere yerleşen Türkmenler bu kabîledendir. Yahmur Oğulları, Varsak, Haydu Oğulları, Süleyman Paşa Oğulları ve Karaman Oğulları bu Türkmenler'dendir. Evlâd-ı Karaman'ın cedd-i a'lâsı Nûre Sûfî olup "Karaman, Oğuz Hân, Tekir Hân" nâmında üç oğlu var idi. Bunlar Evlâd-ı Oğuz Hân olup Alâ'iyye bilâdına hâkim olmuşlardır. Bunların aslı bilâd-ı Ermenâk'dan "Kamış" denilen yerdendir. Karaman, Ermenâk dâhilinde Bekkusun adlı bir yerde medfûndur".

Şu rivâyât-ı muhtelifeden müstebân olduğu üzere Karaman Bey'in babası, Nûreddîn'in muhaffefi olan Nûre Sûfî olduğu ve Türkmenler'den Oğuzlu yâhud Oğuz Hânlu kabîlesinden bulunduğu muhakkakdır. Ancak Nûre'nin Amasyalı yâhud Ermenâklı olmasında ve Oğuz Hânlu kabîlesinin Kayı neslinden yâhud Kınık soyundan bulunduğunda ihtilâf-ı sûrî vardır.

Lâkin şu ihtilâfın aslı tedkîk olunursa Nûre Sûfî'nin vatan-ı aslîsi çabuk ta'ayyün eder. Çünkü Ermenâk beldesi, Sultân [485] Alâ'eddîn Keykubâd devrinde 625 senesinde feth edildiği ve Karaman Bey'in takrîben elli yaşlarında 660 târîhlerinde vefât eylediği Târîh-i İbni Bîbî, el-Aylemü'z-Zâhir, Câmiu'd-Düvel, Ikdü'l-Cümân gibi tevârîh-i mühimmede mezkûr olduğuna binâ'en Karaman Bey'in pederi ve kendisi Ermenâk fethinden mukaddem mevcûd oldukları âşikârdır. Bu cihetle Ermenâk beldesi Karaman Bey'e vatan-ı aslî olamaz.

Esbak Amasya vâlîsi olup 632'de vefâtıyla Amasya'da binâ eylediği mescidinin ittisâlinde el-yevm mevcûd olan türbesinde medfûn olduğu anlaşılan Nûreddîn Tugrak Bey'in pederi, kayden Sa'deddîn Suli Bey bin İbrâhim olduğu mazbût ve Tugrak Bey'in Seyfeddîn Salâr, Şemseddîn Ugur, Hüsâmeddîn Timur nâmında üç oğlu ve Şerefeddîn İnâc Bey nâmında bir dâmâdı ma'lûmdur.

Şâyân-ı dikkatdir ki Karamânzâde Yahşî Bey ufak bir fırsatdan istifâde ederek derhâl Amasya'yı istîlâ ediyor, emâretini de Tugrak Bey'in dâmâdı olan İnâc Bey'in hafîdi Banukşâh'a veriyor, ba'dehû Banukşâh'ı müte'âkib Tugrak Bey'in Salar Bey'den hafîdi Şihâbeddîn Şâdî Bey Amasya emîri oluyor⁴⁴², sonra Bânukşâh'ın hafîdi olan İkinci Bânukşâh Aksarây'da ikâmet ederek bu Yahşî Bey'in oğlu [486] Alâ'eddîn Alî Bey'e dâmâd olmakla bunun kızından Alî, Süleyman Beyler nâmında iki oğlu mukayyed bulunuyor.

Şu kadar delâ'il ve kuyûd-ı târîhiyyenin mecmû'u da tesâdüfât-ı garîbeye haml edilmesi mümkün olamadığı cihetle Ramazânzâde Mehmed ve Emîr Hasanzâde Mustafa Cenâbî Çelebiler'in rivâyeti kısmen kuyûda muvâfakat etmekdedir. Binâ'en-aleyh Karaman Bey'in pederi esbak Amasya vâlîsi olan Nûreddîn Tugrak Bey bin Sa'deddîn Süli Bey bin İbrâhim olduğu ve aslen Amasyalı bulunduğu zannı kesb-i kuvvet eder.

Karaman Bey'in mu'ahharan Ermenâk beldesi dâhilinde kâ'in "Kamış" adlı mevki'de meskûn ve "Bekkusun" demekle meşhûr olan yerde medfûn olması şu asla muhâlif değildir.

Oğuz Hânlu kabîlesi Oğuzlu demekle de ma'rûf olup Ikdü'l-Cumân'ın sûret-i kaydına nazaran "Kanık, Kınık" soyundan ayrılmış olduğu anlaşılırsa da Kayı neslinden teşa''ub etmiş bir oymak olduğu meşhûrdur. İşte Kayı neslinden temeyyüz etmiş bir oymak olan Osmânlılar ile Karamânîler arasındaki rekâbet-i siyâsiyyenin menşe'i, karâbet-i ırkiyye olduğunda şübhe yokdur.

Karamânîler, Selçûkîler'e ve Osmânlılar'a ırkan fâ'ik ve hükûmete lâyık olduklarını iddi'â⁴⁴³ etmelerine mukâbil bunlar da Karamânîler'i çürütmek, [487] enzâr-ı âmmeden düşürmek için Karaman Bey'in pederi bulunan Nûreddîn Tugrak Bey'in Nûre Sûfî adlı oduncu ve âdî, yâhud Ermenî ve mühtedî bir adam olduğunu işâ'a etdikleri cihetle müverrihîn-i Selçûkiyye'den İbni Bîbî, evvelki rivâyâtı ve müverrihîn-i Osmâniye'den birçokları da ikinci işâ'âtı yazmışlardır. Bu işâ'âtın her ikisi de te'sîrât-ı siyâsiyyeden ibâret ve hilâf-ı hakîkat olduğu ednâ te'emmül ile zâhir olur.

Dipnotlar

  • 437 Ahmed Bey'in sülâlesi efrâdına Amasya'da "Atabeg Oğulları" denmekdedir. El-Emîr Şücâ'eddîn İlyâs el-Atabegî, el-Emîr Mu'îneddîn Abdullah el-Atabegî, bunun mahdûmu el-vezîrü'l-kebîr Celâleddîn Yörgüç Paşa el-Atabegî bu sülâle a'yânındandır.
  • 438 731 târîhli vakıf-nâmesinde "Osmâncık" nâmıyla mezkûr olup kasabasında Beyler Câmi'i bunundur.
  • 439 Bu Devletşâh Bey, Ankara emîri ve Karamânzâde Mahmûd Bey'in dâmâdı olan Tâceddîn Devletşâh bin Muhammed bin Sultân İsmâ'il bin Sultân Süleymân bin Devletşâh'dır.
  • 440 Taşan, ba'zı tevârîh-i Arabiyye'de "Taşam, Taşnam, Tâşan" şeklinde mezkûr olup cümlesi de emîr-i meşhûr Celâleddîn Taşân Bey'den ibâretdir.
  • 441 Karamân Bey'in sülâlesi 358. sahîfenin notasında mezkûr olup fuzalâ-yı müverrihînden ve târîh encümeni a'zâ-yı benâmından Âmid müverrihi Emîrî Beyefendi hazretlerinin delâlet-i üstâdâneleri sâyesinde bulunabilmişdir.
  • 442 Bu Şâdî Bey'in oğlu Balabân Beg Karamânîler tarafından Divriği emîri idi ve orada nesli mevcûddur.
  • 443 Bu iddi'âyı müverrihlerden Karamân tarafdârı olanların pek ziyâde tervîc etdikleri görülmekdedir. Fakat Osmânîler'in mensûb oldukları Dura (Tugrâ Hân) bütün Türkistân'da hâkim bir hâkân olduğu hâlde Karamânîler'in cedd-i a'lâsı Oğuz Hân, Kafkasya'da Şirvân eyâleti hükümdârıdır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasya çevresinde yaşayan Türkmen beylerinden "Atallu" diye tanınan Ömer Bey'in oğludur; 722 rebîülâhirinde [1322] Amasya valisi olmuştur. Eski belgelerde "büyük emir, değerli atabeg, devletin ve dinin yardımcısı Ahmed bin Ömer el-Atâlî" ve amcası "Şerefeddin Hüseyin bin Ahmed el-Atâlî" olarak göründüğüne göre "Atallu" oymağından olduğu anlaşılır. Sultan Mesud ile oğlu Sultan Altunbaş'ın atabeyi olduğu için "Atabeg" diye tanınır.

Bu sırada Amasya'nın ileri gelen emirlerinden İnaç oğlu Seyfeddin Banukşah bin Tuğrul Bey ile Durak oğlu Şihâbeddin Şadi Bey bin İzzeddin Balaban, âlimlerden Şemseddin Muhammed en-Nahcivânî ve büyük müderrislerden Şerefeddin Yakub bin ez-Ziyârî çok ünlüydü. Fahreddin Ebu Talib Muhammed bin Şerefeddin Ali bin es-Seyyid Tâceddin Muhammed el-Isfahânî Tokat emiri, büyük emirlerden Şerefeddin Osmancık Bey bin Mahmud es-Sorkûnî Osmancık emiri ve ünlü emir Sirâceddin Toganşah bin Savcı Bey Niksar emiri oldu.

Kedağra emiri Tutaş oğlu Bedreddin Mahmud Çelebi, ileri gelenler arasında "Emir Çelebi" diye tanınırdı; Acaytu Han bin Cumudar Han Varay kazasında oturuyordu. Hankâh-ı Mesûdî şeyhliği Elvan Çelebi'nin elinde, Mevlevîhâne şeyhliği de ünlü Mevlevî âlimlerinden Hüsameddin Hasan Çelebi'nin uhdesindeydi.

Amasya valisi Nâsıreddin Ahmed Bey, birkaç yıldır yapımını sürdürdüğü medresesini 725'te [1325] tamamlayıp müderrisliğini ünlü âlimlerden Cemâleddin İbrahim el-Aksarâyî'ye verdi. 726 başlarında [1326] Sultan Muzafferüddin Osman Han hazretleri Bursa'da ahirete göçtü ve şehzadelerinden Sultan Şücâeddin Orhan yüce Osmanlı tahtına oturdu. Bazı tarihlerde adı geçen sultana "Osmancık Bey" denmesi, bu tarihte Sorkun beldesinin, yani şimdiki Osmancık kasabasının emiri olan Şerefeddin Osmancık Bey ile karıştırılmasından olmalıdır.

Fakat Sultan Ebu Said Han'ın emirlerin emiri Çoban Noyin, son derece nüfuz ve bağımsızlığa sahip olduğundan, talihine rakip olanlar ona çok kıskançlık ediyorlardı. 726'da [1326] diğer oğlu Hâce Dımışk'ı vezir atamakla sultanı bile şüpheye düşürmüştü. Aynı yıl Çoban Noyin Horasan'a gidince Sultan Ebu Said Bahadır Han bütün emirleri kendi tarafına çekip Emir Çoban'ı ve bütün yandaşlarını 727 başlarında [1326-27] görevden aldı. Bu sırada Rum eyaleti valisi olan oğlu Emir Timurtaş'ı da görevden alıp yerine dayısı Emir Ali Padişah'ı atadı.

Sivas valisi Emir Timurtaş Bey'in yanında oturan kayınbiraderi Aretna Noyin, çocukluğundan beri İlhanlı sarayında sultanın hizmetkârı olduğundan Ebu Said Bahadır Han'ın ve Emir Çoban'ın güvenini kazanmıştı ve Sivas'ta eyalet nazırı gibi duruyordu. Emir Timurtaş'ın muhalifi olan emirler tarafından da adı geçen emirin yeniden isyan edeceği Bahadır Han'a duyuruluyordu.

Bunun üzerine Sultan Ebu Said Bahadır Han, Emir Çoban'ın görevden alınmasından sonra Emir Timurtaş'ın isyan edeceğini tahmin etti. Anadolu emirlerine onun yakalanması için emir verdi, Mısır hükümetinden de yakalayıp göndermesini rica etti. Anadolu genel valiliğine atanan Emir Ali Padişah tarafından Irlayıç (Iranc) Noyin, Anadolu'da emirlik vekili olarak gönderiliyordu.

Sivas valisi Emir Timurtaş Bey'in görevden alınıp yakalanmak istendiği haberi Anadolu eyaletinde yayılınca ona bağlı emirler telaşa düşüyordu. Bunlardan Amasya valisi Nâsıreddin Ahmed Bey, bütün mallarını yaptırdığı medreseye bir an önce vakfedip ayırarak 727 saferinin başlarında [1326-27] vakfiyesini düzenledi ve her türlü tehlikeye karşı hazırlandı.

Ebu Said Bahadır Han'ın bu emrini bir nimet sayan Karamanzâde Şücâeddin Yahşi Bey, Mısır hükümetinin desteği üzerine hemen mevcut gücünü alıp önce Kayseri'yi işgal etti; oranın emiri Tâcî Kızıl oğlu Musliheddin Musa Bey'i uzaklaştırdıktan sonra Emir Timurtaş'ın sığındığı Dârende'yi kuşattı. Tatar askeriyle Ankara Bey'i Devletşah Bey de ona yardım ediyordu.

Iranc Noyin de Erzurum üzerinden Sivas'a gelip Emir Timurtaş'ın emirlik vekili bıraktığı Aretna Noyin ile birleşerek Emir Timurtaş'ı yakalayıp öldürmek istiyordu. Fakat Aretna Noyin bu düşünceye gönülden razı olmadığından Sivas'ı boş bırakamayacağını söyleyerek Iranc'ı uzaklaştırıyor, bu yüzden bunların araları da açılıyordu.

Sonunda Iranc Noyin, Emir Ali Padişah adına Sivas şehrini teslim almak için harekete geçince Aretna Noyin Iranc'ı tanımadı; Sivas çevresinde savaşıp şehre yaklaştırmadı ve Sivas'ı Sultan Ebu Said Bahadır Han adına ele geçirdi. Öte yandan Karamanzâde Yahşi Bey Dârende'yi çok sıkıştırınca Emir Timurtaş Mısır'a kaçtı; ardından Yahşi Bey Dârende'ye zorla girdi.

Fakat Emir Timurtaş'ın danışmanı olan Gümüşlüzâde Mahmud Bey ve arkadaşları Amasya'ya kaçıp orada sığındıklarından Karamanzâde Yahşi Bey Amasya üzerine yürüdü; Tokat emiri Fahreddin Muhammed Bey'in boyun eğmesi üzerine Amasya'yı kuşattı. Sivas'tan umudunu kesen Iranc Noyin de Amasya'ya döndüyse de yanındaki Tatar askeri uğradığı yerleri yağmalayınca herkes Iranc'ın aleyhine ayaklanıyordu.

Kısacası Karamanzâde Yahşi Bey ve eniştesi Devletşah Bey, Amasya'yı bir süre kuşattıktan sonra, Amasya'yı savunan valisi Nâsıreddin Ahmed Bey'in 727 ortalarında [1327] yaralı olarak ölmesinin ardından halkın eman istemesi üzerine Amasya'ya batı tarafından girdiler. Karamanlıların üzerinde çadır kurup oturdukları ve oradan Amasya'ya girdikleri dağa şimdiye kadar Karaman Dağı denmektedir.

Karamanzâde Yahşi Bey Amasya'ya girdikten sonra Emir Timurtaş'ın danışmanı olan Gümüşlüzâde Tâceddin Mahmud'u, bunun kâhyası olan Buşaklu Musliheddin Kutlu'yu, Türkmen emirlerinden Kedağralı Becas ile Emir Çelebizâde Taşan'ı, Mahmud Bey'in köleleri Pars ve Laçin Beyleri, Emir Timurtaş'ın öteki danışmanı Babazâde Alâeddin Ali Âşık Paşa'yı ve onun amcaoğlu Cemâleddin Fîrûz Bey'i Mısır'a gönderdi. Amasya eyaletini ele geçirip kendi adına İnaç oğlu Seyfeddin Banukşah Bey'e verdi.

Amasya'yı ele geçiren Şücâeddin Yahşi Bey, yukarıda soyu anılan Karaman Beyzâde Bedreddin Mahmud bin Şemseddin Muhammed bin Karaman bin Nûreddin bin Sa'deddin bin İbrahim Han'ın oğludur. Ataları ve dedelerinin Türkmen emirlerinden ve hükümdarlarından olduğu kesindir. Ancak bu Karaman Bey'in nereli olduğu ve Türkmenlerin yirmi dört boyundan hangi soya bağlı bulunduğu konusunda tarihçilerin sözleri farklıdır; bir kısmı yukarıdan beri sırası geldikçe anılmıştır.

Osmanlı tarihçilerinden Ramazanzâde Mehmed ve Emir Hasanzâde Mustafa Cenâbî Çelebiler gibi pek çokları, Karaman Bey'in babasının, Baba İlyas Horasânî'nin has müridi Amasyalı Nûre Sûfî olduğunu birleşik biçimde bildirir. İbn Bîbî de fethin başlangıcında Ermenek'te yerleşen Türkmenlerden Nûre Sûfî'nin oğlu Karaman diye yazar; Karaman'ın Şemseddin Üngüz adında bir kardeşi olduğunu söyler. Şikârî ve Neşrî gibi eski tarihçiler de Karaman Bey'in Türkmenlerden Oğuzlu kabilesinden Nûreddin bin Sa'deddin bin İbrahim Han'ın oğlu olduğunu kaydetmektedirler.

Ikdu'l-Cümân'da Bedreddin Mahmud el-Aynî şöyle diyor: "Türkmen kabilelerinin en büyüğü Kınık'tır. Sultanlar, melikler, Selçuk oğulları ve Sultan Alp Arslan-ı Selçukî ile gelip şehirlere yerleşen Türkmenler bu kabiledendir. Yahmur Oğulları, Varsak, Haydu Oğulları, Süleyman Paşa Oğulları ve Karaman Oğulları bu Türkmenlerdendir. Karamanoğullarının en büyük dedesi Nûre Sûfî olup "Karaman, Oğuz Han, Tekir Han" adında üç oğlu vardı. Bunlar Oğuz Han evladı olup Alâiye bölgelerine hâkim olmuşlardır. Bunların aslı Ermenek bölgesinden "Kamış" denilen yerdendir. Karaman, Ermenek içinde Bekkusun adlı bir yerde gömülüdür."

Bu çeşitli rivayetlerden anlaşıldığı üzere Karaman Bey'in babasının, Nûreddin'in kısaltılmışı olan Nûre Sûfî olduğu ve Türkmenlerden Oğuzlu ya da Oğuz Hanlu kabilesinden bulunduğu kesindir. Ancak Nûre'nin Amasyalı mı yoksa Ermenekli mi olduğunda, Oğuz Hanlu kabilesinin de Kayı neslinden mi yoksa Kınık soyundan mı olduğunda görünüşte bir ayrılık vardır.

Fakat bu ayrılığın aslı incelenirse Nûre Sûfî'nin asıl vatanı çabuk belli olur. Çünkü Ermenek beldesinin Sultan Alâeddin Keykubad zamanında 625 yılında [1228] fethedildiği, Karaman Bey'in de yaklaşık elli yaşlarında 660 tarihlerinde [1261-62] öldüğü, İbn Bîbî Tarihi, el-Aylemü'z-Zâhir, Câmiu'd-Düvel, Ikdü'l-Cümân gibi önemli tarihlerde anılmaktadır. Buna göre Karaman Bey'in babası ile kendisi Ermenek'in fethinden önce de vardı; Ermenek beldesi Karaman Bey için asıl vatan olamaz.

Eski Amasya valisi olup 632'de [1234-35] ölünce Amasya'da yaptırdığı mescidin bitişiğindeki, bugün de bulunan türbesine gömüldüğü anlaşılan Nûreddin Tugrak Bey'in babasının, kayıtlara göre Sa'deddin Suli Bey bin İbrahim olduğu belgelidir. Tugrak Bey'in Seyfeddin Salar, Şemseddin Ugur, Hüsameddin Timur adında üç oğlu ve Şerefeddin İnaç Bey adında bir damadı bilinmektedir.

Dikkat çekicidir ki Karamanzâde Yahşi Bey küçük bir fırsattan yararlanarak hemen Amasya'yı ele geçiriyor ve emirliğini de Tugrak Bey'in damadı olan İnaç Bey'in torunu Banukşah'a veriyor. Banukşah'ın ardından Tugrak Bey'in Salar Bey'den torunu Şihâbeddin Şadi Bey Amasya emiri oluyor. Sonra Banukşah'ın torunu olan İkinci Banukşah Aksaray'da oturarak bu Yahşi Bey'in oğlu Alâeddin Ali Bey'e damat oluyor; bunun kızından Ali ve Süleyman Beyler adında iki oğlu kayıtlıdır.

Bu kadar belge ve tarihî kaydın tümü garip rastlantılara bağlanamayacağından, Ramazanzâde Mehmed ve Emir Hasanzâde Mustafa Cenâbî Çelebiler'in rivayeti kısmen kayıtlara uygundur. Bu nedenle Karaman Bey'in babasının eski Amasya valisi Nûreddin Tugrak Bey bin Sa'deddin Süli Bey bin İbrahim olduğu ve aslen Amasyalı bulunduğu zannı güçlenir.

Karaman Bey'in sonradan Ermenek beldesi içindeki "Kamış" adlı yerde oturması ve "Bekkusun" denilen yerde gömülü olması bu esasa aykırı değildir.

Oğuz Hanlu kabilesi Oğuzlu diye de bilinir; Ikdü'l-Cumân'ın kayıt biçimine göre "Kanık, Kınık" soyundan ayrıldığı anlaşılsa da Kayı neslinden dallanmış bir oymak olduğu meşhurdur. İşte Kayı neslinden ayrılmış bir oymak olan Osmanlılar ile Karamanlılar arasındaki siyasî rekabetin kaynağının akrabalık olduğunda şüphe yoktur.

Karamanlılar, Selçuklular'a ve Osmanlılar'a ırk bakımından üstün ve hükümete layık olduklarını iddia ediyorlar. Buna karşılık Osmanlılar da Karamanlıları çürütmek ve halkın gözünden düşürmek için Karaman Bey'in babası Nûreddin Tugrak Bey'in Nûre Sûfî adlı bir oduncu ve adi biri, ya da Ermeni ve sonradan Müslüman olmuş bir adam olduğunu yaymışlardır. Selçuklu tarihçilerinden İbn Bîbî önceki rivayeti, Osmanlı tarihçilerinden birçokları da ikinci söylentiyi yazmıştır. Bu söylentilerin her ikisinin de siyasî etkilerden ibaret ve gerçeğe aykırı olduğu, azıcık düşünmekle ortaya çıkar.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • atabeg: şehzadenin eğitimiyle ve devlet işlerinde vekilliğiyle görevli büyük emir
  • vesâ'ik-i atîka: eski belgeler
  • kâdı'l-kudât: başkadı
  • müderris: medresede ders veren öğretmen
  • hankâh: dervişlerin barındığı büyük tekke
  • meşîhat: şeyhlik
  • vakfiye: bir malın vakfedildiğini belgeleyen resmî yazı
  • azl: görevden alma
  • kayınbirâder: karının erkek kardeşi
  • ahz ve irsâl: yakalayıp göndermek
  • tahassun: kaleye ya da korunaklı bir yere çekilip sığınma
  • istîmân: eman dileme
  • enişte: kız kardeşin ya da hanımın kardeşinin kocası
  • hafîd: torun
  • tevârîh: tarih kitapları
  • mühtedî: sonradan Müslüman olan
  • işâ'a: söylenti yayma

Amasya Valisi Atabey Ahmed ve Soyu

Nâsıreddin Ahmed Atabey, Selçuklu sultanı II. Gıyaseddin Mesud'un ve oğlu Gazi Çelebi Taceddin Altunbaş'ın atabeyidir. Torunlarına Amasya'da Atabeyzâdeler denir; Hüsameddin de bunu bu maddenin dipnotunda anar. Yapılan bir araştırmada Ahmed Atabey'in 1322-1327 arasında beş yıl Amasya valiliği yaptığı, Atabey Medresesi'ni yaptırıp bütün arazi ve mülkünü bu medreseye vakfettiği belirtilir. Bu, Hüsameddin'in verdiği 722 rebîülâhir [1322] ile 727 safer [1326-27] tarihleriyle örtüşür. Aynı çalışmada oğullarının Amasya halkı arasında saygın bir yer edindiği, Osmanlı hâkimiyetinin kabulü konusunda sağduyulu davrandıkları, böylece ailenin Osmanlı döneminde de önemli görevlerde bulunduğu anlatılır. Ailenin en ünlü kolu Yörgüç Paşa ve soyundan gelenler, ikinci kol ise kardeşi Hızır Paşa ve çocuklarıdır. On beşinci yüzyılda şehzade lalalığı Atabeyzâdeler'e özgü bir görev hâline gelmiştir. Hüsameddin'in dipnotta andığı Şücâeddin İlyas, Muînüddin Abdullah ve Celâleddin Yörgüç Paşa bu soyun ileri gelenleridir.

Timurtaş'ın Düşüşü ve Eretna

Hüsameddin'in Aretna Noyin dediği kişi, Eretna adıyla bilinir. Bir çalışmada Eretna'nın Uygur asıllı, Timurtaş'ın kayınbiraderi olduğu, Timurtaş'ın Eğridir çevresinde ve Sivas'ta yaşanan karışıklıklardan sonra 1327 Ekim'inde Mısır'a sığınırken Anadolu genel valiliğini ona bıraktığı yazılır. Timurtaş'ın Mısır'a kaçtığı yılın 727 [1327] olması, Hüsameddin'in anlattığı olay sırasıyla uyuşur. Sultan Ebu Said'in Emir Çoban'ı görevden aldığı ve Çoban'ın 1327'de öldürüldüğü de bilinir. Çalışmalarda Eretna'nın daha sonra Sivas ve Kayseri merkezli bir beylik kurduğu, bu beyliğin 1335-1381 arasında Sivas ve Kayseri ile birlikte Amasya, Zile ve Canik gibi yerlerde de hâkim olduğu bir başka çalışmada yazılıdır. Hüsameddin'in "Iranc" ile Aretna arasındaki çekişme anlatısının ayrıntılarına başka kaynaklarda rastlanmadı.

Karamanoğulları'nın Kökeni

Hüsameddin bu maddede uzun bir parantez açarak Karaman Bey'in nereli olduğunu tartışır. Karamanoğulları üzerine yazılmış ansiklopedik çalışmada soy şöyle anlatılır. Karaman Bey'in dedesi Oğuz beylerinden Sadeddin, babası Nûre Sûfî diye anılan Nûreddin'dir. Nûreddin, Baba İlyas'a bağlanarak müridi olmuş, topluluğun yönetimini oğlu Karaman'a bırakıp inzivaya çekilmiştir. Türbesinin Mut'un Sinanlı bucağındaki Değirmenlik yaylasında olduğu bildirilir. Karamanlıların atalarının, Karamanlı tarihçisi Şikârî'ye göre muhtemelen Azerbaycan ve Arrân'da oturduğu, Moğol istilası üzerine Sivas yöresine geldiği, Baba İshak isyanına katıldıktan sonra Ermenek ve Mut yöresine yerleştiği anlatılır. Yazıcıoğlu Ali'ye göre bu hanedan Oğuzlar'ın Afşar boyundandır. Karaman Bey 1256'da beyliğin temelini atmış, 1263 dolaylarında ölmüştür. Mezarı Ermenek'e 18 kilometre uzaklıktaki Balgasun (bugünkü adı Bağbölen) köyündedir. Hüsameddin'in "Bekkusun" dediği yer ile bu Balgasun'un aynı yer olması muhtemel görünür; ancak bu özdeşlik kaynaklarda açıkça kurulmamıştır.

Bu anlatımda Nûre Sûfî'nin Amasyalı olduğuna ve Karaman Bey'in babasının Amasya'da gömülü Nûreddin Tugrak Bey olduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. Hüsameddin'in bu görüşü kendi çıkarımıdır ve incelenen kaynaklarda doğrulanamamıştır. Kendisi de bunu "zan" olarak sunar, kesin hüküm olarak değil.

Ayrıca Hüsameddin'in Yahşi Bey'i Bedreddin Mahmud'un oğlu olarak göstermesi, ansiklopedik çalışmadaki aktarımla örtüşmez. Orada Güneri Bey'den sonra beyliğe geçen kardeşi Mecdüddin Mahmud Bey'in 1307-08'de öldüğü, yerine oğlu Yahşi Bey'in geçtiği ve onun 1314'te Konya'yı aldığı yazılır; Yahşi Bey'den sonra beyliğe kardeşi Bedreddin İbrahim geçer. Yani Hüsameddin'in "Bedreddin Mahmud" dediği kişi ile ansiklopedik çalışmadaki "Mecdüddin Mahmud" aynı kişi olabilir; adlar farklı verilmiştir. Yahşi Bey'in ölüm tarihi ansiklopedide 1341-1342 olarak tahmin edilir.

Osman Gazi'nin Ölümü

Hüsameddin Osman Gazi'nin ölümünü 726'ya [1326] yerleştirir. Osman'ın ölüm tarihi ansiklopedik bir çalışmada vakfiyelere dayanılarak 724 [1324] olarak belirlenmiştir. "Osmancık Bey" sözünü açıklaması ise Sorkun'un (Osmancık'ın) bu dönemde Şerefeddin Osmancık Bey'in emirliğinde olduğu ve Beyler Camii'nin ona ait olduğu bilgisine dayanır; bunun için Hüsameddin 731 tarihli bir vakfiyeye atıf yapar. Başka kaynaklarda bu vakfiyeye rastlanmadı.

Amasya'nın Ele Geçirilişi

Karamanlı Yahşi Bey'in Amasya'yı 727'de ele geçirmesine ve Gümüşlüzâde Mahmud Çelebi ile Âşık Paşa gibi kişileri Mısır'a sürmesine incelenen kaynaklarda rastlanmadı. Hüsameddin'in "Karaman Dağı" adını Amasya'daki bir dağın hâlâ taşıdığını yazması da başka kaynaklarda doğrulanamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 2. Cilt, s. 384–387. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

2. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.