Özgün Metin
Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fe‘ūlün
Ḳanlar dökilür ḫançer-i bürrānuñ ucundan
Başlar kesilür zülf-i perīşānuñ ucundan
Ḳıl merhem-i vaṣluñla meded çāre ṭabībüm
Çāk oldı yürek nāvek-i hicrānuñ ucundan
Günümüz Türkçesiyle
1. Keskin hançerinin ucundan kanlar dökülür; perişan zülfünün ucundan (yüzünden) başlar kesilir.
2. Ey hekimim, yetiş, vuslatının merhemiyle bir çare kıl; ayrılık okunun ucundan yüreğim yarıldı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmış iki beyitlik bir parçadır. Özkat, Fazlî'nin tezkirelerde yer alan beyitlerini gazeller bölümünün sonunda "Tezkirelerde Müstakil Olarak Yer Alan Beyitler" başlığı altında toplar; Özkat'a göre bu başlık altındaki on dört parça yirmi beyit tutar. Bu parça o bölümde yüz kırk altıncı gazel olarak numaralanmıştır ve Riyâzî'nin tezkiresinden alınmıştır. Redif "-uñ ucundan", kafiye "bürrān / perīşān / hicrān" kelimeleridir; Özkat parçayı ek ve Türkçe kelimeden oluşan redifli gazeller arasında sayar. İlk beytin iki mısraı da kafiyeli olduğuna göre parça bir gazelin matlaı ile ondan sonraki bir beytidir; mahlas beyti yoktur. Bu çıkarımımızdır. Gazelin geri kalanı ve kime, ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Özkat'ın aktardığına göre Riyâzî tezkiresinin Fazlî maddesi şairin adını Muhammed olarak verir, onu İstanbullu sayar ve "Kara Fazlî" unvanıyla tanındığını söyler; aynı maddede Fazlî'nin 971 yılında öldüğü ve Gelibolulu Âlî'nin onun ölümüne "Fażlī öldi" sözüyle tarih düşürdüğü de kayıtlıdır.
Anlam ve Söz Sanatları
Parçanın bütün söyleyişi redifteki "ucundan" sözüne dayanır. Bu söz hem bir şeyin ucunu hem "yüzünden, sebebiyle" anlamını taşır. Hançerin ve ayrılık okunun ucundan kan dökülmesi gerçek anlama yakındır; zülfün ucundan baş kesilmesi ise hem "zülfün yüzünden" demektir hem de zülfün kendi ucunu hatırlatır. Bu tespitimizdir. Matlada sevgilinin silahları sıralanır: keskin (bürrān) hançer kan döker, dağınık (perīşān) zülf baş keser. Divan şiirinde zülüf âşıkların gönlünü bağlayan bir tuzak ya da zincirdir; burada bir cellat gibi baş kesmesi bu mazmunun en sert biçimidir. "Kan" ile "baş" kelimeleri ve "dökmek" ile "kesmek" fiilleri iki mısraı birbirine bağlar.
İkinci beyitte sahne bir hekim odasına döner. Sevgili hekim (ṭabīb), vuslat merhem, ayrılık bir ok (nāvek), âşığın yüreği de bu okla yarılmış (çāk) bir yaradır. "Ṭabīb", "merhem", "çāre" ve "çāk" kelimeleri arasında tenasüp vardır. Matlada yaralayan sevgili, burada iyileştirmesi beklenen kişi olur; bu, divan şiirinde derdi de dermanı da sevgiliden bekleyen âşığın bilinen tutumudur. "Meded" seslenişi beyte bir yardım çağrısı havası verir.
Kaynakça
- Mustafa Özkat, Kara Fazlî'nin Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Dîvânı (İnceleme-Tenkitli Metin), yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul 2005, s. 370, gazel no. 146 (Riyâzî tezkiresi); ayrıca s. 13 ve 21 (Riyâzî'nin Fazlî maddesi), s. 62 (tezkirelerdeki beyitler ve tam gazeller) ve s. 69 (redifler), https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5E/T0051713.pdf.
- Riyâzî Mehmed, Riyâzü'ş-Şu'arâ, yazma, Millet Ktp., Ali Emîrî Kısmı nr. 765 (Özkat'ın aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






