Özgün Metin
Vezin: Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün
‘Āşıḳ dil ü cān ṣaḳlamaḳ cānāneden cānāneye
Yaḳmaġa şem‘e bāl ü per pervāneden pervāneye
Ḳış erdi çıḳ mey-ḫāneden gel oda ḳarşu odada
Nūş idelüm gelsün şehā mey-ḫāneden mey-ḫāneye
Muṭrib rübābı çalmada efsūn ider gūş idelüm
Billāhi zāhid başlama efsāneden efsāneye
Şāhā ḳadīmī saña ḳul olanları yād itmeyüp
Gel āşinālıḳ eyleme bīgāneden bīgāneye
Mecnūnlarına zülfüñi ol leyli zencīr eylese
İy dil ser-i mū degmeye dīvāneden dīvāneye
Zencīr-i zülfüñ Fażlī’ye Mecnūn’dan irdi yādigār
Bu silsile gelmiş durur dīvāneden dīvāneye
Günümüz Türkçesiyle
1. Âşığın gönlü ve canı bir canandan öbür canana saklaması (gibi), mumu yakmak için kanat da pervaneden pervaneye (geçer). (Beyit kapalıdır; Latîfî'deki "ṣalmaḳ" okunuşuyla ilk mısra "âşığın gönlü ve canı canandan canana atması" anlamına gelir.)
2. Kış geldi, meyhaneden çık, gel ateşin karşısındaki odada (şarap) içelim; ey şah, meyhaneden meyhaneye (şarap) gelsin.
3. Çalgıcı rebabı çalarken büyü yapar, dinleyelim; Allah için ey zahit, masaldan masala başlama.
4. Ey şah, eskiden beri sana kul olanları unutmayıp (yabancı saymayıp) gel, yabancıdan yabancıya aşinalık etme.
5. O gece saçlı (Leylâ gibi) sevgili zülfünü mecnunlarına zincir etse, ey gönül, bir divaneden öbür divaneye bir kıl ucu bile değmez (yetmez).
6. Senin zülfünün zinciri Fazlî'ye Mecnun'dan yadigâr kaldı; bu zincir divaneden divaneye gelmiştir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun recez bahrinden "müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Her mısra, aynı kelimenin "-den ... -e" kalıbında iki kez tekrarlanmasıyla biter: "cānāneden cānāneye, pervāneden pervāneye, mey-ḫāneden mey-ḫāneye, efsāneden efsāneye, bīgāneden bīgāneye, dīvāneden dīvāneye". Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar ve çift kafiyeli olduğunu belirtir. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz otuz beşinci gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Gazelin herhangi bir yazma nüshası Özkat'ın elinde değildir; metin iki basılı kaynaktan birleştirilmiştir. Latîfî'nin tezkiresinde üç beyit (1, 5 ve 6), Vasfi Mahir Kocatürk'ün Divan Şiiri Antolojisi'nde beş beyit (1, 2, 3, 4 ve 6) yer alır; Özkat iki kaynaktaki beyitleri birleştirip çeviriyazıya aktarmıştır. Matlaın ilk mısraı Latîfî'de "‘Āşıḳ dil ü cān ṣalmaḳ cānā neden cāneye" biçimindedir; ikinci mısranın ilk kelimesi Kocatürk'te "Yaḳmaġa" yerine "Yaymaga"dır; son beytin "gelmiş durur" sözü Latîfî'de "degmiş durur" diye geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin sanat değeri, her mısrada tekrarlanan "X-den X-e" kalıbının kurduğu çift kafiyededir. Özkat, Latîfî'nin Fazlî hakkında "ẕü'l-vecheyn ü ẕü'l-baḥreyn ẕü'l-ḳāfiyeteyn ġarrā ġazeller ve ġarīb beytler ve ‘acīb ṣan‘atlar itmişdür" dediğini aktarır ve bu sözün Fazlî'nin çift kafiyeli gazellerine işaret ettiğini söyler. Özkat'a göre Fazlî'nin iki gazeli (bu gazel ve tezkirelerden derlenen yüz kırkıncı gazel) Klasik Türk edebiyatında çok nadir görülen ẕü'l-ḳāfiyeteyn, yani çift kafiyeli biçimde yazılmıştır ve Latîfî de onun anlamı kuvvetlendirme ve şiiri mûsikîye yaklaştırma çabasını bu sözlerle değerlendirir. Gazelin en çok Latîfî'nin seçtiği beyitlerle tanınmış olması, tezkirecinin bu sanatı örneklemek için onu anmasından kaynaklanabilir; bu çıkarımımızdır.
Matla kapalıdır; Latîfî'deki "ṣalmaḳ" (atmak) okunuşu, âşığın gönlünü ve canını bir sevgiliden ötekine atmasını anlatır ve pervanelerin kanatlarını sırayla muma vermesine benzetilir. İkinci beyitte "oda ḳarşu odada" sözünde "od" (ateş) ile "oda" kelimelerinin aynı seslerle gelmesi bir cinas kurar; kış gecesinde ocak başında içilen şarap anlatılır. Bu cinas tespitimizdir. Üçüncü beyitte çalgıcının rebabı efsun eder, zahidin öğütleri ise masaldan masala atlayan boş sözlerdir. Dördüncü beyitte "yād itmek" sözü hem anmak hem de Farsça "yād" (yabancı) kelimesinden yabancı saymak anlamlarını çağırır; bu tevriye tespitimizdir. Şaha yöneltilen bu sitem, eski kullarını unutup yabancılarla dostluk kuran bir efendiye seslenir. Son iki beyitte zülüf bir zincirdir ve Mecnun'dan Fazlî'ye miras kalmıştır; "silsile" kelimesi hem zincir hem de bir soyun ya da tarikatın kuşaktan kuşağa geçen sırası anlamına gelir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, AKM, Ankara 2000, s. 434-435 (Özkat'ın aktarımıyla).
Akademik çalışmalar
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 365, gazel no. 135 (Latîfî tezkiresi s. 435 ve Kocatürk 1963 s. 100'den birleştirilmiş metin); ayrıca s. 69 (redifler), s. 71-72 ve 113-114 (çift kafiyeli gazeller), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Kitaplar
- Vasfi Mahir Kocatürk, Divan Şiiri Antolojisi, Ankara 1963, s. 100 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






