Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Açduġı-y-çün mācerā-yı eşkümi ṣaḥrālara
Dil uzatdı sū-be-sū ırmaġlar deryālara
Zülf-i fettānuñda vā-veylā ne ḥāletdür bu kim
Düşdi mecnūnuñ olup her leyli vā-veylālara
Ter terāneyle gül-i ter devridür sen ‘işret it
Zāhid-i ḫuşk olma ter düşse ḳuru ġavġālara
Rāy-ı ġarrādur disem ebrūña rāyum rāstdur
Cümle ārā’ ehli hep ḳā’il durur bu rālara
Şāh-bāz-ı ṭab‘um iy Fażlī hümā-pervāzdur
Yiridür ṭa‘līm-i pervāz eylesem ‘anḳālara
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözyaşımın macerasını sahralara açtığı (yaydığı) için ırmaklar her yandan denizlere dil uzattı.
2. Senin fitneci zülfünde, vay ki bu ne hâldir: her gece (leylî), senin mecnunun olup feryatlara düştü. ("Leylī" kelimesi hem "gece" hem Leylâ'yı çağrıştırır; beyit iki türlü anlaşılabilir.)
3. Taze nağmeyle taze gülün devridir, sen işret et; ter düşse (bile) kuru zahit olup kuru kavgalara (düşme).
4. Kaşına "parlak bir 'rā'" desem görüşüm doğrudur; bütün görüş sahipleri bu "rā"lara kaildir.
5. Ey Fazlî, tabiatımın şahbazı hüma gibi uçar; ankalara uçmayı öğretsem yeridir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yönelme ekiyle birlikte gelen "-lara" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "ṣaḥrā, deryā, vā-veylā, ġavġā, rā, ‘anḳā" kelimelerindeki "-ā" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel, Özkat'ın neşrinde yüz otuz üçüncü gazeldir ve Süleymaniye Kütüphanesi Âşir Efendi 314 numaralı mecmuanın 111b yaprağında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Neşirde hemen ardından gelen yüz otuz dördüncü gazel aynı mecmuanın aynı yaprağındadır ve aynı vezin, redif ve kafiyeyle yazılmıştır. İki gazelin matlalarının ikinci mısraları yalnız ilk kelimelerinde ayrılır ("Dil uzatdı" ve "Aḳın itdi"), ikinci beyitlerde "vā-veylālara", son beyitlerde "‘anḳālara" kafiyeleri ortaktır. Bu benzerlik tespitimizdir; iki gazelin aynı zeminde yazılmış birer deneme ya da aynı gazelin iki ayrı söyleyişi olabileceği çıkarımımızdır. Özkat bu konuda bir değerlendirme yapmaz.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir abartma (mübalağa) üzerine kuruludur. Âşığın gözyaşı sahralara yayılmış, ırmaklar da bu macerayı öğrenince denizlere doğru "dil uzatmış"tır. Özkat bu beyti "dil uzatmak" deyiminin geçtiği yerler arasında sayar. Irmakların denize uzanan biçimi dile benzetilir; deyim burada hem uzanmak hem de birine karşı söz söylemek, laf atmak anlamlarını birlikte taşır. Bu iki anlam tespitimizdir. İkinci beyitte "leylī" kelimesi hem "gece gibi kara" hem de Leylâ adını çağrıştırır; "vā-veylā" (eyvah) sözünün içinde de "Leylā" adının sesi duyulur. Zülfün fitnesi karşısında her gece mecnun olmuş ve feryada düşmüştür. Bu ses oyunu tespitimizdir.
Üçüncü beyitte "ter" (taze) kelimesi üç kez tekrarlanır ve "ḫuşk" (kuru) ile "ḳuru" kelimeleriyle tezat kurar: taze gül mevsiminde kuru zahitlik ve kuru kavga yakışmaz. Dördüncü beyit harf oyununa dayanır. Arap alfabesindeki "rā" harfi (ر) kavisli biçimiyle kaşa benzetilir; "rāy" (görüş), "rāst" (doğru) ve "ārā'" (görüşler) kelimeleri de bu harfin adıyla ses ilgisi içindedir. Bu harf ve ses oyunu çıkarımımızdır. Son beyitte şair kendi şiir yeteneğini avcı kuşların en değerlisi olan şahbaza benzetir; bu kuş, devlet kuşu sayılan hüma gibi yükseklerde uçar ve masal kuşu ankaya bile uçmayı öğretebilir. Bu övünme beyti, Fazlî'nin şiiri üzerine söylediği öbür sözlerle aynı havayı taşır.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 364, gazel no. 133 (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi 314, vr. 111b); ayrıca s. 69 (redifler), s. 91 (deyimler) ve s. 118-119 (nüsha tanıtımı), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






