Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Güneş üftādesi olsa ne var yüzüñdeki nūruñ
Düşüpdür pertevinden lerze iy meh cismine Ṭūr’uñ
Ruḫuñdur kār-nāme şemsesine saḳf-ı merfū‘uñ
İşiğüñ resmidür ḳıblem esāsı Beyt-i Ma‘mūr’uñ
Ḫadeng-i āhı düşmezmiş yire tīr-i ḳażā gibi
Bulınmazsa n’ola yayın çeker Ḥallāc-ı Manṣūr’uñ
Ney ü çengüñ nevāsıyle ḳulaġı ṭoldı ‘uşşāḳuñ
Ne naḳş ile işidür ḥaşr olınca nālesi ṣūruñ
Ṣaḳın bezm-i ḥayātuñ revnaḳına Fażlī aldanma
Ṣıdı seng-i ecel çün kāse-i ‘ömrini faġfūruñ
Günümüz Türkçesiyle
1. Güneş yüzündeki nurun düşkünü olsa şaşılır mı? Ey ay (yüzlü), Tûr dağının cismine bile onun parıltısından titreme düşmüştür.
2. Yükseltilmiş tavanın (göğün) şemsesine (güneş biçimli süsüne) senin yanağın bir şaheserdir; ey kıblem, Beyt-i Ma'mûr'un temeli senin eşiğinin resmidir.
3. (Âşığın) ah oku, kaza oku gibi yere düşmezmiş; (çeken) bulunmazsa ne olur, Hallâc-ı Mansûr'un yayını (o) çeker. (Beyit kapalıdır; bu okuyuş bir tahmindir.)
4. Ney ve çengin nağmesiyle âşıkların kulağı doldu; haşre kadar Sûr'un iniltisini hangi nağme ile işitir(ler)?
5. Ey Fazlî, sakın hayat meclisinin parlaklığına aldanma; çünkü ecel taşı fağfurun (Çin hükümdarının) ömür kâsesini kırdı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif tamlama eki olan "-uñ" sesidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "nūr, Ṭūr, Ma‘mūr, Manṣūr, ṣūr, faġfūr" kelimelerindeki "-ūr" sesiyle kurulur; ikinci beytin ilk mısraı da "merfū‘uñ" kelimesiyle aynı redife bağlanır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz on sekizinci gazeldir ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi 383 numaralı mecmuada (vr. 4b) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre on altıncı yüzyılda istinsah edilmiş on beş yapraklık bu mecmuada Ahmed Paşa, Necâtî, Âhî, Zâtî, Figânî ve İshak Çelebi gibi şairlerin şiirleri arasında Fazlî'den bir gazel vardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti sevgilinin yüzünü kozmik ve kutsal imgelerle över. Matlada güneş, sevgilinin yüzündeki nurun âşığıdır; Tûr dağı bile o nurun parıltısından titremiştir. Tûr, Hz. Musa'ya ilahî tecellinin göründüğü dağdır ve sevgilinin yüzü bu tecelliye benzetilir. İkinci beytin terimleri dikkat çekicidir: "saḳf-ı merfū‘" (yükseltilmiş tavan) ve "Beyt-i Ma‘mūr" (göklerdeki mamur ev) Kur'an'daki Tûr sûresinin başında art arda anılan iki yemindir. Şairin matlada Tûr'u, ikinci beyitte de aynı sûrenin bu iki terimini kullanması tespitimizdir. Sevgilinin yanağı göğün şemsesine örnek olmuş bir şaheserdir; eşiğinin resmi de Beyt-i Ma'mûr'un temelidir. "Şemse" kelimesi hem güneşi hem tavan ve cilt süslemesindeki güneş biçimli motifi anlatır.
Üçüncü beyit kapalıdır. Kaza oku hedefini şaşırmaz; âşığın ah oku da öyledir. İkinci mısrada Hallâc-ı Mansûr anılır; "hallāc" kelimesi pamuk atan kişi demektir ve pamuk atmada kullanılan alete de yay denir. Hallâc adı ile yay kelimesinin bir araya gelmesi bu meslek anlamına dayanan bir tevriye kurar; bu çıkarımımızdır. Mısranın tam olarak kimin yayı çektiğini anlatıp anlatmadığı belli değildir. Dördüncü beyitte ney ve çengin nağmesi âşıkların kulağını öyle doldurmuştur ki kıyamet günü üflenecek Sûr'un sesini bile duymayacaklardır. "Naḳş" kelimesi burada nağme anlamında kullanılmıştır; bir mûsiki formunun da adı olduğu tespitimizdir. Son beyitte "faġfūr" hem Çin hükümdarının unvanı hem de Çin işi porselen anlamına gelir; ecel taşının kırdığı ömür kâsesi bu iki anlamı birlikte taşır. Bu tevriye tespitimizdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 354, gazel no. 118 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 383, vr. 4b); ayrıca s. 69 (redifler) ve s. 122 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






