Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Fā‘ilātü Mefā‘īlü Fā‘ilün
Buldum ṣaçuñda leyletü’l-isrā’ ḫaberlerin
Ṣordum lebüñe mu‘ciz-i ‘Īsā ḫaberlerin
Mecnūn oturdı yıllar ile baḳdı yollara
Bir kimse ṭoġrı virmedi Leylā ḫaberlerin
Bād-ı ṣabāya zülfi peyāmın getür didüm
Güldi getürdi başuma sevdā ḫaberlerin
Dīdāra ḳarşu durabilir misin iy göñül
İşitmedik mi Ṭūr’la Mūsā ḫaberlerin
Kirpiklerinüñ ‘askerini dizdi bir yire
Buyurdı Fażlī cānuma yaġmā ḫaberlerin
Günümüz Türkçesiyle
1. Saçında İsrâ gecesinin haberlerini buldum; dudağına İsa'nın mucizesinin haberlerini sordum.
2. Mecnun yıllarca oturup yollara baktı; kimse ona Leylâ'nın haberlerini doğru dürüst vermedi.
3. Saba rüzgârına "Onun zülfünden haber getir" dedim; güldü, başıma sevda haberlerini getirdi.
4. Ey gönül, (sevgilinin) yüzüne karşı durabilir misin; Tûr ile Musa'nın haberlerini işitmedik mi?
5. Kirpiklerinin askerini bir yere dizdi; ey Fazlî, canıma yağma haberlerini buyurdu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ḫaberlerin" kelimesidir; Özkat bu gazeli Arapça kelime redifli gazeller arasında sayar; "ḫaber" Arapça bir kelimedir. Kafiye "isrā', ‘Īsā, Leylā, sevdā, Mūsā, yaġmā" kelimelerindeki "-ā" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz otuz ikinci gazeldir ve Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi 412 numaralı mecmuada (vr. 7a) bulunur. Özkat'ın tanıtımına göre on yedinci yüzyılda istinsah edilmiş bu mecmuada Sâhib, Sun'î, Muhibbî, Fuzûlî, Adlî, Visâlî, Fevrî, Behiştî, Hayretî ve İshak Çelebi gibi şairlerin şiirleri arasında Fazlî'den bir gazel vardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti bir "haber" etrafında kurulur ve bu haberlerin çoğu peygamber kıssalarından ya da aşk hikâyelerinden gelir. Özkat matlaı, Fazlî'nin peygamberleri mucizeleriyle birlikte benzetme unsuru olarak kullandığı beyitlere örnek verir. İlk mısrada sevgilinin saçı, siyahlığı ve uzunluğu ile Hz. Peygamber'in gece yolculuğu olan İsrâ gecesine benzetilir; ikinci mısrada dudak, ölüleri dirilten İsa nefesinin haberini taşır. Saç-gece, dudak-can veren nefes benzetmeleri divan şiirinin yerleşik mazmunlarıdır. İkinci beyitte Leylâ ile Mecnun hikâyesine dönülür: Mecnun yıllarca yol gözler, ama kimse ona Leylâ'dan doğru bir haber getirmez.
Üçüncü beyitte saba rüzgârı, divan şiirinde sevgiliden haber getiren habercidir. Âşık ondan zülfün haberini ister; rüzgâr güler ve başına "sevdā" haberleri getirir. "Sevdā" kelimesi hem aşk tutkusu hem de kara safra ve siyahlık anlamına gelir; zülfün karalığı ile bu anlam arasındaki ilgi tespitimizdir. Dördüncü beyit, Hz. Musa'nın Tûr dağında ilahî tecelliye dayanamamasını hatırlatır ve gönle sevgilinin yüzüne karşı durup duramayacağını sorar. Son beyitte kirpikler bir ordu gibi dizilir ve canı yağmalamak için emir verilir; kirpik ile ok ve asker arasındaki benzetme divan şiirinde yaygındır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 363-364, gazel no. 132 (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Ktp. 412, vr. 7a); ayrıca s. 69 (redifler), s. 74 (peygamberler) ve s. 122 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






