Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Çün nefes itdüñ nefes iy şāh canlanmaḳ gerek
Olmuşam iḥsāna lāyıḳ ḥüccet ü bürhānla
Çünki ‘ahd itdüñ kerīm olan ider ‘ahde vefā
Ḳıl vefā lāyıḳ vefādur saña bu ‘unvānla
Ḥaḳ Te‘ālā cümle maḳṣūduñ müyesser eyleyüp
Devletüñ olsun ziyāde ‘ömr-i cāvidānla
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey şah, (bana) nefes ettiğine göre bu nefesle canlanmak gerek; delil ve burhanla ihsana layık oldum.
2. Madem ki söz verdin, kerem sahibi olan sözüne vefa eder; vefa kıl, bu unvanla sana vefa yaraşır.
3. Hak Teâlâ bütün maksatlarını kolaylaştırsın ve devletin ebedî bir ömürle artsın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış bir gazelin son üç beytidir. Özkat bu parçayı "hâ harfinde kafiyeli eksik gazeller" başlığı altında, ilk beyitleri eksik olanlar arasında verir ve başlığa koyduğu dipnotta bu gazellerin şair tarafından yarım bırakılmadığını, mecmualardaki sayfa eksikliklerinden dolayı bazılarının ilk, bazılarının son beyitlerinin kaybolduğunu açıklar. Parça, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine bölümündeki mecmuanın Fazlî divanı kısmında (vr. 249a) bulunur ve Özkat'ın neşrinde yüz otuz altıncı gazel olarak numaralanmıştır.
Redif "-la" ekidir; Özkat bu gazeli ek redifli gazeller arasında sayar. Kafiye "bürhān, ‘unvān, cāvidān" kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. İlk beytin ilk mısraı "canlanmaḳ gerek" sözüyle bittiği ve öbür mısrayla kafiyeli olmadığı için bu beyit matla değildir. Elimizdeki üç beyitte mahlas bulunmaz; son beyit bir dua ile biter. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Kalan beyitlerin dili bir sevgiliden çok bir büyüğe, bir hami ya da efendiye yöneltilmiş bir dilek dilidir: "şah" diye seslenilen kişiden ihsan beklenir, verdiği söz hatırlatılır ve parça devletinin artması için yapılan bir dua ile kapanır. Bu okuma çıkarımımızdır; parçanın kime yazıldığına dair kaynakta bir kayıt yoktur. İlk beyitte "nefes etmek" sözü hem söz söylemek hem de üflemek anlamlarını taşır; şahın nefesiyle canlanmak, ölüleri nefesiyle dirilten İsa'nın nefesini akla getirir. Bu çağrışım yorumumuzdur. "Ḥüccet" ve "bürhān" (delil, kanıt) kelimeleri, şairin ihsana layık olduğunu bir mantık diliyle ileri sürmesini sağlar.
İkinci beyitte "‘ahd" (söz) ve "vefā" kelimeleri ikişer kez tekrarlanır: kerem sahibi verdiği söze vefa eder ve "kerîm" unvanına yaraşan da budur. Şair, karşısındakini övdüğü sıfatla bağlayarak ondan sözünü tutmasını ister. Son beyit, Osmanlı medhiye geleneğinde kasidelerin dua bölümlerinde sık görülen bir dilekle biter: maksatlarının kolaylaşması ve devletinin ebedî ömürle artması.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 366, gazel no. 136 (Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Hazine, vr. 249a); ayrıca s. 62 (eksik gazeller) ve s. 68-69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
Çevrimiçi kaynaklar






