Özgün Metin
Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün
Ṭaġa düşsem yād-ı ruḫsāruñla eşkümden benüm
Ṭaġ rāġ u rāġ bāġ u bāġ pür ezhār olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Yanağını anarak dağa düşsem, gözyaşımdan dağ çayır, çayır bağ, bağ da çiçeklerle dolu olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış tek bir beyittir. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan beyitlerini gazeller bölümünün sonunda "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında toplar; Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Bu beyit o bölümde yüz kırk yedinci gazel olarak numaralanmıştır ve Riyâzî'nin tezkiresinden alınmıştır. Mısralar arasında kafiye yoktur ("benüm / olur"); Özkat bu beyti, başı ve sonu tespit edilemeyip tek beyit olarak kalmış sekiz parça arasında sayar. Beytin gazelin hangi yerinden alındığı, kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Özkat'ın aktardığına göre Riyâzî tezkiresinin Fazlî maddesi şairin adını Muhammed olarak verir, onu İstanbullu sayar ve "Kara Fazlî" unvanıyla tanındığını söyler; aynı maddede Fazlî'nin 971 yılında öldüğü ve Gelibolulu Âlî'nin onun ölümüne "Fażlī öldi" sözüyle tarih düşürdüğü de kayıtlıdır. Fazlî'nin eksiksiz ele geçen gazellerinin çoğu beş beyitliktir; Özkat'a göre yüz yirmi dört tam gazelin seksen üçü bu uzunluktadır. Tek başına kalan bu beytin ait olduğu gazelin uzunluğu ise bilinmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, âşığın gözyaşlarının bolluğunu anlatan bir mübalağadır. Âşık sevgilinin yanağını anarak dağlara düşse, döktüğü yaşlar çorak dağı sular; dağ çayıra (rāġ), çayır bağa, bağ da çiçeklerle dolu bir bahçeye döner. İkinci mısra bu değişimi basamak basamak sıralar ve her basamakta bir önceki kelimeyi tekrarlayarak ilerler: "ṭaġ rāġ u rāġ bāġ u bāġ pür ezhār". "Ṭaġ", "rāġ" ve "bāġ" kelimelerinin ses benzerliği mısraa iç kafiyeli bir ahenk verir. Bu tespitler bizimdir. Dağa düşmek, sevgiliden ayrı kalan âşığın Mecnun gibi ıssız yerlere çekilmesini hatırlatır; bu bağlantı yorumumuzdur. Divan şiirinde yanak (ruḫsār) güle benzetildiği için, onun anısıyla dökülen yaşların her yeri çiçeğe boğması da beytin içinde kendi gerekçesini taşır: gül yanağı anan gözler yeryüzünü gül bahçesine çevirir. Bu son yorum da bizimdir. "Düşmek" fiili de anlamlıdır: âşık dağa kendi isteğiyle gitmez, oraya düşer; söyleyiş onun çaresizliğini sezdirir. Bu yorum da bizimdir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 371, gazel no. 147 (Riyâzî tezkiresi); ayrıca s. 13 ve 21 (Riyâzî'nin Fazlî maddesi), s. 62 (tezkirelerdeki beyitler ve tam gazeller) ve s. 69 (tek beyitlik parçalar), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Riyâzî Mehmed, Riyâzü'ş-Şu'arâ, yazma, Millet Ktp., Ali Emîrî Kısmı nr. 765 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






