Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātün Mef‘ūlü Fā‘ilātün / Müstef‘ilün Fe‘ūlün Müstef‘ilün Fe‘ūlün

İy pāk-ı ẕātuñ içre maḫfī ḳamu sıfātuñ
Rūşen-ṣıfāt içinde her-dem fürūġ-ı ẕātuñ
Ehl-i naẓar egerçi ne ‘aynıdur ne ġayrı
Hem ‘aynısın ḥaḳīḳat hem ġayrı kā’inātuñ
İcmāl içinde ṣūfī tafṣīli ol müşāhid
Eşcārı ‘ārif-iseñ żımnında gör nevātuñ
Vācib ne mümkin oldı mümkin ne gerçi vācib
Ḥayretdeyem velīkin naḳşında mümkinātuñ
Bir cür‘asından anuñ biñ Ḥıżr zinde-dildür
La‘lüñ ki menba‘ıdur ser-çeşme-i ḥayātuñ
‘Ayn-ı fenāda olsun meşhūd-u-bih-i bāḳī
Meftūnı olma zāhid cehl ile fāniyānuñ
Fażlī’ye vird ü vārid iy şeyḫ hep bir oldı
‘Arż itme aña luṭf it vird ile vāridātuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey bütün sıfatları tertemiz zatının içinde gizli olan; parlak sıfatlar içinde her an zatının ışığı görünür.

2. Gerçi nazar ehline göre kâinatın ne aynısısın ne gayrısı; hakikatte ise kâinatın hem aynısısın hem gayrısı.

3. Ey sofu, icmal (toplu hâl) içinde tafsilin (ayrıntının) seyircisi ol; arif isen ağaçları çekirdeğin içinde gör.

4. Vacip (varlığı zorunlu olan) mümkin olmadı, mümkin de gerçi vacip olmadı; ama mümkinatın (yaratılmışların) nakşı karşısında hayretteyim.

5. Dudağın ki hayat suyunun pınar başıdır, onun bir yudumundan bin Hızır diri gönüllüdür.

6. Fena (yokluk) hâlinin ta kendisinde müşahede edilen Bâkî olsun; ey zahit, cehaletle fânilerin tutkunu olma.

7. Ey şeyh, Fazlî için vird ile vârid hep bir oldu; lütfet, ona virdini ve vâridatını arz etme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir gazeldir. Özkat vezni iki kalıpla verir: aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün" ve aynı hece dizisini veren "müstef‘ilün fe‘ūlün müstef‘ilün fe‘ūlün". Mısralar ortadan ikiye bölünür ve her yarısı aynı ölçüde tekrarlanır. Redif tamlama eki olan "-uñ" sesidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ṣıfāt, ẕāt, kā'ināt, nevāt, mümkināt, ḥayāt, vāridāt" kelimelerindeki "-āt" sesiyle kurulur. Altıncı beyitteki "fāniyānuñ" kelimesi bu kafiyeye uymaz; bu tespitimizdir. Mahlas son beyitte geçer.

Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz on altıncı gazeldir ve Süleymaniye Kütüphanesi Âşir Efendi 314 numaralı mecmuanın 115a yaprağında bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre bu mecmuanın 106b-127b yaprakları arasında Fazlî'ye ait on yedi kaside, bir murabba, bir muaşşer, bir mersiye ve yedi gazel yer alır. Beşinci beytin ilk kelimesi nüshada "Bir" yerine "bu" biçimindedir. Altıncı beyitteki "meşhūd-u-bih" sözünün aslı "meşhūd-ün-bih"tir; Özkat, nüshadaki biçimin vezin gereği olduğunu belirtir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir sevgi şiirinden çok tasavvufî bir söylevdir ve hitap Allah'a yöneliktir. Matla, tasavvufun zat ve sıfat ayrımını işler: sıfatların hepsi zatın içinde gizlidir, zat da sıfatların aynasında her an parlar. İkinci beyit, Özkat'ın tezat sanatına örnek gösterdiği beyittir: nazar ehline göre Allah kâinatın ne aynısı ne gayrısıdır, hakikatte ise hem aynısı hem gayrısıdır. Bu, varlığın birliği düşüncesinin kendi içinde çelişki gibi görünen bir söyleyişidir. Üçüncü beyitte "icmāl" (toplu, özet hâl) ile "tafṣīl" (ayrıntı) karşı karşıya gelir; ağacın bütün dalları çekirdeğin içinde saklıdır ve arif bunu görebilen kişidir.

Dördüncü beyit kelâm ve felsefenin iki temel terimini kullanır: "vācib" varlığı zorunlu olan, yani Allah, "mümkin" ise var olması da olmaması da mümkün olan, yani yaratılmış varlıktır. Şair ikisinin birbirine dönüşmediğini kabul eder, ama yaratılmışların nakşı karşısında hayrete düşer. Beşinci beyitte gazelin dili birden sevgili söyleyişine döner: sevgilinin dudağı âb-ı hayatın pınar başıdır ve bir yudumu bin Hızır'ı diri tutar. Hızır'ın âb-ı hayattan içerek ölümsüzlüğe kavuştuğu inancı bu beytin zeminidir. Altıncı beyitte "fenā" (yokluk) ile "bāḳī" (kalıcı olan) ve "fāniyān" (fâniler) kelimeleri tezat kurar.

Son beyitte tasavvufun iki terimi bir araya getirilir: "vird" müridin düzenli olarak okuduğu dua ve zikir, "vārid" ise gönle Allah'tan gelen ilham ve manevî hâldir. Şair için bu ikisi bir olmuştur; bu yüzden şeyhten kendisine vird ve vâridat arz etmemesini, yani öğüt vermeye kalkmamasını ister. "Vird" ile "vārid" kelimelerinin aynı kökten gelişi beyitte bir iştikak sanatı kurar; bu tespitimizdir.

Kaynakça

  • Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 353, gazel no. 116 (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi 314, vr. 115a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 85 (söz sanatları) ve s. 118-119 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.

Çevrimiçi kaynaklar